Zeka; bireyin belli bir kültür içinde
yaşantısını sürdürüp uyum yapması için gerekli olan yeteneklerin bir örüntüsüdür
(Anastasi 1990).
Zeka; diğer şeyler arasında, akıl yürütme (mantıklı düşünme
yeteneği), plan yapma, problem çözme, soyut düşünme, karmaşık fikirleri kavrama, çabuk
öğrenme ve deneyimlerden öğrenme yeteneklerini içeren genel bir zihinsel kapasitedir. Bu yetenek
sadece kitaptan öğrenme, dar anlamda akademik bir beceri veya testten alınan yüksek puan anlamında
değildir. Daha çok çevremizdekileri anlamada varlıkları izleme, anlamlandırma veya ne
yapacağını aklında da biçimlendirme yetenekleri ile ilgili geniş ve derin bir
kapasiteyi yansıtır.
Zekanın iki yönü vardır. Soyut, potansiyel enerji olarak var olan, ölçülemeyen yönü ve
bu enerjinin davranışa dönüşümü olan, ölçülebilen ve gözlenebilen yönü. Zeka dolaysız
olarak gözlenemez ancak bazı açık davranışlardan yordanan bir kurultudur.
Araştırmacılar zekanın doğasını anlamak için çalışmalar
yapmaktadırlar. En çok sorulan sorulardan biri zekanın tek bir faktörden mi yoksa birkaç bileşenin
bir araya gelmesiyle mi oluştuğudur. İlk psikologlar (20. yy’ın başında) zekanın
g-faktörü (genel bilişsel yetenek) olarak adlandırılan genel bir mental faktörden oluştuğunu
varsayıyorlardı. Bu faktörün (g-faktörü), zekanın her bir yöndeki performansını
etkilediğini varsayarak, zeka testinin bu g-faktörünü ölçmeye yönelik olduğunu kabul
ediyorlardı. Daha sonraki araştırmacılar akıcı zeka ve kristalize zeka olmak üzere
zekanın iki çeşidi olduğunu öne sürdüler. Akıcı zeka, yeni problemleri ve yeni
durumları başarıyla ele alabilme yeteneğini, kristalize zeka ise bilginin saklanması,
beceriler, akıcı zekanın kullanılması ve deneyimlerden elde edilen stratejileri
kapsamaktadır. Araştırmacılar akıcı zekanın yaşla birlikte düştüğü,
kristalize zekanın yükselmeye devam edebildiği konusunda hem fikirdirler. Diğer bir kısım
bilim adamı ise zekanın daha çok bölümlerden oluştuğunu ileri sürmüştür. Howard
GARDNER belirli alanlarda olağandışı başarılar sergileyen insanların
yeteneklerini inceleyerek yedi değişik zeka alanı olduğunu savunmuştur. Bu zeka
alanlarının her biri diğerinden bağımsız olmasına karşın,
herhangi bir aktivite bu zeka alanlarından birkaçının aynı anda aktif hale geçirilmesiyle
oluşmaktadır.
1.Sözel-Dilsel Zeka: Dili etkili bir biçimde kullanma, kelimelerle ve seslerle düşünme,
dildeki karmaşık anlamları kavrayabilme, insanları ikna edebilme, dildeki farklı yapıları
fark edebilme, yeni yapılar oluşturabilme, farklı dilsel kalıplarla ilgilenme becerisidir.
Sözel-dilsel zekaya sahip olan insanlar;farklı kelimeleri,
sesleri, ritimleri dinler ve tepkide bulunur. Diğer insanların seslerini, dil üslubunu, okumasını
ve yazmasını taklit edebilir. Dinleyerek, okuyarak, yazarak ve konuşarak öğrenir. Cümleleri
dinler, yorumlar, farklı bir tarzda ifade eder ve söylediklerini hatırlar. Okuduklarını
anlar, özetler ve kolaylıkla hatırlar. Dinleyicileri konuşmaları ile etkiler. Dilbilgisi
kurallarını etkili bir biçimde kullanarak yazar. Kelime dağarcığı zengindir.
Farklı dilleri öğrenme becerisine sahiptir. Etkili dinleme becerilerine sahiptir. Sözel-dilsel
zeka becerileri; etkili okuma becerisi, kendini ifade edebilme becerisi, etkin dinleme becerisi, etkili konuşma
becerisi, yazma becerisini içerir.
2.Matematiksel-Mantıksal Zeka: Sayılarla çalışma, muhakeme etme,
tümevarım ve tümdengelim teknikleri ile düşünebilme, soyut ve sembolik problemleri çözebilme,
kavramlar, düşünceler ve fikirler arası karmaşık ilişkileri algılayabilme
becerisidir. Matematiksel-mantıksal zekaya sahip olan insanlar; neden-sonuç ilişkilerini çok iyi
kurarlar. Somut cisimleri soyut sembolik ifadelere dönüştürebilirler. Mantıksal problem çözümlerinde
başarılıdır. Hipotezler kurar ve sınar. Bulmaca ve zeka oyunlarını sever.
Miktar tahminlerinde bulunur. Grafik ya da şekiller halinde verilen bilgileri yorumlar. Bilgisayar
programları hazırlar. Matematiksel-mantıksal zeka becerileri; sınıflandırma
yapabilme, tahminlerde bulunabilme, sıralama yapabilme, hipotezler oluşturabilme ve sınayabilme,
neden-sonuç ilişkileri oluşturabilme, muhakeme yapabilme, eleştirel düşünme
analiz-sentez yapabilme becerilerini içerir.
3.Görsel-Mekansal Zeka: Resimlerle, şekillerle düşünebilme, görsel dünyayı
algılayabilme, şekil, renk ve dokuları zihnin gözleriyle görebilme ve bunları sanatsal
formlara dönüştürebilme yeteneğidir. Psiko-motor becerilerin gelişmesiyle başlar, el-vücut-beyin
koordinasyonunun gelişimi küçük kas gelişiminin çalışmalarıyla geliştirilebilir.
Görsel ve mekansal zekaya sahip olan insanlar; görerek ve gözleyerek öğrenir. Kolaylıkla yön
bulma becerisine sahiptir. Grafik, harita, şekil ve modelleri yorumlayabilir. Dinlediklerinden zihinsel
objeler, hayaller, resimler üretir. Öğrendiği bilgileri hatırlamada bu zihinsel resimleri
kullanır. Çizmek, resim yapmak, boyamak ve modeller oluşturmaktan zevk alır. Üç boyutlu ürünler
hazırlar. Origami ve maketler hazırlar. Bir objenin farklı açılardan perspektifini
anlayabilir, onu zihninde canlandırabilir. Öğrendiği bilgileri somut ve görsel sunuşlara
dönüştürür.
4.Kinestetik-Bedensel Zeka: Aklın ve vücudun fiziksel performansla birleştirilerek
belli bir amaca yönelik faaliyetlerin sergilenebilmesi yeteneğidir. Kinestetik-bedensel zekaya sahip
olan insanlar zihin ve beden koordinasyonlarını etkili bir biçimde kullanırlar. Fiziksel işlerde,
görevlerde denge, zarafet, maharet ve dakiklik gösterirler. Çevresini, nesneleri, eşyaları
dokunarak ve hareket ederek inceler. Fiziksel beceri isteyen alanlarda (dans, spor gibi) yenilikler keşfeder
ve farklılıklar yaratırlar. Rol yapma, atletizm, dans, dikiş-nakış gibi
alanlarda yetenekleri vardır. Aktif katılımla daha iyi öğrenirler. Söylenenden daha çok
yapılanı hatırlarlar. Organizasyon yapma özellikleri gelişmiştir. Bulundukları
çevreye ve onu kapsayan sistemlere karşı duyarlıdırlar ve sorumlu davranırlar.
5.Kişilerarası-Sosyal Zeka: insanlarla birlikte çalışabilme, sözel
ve bedensel zeka dilini etkili bir biçimde kullanarak çok farklı karakterlere sahip insanlarla kolaylıkla
iletişim kurabilme, insanları yönetebilme, onlarla uyumlu çalışabilme ve insanları
ikna edebilme becerisidir. Sosyal zekaya sahip olan insanlar; yaşıtları ile ya da farklı
yaş grupları ile birlikte olmaktan zevk alırlar. Diğer insanların duygularına
karşı duyarlıdırlar. Diğer insanları konuşmalarıyla etkilerler. Grup
ve takım çalışmalarından iyi ve nitelikli ürünler çıkarırlar. Farklı kültürlere
ve farklı yaşam tarzlarına çok meraklıdırlar. Toplumsal ve politik sorunlarla
ilgilenirler. Güçlü bir espri yeteneğine sahiptirler. Davranışlarının sonuçlarını
değerlendirebilirler. İnsanların her türlü davranışını kabul edicidirler.
Sözel ve bedensel dili etkili biçimde kullanırlar. Farklı ortamlara, farklı insan topluluklarına
girdiklerinde kolaylıkla uyum sağlayabilirler. İnsanları organize etme yetenekleri vardır.
Liderlik özellikleri vardır.
6.Kişisel-İçsel Zeka: Kendimiz hakkındaki duygu ve düşünceleri
şekillendirebilme, yaşamı sürdürebilme ve yaşadıklarımızdan öğrendiklerimizle,
hayat felsefemizi oluşturabilme, yaşamımızı bu yönde planlama, kişisel istek ve
hayaller oluşturabilme becerisidir. Kişisel zekaya sahip olan insanlar; yalnız kalmaktan hoşlanırlar.
Yaşadıkları her olay veya deneyim üzerinde çok fazla düşünürler. Kendi içlerinde bir
değer ve anlayış sitemi oluştururlar. Her şeyde kendilerinden bir şey ararlar.
Kendi duygu ve düşüncelerinin farkındadırlar. Kendilerini farklı tarzlarda ifade
edebilirler (yazar, ressam, heykeltıraş vb.). Yaşam felsefelerini oluşturmaya yönelik bir
arayış içindedirler. Bireysel çalışmalardan zevk alırlar. Yaşamlarında
motivasyon kaynakları, hedefleridir. Kendileri üzerinde düşünmek için çok zaman harcarlar ve sürekli
bir kişisel değerlendirme süreci yaşarlar. İç dünyamızın özünde bizim
kendimiz ve diğer insanlar hakkındaki düşüncelerimiz, hayallerimiz, planlarımız ve
hayata bakışımız yer alır.
7. Müziksel-Ritmik Zeka: Sesler, notalar, ritimlerle düşünme,
farklı sesleri tanıma ve yeni sesleri ritimler üretme, ritmik ve tonal kavramları tanıma
ve kullanma, çevreden gelen seslere ve müzik aletlerine karşı duyarlı olabilme becerisidir. Müziksel
zekaya sahip olan insanlar; insan sesi ve çevreden gelen sesler gibi çok farklı seslere karşı
duyarlıdır, dinler ve tepkide bulunur. Müziği yaşamında kullanmak için fırsatlar
oluşturur. Seslere, nota ve ritimlere karşı özel bir ilgiye sahiptir. Müziği
hareketlerle birleştirerek farklı figürler ortaya çıkarabilir. Enstrümanlara karşı
ilgilidir ve kullanmayı kolaylıkla öğrenebilir. Orijinal müzik kompozisyonları oluşturabilir.
Ritim tutar. Seslere karşı duyarlılık, ritim tutma, özellikle 4-6 yaş arası çok
yoğundur. 4-6 yaş arasındaki çocukların zengin bir müziksel çevrede bulunmaları
daha sonraki müziksel yeteneğin gelişmesinde büyük önem taşır.