Çocuk ve
Ergenlerde Dikkat Eksikliği HiperaktiviteBozukluğunun
Alt Tipleri ile Sürekli Performans Testi Değişkenleri Arasındaki İlişki
Tümer Türkbay,Hakan Erman,Teoman Söhmen
Özet
Amaç: Bu çalışma,DSM-IV ölçütlerine göre dikkat eksikliği hiperaktivite
bozukluğu (DEHB) alt grupları ile SPT değişkenleri arasındaki ilişkinin araştırılması
amacıyla yapıldı. Yöntem: Çocuk Ruh Sağlığı
ve Hastalıkları bölümüne başvuran 7-16 yaşları arasındaki DEHB olan 53 çocuk
ve ergen (5 kız) araştırmaya alındı. Annelerine DSM-IV’ e dayalı Yıkıcı
Davranış Bozukluklarını Değerlendirme Ölçeği verildi. Çocuk ve ergenlere ise
SPT uygulandı. Bulgular: DEHB kombine tip %56.6 (n=30),
dikkatsizliğin baskın olduğu tip %20.8 (n=11) ve hiperaktivite-impulsivitenin baskın olduğu
tip %22.6 (n=12) olarak saptandı. Komorbid tanılar sıklık sırasına göre karşı
gelme bozukluğu %56.6 (n=30), davranım bozukluğu % 15.1 (n=8), öğrenme bozukluğu
%7.5(n=4) ve depresif bozukluk %3.8 (n=2) olarak sıralandı.
Yaş ile hedef uyaranı kaçırma (omission error) (r=-.57, p<.01)ve yaş ile yanıt oluşturma süresi arasında (reaction
time) anlamlı derecede negatif korelasyon bulundu (r=-, 46, p<.01). SPT değişkenlerinden
yalnızca hedef uyaranı kaçırma ile davranış bozuklukları değerlendirme ölçeğinin
dikkatsizlik faktörü arasındaanlamlı korelasyon
bulundu (r=.27, p<.05). Tartışma: Hedef uyaranı
kaçırma ile dikkatsizlik ilşkili bulunurken, basılmayacak yerde basma ileimpulsivite arasında ilişki saptanmadı. SPT’nin tanı
koyma aracı olarak değil, ancak tanıyı destekleyici bir test olarak kullanılabileceği
düşünüldü.
Anahtar sözcükler: Çocuklar, ergenler, DEHB, SPT.
Summary
Clinical utility of
the Continuous Performance Test in the diagnosis of attention deficit hyperactivity disorder
Objective: This study was aimed to determine
the relationship betweenthe Continuous Performance Test (CPT) variablesand subgroups of attentiondeficit
hyperactivity disorder (ADHD) according to DSM-IV. Method:The
participants were 53 children and adolescents (5 female) between the ages of 7 years and 16 years who were
referred to the department of child and adolescent psychiatry. Mothers were asked to complete the Atilla
Turgay’s Child and Adolescent Behavior Rating Scale which is a diagnostic measure based on DSM-IV. The
children and adolescents had were performed the CPT. Results: ADHD
combined type was diagnosed in 56.6% (n=30) of the subjects, while 20.8% (n=11) had inattentive type and 22.6%
(n=12) hyperactive-impulsive type. There were concurrently 30 (56.6%) children withoppositional defiant disorder, 8 (15.1%) children with conduct disorder,
4 (7.5%) children with learning disabilities, and 2 (3.8%) children with depressive disorder in order of the
frequency. A significant negative relationship was found between omission errors and age (r=-,57, p<.01)
and between reaction time and age (r=-, 46, p<.01). The only significant correlation occurred between
omission error and the Inattentive factor of the Behavior Rating Scale (r=,27, p<.05). Conclusion: As expected, omission errors correlated with
inattentiveness, but surprisingly, comission error did not correlate with impulsivity. We suggest thatCPT is not diagnostic tool, butit is support measure for the clinic diagnosis.
Key words: Children, adolescents, ADHD, CPT.
Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB) bireyin gelişimsel düzeyine uygun
olmayan dikkatsizlik, aşırı hareketlilik ve dürtüsellik ile karakterizedir. DEHB tanısı
genellikle anne-babadan ve öğretmenden çocuk hakkında alınan bilgilere ve görüşme odasında
çocuğun gözlemine dayanır. Bu öznel metotlarla tanı koyulması iki sorunu ortaya çıkarmaktadır:
Birincisi, bilgi kaynakları ve tipleri arasında tutarlılığın kısmen düşük
olmasıdır. Örneğin tekrarlayan çalışmalarda öğretmen formu ve anne-baba
hiperaktivite ölçeklerinde korelasyon sıklıkla düşük bulunmaktadır 1.
Benzer olarak çocukların görüşme odasında, evde ve okuldaki davranışları arasında
uygunluk az olabilmektedir 2. İkincisi, hiperaktivitenin kabul görür sınırları
çocuğun bulunduğu kültürle ilişkilidir 3. Daha da ötesi; tanının
teorik temelleri ve güvenilirliği alanında bir çok çözümlenmemiş sorunlar vardır 1.
Bu sorunlar göz önüne alındığında, hiçbir yöntem, gözlem veya davranış özelliği
tek başına tanı için yeterli olmamaktadır. Ayrıca objektif ve güvenilir laboratuar
testlerine (ölçümlere) büyük gereksinim vardır 4.
Günümüzde objektif testler gözden geçirildiğinde, aşırı hareketliliği
değerlendirmek için aktivite ölçerler 5, dikkat sorunlarını ve impulsiviteyi değerlendirmek
için Sürekli Peformans Testi 6 (SPT) (Rosvold ve ark 1956) ve Benzer Figürleri Eşleştirme
Testi 7 (Matching Familiar Figures Test) kullanılmaktadır. Dikkatin laboratuar olarak ölçümünde
en fazla kullanılanı SPT’dir. SPT’nin kullanımında ve yorumunda henüz bir standart
oluşturulmamasına rağmen, DEHB olan çocukları normal çocuklardan ayırmak için en
duyarlı ve güvenilir test olduğu düşünülmektedir 8.
Bu çalışmada
öznel ölçek olan DSM-IV9’e Dayalı Yıkıcı Davranış Bozukluklarını
Tarama ve Değerlendirme Ölçeği10 ile belirlenen DEHB alt grupları ile SPT değişkenleri
arasındaki ilişkinin araştırılması amaçlanmıştır.
Yöntem
Haziran 1998-Şubat 1999 tarihleri arasında GATA Çocuk Ruh Sağlığı ve
Hastalıkları polikliniğine anne-babası tarafından getirilen ve ilk defa DEHB tanısı
alan 7-16 yaşlar arasındaki 53 (48 erkek, 5 kız) çocuk ve ergen çalışmaya alındı.
Tanı anne-babadan alınan bilgilere ve görüşme sırasında yapılan gözlemlere
dayalı olarak kondu. Anne-babalardan çocukları için DSM-IV’e Dayalı Yıkıcı
Davranış Bozukluklarını Tarama ve Değerlendirme Ölçeği doldurmaları
istendi. Deneklere bilgisayar başında SPT uygulandı. Olguların hiçbirisi ilaç tedavisi
almıyordu. Epilepsi, psikoz, mental retardasyon, otizm ve major beyin anormalliği olanlar çalışmaya
alınmadı.
DEHB belirtilerine eşlik eden başka bozukluklar düşünüldüğünde, gerekli diğer
testler (Çocukluk Depresyon Ölçeği, Öğrenme Bozuklukları Tarama Ölçeği) uygulandı.
Kullanılan Ölçekler
ve Testler
DSM-IV’e Dayalı Yıkıcı Davranış Bozukluklarını
Tarama ve Değerlendirme Ölçeği: DSM-IV 9 tanı ölçütlerine
dayalı olarak Atilla Turgay 10 tarafından geliştirilen ölçek, dikkatsizliği
sorgulayan 9 madde, aşırı hareketliliği sorgulayan 6 madde, dürtüselliği sorgulayan
3 madde ve karşı olma bozukluğunu sorgulayan 8 madde ve davranım bozukluğunu
sorgulayan 15 maddeden oluşmaktadır.
Sürekli Performans Testi (SPT):Dikkatin sürdürülebilme
yetisini ölçen bu test uyaran akışı içinde rastgele meydana gelen değişikliklerin
izlenebilmesi esasına dayanır. Araştırmada kullanılan SPT bilgisayar monitöründe görünüp
kaybolan harflerle gerçekleştirilmektedir. Hedef uyaran olarak her “Z” harfinden sonra gelen “A”
harfi seçilmiştir. Hedef uyaranlar toplam uyaranın %36’sını oluşturmaktadır.
SPT’nin değerlendirilmesi bilgisayar tarafından gerçekleştirilmektedir ve elde edilen
parametreler şunlardır:
1.Doğru yanıt
sayısı: doğru yanıt verilen hedef uyaran sayısını verir.
2.Atlama (omission)
hata sayısı: kaçırılan hedef uyaran sayısını verir.
3.Hatalı basma
sayısı (comission): hedef uyaran dışındaki uyaranlara verilen yanıt sayısını
göstermektedir.
4.Doğru yanıt
latansı: deneğin hedef uyaranı saptaması ile yanıtın verilmesi arasındaki
ortalama süreyi belirtir.
5.Hatalı basma
latansı: deneğin hatalı yanıtlarının ortalama süresini verir.
Genel olarak
atlama skorları dikkatsizlik, hatalı basma skorları ise kontrolsüzlük(impulsivite) ile ilişkili olarak değerlendirilmektedir. Düşük
test sonuçları dikkatin sürdürülebilmesi ve konsantrasyon için gerekli temel yapıya ait bir
bozukluğu gösterebilir, ancak, dikkatin dağınık olması ya da hedef olmayan
uyaranlara uygunsuz tepkinin baskılanmamasından da etkilenir.
Bu testin süresi,
uyaranlar arası süre, uyaranların görülme sıklığı ve süresi, uyaranın
basit ya da karmaşık oluşu gibi özelliklerin testin duyarlılığında önemli
olduğu belirtilmektedir 8.
Verilerin istatistiksel olarak değerlendirilmesinde Kruskall-Wallis testi ve Pearson korelasyon
testi kullanıldı
Bulgular
Çalışmaya alınan çocukların yaş ortalaması 9.4 (± 2.2) yıldır. DSM-IV tanı ölçeğine göre deneklerin
%56.6’sı (n=30) DEHB kombine tip, %20.8‘i (n=11) dikkatsizliğin baskın olduğu tip ve
%22.6’sı (n=12) hiperaktivite-dürtüselliğin baskın olduğu tip olarak saptandı. Eşlik
eden bozukluklarsıklık sırasına göre: karşı
gelme bozukluğu %56.6 (n=30), enürezis nokturna %18.9 (n=10), davranım bozukluğu % 15.1 (n=8),
öğrenme bozukluğu %7.5 (n=4), depresif bozukluk %3.8 (n=2), %3.8 (n=2) enkoprezis ve %3.8 (n=2) tik
bozukluğu olarak saptandı.
Yaş ile hedef uyaranı kaçırma (omission error) (r=-.57, p<.01) ve yaş ile yanıt
oluşturma süresi arasında (reaction time) anlamlı derecede negatif korelasyon bulundu (r=-,
46, p<.01).
DSM-IV’e göre DEHB’nun üç alt tipine (kombine tip, dikkatsizliğin baskın olduğu
tip ve hiperaktivite-dürtüselliğin baskın olduğu tip) ayırt edilen çocuk ve ergenlerin
SPT değişkenleri karşılaştırıldığında; üç klinik alt tip
arasında istatistiksel alarak anlamlı farklılık bulunmadı (p>.05).
DSM-IV’e dayalı Atilla Turgay Yıkıcı
Davranış Bozukluklarını Değerlendirme Ölçeğinin alt faktörleri ile SPT değişkenleri
arasında ilişki düzeyine bakıldığında, SPT değişkenlerinden yalnızca
hedef uyaranı kaçırma ile dikkatsizlik faktörü arasında korelasyon saptandı (r=.27,
p<0.05). Diğer SPT değişkenleri ve ölçek alt faktörleri arasındaki korelasyonlar
tablo-1’de gözlenmektedir.
Tablo 1:DSM-IV’e dayalı Atilla Turgay
Yıkıcı Davranış Bozukluklarını Değerlendirme Ölçeğinin alt faktörleri
ile SPT değişkenleri arasındaki ilişki
Hedef
uyaranı kaçırma
Basılmayacak
yerde basma
Yanıt
oluşturma süresi
Dikkatsizlik
,273*
,109
,096
Hiperaktivite
,161
-,159
,071
İmpulsivite
,089
-,132
-,089
Hiperaktivite+
İmpulsivite
,156
-,183
,007
Karşı
gelme
,099
-,080
,116
Davranım
Bozukluğu
,137
-,055
,112
*
p<.05
Tartışma
Çocuklar ilkokulun ilk yıllarında hedef uyaranı kaçırma ve basılmayacak
yerde basma hatalarını ileri yaşlara göre daha sık yaparlar. Bu, çocukların
kendilerini kontrol (self-kontrol) düzeylerinin düşük olmasıyla ilişkilidir 4.
SPT’deki performansın yaş, zeka düzeyi ve cinsiyetten etkilenebileceği, özellikle 8-9 yaşlarından
itibaren çocukların performansında önemli bir değişme ve düzelme olduğu bildirilmiştir
11,12. SPT değişkenlerinin yaşla birlikte değiştiği doğrultusundaki
bulgularımızın önceki çalışmalarla uyumlu olduğu gözlenmektedir.
DEHB olan ve normal çocukların SPT sonuçlarının farklı olmadığına
ilişkin çalışmalar olmasına karşın 8,13, Rutter (1983) ve Forbes
(1985); tanıyla ilişkisiz olarak klinik ve normal gruplar arasında test sonuçlarında
anlamlı farklar olduğuna işaret etmektedir 14,15. Ne yazık ki çoğu çalışmada
SPT DEHB’nu diğer klinik grup hastalardan ayırmakta başarısız olmaktadır 16,17
Koriath 1985, Schachar 1988). Halperin ve arkadaşlarının (1992) yaptığı bir çalışmada
SPT değişkenlerininnormal çocukları, DEHB ve diğer
klinik tanılı gruplardan ayırdığını, fakat DEHB olan çocukları diğer
tanı gruplardan ayıramadığını bulmuşlardır 18.
Genel olarak hedef uyaranı kaçırma skorları dikkatsizlik, basılmayacak yerde
basma skorları ise dürtüsellik (impulsivite) ile ilişkili olarak değerlendirilmektedir 4,19.
Çalışmamızda hedef uyaranı kaçırma ile dikkatsizlik arasında korelasyon
saptanmasına rağmen, impulsivite ile basılmayacak yerde basma değişkeni arasında
ilişki saptanmadı. Bu sonuçlar çeşitli sebeplerden kaynaklanıyor olabilir: Birincisi, çalışmada
anne-baba bildirimine dayalı öznel ölçekle, SPT gibi objektif ölçeğin karşılaştırılmasıdır.
Yapılan bir çalışmada SPT ölçümleri ile ebeveyn veya öğretmen bildirimli davranış
değerlendirme oranları arasında zayıf bir ilişki olduğu bildirilmiştir 20.
İkincisi, SPT’nin DEHB olan çocuklarda klinik kullanım için optimize edilmemesi ile ilgili
olabilir 19. Hemen hemen tüm SPT türlerinde uyaran olarak harf veya rakamlar kullanılır.
Bu durum dil işleme becerileri ile SPT arasında kaçınılmaz karmaşaya sebep
olabilmekte, ayrıca sürekli uyaran olarak ekranda harflerin çıkması çocuğu sıkmaktadır.
Son zamanlarda dil işleme becerileri veya kısa bellek süresi sorunları gibi karıştırıcı
durumlarınarındırıldığı Dikkat
Değişkenlerini Ölçme Testi (The Test of Variables of Attention: TOVA ) geliştirilmiştir 21.
TOVA’da uyaranlar görece daha kısa süre ekranda kalmakta, uyaranlar arası süre daha kısa
ve testin toplam süresi daha uzun olmaktadır. Corkum ve Siegel (1993) bu özelliklerin özellikle DEHB
tanısı alanlar ile normal çocukların ayırımında daha önemli olduğunu
belirtmektedir 8.
Etkinlik seviyesindeki başarısızlık SPT’nin yararsız veya kullanışsız
olduğu anlamına gelmez. Klinisyenlerin istediği, tanının SPT testi veya diğer
testlerle kolayca konmasıdır. Çalışma sonuçları göstermiştir ki, SPT tanı
koyma aracı değildir fakat tanıyı destekleyici objektif bir testtir.
Kaynaklar
1.Barkley RA. Attention-Deficit Hyperactivity Disorder:
A Handbook for Diagnosis and Treatment. New York: Guilford, 1990.
2.Cantwell DP. Diagnostic evaluation of the hyperactive
child. The Hyperactive Child: Diagnosis, Management, Current Research Cantwell DP (ed.) New York; Spectrum
Publications, 1975;17-50.
3.Mann EM, Ikeda Y, Mueller CW, Takahashi A, Tao KT,
Humris E, Chin D. Cross-cultural differences in rating hyperactivity-disruptive behaviors in children. Am J
Psychiatry 1992; 149 (11): 1539-42i
4.Inoue K, Nadaoka T, Oiji A, Morioka Y, Totsuka S, Kanbayashi Y,
Hukui T. Clinical evaluation of attention-deficit hyperactivity disorder by objective quantitative measures.
Child Psychiatry and Human Dev 1998; 2(3): 179-88.
5.Porrino LJ, Rapoport JL, Behar D, Ismond DR, Bunney WE.
A naturalistic assessment of the motor activity of hyperactive boys. Arch Gen Psychiatry 1983; 40:681-7.
6.Rosvold HE, Mirsky AF, Sarason L, Bransome ED, Beck LH.
A continuous performance test of brain damage. J Consult Psychol 1956;20:343-50.
7.Kagan J. Reflection-impulsivity: the generality and
dynamics of conceptual tempo. J Abnorm Psychol 1966; 71:17-24.
8.Corkum PV, Siegel LS. Is the continuous performance
task a valuable research tool for use with children with attention deficit-hyperactivity disorder? J Child
Psychol Psychiatr 1993;34 (7): 1217-25.
9.American Psychiatric Association. Diagnostic and
Statistical Manual of Mental Disorders, fourth edition, Washington DC, 1994.
10.Turgay A. Çocuk ve Ergenlerde Davranım
Bozuklukları için DSM-IV’e Dayalı Tarama ve Değerlendirme Ölçeği (yayınlanmamış
ölçek), Integrative Therapy Instıtute, Toronto, Kanada, 1995
11.Parasuraman R, Davies D. Varieties of Attention.
Toronto, Academic Press, 1984
12.Zaimoğlu S, Karamürsel S, Gürvit H, Özgören
T, Kurdaş Z, Tumaç A, Berkem M. Olayla ilgili uyarılmış potansiyeller ve nöropsikolojik
test performansı: gelişimsel bir açıklama. Mualla Öztürk Çocuk Ruh Sağlığı
Sempozyumu’nda sözel bildiri olarak sunulmuştur, 1994.
13.Barkley RA. The ecological validity of laboratory and
analogue assessment methods of ADHD symptoms. J Abnorm Child Psychol 1991;19: 149-78.
14.Rutter M. Behavioral studies: questions and findings
on the concept of a distinctive syndrome. Developmental Neuropsychiatry Rutter M (ed.), Newyork:Guilford,
1983;259-79.
15.Forbes GB. The Personality Inventory for Children and
Hyperactivity: clinical utility and generalizability problems. J Pediatric Psychol 1985;10: 141-9.
16.Koriath U, Gualtieri CT, Van Bourgondien ME, Quade D,
Werry JS. Construct validity of clinical diagnosis in pediatric psychiatry: relationships between measures. J
Am Acad Child Adolesc Psychiatry 1985;24:429-36.
17.Schachar R, Logan G, Wachsmuth R, Chajczyk D.
Attaining and maintaining preparation: a comparison of attention in hyperactivite, normal, and disturbed
control children. J Abnorm Child Psychol 1988; 16: 361-78.
18.Halperin JM, Matier K, Bedi G, Sharma V and Newcorn JH.
Specifity of inattention, impulsivity, and hyperactivity to the diagnosis of attention-deficit hyperactivity
disorder. J Am Acad Child Adolesc Psychiatry 1992;31:190-6.
19.Forbes GB. Clinical utility of the test of variables
of attention (TOVA) in the diagnosis of attention-deficit-hyperactivity disorder. J Clin Psychol
1998;54(4):461-76.
20.Dupaul GJ. Parent and teacher ratings of ADHD symptoms:
psychometric properties in a community- based sample. J Clin Child Psychol 1991;20: 345-53.