Çoğu araştırmacı çocuk ve ergenlerde duygudurum bozukluk tanısının
en sık atlanan tanılardan biri olduğunu düşünmektedirler. Buna
birkaç faktör sebep olmaktadır:
(1)Çocuklar ne hissettiklerini çoğu zaman ifade etme yetisine
sahip değildir.
(3)Duygudurum bozukluklarına sıklıkla diğer psikiyatrik
bozukluklar eşlik ederek ve onları maskeler.
(4)Çoğu hekim depresyon ve bipolar bozukluğun yetişkin hastalığı
olduğu kanaatindedirler.
Sürpriz olmayarak, 1980’lerde çocukluk
duygudurum bozuklukları, psikiyatrik tanı grubu kategorisine dahil
edildi.
Çocuk ve Ergenlerde Duygudurum
Bozukluklarının prevalansı nasıldır?
·Çocukların
%7-14’ü 15 yaşından önce bir major depresyon epizodu
yaşayacaklardır.
·Erişkin
Bipolar bozuklukluların %20-30’u ilk ataklarını 20 yaşından önce
bildirmektedir.
·100.000
ergenin, 2000-3000’i duygudurum bozukluklarına sahip olacak ve
bunlardan 10'’ suisid girişiminde bulunacaktır.
DEPRESYON
Depresyonun
ergenlik öncesinde de gelişebileceğine dair kanıtlar vardır. Son
epidemiyolojik çalışmalar yetişkinlerin büyük kısmının
depresyonlarının, ergenlik ve erken erişkinlik döneminde başladığını
göstermiştir.
Çocukluk
Duygudurum Bozukluklarının gelişimi için yüksek risk faktörlerini
belirlemeye yönelik çalışmalar ile, araştırmacılar depresyonun
başlangıcı ve gidişi konusunda daha fazla bilgi edinileceği
konusunda umutludur. Myrna M. Weissman Ph.D (Columbia University);
depresif ebeveyne sahip çocukların normal ebeveyne sahip çocuklara
oranla artmış prevlansta depresyon gösterdiklerini bulmuştur. Ayrıca
özgün olarak depresif ebeveynlerin çocuklarında major depresyonun
daha erken yaşlarda başladığını bulmuştur (Her iki cinsiyet içinde)
(12.7 yaşa oranla 16.8Yaş). Araştırmacı ayrıca ergenlikte başlayan
depresyonlarda cinsiyetler arasında farklılıklar gözlemlemiş. 10
yaştan önce, depresyon oranını düşük bulmuş, cinsiyet oranı eşitmiş,
buna karşın 16 yaşına kadar kızlarda depresyon oranında belirgin
artış gözlenmiş (aynı yaş grubu erkeklere oranla).
Duygudurum
bozukluklarının temel özellikleri yetişkinlerle çocuklarda
benzerdir, bununla birlikte çocuklar farklı semptomlar gösterir.
Yetişkinlerden farklı olarak, çocuklar ne hissettiklerini sözel
olarak ifade edemeyebilirler, problemlerini davranışlar yoluyla
ifade edebilirler. Aşağıdaki davranışlar çocukluktaki duygudurum
bozuklukları ile ilişkili olabilir:
·Okul Öncesi
Çocuklarda:
Kasvetli,
sıkıntılı görünüş, hemen hemen hasta görünüm nondeprese
arkadaşlarıyla ilişkilerinde cansızlık. Gözü dolu veya irritabl
olabilirler: sıklıkla ortamlarında olumsuzluklar oluşturur ve
sıklıkla kendine zarar verici davranışlarda bulunabilirler.
·Ortaokul çocukları ve Ergenler:
Yıkıcı
davranışlar, olası akademik güçlükler ve arkadaş problemleri. Artmış
irritabilite ve agresyon, suisidal tehditler ve okul başarısında
düşme. Anne baba sıklıkla çocuklarının hiçbir şeyden hoşnut
olmadıklarını, kendilerinden ve etraftaki her şeyden nefret
ettiklerini söylerler.
BİPOLAR BOZUKLUK
Çocuklarda
Bipolar bozukluğun tanısı konusunda büyük bir belirsizlik vardır.
Bunun sebebi çocuklarda bipolar bozukluğun görünümünün
yetişkinlerden farklı olmasından kaynaklanıyor olabilir. Yetişkin
bipolar semptomlu bireylerin geçmişlerine bakıldığında, sıklıkla
puberte döneminde mizaç dalgalanmaları gösterdikleri, başlangıç ile
hastalığın tam semptomlarının açığa çıkması arasında 5-10 yıllık
oyalanma olduğunu belirtmektedir.
Yetişkin
Bipolar bozukluktan farklı olarak, manik çocuklar nadir olarak
öforik mizaç gösterirler. Daha çok en yaygın semptomları
irritabilite, “affektif fırtına” veya uzamış ve agresif öfke
patlamalarıdır. Örneğin Gabrielle A. Carslon.M.D(University of New
York-Stony Brook) 9 yaş altındaki bipolar çocukların daha irritabl,
daha çok ağlayan ve daha çok ajite olduklarını bulmuştur (Daha büyük
yaştaki bipolarlara oranla). Daha büyük çocuklar daha büyük
olasılıkla, öfori ve grandiozite gibi “klasik manik semptomlar”
gösterirler. İlaveten Çocukluk başlangıçlı bipolar bozukluğun
gidişinin, erişkin forma oranla kronik olmaya ve devamlılığa
meyillidir (erişkinde epizodik ve akut).
Çocuklukta
Bipolar bozukluk sıklıkla diğer çocukluk psikiyatrik bozukluklarla
karıştığından tanısı sıklıkla güçtür Karışan bozukluklar:
·DEHB
(Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu)
·Davranım
Bozukluğu
·Şizofreni
AYIRICI TANI
DEHB
ve bipolar bozukluğun birbirine benzeyen bir çok özelliği vardır:
dikkat dağınıklığı, dikkatsizlik, impulsivite ve aşırı hareketlilik.
Bununla birlikte, bipolar bozukluk birkaç ayırt edici özelliklere
sahiptir: psikoz, depresyon, agresyon, uyarılmışlık, mizaç
dalgalanmaları, uygunsuz duygulanım ve başkalarının düşüncelerine
saygı göstermeme.
Davranım
bozukluğunun semptomlarıyla da benzerlik gösterir örneğin:
dürtüsellik, mal aşırma, madde kötüye kullanımı, kurallara uymama ve
agresiflik.
Şizofrenide
düşünceler daha bizardır.
Janet
Wozniak, M.D (Harvard Medical School) mani ile DEHB semptomlarının
birbirine benzerlik gösterdiklerini bulmuştur. Yaptığı çalışmada,
kliniğe müracaat eden irritabl ve mikst mizaçlıların %16’sında mani
bulmuştur. İlaveten mani kriterlerini karşılayan çocukların
sıklıklaDEHB
kriterlerini de karşıladıklarını bulmuştur (Manili çocuklarda DEHB
oranı %98 iken, DEHB olan çocuklarda mani oranını yalnızca %20
bulmuştur).
ÖZKIYIM
ABD’de
tahminen 2000 genç suisid girişiminde bulunmaktadır. Suisid
puberteden önce nadirdir, 15 yaş civarında pik yapmaktadır. İntihar
girişim olan ergenlerin %90’ı bir psikiyatrik tanı almakta ve bu
tanılar sıklıkla duygudurum bozuklukları ve/veya alkol veya madde kötü
kullanımıdır.
Erişkinlerdeki gibi kızlar daha sık
girişimde bulunmaktadır (9/1 oranında), kızlar sıklıkla aşırı doz
ilaç alma ve bilek kesme en sık kullandıkları yöntemler olmaktadır.
Tamamlanmış suisidler erkeklerde daha sıktır, Erkekler genellikle
silahla kendini vurma ve asıyı sık kullanmaktadır.
Suisid
hakkında biolojik teoriler
Suisidal
davranışı açıklamak için bir çok biyolojik teori ortaya çıkmıştır.
En akla yatkın kanıtlar intihar girişimi yapan ve tamamlamışlarda
hiposerotonerjik işlev bulguları olmuştur. Suisid kurbanlarının
beyinlerinde, prefrontal kortekste postsinaptik 5-hidroksi-triptamin
tip2 (5-HT2) artış bulunmuştur, bunun azalmış serotonin salınımına
cevap olarak kompensatuvar oluştuğu ileri sürülmüştür. Postmortem
beyinlerde en çarpıcı bulgular serotonin (5-HT) seviyelerinin düşük
oluşu ve major metaboliti 5. HIAA'n’n düşük oluşudur. Bu bulgular
beyin sapına lokalizeydi, kortekste yoktu. Ayrıcı noradrenerjik
sistemde değişiklikler de gösterilmiş, fakat kolinerjik yollarda
gösterilememiş.
ÖZKIYIM
NASIL ÖNLENİR?
Halk içinde intiharın önlenemeyeceğine dair kanı vardır.
Önlenebilir. QPR yardım edecek tekniklerden biridir.
Q:Question (Sor)
P:Persuade (İkna et)
R:Refer (Yönlendir)
QPR, CPR veya Hemlich manevralarına çok benzer, kolay öğrenilebilir.
CPR veya Hemlich manevraları gibi yaşamı kurtarabilir. Bu tekniği
öğrenen çoğu kişi daha çok kişinin yaşamını kurtarmasına yardımcı
olacaktır.
Araştırmacılar intihar girişimi olan kişilerin büyük kısmının ilk
önce bazı sinyaller verdiğini göstermiştir. Biz bu konuda bir şeyler
yapmamız gerektiğinde sıklıkla gönülsüz oluruz. Bazen ölüm
düşüncesinin korkutuculuğu nedeniyle, kişinin intihar edebileceğini
inkar ederiz İnkarla başa çıkmak en önemli basamaktır.
İntihar düşüncesi olan kişilerin gerçek dışı olmaları gerekmez.
Problemlerinin tek bir çözümü olduğunu düşünürler. Bizim yapmak
zorunda olduğumuz şey, onlara diğer çözümlerin olduğunun farkında
olmalarını sağlamaktır.
QPR’
dan önce, tanımak zorunda olacağımız İntiharın uyarıcı
belirtileri;
Direk Sözel İpuçları
·“Kendimi öldürmeye karar verdim”
·“Keşke
ölseydim”
·“İntihar
edeceğim”
·Bir şeyler değişmezse kendimi öldüreceğim”
Dolaysız
veya kodlu sözel ipuçları
·“yaşamaktan yoruldum”
·“Yaşama devam etmek için sebep ne ki”
·“Bensiz
ailem daha iyi olacaktır”
·“Ölsem kimin umurunda”
·“Hiçbir
yerde istenmiyorum”
·“kimsenin
bana ihtiyacı yok”
Davranışsal
ipuçları
·Vücudunu tıbbi bir kuruma bağışlama
·Silah satın alma
·Hap
biriktirme
Durumsal
İpuçları
·Ani terk etme veya beklenmedik ayrılık
·Yakın birinin ölümü (özellikle intihar ile)
·Ölümcül
bir hastalık tanısı alma
·Büyük maddi (parasal) kayıp
Depresif bir kişideki beklenmedik mutluluksuisid sinyali olabilir
Ölebilme arzusu tedavi edilmemiş depresyonun
sık bir semptomudur. Depresyon kişinin enerjisini ve amaçlarını
tükettiği için, bazen depresif kişi intihar planını işlerliğe
sokacak gücü kendisinde bulamaz. Sonuçta kişi kalkınmaya
başladığında kişi bu enerjiyi kendisinde bulup suisid planını
gerçekleştirebilir, Bu nedenle intihar öncesi neşe dolu sessizlik
olur. Bu görünüşteki ani değişiklik QPR’u uygulamak için uygun bir
zamandır.
Suisid niyetinde olan birisi var ise, Onu
dizginleyin
Kişiler yaşama son vermesini önleyen
psikolojik barierler vardır. Bu suisid düşüncesi olan kişilerin son
direnç duvarlarıdır. Alkol bu duvarları yıkar. Birisinin intihar
niyeti var ise,onu dizginleyin.
İntiharı önlemenin ilk basamağı soru
sormadır (Question)
İntihar
düşüncesi olan kişiyle yalnız olun veya özel bir ortam oluşturun, ve
sorular sorun. Kalabalık bir restoran bunu yapmak için en kötü
yerdir. Kendi eviniz iyi bir yer olabilir. Kişinin sıkıntılarını
bilmeye yönelik sorular sorun. Sorular şu tip olabilir; “ son
zamanlarda mutsuz musun?” “Son zamanlarda uyusam da keşke uyanmasam
diye arzular mısın?” veya direkt olarak “yaşamını sonlandırmayı
düşünüyor musun?”
Suisid ile ilişkili soru sormak intihar riskini
artırmaz
Bu tip sorulara “evet” cevabı verme sıklıkla
kişiyi rahatlatır. Onu kötüleştirmez, tersine daha iyi hissetmesini
sağlar. Bunları sormanız bu konuda sorumluluk almanızı
gerektirir.
Soru sorduktan sonra dinlemek zorundasınız.
Problemleri dinlemek, suisidle ölümü çözebilir
Dinlemek
bir insanın diğerine verebileceği en büyük hediyedir. Öğüt vermek
kolay, çabuk, ucuz ve yanlış bir yoldur. Duinlemek zaman alıcı,
sabır gerektiren, cesaret gerektiren, fakat her zaman doğru bir
yoldur. Dinlerken bütünüyle dikkatinizi verin ve müdahele etmeyin.
Yargılamayın veya kınamayın. Dinlemek suisidle ölümü
çözümleyebilir.
İkinci basamak yardım alması için bireyi ikna etmek
İkna etmeğin amacı, kişinin yardım almak
için “evet” cevabı almaya yöneliktir. Aşağıdaki soruları sorun; “bir
danışmana (psikayrist, rahip, hemşire v.s) benle birlikte gelir
misin?”, “Sana yardım için bir randevu almama izin verir
misin?..””Bana söz verir misin ....?”
Bazen
kişi yardım almak konusunda aynı fikirde olur veya yardım alma
fikrine direnç gösterebilir. O zaman “suisid yapmayacağına dair
anlaşma” yapabilir, veya yardım alıncaya dek kendine zarar
vermeyeceğine dair söz alabilirsiniz. Çünkü söz vermek yardımcı
olacaktır.
Eğer kişiden söz alamazsanız, bir
profesyonele mutlaka müracaat edin.
·Kişiye
suisidden başka daha iyi çözüm yolları olduğunu hatırlatın.
·Suisidin çözümünden ziyade, problemlerin çözümü üzerine
odaklaşın.
·Kişinin acı çektiği gerçeğini kabullenin ve alternatifler
önerin.
·Hangi
yolla olursa olsun hastaya umut aşılayın.
Bu arada hastanın suisidde kullanabileceği
ateşli silahları, araba anahtarlarını, ilaçlar ve diğer aletleri
ortadan kaldırın.
Son basamakkanalize etmek
Yardım almak için kişilere müracaat edin.
Birlikte gidin. Uygun profesyonel desteğini sağlayın. Bir yere
müracaat ettiniz diye, sadakatsiz olacağınız konusunda
endişelenmeyin, siz sadece yaşamını kurtarmaya çalışıyorsunuz.