ÖZET
Çocuk ve ergenin cinsel kötüye kullanılması, erişkinin
cinsel doyum amacıyla, çocuğu veya ergeni cinsel nesne olarak kullanması
şeklinde tanımlanmaktadır. Bu yazıda cinsel kötüye kullanıma uğramış
çocuk ve ergenlere klinik yaklaşım ve değerlendirme (öykü, fiziksel muayene,
laboratuvar testleri) gözden geçirilecektir. Anahtar Kelimeler: cinsel
kötüye kullanım, çocuk ve ergen, klinik yaklaşım.
SUMMARY CLINICAL APPROACH TO CHILD AND ADOLESCENT SEXUAL ABUSE
Child and adolescent sexual abuse may be defined as any sexual
contact between an adult and a sexually immature child for the purposes of the adult's sexual
gratification. This paper reviews clinical approach and evaluation (history, phsycial exam,
laboratory tests) to sexual abuse of children and adolescents. Key Words:sexual abuse, children and adolescent, clinical approach.
GİRİŞ
Çocuk ve ergenlerde cinsel kötüye kullanım, bir erişkinin
cinsel arzu ve gereksinimleri için çocuk veya ergeni cinsel bir nesne olarak kullanması
şeklinde tanımlanmaktadır (1). Araştırmacılar, çocuklukta ve
ergenlikte cinsel kötüye kullanımın nadir olmadığını düşünmektedir.
ABD'de 1976-1986 yılları arasında çocuk koruma kurumlarına bildirilen
cinsel kötüye kullanım olgularında dramatik artış gözlenmiştir;
1976'da bildirilen cinsel kötü kullanıma uğramış çocuk sayısı
10.000'de 0.86 iken 1986'da 10.000'de 20.89'a yükselmiştir (2). Bunun sebebi hekimlerin
cinsel örselenmeyi tanımada daha duyarlı hale gelmeleri ve bildirimlerin artmasıdır.
Tahminlere göre kızların %20'si, erkeklerin %9'u çocukluk ve ergenlik döneminde
uygunsuz cinsel davranışlara maruz kalmaktadırlar (3). Yapılan başka
bir geniş ölçekli araştırmada ise toplum örneklemindeki her 10 erkek ve her
3 kız çocuktan birinin onsekiz yaşından önce cinsel kötüye kullanıma uğrama
riski taşıdığını saptanmıştır. Bunların gerçek
oranları tahminlerden daha yüksektir, çünkü bunların tanınmaları zor
olmakta ve gizlenmektedir (4). Çocuk ve gençlerde cinsel kötüye kullanım ülkemizde
de sanıldığının aksine daha yüksek oranlardadır. Ülkemizde
Trakya Üniversitesinde yapılan bir çalışmada aile içi cinsel kötüye kullanımının
%1.4 oranında olduğu bulunmuştur (5).
Cinsel kötüye kullanımda çocuk için bir çok risk etmeni söz konusudur. Ancak bunlar
arasında en önemli rol oynayan ailesel etmenlerdir. Çalışmalarda, cinsel kötüye
kullanıma güvenli ailesel bağı olmayan bireylerde daha sık rastlandığı
gösterilmiştir. Zayıf anne-baba-çocuk ilişkisi, anne ve baba arasındaki
zayıf ilişkiler, koruyucu anne ve babanın bulunmayışı cinsel
taciz riskini artırmaktadır. Aynı şekilde çocukta bir psikiyatrik bozukluğun
bulunması (mental retardasyon gibi) çocuğun cinsel kötüye kullanım riskini
artırmaktadır (6, 7). Cinsel kötüye kullanım genellikle aşamalı
olarak gelişmektedir. Taciz yapan ilk önce arkadaşça ve dostça davranmakta,
sonrasında baştan çıkarma aşaması ile devam etmekte, daha sonra ise
sessizce zorlama ve baskı başlamaktadır (3). Cinsel tacize uğramış
çocuklarda cinsel örselenmeye uyum sağlama sendromu (child sexual abuse accommadition
syndrome) gözlenmektedir (2).
Bu sendromda sırasıyla şu aşamalar
gerçekleşir:
1. Başlangıçta cinsel kötüye kullanım
olayını gizleme (secrecy) söz konusudur. Bu durum, cinsel tacizi yapanın
"bu bizim sırrımız, kimseye söyleme!" tarzında yaklaşımı
veya tehdidi, çocuğun çevrenin kendisine inanmayacağı endişesi, aile içi
bir taciz ise ailenin dağılması endişesi gibi birçok nedenlerden
kaynaklanabilmektedir.
2. Bundan sonraki aşamada çocuk kendini çaresiz hisseder (helplessness).
3. Daha sonrasında çocuk kendini hapis olmuş (entrapment) hisseder ve sonrasında
duruma göreceli uyum (accomadition) sağlar.
4. Zamanla çocuk veya ergen gücünü toplayarak gecikmiş, çelişkili, içinde bizi
ikna edemeyen itirafı (delayed, conflicted, and unconvincing disclosure) gerçekleşir.
5. Sonrasında tekrar geri çekilme (retraction), hiçbir şey olmamış gibi
davranma sergilenir.
Cinsel kötüye kullanım iki gruba ayrılmaktadır:
1. Dokunmanın olduğu cinsel kötüye kullanım
tipleri: Vajinal, oral, anal cinsel ilişki veya cinsel organların okşanması.
2. Dokunmanın olmadığı cinsel kötüye kullanım tipleri: Teşhircilik,
çocuk önünde masturbasyon, pornografi vs.
Epidemiyolojik çalışmalar teşhircilik, uygunsuz okşama ve dokunmanın
olduğu cinsel kötüye kullanımın en yaygın görülen tipler olduğunu
göstermektedir. Bunu masturbasyon ve koitusun olduğu tipler izler. Koitusun olduğu
tiplerde olumsuz etkilenme daha fazladır (8).
Klinik görünümler:
Cinsel kötüye kullanıma uğrayan çocuklar,
üç temel belirti ile hekimin dikkatini çeker:
1. Davranışsal değişiklikler
2. Genital-rektal veya diğer tıbbi yakınmalar
3. Uygunsuz cinsel ilişkinin açıklanması 1. Çocuk ve Ergendeki Davranışsal Değişiklikler:
Cinsel kötüye kullanıma uğramış çocuk
ve ergenlerdeki en özgün davranış belirtileri artmış cinsel dışa
vurumlar ve davranım bozuklukları tarzında kendisini göstermektedir. Yapılan
çalışmalarda cinsel tacize uğramış çocukların daha sık
cinsel davranışlar gösterdiği belirtilmektedir. Bu çocukların yaşına
uygun olmayan cinsel davranışlar, teşhircilik, baştan çıkarma veya
oyunlarında cinsel içeriğin olması, erişkin veya diğer genç çocuklarla
daha sık cinsel ilişkiye girme davranışları gösterdikleri tespit
edilmiştir. Ayrıca bu çocuklarda, aşırı veya açıktan
masturbasyon, cinsel organları ile aşırı oynama, yetişkinlere veya çocuklara
uygunsuz sarılma ve öpme veya ergenlikte flörte erken başlama sık gözlenmektedir
(3, 9-12). Cinsel tacize uğramış çocuklar anksiyete ve depresyon belirtileri,
korku, bedensel yakınmalar, uyku örüntüsü değişiklikleri ve kabuslar tarzında
sorunlar yaşayabilir (13). Cinsel kötüye kullanıma uğramış erkek çocuklarda
en sık görülen davranış tepkisi, saldırgan davranışların
gelişimi şeklindedir. Erkek çocuklarda davranım bozukluğunun belirtileri
de sıklıkla gözlenmektedir. Kızlarda gözlenen en sık davranış
tepkisi ise, özkıyım ve kendine zarar verme davranışlarıdır.
Kendine zarar verici davranışlar genellikle vücudunda sigara söndürme, bileğini
kesme ve özkıyım girişimleri gibi davranışlar şeklinde kendini
göstermektedir (14).
Tablo I'de cinsel kötüye kullanıma işaret
edebilecek davranışsal değişiklikler yer
almaktadır:
Tablo I. Olası Cinsel Kötüye Kullanıma
İşaret Eden Davranışsal Değişiklikler
Davranım bozuklukları
Baştan çıkarıcılık
Fobiler
Öfke nöbetleri
Madde kötü kullanımı
Uyku bozuklukları
Saldırganlık
Sosyal çekilme
Gece kabusları
Kendine zarar verme
Depresyon
Yeme bozuklukları
Cinsel dışa vurumlar
Düşük kendilik değeri
Okul problemleri.
2. Genital-rektal veya diğer tıbbi yakınmalar:
Çocukla ilgilenen kişinin cinsel kötüye kullanmaya
bağladığı veya hekimin muayene sırasında dikkatini çeken
bulgular Tablo II'de sıralanmıştır:
Tablo II. Muhtemel Cinsel Kötüye Kullanıma Bağlı
Tıbbi İşaretler
Genital, anal veya üretral travma
Genital veya anal ağrı, kaşıntı, sıyrıklar,
kanama
Tekrarlayan üriner enfeksiyon, cinsel yolla geçen hastalıklar,
dizüri, veya akıntı
Vulvitis veya vulvovajinitis veya anal inflamasyon
Gebelik
Karın ağrısı, kronik kabızlık, ağrılı
dışkılama
Enürezis, enkoprezis
3. Uygunsuz Cinsel İlişkinin Açıklanması:
Muayeneler sırasında çocuk, cinsel kötüye kullanımı
hekime açıklayabilir. Aile içi cinsel kötüye kullanım, aile içinden biri veya
komşular tarafından ihbar edilebilir.
CİNSEL KÖTÜYE KULLANIMA KLİNİK
YAKLAŞIM
Çocukla Görüşme: Çocuktan mümkün olduğu kadar ayrıntılı öykü alınmalıdır.
Görüşme sırasında şunlara dikkat edilmelidir:
Çocuktan öykü alırken çocuk veya ergenle
yalnız
bulununuz, dostça ilişkili kurunuz ve destekleyici olunuz.
Tanışma sonrasında neden görüştüğünüzü
anlatınız ve görüşmenin amacını açıklayınız.
Çocuk veya ergen ile aynı düzeyde oturunuz. Görüşmeye
arkadaşları, okulu veya ilgileri hakkında yumuşatıcı konuları
sorarak başlayınız.
Ses tonunuzun ve yüz ifadenizin yargılayıcı
olmasından kaçınınız.
Onu tehdit edici konuşmalar yapmayınız.
Onun güvenini kazanınız ve konuştuklarınızın ikinizin arasında
kalacağına güvence veriniz.
Başlangıçta açık-uçlu sorular sorunuz.
Açık uçlu sorular şu şekilde olabilir: "Birileri sana hoşlanmadığın
bir tarzda dokundu mu?", "Birileri senin özel bölgelerine dokundu mu?",
" Nasıl oldu?", "Konuyu biraz daha açar mısın?", "Hatırladığın
başka birşeyler daha var mı?", "En son olan olayı bana
anlatabilir misin?".
Taciz olayından sonra ağrı, kanama veya
idrar yaparken yanma olup olmadığını sorunuz. Taciz yapanın ismini ve
tacizin nerede olduğunu öğreniniz.
Tekrarlayıcı sorulardan kaçınınız.
Açık uçlu soruların sorulması bitmiş
ve hala cinsel taciz olayı açığa kavuşmamışsa, daha özel
sorular sorunuz.
Görüşme sırasında çocuğun davranışlarını
gözlemleyiniz ve kaydediniz. Kayıtlarınızı çocuğun ifade ettiği
tarzda yazınız.
Görüşme sonlanırken çocuğa olan şeyleri
anlatmasının doğru bir davranış olduğu söyleyiniz.
Anne baba ile görüşme: Anne baba ile konuşurken çocuğu oyun odasına alınız.
Anne baba ile görüşme aile öyküsünü ve gelişimsel tıbbi öyküsünü içermelidir.
Fiziksel muayene: Cinsel
kötü kulanıma uğramış çocukların çoğunda major fiziksel
bulgular yoktur: Fizik muayene sırasında şunlara dikkat edilmelidir:
Cinsel taciz şüphesi olan çocuktan tıbbi
öykü alınırken ve fizik muayene yapılırken aceleci davranmamak
gerekir. Çocuğa ve ergene nasıl fizik muayene yapılacağı anlatılmalıdır.
Çocuğun özel bölgelerini çok nazik muayene
ediniz. Çocuğun kendi vücudunun bölgeleri için kullandığı sözcükleri
tanımlamasını isteyiniz.
Muayene konusunda ve çocuğun korkularıyla
ilgili sorularını cevaplandırınız.
Muayene sırasında anne-babasının
yanında bulunmasını isteyip istemediğini sorunuz.
Muayene sırasında üzerine örtü örtünüz.
Giysilerini çıkarırken odadan çıkarak ona saygılı davranınız.
Muayene sırasında basit aritmetik soruları,
bilemeceler, vb. sorular sorarak gevşemesini sağlayınız, konuşmalarınızla
yüreklendiriniz.
Genitallerin ve anüsun muayenesinde otoskop ve benzeri
cihazlar kullanılabilir. Erkek genitallerini ayakta veya yatarak muayene ediniz. Anüsü
muayene ederken anal dilatasyon nazikçe yapılmalıdır. Birçok prepubertal kızda
vajinal vestibülün, himenin ve dış genitallerin görsel muayenesi yeterlidir. Çoğu
kız için en uygun muayene diz-göğüs pozisyonudur. Bu muayenede başparmak ve
işaret parmağı ile labialar bilateral olarak tutulur ve dışa aşağıya
doğru nazikçe çekip ayırılır. Çocuğun istemsiz olarak pelvik
kaslarını kasması nedeniyle vajinal vestibül yapıları görülmeyebilir.
Labial traksiyon sırasında çocuğun gevşemesini sağlanmalıdır.
Çoğu çocuk diz-göğüs durumunda daha rahat eder. Bu pozisyonda noninvazif olarak
posterior himeni, vajinayı, anusü ve sıklıkla serviksi görmek mümkündür.
Cinsel tacizi takiben fiziksel bulgular:
Vajen dokusunun esnek ve travma sonrasında iyileşmesinin
çabuk olması nedeniyle çoğu olguda fiziksel bulgu yoktur. Vajenin parmakla
muayenesi dokuya zarar vermez. Bu nedenle normal genital muayene taciz belirtilerini değiştirmemektedir.
Ayırıcı tanıda önemli olan bir durum da kazalara bağlı olarak sıklıkla
kızlarda meydana gelen genitallerdeki yaralanmalardır. Ancak kazalara bağlı
oluşan genital yaralanmalarında sıklıkla klitoris, mons pubis ve labial
struktürler gibi anterior yapılar hasar görür. Genellikle straddle yaralanmalar (ata
biner tarzda) asimetriktir ve himen olaya katılmaz. Aksine penetrasyonun olduğu
cinsel tacizlerde doku hasarı primer olarak posterior kommissura, fossa navikularis, ve
posterior himendedir. Bu nedenle kızlarda cinsel taciz için yapılan fizik muayenede
posterior vestibul yapıları üzerinde odaklaşılmalıdır.
Penetrasyonlarda genellikle posterior himende U veya V şeklinde yırtıklar olur.
Cinsel tacize uğramamış prepubertal çocuklarda normal himenal açıklık
vardır. Fakat posterior himen defekt varlığında duhulün olduğu
cinsel tacizlerde himenal açıklığın aşırı derece genişlemiş
olması tanıya götürücüdür. Erkek çocuklar nadiren anormal bulgu gösterir. Eğer
bulgu varsa sıklıkla anus çevresinde yaralanma aranmalıdır. Penil ve
skrotal yaralanmalar sık değildir. Akut anal bulgular şunlar olabilir: şişme,
kızarıklık, abrazyonlar ve nadiren fissurlardır. Anal laserasyonlar
nadiren skar bırakırlar. Kronik ve tekrarlayıcı travmalarda anal deformite
veya tag olması, ampullada gaita olmaksızın 30 sn içinde 15 mm den fazla
dilatasyon oluşması veya tam dilatasyondan sonra anal katlantılarda kalınlaşma
ve düzensizlik gözlenebilir.
Laboratuvar Bulgular:
Cinsel yolla bulaşabilecek hastalıklar yönünden
araştırılmalıdır. HIV, hepatit B ve sfiliz serolojisi, niesseriya
gonore kültürü (vajina, rektum ve boğazdan), klamidiya trakhomatis (vajina, rektum) ve
trikomanis vajinalis araştırılmalıdır. Cinsel saldırıya
(tecavüz) uğramışlara 72 saat içinde adli jinekolojik muayene yapılmalıdır.
Tecavüze uğrayanlarda eğer abdominal duyarlılık veya rijidite var ise
vajinal veya rektal perforasyon düşünülmelidir. Vajinal veya rektal kanama varlığında
soğuk kompres konmalı yaşam bulguları izlenmelidir. Cinsel saldırıyı
takiben adolesanlarda cinsel yolla bulaşıcı hastalıklardan korunma (15):
Seftriakson 125 mg tek doz i.m + Metranidazol 2 gr tek doz oral + Oksisiklin 2x100 mg oral 7 gün
boyunca verilebilir. Aşılı değilse hepatit B aşısı yapılmalıdır.
Post pubertal kızlarda gebelikten korunmak için kontrseptifler verilebilir. Ovral (ethinyl
estradiol ve norgestrel) blastosit implantasyonunu engelleyerek etki eder. Önerilen doz ilk
72 saat içinde 2 tablet, 12 saat sonrasında tekrar 2 tablettir. Bulantı en sık
görülen yan etkidir.
Yaşanan olay nedeniyle çocuk ve aile suçlanmamalıdır.
Çocuğa kendisinin hatası olmadığı anlatılmalıdır. Çocuklara,
bazı çocukların başına da benzer şeylerin geldiği veya
gelebileceği anlatılmalıdır. Cinsel kötüye kullanıma uğramış
çocuklara uygun yaklaşımın sağlanması, çocuğun olayı çözümlemesi
ve sıkıntısıyla başa çıkması konusunda yardımcı
olacaktır. Bu sebeple cinsel kötüye kullanım olguları ile karşılaşan
hekimler nasıl davranacakları konusunda eğitimli olmalı ve klinik yaklaşımları
bilmelidir. Pediatristlerin bu olgularda çocuk ruh sağlığı uzmanlarıyla
işbirliği içinde olmaları gerekir.
KAYNAKLAR
1. Canat S: Ergenlerde aile içi cinsel taciz. Çocuk ve
Gençlik Ruh Sağlığı Dergisi, 1994; 1(1):18-22.
2. Leventhal JM, Çocukların cinsel örselenmesi,
Ankara Üniversitesi Çocuk İstismarı Sempozyumunda konferans, 25 haziran 1997 ,
Ankara.
3. Hymel KP, Jenny C: Child sexual abuse. Pediatrics in
Review 1996; 17(7):236-249.
4. Smith M, Bentovim A: Sexual abuse. Child and
Adolescent Psychiatry, Third Edition, Michael Rutter, Eric Taylor and Lionel Hersov (Ed),
Newyork, Science Ltd.1994;. pg.230-243.
5. Koten Y, Tuğlu C, Abay E: Üniversite öğrencileri
arasında ensest bildirimi. XXXII Ulusal Psikiyatri Kongresi Bildiri özetleri kitabı
1996; GATA. Ankara.
6. Fergusson DM, Lynskey MT, Horwood LJ: Childhood
sexual abuse and psychiatric disorder in young adulthood: I.Prevalance of sexual abuse and
factors associated with sexual Abuse. J Am Acad Child Adolesc Psychiatry
1996;35(10):1355-1364.
7. Fergusson DM, Horwood LJ, Lynskey MT: Childhood
sexual abuse and psychiatric disorder in young adulthood: II Psychiatric outcomes of childhood
sexual abuse. J Am Acad Child Adolesc Psychiatry 1996;35(10):1365-1374.
8. Baker AW and Duncan SP: Child sexual abuse. A study
of prevalence in Great Britain. Child Abuse Negl 1985; 9:457-467.
9. Beitchman JH, Zucker KJ, Hood JE, DaCosta GA, Akman
D: A review of the short term effects of child sexual abuse. Child Abuse Negl 1991;15:537-556.
10. Beitchman JH, Zucker KJ, Hood JE, DaCosta GA, Akman
D, Cassavia E: A review of the long-term effects of child sexual abuse. Child Abuse Negl
1992;16:101-118.
11. De young M: Sexual victimization of children. Child
abuse (ed.) McFarland Jefferson New York , 1984.
12. Yates A: Childhood sexuality. In: Lewis M.(ed) Child
Psychiatry; Williams and Wilkins, Baltimore , 1991; pg195-215.
13. Mullen PE, Martin JL, Anderson JC, Romans SE,
Herbison GP: Childhood sexual abuse and mental health in adult life. Br J Psychiatry
1993;63:721-732.
14. Rogers CN, Terry T: Clinical interventions with boy
victims of sexual abuse. in Stuart IR and Greer JR (eds), Victims of Sexual Aggression:
Treatment of children, Women and Men. Van Nostrand Reinhold, Newyork; 1984.
15. Centers for disease Control and Prevention: Sexually
transmitted diseases treatment guidelines.1993; 42:1-102.