Çocuk ve ergenlerde cinsel kötüye kullanım:
Klinik bulguları, olası sonuçları ve önleme
Tümer Türkbay, Gülay Söhmen, Teoman Söhmen
Özet
Çocuk ve ergenin cinsel kötüye kullanımı,
yetişkin bir kimsenin cinsel arzuları ve gereksinimi için çocuk veya ergeni,
cinsel bir nesne olarak kullanması olarak tanımlanmaktadır. Cinsel kötüye
kullanımın çocuk ve ergenlerde çeşitli olumsuz sonuçları vardır.
Cinsel kötüye kullanımın olası sonuçları; cinsellik üzerine etkiler,
emosyonel etkiler, depresif duygudurum, anksiyete, davranışsal etkiler, kişilik
değişiklikleri ve diğer etkilerdir. Bu yazıda cinsel kötüye kullanıma
uğramış çocuklar ve ergenlerdeki belirtiler, bulgular, olası sonuçlar ve
önleme yazın ışığında gözden geçirilmiştir. Cinsel kötüye
kullanımın çocuk ve ergen üzerine etkilerini bilmek; değerlendirme, önleme
ve tedaviyi planlamada önemlidir.
Anahtar sözcükler: Cinsel kötüye kullanım, çocuk ve ergen, klinik
etkileri.
Summary Sexual abuse of children and adolescents: Clinical
findings, possible effects, and prevention
Child and adolescent sexual abuse is defined as the use of a
child or an adolescent as an object of gratification for adult sexual needs and desires. There
are a variety of negative consequences of sexual abuse for child and adolescents. The possible
consequences of sexual abuse are sexualizing effects, emotional effects, depressed mood,
anxiety, behavioral effects, personality alterations and other effects. In this article, we
reviewed symptoms, findings, possible consequences and prevention in children and adolescents
who had sexual abuse in the light of literature. Understanding of the consequences of sexual
abuse on child and adolescent is important for assessment, prevention, and therapeutic
planning.
Key words: Sexual abuse, child and adolescent, clinical effects.
Çocuk ve ergenin cinsel kötüye kullanımı, yetişkin bir kimsenin cinsel
arzuları ve gereksinimleri için çocuğu cinsel bir nesne olarak kullanması
şeklinde tanımlanmaktadır (1). Araştırmacılar, çocuklukta ve
ergenlikte cinsel kötüye kullanımın nadir olmadığını düşünmektedir.
Geniş ölçekli bir araştırmada toplum örneklemindeki her on erkek ve her üç
kız çocuktan birinin onsekiz yaşından önce cinsel kötüye kullanıma uğrama
riski taşıdığı saptanmıştır (2). Bunların gerçek
oranları tahminlerden daha yüksektir; çünkü bunların tanınmaları zor
olmakta, aile veya çocuk tarafından çeşitli nedenlerle gizlenmektedir. Bu çocuk
ve ergenlerin çoğu suçluluk duyguları, utanma, ailelerinin dağılması,
kötüye kullananın tehdidi ve katı yasalar gibi korkular nedeniyle uğradıkları
istismarı açıklayamamaktadır. Çocuk ve ergenlerde cinsel kötüye kullanımın
ülkemizde de sanıldığının aksine daha yüksek oranlarda olduğu
sanılmaktadır. Trakya Üniversitesi'nde yapılan bir çalışmada aile içi
cinsel kötüye kullanım yaşantısının %1.4 oranında olduğu
bulunmuştur(3).
Cinsel kötüye kullanımın örseleyici etkilerinin çocuk ve ergenlerde daha sık
olması nedeniyle, bu olgularda daha doğru ve etkin girişimlerde bulunulabilmesi
için, ne gibi olumsuz etkiler yaptığının bilinmesi gereklidir. Bu yazıda
çocuk ve ergenin cinsel kötüye kullanımına işaret eden klinik belirti ve
bulguları, şimdiki yaşantısı ile yetişkinlik yaşamı üzerine
olası etkileri ve korunma yazın çerçevesinde gözden geçirilecektir.
Cinsel kötüye kullanıma işaret eden
klinik belirtiler ve bulgular:
Cinsel kötüye kullanıma işaret eden klinik belirti ve
bulguların tanınması fiziksel kötüye kullanıma oranla daha zordur. Ayrıca
çoğu olguda cinsel kötüye kullanımı kanıtlayacak fiziksel bulgular
yoktur. Özgün bulgular olmamasına karşın, çocuk ve ergenler kuşkuyu artırıcı
birçok davranış örüntüsü ve klinik bulgular gösterebilmektedir (4). Çocukla
ilgilenen kişinin cinsel kötüye kullanıma bağladığı veya
hekimin muayene sırasında dikkatini çeken fiziksel belirti ve bulgular şunlar
olabilmektedir; genital bölgedeki sıyrıklar, kaşınma, ağrı, yırtılmış
himen, vajina veya makat kanaması, perine yırtığı ya da çürükleri,
yürüme ve oturmadaki güçlüktür. Ayrıca çocuk ve ergenlerde cinsel yolla bulaşan
hastalıklar, tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonları, penis iltihabı veya vajinal
akıntı durumlarında cinsel kötüye kullanım olabileceği akılda
tutulmalıdır.
Çocuk ve ergenlerde cinsel kötüye kullanıma işaret eden bir çok davranışsal
değişiklikler gözlenmektedir. Davranışsal değişiklikler ile ilişkili
belirti ve bulgular yaşlara göre farklılıklar göstermektedir. Yaşlara göre
gözlenen davranışsal değişiklikler şunlardır (2, 4, 7):
Bebeklik - 4 Yaş:
· Tuvalet eğitiminde bozulmalar (idrar veya kaka kaçırma)
· Cinsel içerikli sözcüklerde artma
· Cinsel organları ile aşırı fiziksel uğraş
· Oyunlarında cinsel içeriğin fazlalığı (cinsel eylemlerin diğer
çocuklarla veya bebeklerle taklit edilmesi )
· Uyku bozuklukları
4 - 6 Yaş:
· Korku (yetişkinlerden, özellikle erkeklerden aşırı
derecede korkma)
· Cinsel içerikli sözcük ve davranışlarda artma (cinsel organları gösterme,
cinsel organları ile aşırı fiziksel uğraş veya açık
masturbasyon)
· Cinsel ilişkiyi ayrıntılı bilme (cinsel ilişkiye tanık olma
veya katılmadan kuşkulanılmalıdır)
7 - 12 Yaş:
· Okul başarısında düşme
· Korku (özellikle yetişkinlerden)
· Depresif belirtiler
· Travma sonrası stres bozukluğu belirtileri
· Yaşa uygun olmayan davranışlarda artma (anne ya da abla davranışı
gösterme)
· Cinsel konularla aşırı uğraşma
· Cinsel saldırganlık (başkalarını cinsel ilişkiye zorlama)
· Aşırı veya açıktan masturbasyon
Ergenlerde:
· Evden kaçma veya eve gitmede isteksizlik
· Duygulanımda dalgalanma
· Kendine zarar verme, özkıyım girişimleri
· İlaç ve alkol kötüye kullanımı
· Uygunsuz cinsel davranışlar (flörte erken başlama, kışkırtıcılık,
arkadaşlarını cinsel ilişkiye zorlama)
· Davranım bozuklukları (okuldan ve evden kaçma, yalan söyleme, çalma ve saldırgan
davranışlar )
Okul öncesi çocukların bilişsel ve dil gelişiminin yeterli olmaması
nedeniyle değerlendirilmeleri güçtür. Bu çocuklarda bu tür yaşantıları
oyunlar veya fantazilerle açığa çıkarmak mümkün olabilir (8).
Cinsel kötüye kullanımın çocuk ve
ergenlerin şimdiki ve yetişkinlik yaşantısı üzerine olası
etkileri:
Çocuklukta veya ergenlikte yaşanan cinsel kötüye kullanımın
şimdiki yaşantısına ilaveten yetişkinlik yaşantısı üzerine
de olumsuz etkileri olduğuna dair bir çok yayın vardır (9-11). Yapılan
bir çalışmada, çocukluğunda cinsel kötüye kullanıma uğrayanların
yetişkin yaşamlarında psikolojik sorun görülmesi, böyle bir öyküsü
olmayanlara oranla yaklaşık iki kat daha fazla bulunmuştur (12).
Cinsel kötüye kullanımın olası sonuçları şunlardır (2, 4, 13,
15).
1. Cinsellik üzerine etkiler
2. Emosyonel etkiler
3. Depresif duygudurum üzerine etkiler
4. Anksiyete şeklindeki etkiler
5. Davranışsal etkiler
6. Kişilik gelişimi üzerine etkiler
7. Diğer etkiler
1. Cinsellik üzerine etkiler:
Cinsel kötüye kullanıma uğramış çocuklarda,
büyük olasılıkla gözlenen en özgün cevap artmış cinsel davranışlardır.
Yapılan çalışmalarda bu çocukların, yetişkin veya diğer genç
çocuklarla daha sık cinsel ilişkiye girdikleri, arkadaşları ile cinsel içerikli
oyunlar oynadıkları ve hastaneye yatırıldıklarında sağlık
personeline karşı baştan çıkarıcı davranışlarda
bulundukları saptanmıştır (9-11, 16-19). Bu veriler "acaba cinsel
davranışlardaki artış, cinsellikle erken tanışma veya cinselliği
erken öğrenmenin sonucu mu oluşmuştur, yoksa cinsel kötüye kullanıma uğrayan
çocukların baştan çıkarıcı (sedüktif) bir yönü mü vardır ?
" sorusunu akla getirmektedir.
Kötüye kullananın birden fazla olması, kötüye kullanımın sık
olması, uzun süreden beri olması ve güç kullanılması çocuklarda
uygunsuz cinsel davranış gelişimini artırmaktadır (16, 20, 21). Ayrıca
yapılan bir araştırmada cinsel kötüye kullanıma ne kadar erken yaşta
maruz kalınmışsa uygunsuz cinsel davranış gösterme oranın daha
fazla olduğu saptanmıştır. Bu araştırmada özellikle 0-3 yaşları
arasında cinsel tacize uğrayanlarda aşırı cinsel davranışlar
ve teşhircilik anlamlı derecede yüksek bulunmuştur (21). Cinsel kötüye
kullanıma maruz kalan kızların erkeklere oranla daha fazla uygunsuz cinsel
davranışlar gösterdiği belirtilmektedir (16, 21). Cinsel kötüye kullanıma
uğramış kız çocuklarının arkadaşları arasında
cinsel ilişkiyi başlatma eğiliminin daha fazla olduğu ve davranışlarının
daha çok yetişkinin cinsel davranışlarını andırdığı
ileri sürülmektedir. Ergenlik döneminde ise kişilerarası ilişkilerde çoğu
davranışlarını cinselleştirerek diğer insanları kullanmaya
çalıştıkları belirtilmektedir (15).
Cinsel kötüye kullanıma uğramış çocukların bebekleri ile oynamaları
gözlemlendiğinde ve çizdikleri resimler incelendiğinde daha fazla cinsel içerikli
oyun, davranış ve çizimler sergiledikleri saptanmıştır (8, 22). Çocuklukta
cinsel kötüye kullanıma uğrama yetişkinlik yaşamında cinsellikten
korkma, karşı cinsle ilişkilerde sorunlar yaşama gibi cinsel yaşantı
üzerinde belirgin olumsuz etkilere yol açabilmektedir. Kadınlarda frijidite, vajinusmus
gibi cinsel sorunlar artmaktadır (23). Erkekler de ise sıklıkla cinsel kimlik
karmaşası gözlenmektedir (24).
2. Emosyonel etkiler:
Klinik çalışmalar, çoğu kurbanın cinsel kötüye
kullanım yaşantısından kendisini sorumlu tuttuğunu ve suçladığını
göstermiştir. Bu bulgular çocukların "isteseydim, arzu etseydim bu durumu
durdurabilirdim" düşüncesi olduğunu desteklemektedir. Eğer kötüye
kullanımda rıza ve baştan çıkarıcılık olmuşsa suçluluk
duygularının arttığı belirtilmektedir (25). Kurbanlarda yetersizlik
ve izolasyon duyguları gelişebilmektedir. Bir kısmında karşı
cinse güvensizlik gelişirken, bir kısmında ters etkiyle uygunsuz cinsel
nesneye çabuk bağlanmanın söz konusu olduğu bildirilmiştir (26).
3. Depresif duygu durum üzerine etkileri:
Cinsel kötüye kullanıma uğrayanlarda depresyon gelişme
riski artmaktadır (24, 27). Klinik gözlemlerde depresif duygudurumunun sıklıkla
kızgınlıkla birlikte olduğu görülmektedir (26, 28). Bu gibi çocukların
gelecek hakkında olumsuz düşüncelere ve düşük benlik saygısına
sahip olduğu saptanmıştır(26). Çocukluk döneminde cinsel kötüye kullanıma
uğramış olanların yetişkin dönemlerinde depresyon gelişme
riskinin arttığı belirtilmektedir (24).
4. Anksiyete şeklindeki etkiler:
Çocukluğunda cinsel kötüye kullanıma uğramış
yetişkinlerde anksiyete bozukluğu prevalansının yüksek olduğu
saptanmıştır. Yapılan araştırmalarda çocukluğunda cinsel kötü
kullanım öyküsü olanlarda yetişkinlikte daha sık olarak agarafobi, obsesif
kompulsif bozukluk ve sosyal fobi gibi anksiyete bozukluklarının ortaya çıktığı
bulunmuştur (24, 29). Anksiyete belirtileri; korku, bedensel yakınmalar, uyku örüntüsü
değişiklikleri ve kabuslar tarzında kendini göstermektedir. Bu belirtiler daha
çok travma sonrası stres bozukluğu ile uyumlu bir klinik tablodur. Çocuk olayı
canlı bir şekilde yeniden yaşamakta, gerginlik ve çabuk tepki verme gibi
belirtiler göstermektedir. Yapılan bir çalışmalarda cinsel kötüye kullanıma
uğramış grubun fiziksel kötüye kullanılan gruba göre daha fazla travma
sonrası stres bozukluğu tanı ölçütleri gösterdikleri belirlenmiştir
(30). Cinsel kötüye kullanıma uğrayan çocuk ve ergenlerde disosiyatif
belirtilerin sık olduğu saptanmıştır. Bu çocuk ve ergenlerin yetişkinlik
yaşamlarında disosiyatif belirtiler gösterme olasılıkları yüksektir
(31).
5. Davranışsal etkiler:
Cinsel kötüye kullanıma uğramış erkek çocuklarda
en sık görülen davranış tepkisi, saldırgan davranışların
gelişimi şeklindedir. Bu erkek çocuklarda davranım bozukluğu niteliğindeki
davranışlar sıklıkla gözlenmektedir. Bazı araştırmacılar
bunu, erkek kimliğini yeniden oluşturma olarak yorumlamaktadır (32). Kızlarda
gözlenen en sık davranış tepkisi ise, özkıyım ve kendine zarar
verme davranışlarıdır. Kendine zarar verici davranışlar
genellikle vücudunda sigara söndürme ve bileğini kesme gibi davranışlar
şeklinde kendini göstermektedir. Bazı araştırmacılar, bunun kendini
cezalandırma ve çekiciliği azaltmak amacı güttüğünü ileri sürmektedirler
(32). Yetişkin yaşamdaki kendine zarar verme ve özkıyım davranışının,
çocuklarda cinsel kötüye kullanıma maruz kalışla bağlantılı
olabileceği sıklıkla düşünülmüştür (33, 34). Kendine zarar verme
davranışı veya özkıyım düşünceleri olan yetişkin kadınları
değerlendirirken çocukluğunda cinsel kötüye kullanıma uğramış
olma olasılığı bir klinisyen tarafından gözardı edilmemelidir.
6. Kişilik gelişimi üzerine etkiler:
Çalışmaların çoğunda borderline kişilik
bozukluğuna sahip hastalar arasında çocuklukta cinsel kötüye kullanım sıklığının
yüksek olduğuna ilişkin bulgular vardır (35). Silk ve arkadaşlarının
yaptığı bir çalışmada, borderline kişilik bozukluğunun
gelişiminin "cinsel kötüye kullanımın süresi" ile ilişkili
olduğu belirlenmiştir. Devam eden cinsel kötüye kullanım, borderline kişilik
bozukluğu gelişme olasılığını artırmaktadır (36).
7. Diğer etkiler:
Heins ve arkadaşları yaptıkları bir araştırmada,
çocuklukta cinsel kötüye kullanımı takiben varsanıları araştırmışlar,
çocukluktaki cinsel kötüye kullanım sonrası varsanıların oluşabileceğini
ve bunların yıllarca sürebileceğini saptamışlardır. Burada gözlenen
varsanıların şizofrenideki varsanılardan farklı, yalancı varsanılar
olduğu belirtilmektedir (37). Yapılan bir çalışmada cinsel tacize uğramış
ergenlerde, daha sık olarak uyuşturucu madde kullanımı ve aşırı
alkol kullanımı olduğu saptanmıştır (38).
Çocuk ve ergenlerde cinsel kötüye kullanımı
önleme
Çocukların cinsel kötüye kullanımlarının
özellikle 7 yaşın altındaki çocuklarda anlamlı düzeyde saptanması,
bir çok girişim yöntemlerinin ve önleme programlarının geliştirilmesine
neden olmuştur (11, 39, 40). Etkili ve işe yarar programların geliştirilebilmesi,
anne ve babaların eğitilmesi ve uzmanlarla işbirliği yapmalarını
gerektirir. Bu eğitimde ailenin çocuğa öğretmesi gereken bilgileri Yalın
ve arkadaşları şöyle sıralamaktadırlar (7).:
a. Cinsel organları yaralandığı ya
da hastalandığında, yalnız doktorların veya ana babalarının
dokunabileceği öğretilmelidir.
b. Kendilerini cinsel açıdan kötüye kullanmak isteyen kişilere "hayır"
demeleri öğretilmelidir.
c. Rahatsız olacakları herhangi bir biçimde, kendilerine dokundurtmama hakkına
sahip oldukları öğretilmelidir.
d. Cinsel yönden kötüye kullanıma kalkışan biriyle karşılaştıklarında
oradan hemen uzaklaşmaları öğretilmelidir.
e. Cinsel yönden kötüye kullanıma uğramaları halinde, hiç bir zaman bunun
kendi suçları olmadığı öğretilmelidir.
f. Cinsel organlarına dokunan bir büyük ile ilgili "sır" saklamamaları
öğretilmelidir.
g. Cinsel yönden kötüye kullanıma kalkışan birisi ile karşılaştıklarında
"yüksek sesle bağırmaları" öğretilmelidir.
h. Cinsel kötüye kullanıma kalkışan biriyle mücadele etmede "vurma,
tekme atma" gibi davranışlar öğretilmelidir.
ı. Cinsel yönden kötüye kullanıldıklarını kime (anne ve babaya) ve
nasıl anlatacakları öğretilmelidir.
j. Cinsel organların anatomik isimleri doğru olarak öğretilmelidir. k. Cinsel
yönden kötüye kullanıldıklarını bildirdiklerinde bazen yetişkinlerin
inanmadıkları anlatılmalıdır.
Çocuğun kötüye kullanım sırasında yüksek sesle bağırmasının
bazen de olumsuz etkileri olabileceği unutulmamalıdır. Kötüye kullanan, bağırma
sırasında telaşlanıp kurbana zarar verme, hatta öldürme riski
bulunabilmektedir . Çocuğa cinsel ilişki tarif edilirken veya cinsel eğitim
verilirken nasıl ve nereye kadar bir eğitimin verileceği dikkatle planlanmalıdır.
Eğitim sırasında, yaşa uygun olmayan tarzda veya aşırı ayrıntılı
bilgi verilmesi, çocuğun cinselliğe merakında aşırı artışa
neden olabileceği unutulmamalıdır. Önleme programlarına çocuğa
cinsel davranışların öğretilmesini içeren konular konulacaksa, anne
babalara, çocuğun yaşa özgü cinsel davranış ve gelişim özelliklerinin
de anlatılması gerekmektedir Cinsel kötüye kullanım çocuk tedavi için
hekime getirildiğinde, eğer kötüye kullanım aile içerisinden birisi tarafından
yapılmışsa mutlaka çocuğun aileden uzaklaştırıp tedavi
edilmesi gereklidir. Sonuç olarak; çocuktan anamnez alımı ve fizik muayenesi sırasında
cinsel kötüye kullanım şüphesi uyandıran ifadelerin, davranışların
ve bulguların uzmanlar tarafından dikkatle değerlendirmesi gerekmektedir.
Cinsel kötüye kullanım açısından erken önlemlerin alınması, ve
tedavi çocuğu ileriye yönelik olumsuz etkilerden koruyacaktır.
Kaynaklar
1. Canat S. Ergenlerde aile içi cinsel taciz. Çocuk ve Gençlik Ruh Sağlığı
Dergisi 1994; 1(1):18-22.
2. Smith M, Bentovim A. Sexual abuse. Rutter M, Taylor E, Hersov L (ed.). Child and Adolescent
Psychiatry. Third Edition, Newyork: Science Ltd, 1994: 230-43.
3. Koten Y, Tuğlu C, Abay E. Üniversite öğrencileri arasında ensest
bildirimi. Özşahin A (yayın sorumlusu) XXXII Ulusal Psikiyatri Kongresi: 1996 Eylül
25-28; Ankara. GATA Basımevi 1996;154.
4. Hymel KP, Jenny C. Child sexual abuse. Pediatrics in Review 1996; 17 (7):236-49.
5. Foye HR, Sulkes ZB. Sexual abuse. Behrman RE, Kliegman RM (ed.). Nelson Essentials of
Pediatrics. Second edition, Philadelphia: W.B.Saunders Company, 1994: 81-83.
6. Fothergill J. Çocuğun kötüye kulllanımı. Pediyatrik İleri Yaşam
Desteği II. Bozkurt K (çev.). İstanbul: Turgut Yayıncılık ve Tic.A.Ş,
1994: 233-42, 1994.
7. Yalın A. Okul öncesi çocuklarda cinsel istismarı önleme programı. Çocuk
ve Gençlik Ruh Sağlığı Dergisi 1995; 2(1):19-27.
8. Everson MD, Boat BW. Sexualized doll play among young children: implications for the use of
anatomical dolls in sexual abuse evaluations. J Am Acad Child Adolesc Psychiatry 1990: 29
(5):736-42.
9. Beitchman JH, Zucker KJ, Hood JE, DaCosta GA, Akman D. A review of the short term effects
of child sexual abuse. Child Abuse Negl 1991;15:537-56.
10. Beitchman JH, Zucker KJ, Hood JE, DaCosta GA, Akman D, Cassavia E. A review of the long-term
effects of child sexual abuse. Child Abuse Negl 1992;16:101-18.
11. Green AH. Child sexual abuse: immediate and long-term effects and interventions. J Am Acad
Child Adolesc Psychiatry 1993;32 :890-902.
12. Hooper PD. Psychological sequelae of sexual abuse in childhood. Br J Gen Pract. 1990; 40
(330):29-31.
13. Kaplan HI . Sexual abuse. Kaplan and Saddock's Synopsis of Psychiatry, Kaplan HI, Saddock
B (ed.). 7 th edition, Williams and Wilkins, Baltimore, 1994:1788-95.
14. Fergusson DM, Lynskey MT, Horwood LJ. Childhood sexual abuse and psychiatric disorder in
young adulthood: I. Prevalance of sexual abuse and factors associated with sexual abuse. J Am
Acad Child Adolesc Psychiatry 1996; 35(10):1355-64.
15. Fergusson DM, Horwood LJ, Lynskey MT. Childhood sexual abuse and psychiatric disorder in
young adulthood: II. Psychiatric outcomes of childhood sexual abuse. J Am Acad Child Adolesc
Psychiatry 1996; 35(10):1365-74.
16. Adams J, McClellan J, Douglass D, McCurry C, Storck M. Sexually inappropriate behaviors in
seriously mentally ill children and adolescents. Child Abuse Negl 1995;19:555-68.
17. De young M. Sexual victimization of children. McFarland Jefferson (ed.). New York, 1984.
18. Kohan MJ, Pothier P, Norbeck JS. Hospitalized children with a history of sexual abuse:
incidence and care issues. Am J Orthopsychiatry 1987; 57:258-64.
19. Yates A. Childhood Sexuality. Lewis M (ed.). Child and Adolescent Psychiatry. Baltimore,
Williams and Wilkins, 1991: 195-215.
20. Friedrich WN, Grambsch P, Damon. The child sexual behavior inventory: normative and
clinical findings. Psychol Asses 1992; 4:303-11.
21. McClellan J, McCurry C, Ronnel M, Adams J, Eisner A, Strorck M. Age onset of sexual abuse.
Relationship to sexually inappropriate behaviors. Am Acad Child Adolesc Psychiatry
1996:35(10):1375-83.
22. Hibbard RA, Brack CJ, Rauch S, Orr DP. Abuse, feelings and health behaviors in a student
population. Am J Dis Child 1988;142:326-330.
23. Finkelhor D, Hotaling G, Lewis IA, Smith C. Sexual abuse in a national survey of adult men
and women: prevalence, characteristics, and risk factors. Child Abuse Negl 1990; 14 (1):19-28.
24. Mullen PE, Martin JL, Anderson JC, Romans SE, Herbison GP. Childhood sexual abuse and
mental health in adult life. Br J Psychiatry 1993; 163:721-732.
25. Summit RC. The child sexual abuse accommodation syndrome. Child Abuse and Negl 1983; 7:
177-93.
26. Elliott DJ, Tarnowski KJ. Depressive characteristics of sexually abused children. Child
Psych Hum Dev 1990; 21:37-48.
27. Bifulco A, Brown GW, Adler Z. Early sexual abuse and clinical depression in later life. Br
J Psychiatry 1991: 159:115-22.
28. Monck E, Bentovim A, Goodall G, Hyde C, Lwin R, Sharland E. Child sexual abuse: A
descriptive and treatment study. London: Her Majesty's Stationery Office, 1993.
29. Stein M, Walker J, Anderson G: Childhood physical and sexual abuse and with anxiety
disorders and in a community sample. Am J Psychiatry 1996:153:275-77.
30. Deblinger E, McLeer SV, Atkins M, Ralphe D, Foa E. Post-truamatic stress in sexually
abused, physically abused, and nonabused children. Int J Child Abuse Negl 1989: 13 (3):403-8.
31. Chu JA, Dill DL. Dissociative symptoms in relation to childhood physical and sexual abuse.
Am J Psychiatry 1990; 147:887-92.
32. Rogers CN, Terry T. Clinical interventions with boy victims of sexual abuse. Stuart IR and
Greer JR (ed.). Victims of Sexual Aggression: Treatment of children, Women and Men .Newyork:
Van Nostrand Reinhold press, 1984.
33. Romans S. Sexual abuse in childhood and deliberate self-harm. Am J Psychiatry
1995;152:1336-42.
34. Sedney MA, Brooks B. Factors associated with a history of childhood sexual experience in a
nonclinical female population. J Am Acad Child Psychiatry 1984; 23: 215-18.
35. Briere J, Zaidi LY. Sexual abuse histories and sequelae in female psychiatric emergency
room patients. Am J Psychiatry 1989; 146:1602-6.
36. Silk K. Borderline personality disorder symptoms and severity of sexual abuse. Am J
Psychiatry 1995;152:1059-64.
37. Heins T, Gray A, Tennant M. Persisting hallucinations following childhood sexual abuse.
Aust NZ J Psychiatry 1990; 24:561-65.
38. Singer MI, Patchers MK, Hussey D. The relationship between sexual abuse and substance
abuse among psychiatrically hospitalized adolescents. Child Abuse Negl 1989: 13(3):319-25.
39. Kolko DJ, Moser JT, Weldy SR. Behavioral-emotional indicators of sexual abuse in child
psychiatric inpatients: a controlled comparison with physical abuse. Child Abuse Negl 1988;
12(4):529-41.
40. Wurtele SK, Currien LL, Gillespie EI, Fraklin CF. The efficacy of a parent- implemented
program for teaching preschoolers personal safety skills. Behaviour Therapy 1987; 22:69-83.