Psikoseksüel
gelişim, cinsiyet veya cinsel kimliğin gelişimini tanımlar. 3 bileşeni
vardır: Birincisi, insanoğlunun anne gibi veya baba gibi olduğuna veya
bana benziyor benzemiyor veya erkek ve dişiliğe yönelik iki
kategoriden birine ait olduğunun farkına vardığı erken farkındalığıdır.
Çok küçük çocukların sözel ifadelerinin sınırlı kapasitesi nedeniyle,
bu farkındalığın yaşını saptamak güçtür. 3 yaşına kadar çocukların
çoğu cinsiyetiyle uyumlu oyuncakları seçebilir, 4 yaşına doğru
gelişiminden beklenen cinsiyete uygun oyuncakları doğru oyuncakları
seçer (Rabban 1950). 2 yaşındaki çocukların 4/5’i “kız mısın erkek
misin?” sorusunu doğru yanıtlar, 3 yaşındaki çocukların yaklaşık %80’i
“bu oyuncağa mı (erkek oyuncak bebek şu oyuncağa mı (kız oyuncak
bebek) benziyorsun?” doğru yanıt verir. Aynı şekilde üç yaşında %80’i
“büyüyünce anne mi olacaksın baba mı olacaksın?” sorusuna yanıt
verirler (Levin ve ark. 1972). Bu birinci bileşen cinsel kimliğin
“çekirdek morfolojik kimlik veya anatomik kimlik” olarak
adlandırılabilir (Gren 1987).
İkinci bileşeni cinsiyet-tipi davranış, cinsiyet-rol davranışları diye
adlandırılır ki, populer olarak maskulinite ve feminite ifadesidir.
Bulunduğu kültürde çeşitli yaşlardaki erkek ve kızları ayırteden
etkinlikleri kapsar. Küçük çocuklar, birincil olarak oyuncak ve
etkinlik tercihleriyle kendini yansıtırlar. Oyun stillerindeki
farklılıklar ikinci yaşta başlar ve 3-4 yaşlarında daha sıklaşır (Gessell
1940, Rabban 1950, Hartap ve Zook 1960). Araştırıcılar bir yaşındaki
çocukta bile cinsiyete özgü oyuncak tercihleri olduğunu ileri
sürmektedir. Bir yaşındaki kızlar daha yumuşak (peluş gibi)
oyuncakları tercih ederken, erkek çocuklar araba ve robot gibi
oyuncakları tercih etmektedirler (Fagot 1974, Jacklin ve ark. 1973).
2-3 yaşlarında, serbest oyun ortamında izlendiklerinde, erkekler
arkadaşlarına karşı daha agresiftir (Pedersen ve Bell 1970) ve daha
kaba ve yuvarlanma gibi oyunlar oynarlar (Smith ve Connolly 1972). Bu
durum diğer kültürlerde de teyit edilmiştir.
Cinsel kimliğin üçüncü bileşeni; erotik ve romantik ilişkilere yönelmedir
ki bu cinsel yönelim (seksüel oryantasyon) olarak adlandırılır. Başlangıç
yaşına bakıldığında daha sorun oluşturur. Erotik fanteziler ergenliğin tipik
olarak ilk dönemlerinde başlar, ancak ergenlik öncesinde de erotik ilgiler
bildirilmektedir. Erotik ilgiler ve cinsel yönelim, cinsel kimliğin ilk iki
bileşeni ile yüksek korelasyon gösterir. Sonraki araştırmalar cinsel
yönelimin ergenlik öncesi olduğunu ileri sürmektedir.
PSİKOSEKSÜEL GELİŞİM İLE İLGİLİ ÇALIŞMALAR
Çalışmalar interseks olgular, anotomik olarak normal çocuklar, tipik ve
atipik davranış gösteren çocuklar ile cinsel tipik ve atipik erişkinlerin
geriye doğru sorgulayan araştırmalara yöneliktir.
Psikoseksüel gelişimi anlamaya yönelik büyük ilerlemeler, anatomik olarak
interseks çocukların araştırmalarından köken alır (Money ve ark. 1957). Bu
psodöhermafrodik bebeklerde anatomik ve fizyolojik cinsiyet kriterlerinde
birkaçında uygunsuzluk söz konusudur. Bunlar seks kromozomu, gonodal seks,
hormonal seks, iç üreme organlarının yapıları ve dış genital morfoloji
farklılıklarını içerebilir. Burada en önemli değişken psikolojik cinsiyettir
ki yukarıdaki değişkenlerin biri veya birkaçı ile uygunsuzluk görülür ki,
genellikle doğumda bebeğin cinsiyeti ile ilgili tereddütler oluşur. Sonuçta
yaşamın ilk yılında cinsiyete özgü sosyalizasyon yaşantıları, cinsiyetin
anatomik ve fizyolojik baskın görüntüsü üzerinden olur. Cinsel kimliğin ilk
bileşenin yani erkek veya kız oluşun farkındalığının çerçevesi ilk 2-3 yaşta
şekillenir. Bu periyoddan sonra temel kimlik elementinin irreversibl (geri
dönüşümsüz) olduğu gözlenir. İntersek olgularında doğru cinsiyetin tekrar
saptanması 2,5 yaşından sonra sonuçları değiştirmez.
Anatomik interseks veya anatomik normal çocuklardan çıkan sonuçları
genelleştirmek yanlış olabilir. Çünkü şüpheli genitallerle doğanlarda
prenatal interseks olgusu yanında çevrenin etkilerinin de ya da kabul
tarzının da etkileri vardır (Diamond 1965, Zuger 1970). Erkek veya kız
olarak zannedilen ve buna göre yetiştirilen çocuklar, ergenlikte karşı-cins
vücut değişikliklerini başlamasıyla, diğer cinse ait oluşa yöneltebilir.
Daha da ötesi monozigot ikizlerden birinde neonatal sünnet sonrası penis
kaybı olduğunda (intersek fenomeni taşımıyor), ampute penisli çocuk kız gibi
yetiştirildiğinde başarılı sosyalizasyon olabilmektedir. İlk bildirilerde,
bu erkek ikizin kızkardeşi olarak normal olarak cinsel kimlik sürdürdü
(Money ve Ehrhardt 1972). Ancak sonraki takiplerinde ergenlik ve erken
erişkinlikte kadın olduğu teyit edilmedi ve bu kişi şimdi erkek olarak
yaşamını sürdürmektedir (Diamond 1982, 1991).
Diğer interseks olgularında, sonraki cinsel kimlik üzerine prenatal endokrin
kompozisyon, özellikle 5-alfa redüktaz eksikliğinin (testesteronu
dihidrotestesterona dönüştürür) önemi ileri sürülmektedir. Kalıtsal bu enzim
eksikliği olanlar genitaller tamamen normal olmamasına rağmen, doğuşta kız
gözükürler. Kız gibi düşünülüp ona göre sosyalize olurlar. Pubertede
fallusun aşırı büyümesiyle virilizasyon ve erkek tipi göğüs ve kas gelişimi
olur. Sonrasında 2-4 yıllık dönemde erkek kimliğe dönüşür ve kızlara yönelik
erotik yönelimleri oluşur. Bu geçişin endokrin yorum şöyledir; prenatal
genital farklılaşma için dihidrotestesteron (yok) gerekli iken, pubertal
genital farklılaşma için gerekli değildir, testesteron (prenatl ve postnatal)
daha sonraki erkek kimliği yönlendirmede fötal beyni organize eder. Ancak
sosyalizasyonun etkisi de önemlidir.
CİNSİYET
FARKLILIKLARI VE DAVRANIŞLARI ÜZERİNE
HORMONAL ETKİLER
Önceleri adrenogenital sendrom diye adlandırılan Konjenital virilizan
adrenogenital hiperplazide (CAH) prenatal seks stereoidleri ile postnatal
seks-tipi davranışlar arasındaki ilişkiyi gösteren aşikar veriler vardır.
Burada prenatal dönemde başlayan adrenal glanddan aşırı androjen üretimi
vardır. Çocuklukta CAH’lı kızlar, hormonal olan kız kardeşleriyle
karşılaştırıldıklarında, daha sık kaba-yuvarlanmalı oyunlar ve sporla
uğraştıkları, daha az olasılıkla oyuncak oyununu tercih ettikleri
anne-babaları tarafından bildirilmektedir (Ehrhardt ve Baker 1974). Son
raştırmalarda, CAH’lı kızların gözlemlerde daha sık erkek oyuncak tipini
tercih ettikleri bildirilmektedir (Berenbaum ve hiNES 1992). Parelel olarak,
gebeliğinde Rhesus maymunlarına androjen enjeksiyonu yapıldığında, dişi
çocuklarının erkek tipi davranışlar sergilediğini bulmuşlardır (Young ve
ark. 1964). CAH’lı kadınların daha sonraki psikoseksüel gelişiminde, aşırı
androjeni baskılamak için doğumdan sonra kısa süreli kortizol tedavisi
uygulamış olsa bile, daha yüksek oranlarda biseksüalite ve homoseksüalite
gösterirler (Money ve ark. 1984).
Çalışmalarımızın sonuçları ile; gebelik sırasında öströjen alan annelerin
prepubertal erkekler daha az agresif ve daha az atletik olmaya meyilli
olduğu ileri sürülebilir. (Yalom ve ark. 1973).
KÜLTÜRLER ARASI BAKIŞ
Erkek çocuklar hareketli oyunlara meyilli iken, kız çocukları oyunvaklarla
oyuna eğilim gösterebilmektedir. Bazı kültürlerde subgruplarda yaşamın ilk
yıllarında karşıt-cins davranışlar gözlenmekte ve bu yaşam boyu
kalabilmektedir. Örneğin yerli Amerikan Kızılderililerinde Berdache buna
örnektir. Mohaveler arasında erkek çocuklar Shaman olabilmek için penisini
bacakları arasına geriye saklamakta ve kadınlara göstererek “ben de kadın
oldum” diye söylemektedir. Bu çocuklar erkeklerin oyuncaklarını ve
giysilerini red etmektedirler. Benzer olarak kız oyuncaklarını ve
giysilerini red eden kızlar vardır (Devereux 1937).
ERKEK VE KIZLARIN ÇOCUKLUĞUNDA KARŞIT CİNS DAVRANIŞLARI
Transseksüellerin çocuklukları geriye dönük incelendiğinde tamamına
yakınında karşıt cins davranışları dikkat çekmektedir. Aynı şekilde erişkin
homoseksüellerin çocukluk davranışları ile ilgili tanımlamalarında yüksek
oranda karşıt-cins ilgileri ve etkinlikleri gözlenmektedir (Harry 1982).
Çocukluktaki cinsiyet uygunsuzlukları daha sonraları erkek ve kadın
homoseksüalite için iyi bir yordayıcıdır.
Örnekler: Atipik davranışların başlangıcı:
Anne A.:
Yüksek topuklu ayakkabı giyip oyunlarla başladı… Her zaman benim yüksek
topuklu ayakkabılarımı giymek isterdi (yaklaşık 2.5 yaş civarında).
Anne B.:
İki yaşında iken, saçlarına toka takar ve havlu bağlardı. Feminen tavırları
olurdu. Küçüklüğünden beri bu tür davranmayı sever.
Oyuncak Bebeklerle Oyun
Doktor: En
çok hoşlandığı oyuncaklar nelerdir?
Baba:
Barbie, hepsi kız. İki tane oyuncak arabası var, hiç oynamaz.
Resim Çizimi
Anne: Oğlum
resimlerinde hep kız çiziyor. Erkek çocuk çizmeyi reediyor…
Arkadaş Gruplarının Alay Etmesi
Anne:
Oğluma “dışarı çık erkek arkadaşlarınla oyna” diyorum, oynamaya gittiğinde,
arkadaşları onunla alay ediyor ve onunla oynamak istemiyorlar.
Kız Olmayı İsteme Nedeni
Erkek Çocuk
(5 yaşında): Kız elbisesi giyiniyorum, makyaj yapıyorum çünkü kız elbiseleri
daha güzel, keşke kız olsaydım….
Daha küçük çocuklar diğer cinsiyetten olma dileklerini daha fazla ifade
ederler. Yaşça daha büyük çocuklar,cinsiyet değiştirmenin olanaksız olduğunu
öğrenmişlerdir ve/veya bu ifadeleri onaylanmaz.
Karşıt cinse ait oyuncak seçimleri oyun ortamı içinde de gözlenmektedir.
Çocuğu hem erkek hem kız oyuncakları olan odada oynamalarına izin
verildiğinde (aynalı odadan izlendiğinde); karşıt cins özellikleri gösteren
erkek çocuklar ve yaşça eşleştirilmiş kızlar, yaşça eşleştirilmiş erkek
çocuklara oranla daha benzer seçimler yaparlar. En iyi ayırt edici
oyuncaklar, giysili bebek oyuncaklar ve kamyondu (Gren ve ark. 1972).
“Erkek Fatma” davranışları gösteren kızlarda yapılan çalışmada çoğuna cinsel
kimlik bozukluğu tanısı almamıştır. “Erkek Fatma” davranışı kızlarla “Hanım
Evladı (sissies)) davranışı gösteren erkekler karşılaştırıldığında, erkek
Fatma yapısındaki kızların hiçbiri arkadaşları tarafından dışlanmazken,
hanım evladı yapısındaki erkek çocukların %18’i dışlanmıştır.
Olgu Örneği
Anne: Kız
olmak istemiyor. İki yaşındayken, “makete gidelim bana penis alalım” derdi.
4 yaşındayken “ben erkeğim” derdi.
Erkek çocuklara daha serbesti tanınması nedeniyle, kızlar erkek olmayı
isterim ifadeleri olabilir. Ayırt etmesi güç olabilir.
PSİKOLOJİK TESTLER
İnsan çizim testi ve oyun sırasında cinsel kimlik ile ilgili ipuçları
yakalanabilir.
ETYOLOJİ
Çocuklardaki atipik psikososyal gelişimde etyoloji tartışmalı kalmıştır.
Fizyolojik ve kalıtımsal katkılar yanında çeşitli psikodinamik ve sosyal
öğrenme kuramları ileri sürülmektedir.
Gelişimsel psikoloji araştırmalarının çoğu atipik gelişimi açıklayan
cinsiyet rollerinin kazanılması üzerinde durmaktadır. Çocuk için önemli olan
yetişkinler tarafından atipik cinsiyet gelişiminin pozitif pekiştirilmesi bu
tür davranışları açıklamada büyük atkı sağlamaktadır. Burada babanın rolüne
büyük önem verilmektedir. Bir çalışmada babanın-yoksun olduğu evlerde erkek
çocukların alışılmış maskülen davranışları daha az gösterdiğinden (Heherington
1966), diğer çalışmada ise erkek çocuklarda katı güç uygulan babadan
bahsedilmektedir (Biller 1981). Kızların atipik cinsel davranış
geliştirmesiyle ilgili araştırmalar kısıtlıdır.
15 yıllık uzunlamasına bir çalışmada, erkek çocuklarda annenin karşı-cins
davranışlara yönelik tutumları ile çocukların bu davranışları arasında
pozitif korelasyon bulunmuştur. Bu çalışmada, en azından başlangıçta anneler
erkek çocukların karşı-cins davranışlarına nötral veya destekleyici tutum
gösterdiklerinde, başlangıç değerlendirmede bu tür davranışlar daha yüksek
sıklıkta saptandı (Green 1987). Erkek çocuklardaki karşı-cins davranışların
boyutu gebelik sırasında babanın kız evlat beklentisi olup olmaması da
ilişkili bulunmuştur (Roberts ve ark. 1987). Ebevenler ile ilgili ,
özellikle annenin “erkek çocuğa kız gibi muamale” gibi popüler kuramlar
cinsiyet atipik çocuklu çok az ailede gözlenmektedir.
Klinik örneklemde karşı-cins davranışlarının ebeveyn tarafından pozitif
pekiştirilmesi üzerine aşırı yorumlamalarla ilgili araştırmalar sınırlıdır.
Klinik deneyimlerimde, cinsel kimlik bozukluğu olan erkek çocukların
ailelerin yaklaşık %20’sinde; aile fotoğraf albümlerinde küçük çocukken
karşı cinse ait giyimler gözlenmektedir. Eşleştirmiş normal grubun
hiçbirinde böyle bir durum söz konusu değildi. Klinik olmayan çalışmalar
metaanaliz edildiğinde ebeveynin cinsiyet sosyalizasyonunda “cinsiyete özgü
davranışların yüreklendirildiği” bildirilmektedir.
Green tarafından yapılan araştırmada baba-erkek çocuk ilişkilerinin
karşı-cins davranışların edinmesinde (daha sonraki cinsel yönelimde değil)
önemli bir parametre olduğu vurgulanmaktadır. Erkek çocukların cinsiyete
özgü davranışlarının, ilk 4 yılda çocuğun babayla geçirdiği veya paylaştığı
zamanın daha az olduğu dikkati çekmektedir. İlaveten iki erkek çocuklu
ailelerde erkek çocuğun birinde bu sorun var ise, babanın bu çocukla daha az
zaman geçirdiği gözlenmektedir (Green 1987).
Atipik cinsel gelişime psikodinamik yaklaşımlar erkek çocuklar için
gelişimin ayrışma-bireyselleşme evresindeki annenin daha özgün rolü üzerine
bakmaktadır. Stoller’in çalışmasında; yaşamın ilk yıllarında çocuğun
ayrışmasını ketleyecek düzeyde aşırı anne-çocuk cilt teması olduğu bulundu.
Başka çalışmalarda ayrılık kaygısı belirgin olarak belirtilmiştir (Coates ve
Person 1985).
Erkek çocuğun fiziksel çekiciliği de cinsel kimlik üzerine etkili
olabilir. Stoller karşı-cinse görünüş ile ilişkili annenin tanımlamalarının,
erkek çocukların belirgin feminen oldukları yönündeydi. Dikkati çeken,
çocuklarının daha güzel yüzlü, güzel saçlı, hoş tenli, kibar davranışlı ve
özellikle büyük, keskin ve sulu gözleri olduğuna sıklıkla işaret ediyorlardı
(Stoller 1975). Başka bir çalışmada anne babalar daha güzel ve feminen
olduklarını belirtmişlerdir (Green 1987). Zucker yaptığı çalışmada 8 yaş
civarındaki bu erkek çocukların yüz-gövde fotoğraflarını kontrol grubu ile
karşılaştırdıklarında karşı-cins özelliği taşıyan erkek çocuklar daha
çekici, güzel ve sevimli olarak puanlanmıştır. Olasıdır ki bu çocukların
fiziksel çekicilik özellikleri, ebeveynin ve başkalarının feminen davranışı
pekiştirici yanıt paternlerini tetiklemektedir.
Atipik cinsel paternler gösteren kızları inceleyen araştırmalar
sınırlıdır. Kızlarda aşırı karşı-cins kimlik, aşırı mesafe koyucu anne
ilişkileri ve baba ile telafi edici özdeşleşme sonucu olabilir. Burada baba
tarafından Erkek Fatma davranışları da pekiştiriliyor olabilir.
SEKSÜEL OLARAK ATİPİK ANNE-BABALARIN ÇOCUKLARI
Anne-babanın cinsel kimliğinin çocuğun cinsel kimliği üzerine etkileri
açık değildir. Kanıların tersine, atipik cinsel kimliği olan ebeveynlerle
çalışmamda, çocukların cinsel olarak gelişimi atipik değildi (Green). 7
erkeklikten kadınlığa dönmüş, 9 kadınlıktan erkekliğe dönmüş transseksüel
ebeveynin yetiştirdiği 16 çocuğu değerlendirdim. Çocuklar 3-20 yaş
arasındaydı. Hiçbir çocukta homoseksüalite, biseksüalite, transeksüellik
veya travesti yoktu. Hiçbiri cinsel kimlik bozukluğu göstermiyordu (Green
1978).
%0 lezbiyen annenin 56 çocuğu ile 40 hetereseksüel annenin 48 çocuğunun
karşılaştırıldığı çalışmada; hiçbir çocukta cinsel kimlik bozukluğu
bulunmadı (Green ve ark. 1986):
FİZYOLOJİK KATKILAR
Erken cinsiyet-tipi davranışların gelişimine fizyolojik katkıların
etkileri, prenatal endokrin varyasyonlar ve genetik çalışmalardan köken
almaktadır. Birlikte yetişmiş erkek monozigot ikizlerdeki homoseksüel
oryantasyonda konkordans oranı %52 olarak bildirilmiştir (Bailey ve Pillard
1991): Bu oranlar dizigot ikizlerden (%22) ve ikiz olmayan kardeşlerden (%9)
daha yüksektir. Benzer oranlar kadınlarda da bildirilmiştir (Bailey ve ark.
1993).
Cinsel yönelimde prenatal stres kuramı strese maruz bırakılan gebe
rodentlerin erkek yavrularının daha az erkek davranışı göstermeleriyle
ilgili çalışmaya dayanır. Açıklayıcı bir kuramda stres durumunda adrenal
androjenler daha güçlü testiküler androjenlerle yarışır ve daha az
maskulinizasyon olduğu ileri sürülmektedir. Başka bir iddia da stresin fötal
testiküler enzim aktivitesini değiştirdiği yönündedir.
Ayrıca antimüllerian faktör (testislerden salınır) ve FSH, LH endokrin
farklılıklar ile ilgili araştırmalar vardır.
TEDAVİ
Aile eğitimine yönelik koruyucu yaklaşımlar, psikodinamik yönelimli
yaklaşımlar, davranış terapisi, aile terapisi, oyun terapisi ve eklektik
yaklaşımlar uygulanabilir. Maskülen ve feminen davranışlara karşı ebeveyn
tutumlarının düzenlenmesi, defisit olan baba-oğul ilişkilerinin düzenlenmesi
ve özdeşimin uygunlaştırılması uygulanabilir.
GİDİŞ
15 yılı kapsayan prospektif çalışmada karşı-cins özellikleri gösteren
erkek çocukların 2/3’ünde, ergenlik veya erken yetişkinlik biseksüellik ve
homoseksüalite gösterdiği görülmüştür (Green 1987). Ancak ayrıntılı ve
karşılaştırmalı çalışmalara gereksinim vardır.