1. Dikkat Eksikliği Hiperaktivite
Bozukluğu Nedir?
Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB)
nun temel özelliği, dikkat süresinin kısalığı, engellemeye yönelik denetim
eksikliği nedeniyle davranışlarda ya da bilişte ortaya çıkan ataklık ve aşırı
hareketliliktir.
Bunun sonucu olarak çocukta gelişimsel olarak aşağıdaki 3
temel sorun ortaya çıkmaktadır:
Kısa dikkat süresi
Yetersiz dürtü kontrolü
Aşırı hareketlilik
Tanı düzenli öğrenim için gerekli
dikkat süresi ve yoğunlaşmasının gelişmesinin beklendiği ilkokul yıllarında
konulmaktadır. DEHB nüfusun yaklaşık %3-6’sında gözlenir. Erkek / Kız oranı 3/1
‘dir.
2. DEHB’nun en sık belirtileri nelerdir?
Aşırı hareketlilik
Yerinde oturmada güçlük
Çok konuşma
Dikkatini sürdürmede güçlük
Dikkatin kolay dağılması
Sıklıkla bir şeyler kaybetme
Sınıfta sorulara sırasını beklemeden cevap
verme
Yönergeleri takip etmede güçlük
Sessizce oynamada güçlük
Oyunlarda sırasını beklemekte güçlük
Bir etkinlikten diğer etkinliğe kayma
Sıklıkla araya girme, sözünü kesme
Sıklıkla ne söylendiğini dinlememe
Tehlikeli etkinliklerle uğraşma
3. Nasıl
DEHB tanısı konur?
Tanı koyarken 2 ana yaklaşım var:
DSM-IV (APA, ABD)
ICD-10 (WHO, Avrupa)
ICD-10 öncelikle dikkat üzerine yoğunlaşmaktadır. Tanıda
DSM-IV kriterleri daha sık kullanılmaktadır.
DSM-IV kriterlerine göre DEHB’nun 3 tipi vardır:
Dikkat eksikliği baskın tip
Kombine tip
Aşırı hareketlilik ve impulsivite
baskın tip
Tanı için gözlenen belirtilerin ev ve okul gibi en az
İKİ ORTAMDAgözlenmesi gereklidir.
4. DEHB bir hastalık olarak düşünüle
bilinir mi?
Evrimsel görüşe göre DEHB bir kişilik tipi
veya başa çıkma şeklidir. DEHB olanlar farklıdır fakat hasta değildir şeklinde
varsayılmaktadır.
5. Yeni bir hastalık mı?
Hayır, tıbbi literatürde yüzyıldan daha
öncesinde saptanmıştır. Ünlü Alman öykü yazarı Hoffman çocuklar için yazdığı bir
şiirde DEHB olan bir çocuğu tanımlamaktadır.
6. Başka hangi isimlerle bilinir?
Minimal beyin disfonksiyonu (MBD) ve
hiperaktivite.
7. Nedenleri (etiyoloji) nelerdir?
Kanıtlanmış kesin bir neden gösterilemiyor. Bazı olası
nedenler şunlardır:
Genetik nedenler
Beyin hasarı
Nörotransmitterler
Gıda ve katkı maddeleri
Psikososyal etkenler
8. Genetik etiyolojiyi açıklar mısınız.
Şu anda en fazla kabul gören
varsayımdır. Frajil-X, fötal alkol sendromu, çok düşük doğum ağırlıklı çocuklar
ve daha seyrek olarak ta genetik kökenli tiroid bozuklukları gibi durumla DEHB
belirtileri gösterirler. Ancak böylesi olgular tüm DEHB olan çocukların çok
küçük bir bölümünü oluşturmaktadır.
Genetik çalışmalarda, özellikle
birinci ve ikinci dereceden akrabalarla yapılan aile çalışmaları hiperaktif
çocukların ailelerinde antisosyal kişilik bozukluğu, histeri, alkolizm ve madde
kullanımının daha sık olduğunu ortaya koymaktadır. Genetik konkordans monozigot
ikizlerde %51, dizigot ikizlerde %33 olduğu bildirilmektedir. Bu noktada
bulunmuş belirli bir gen yoktur, fakat araştırmalar sürmektedir. DEHB ve Tourette Bozukluğu olan çocuklar ve aileleri ile yapılan bir
çalışmada genetik geçişin serotonin metabolizması ile ilgili gen ile yarı
resesif yarı dominantolarak geçebileceği ileri sürülmüştür.
9. Beyin Hasarı etiyolojisini açıklar
mısınız.
Perinatal dönemde gizli ya da açık minimal
derecede MSS (merkezi sinir sistemi) hasarı olduğu belirtilmektedir. Bu hasara
yol açan toksik, metabolik, mekanik ve dolaşımla ilgili
nedenler olabileceği gibi MSS’yi etkileyen enfeksiyonlar da söz konusu olabilir.
Silik nörolojik belirtiler ve daha az olmakla birlikte bazı öğrenme
bozukluklarının olması ve özgün olmayan EEG bozuklukları ve epilepsi gelişme
olasılığının normalden daha yüksek olması bu hasarı kanıtlar niteliktedir.
Davranım bozukluğu, DEHB ya da iki tanının
birlikte bulunduğu ve davranış sorunları nedeniyle hastanede yatan çocukların
rutin EEG’lerinin tarandığı bir araştırmada, olguların %9’unda yavaşlama ya da
paroksismal deşarjların olduğu EEG sonucu elde edilmiştir. Bu konuda yapılan
diğer araştırmalarda da DEHB çocuklarda yaygın özgül olmayan EEG değişiklikleri
ve yavaş dalga etkinliğinde artma bildirilmiştir. Ancak hiperaktif çocuklarla
normal kontrollerin karşılaştırıldığı bir araştırma da ise gruplar arasında
anlamlı bir farklılık görülmemiştir. Klinik olarak nörolojik bozukluk kanıtının
olmadığı davranış sorunlarında rutin EEG taramasının sınırlı bir değeri
olmaktadır. Çeşitli araştırmalar da bildirilen EEG sonuçlarının DEHB’na özgül
olmadığı, bu çocuklarda MSS’nin olgunlaşmasındaki gecikmeyi gösterebileceği
kabul edilmektedir.
DEHB olan çocuklarda silik
nörolojik bulgular sık görülmektedir. Çocukların önemli bir bölümünde MSS’de
yapısal hasara ilişkin bir belirti yoktur. BBT sonuçları tutarsızdır. Korpus
kallosumun iki ön bölgesi olan rostrum ve rostral cismi DEHB olan çocuklarda
kontrollerden belirgin derecede küçük bulunmuştur. Bu bulgular DEHB’nda frontal
lob gelişimi ve işlevinde bozukluk olduğu kuramını desteklemiştir. Korpus
kallosumun splenial bölgesinin normal gelişim gösteren kontrollerden daha küçük
olması dikkatsizliği açıklayabileceği ileri sürülmektedir. DEHB’de temel
eksikliğin dürtülerin engellenmesindeki zorluk olduğu, bunun da prefrontal
korteksin dorsolateral kısmının dışı ile ilişkili olabileceği bildirilmektedir.
SPECT çalışmalarında sitriatumda bölgesel kan akımında azalma, duyu ve motor
bölgelerde ise artma olduğu gözlenmiştir. PET çalışmalarında DEHB olan
çocukların frontal loblarında beyin kan akımı ve metabolik hızda azalma olduğu
gözlenmiştir. Nörofizyolojik çalışmalarda frontal lobun daha alt merkezleri
baskılayıcı etkisinin bozulduğu ya da olmadığı ve retiküler aktive edici
sistemin dikkat merkezi üzerindeki etkisinin azalmasından söz edilmektedir.
Nörobiyolojik beyin
farklılıkları: Zametkin’sin 1990 çalışmaları ve çoğu çalışmalarda frontal lobda
deprese aktivite ileri sürülmektedir. Şimdiki teorilerden birinde “alınan
mesajları durdurmada ve sıraya koymada” problem yaşamayla ilgili görülmektedir.
10. Nörotransmitterler ile ilgili
varsayımlar nelerdir?
Tedavide kullanılan ilaçların etkilerinden
yola çıkarak nörotransmitterler de irdelenmektedir. En sık kullanılan ilaçlar
olan amfetaminler hem dopamin hem de norepinefrini
etkilediğinden her iki sistemde de işlev bozukluğu olabileceği ileri
sürülmüştür. Ancak genelde süreçten sorumlu tek bir nörotransmitter
belirlenememiştir.
Bozukluğun gelişmesinde temel bir etkiden
çok hazırlayıcı ve ortaya çıkışını hızlandırıcı etkilerden söz edilebilir.
Bozukluğu olan çocukların sıklıkla parçalanmış ailelerden geldiği, anne babanın
sürekli geçimsizliği ve anne babada sürekli bozukluk ile tek ya da ilk çocuk
olma oranının kontrollerden daha fazla olduğu bildirilmektedir. Yetiştirme
yurdundaki çocukların dikkat sürelerinin kısa ve aşırı hareketli oldukları
gözlenmiş, bunun uzun süre duygusal yoksunlukla ilişkili olabileceği ileri
sürülmüştür.
12. DEHB için Riskleri özetler misiniz:
Annenin gebelik öncesi ya da gebelik sırasındaki:
tıbbi durumu
duygusal zorluğu
sigara içmesi
alkol alması
doğum komplikasyonları
Çocuğun öyküsünde:
orta derecede kafa travması (belirgin ilişki)
gelişmede gecikme
öfke nöbetleri
enürezis
tikler
düşük doğum ağırlığı
13. Uzun süreli gidişi nasıldır?
Geçmişte DEHB’nun zaman içinde azalarak
ergenlik döneminde iyileştiğine inanılırdı. İzlem çalışmalarında bunun doğru
olmadığı görülmüştür. Bozuklukta 3 gidişten söz edilmektedir:
Gelişimsel gecikme (developmental delay)
(%30): Genç erişkinliğin erken döneminde belirtilerin kaybolduğu
gruptur.
Devamlılık (continual display)
(%40): Belirtiler çeşitli sosyal ve duygusal güçlüklerle erişkin
dönemde de sürer.
Gelişimsel bozulma (developmental
decay)(%30): DEHB bulguları yanı sıra
alkolizm, madde kullanımı ve antisosyal kişilik bozukluğu gibi
psikopatolojilerinin oluştuğu gruptur. Bu kötü gidişin en güçlü belirleyicisi
çocukluk döneminde DEHB’na komorbid olarak davranım bozukluğunun olması ve
aile içi çatışmaların olmasıdır.
Hiperaktivite yaşla birlikte azalmakta,
ancak dikkatsizlik ve dürtü denetim sorunları kalıcı olabilmektedir. Genellikle
ilk kaybolan aşırı hareketlilik, en son kaybolan ise dikkat eksikliğidir.
Remüsyonun 12 yaşından önce seyrek olduğu, genellikle 12 ile 20 yaşlar arasında
görüldüğü bildirilmektedir. Ancak olguların önemli bir bölümünde bozukluk kısmi
remüsyona girmekte ve duygu durum bozuklukları ile antisosyal ve diğer kişilik
bozukluklarının ortaya çıkışı kolaylaşmaktadır. Öğrenme sorunları sıklıkla
sürmektedir.
14. DEHB ile komorbidite gösteren
bozukluklar var mıdır?
Otizm: MPH stereotipik hareketlerde artış
yapabilir. Yüksek işlevli olguların faydalandığı düşünülmektedir.
Tourette sendromu (DEHB’luların %20’si tik
bozukluğuna, tik bozukluklarının ise %40-60’ı DEHB’una sahiptir).
Fragil-X (%73 DEHB)
Öğrenme bozuklukları
15. Ayırıcı tanıda nelere dikkat
etmeliyiz?
3 yaşından küçük çocuklarda, aşırı hareketlilik ve
dikkatsizlik gibi temel belirtilerin DEHB’nda sıklıkla gözlenen
görsel-motor ve algı ile ilgili yetersizliğe mi, yoksa normalde tam olarak
gelişmemiş sinir sisteminin klinik görünümüne mi bağlı olduğunun ayırımını
yapmak oldukça güçtür.
Öğrenme bozuklukları
Zeka geriliği
Davranım bozukluğu
Yaygın anksiyete bozukluğu
Bipolar bozukluk
16. DEHB için tedaviler var mıdır?
Basit bir tedavisi yoktur. Multi-modal yaklaşımlar
içerir:
Tıbbi tedavi
Anne-baba eğitimi
Davranış terapileri
Özel eğitim ortamı
Diyet araştırmaları
17. İlaca karşı olanlar var mı?
Non-drug kimyasal Pycnogenol, etkinliği
hakkında yeterli araştırma yok.
Diyet girişimi (Kesin bilimsel kanıt yok)
Mega-vitamin ve mineral desteği (yüksek doz) (Kesin
kanıt yok)
Anti-Motion Sickness medikasyon: Bunu ileri
sürenler DEHB ile iç kulak arasında ilişkiyi ileri sürmektedir (Kesin
bilimsel kanıt yok).
Candida Yeast (mayası): Bu görüşe inananlar
mayalar tarafından oluşturulan toksinlerin arttığı ve bağışıklık sistemini
zayıflatarak DEHB benzeri mental problemlere yol açtığını iddia
etmektedirler (Kesin bilimsel kanıt yok).
EEG Biofeedback: Bu görüşü ileri sürenler
dikkatin sürdürülmesi için beyin-dalga aktivitesinin artırılması
alıştırmaları yapmaktadırlar (Kesin bilimsel kanıt yok).
Optometrik görme çalışmaları: Öğrenme
bozuklularındaki okumanın görsel problemlerle ilişkili olduğu ileri
sürmektedirler (Kesin bilimsel kanıt yok).
18. Diyet davranışlar üzerinde etkili
midir?
Bazı çocuklarda faydalı olmaktadır. Bazı çalışmalarda
Feingold diyetinin etkinliği gösterilmiştir (suni boyasız, belli
koruyucuları olmayan). Bazı kişilerde salisilatların alınmamasını önermektedir.