DİKKAT REGÜLASYONUNUN NÖROBİYOLOJİSİ VE
İLİŞKİN BOZUKLUKLAR
Dikkat kelimesi, birbiriyle ilişkili birçok işlemi içeren tek bir
terim fakat yetersiz bir terimdir. Örneğin dikkati; yöneltilmiş
(oriented), sürdürülen (sustained) veya odaklanmış (focused)
olarak ayırabiliyoruz, ancak herbir tanımın altındaki
nörobiyolojik işlem farklı olmaktadır. Dikkat kaynakları ya dış
uyaranlara veya örneğin bellekteki iç uyaranlara tahsis edilir.
Daha da ötesi, biz dikkat bozukluklarını tartışırken sıklıkla
dikkatin düzenlenmesi (kapalı bir davranış:covert) ile hareketin
düzenlenmesini (açık bir davranış) karıştırırız. Hareketi
düzenleyen kortikal mekanizmalar dikkati düzenleyen
mekanizmalarla sıkı ilişki içindedir. Dikkat işlemlerinin
ayrıca; motivasyon, uyaranın çarpıcılığı veya belirginliği (salience),
uyanıklık (arousal) ve stres ile yakın ilişkileri vardır. Bu
etmenler dikkatin belirli alanlarını artırabilir veya
azaltabilirler. BU yazıda dikkat işlemlerinde altta yatan beyin
şebekeleri (networks) ve çocuklardaki dikkat bozukluklarındaki
ilişkili mekanizmalar gözden geçirilecektir.
DİKKATTE GÖREVLİ BEYİN
SİSTEMLERİ
Şekil 8.1’de gözlendiği görüldüğü gibi, farklı
kortikala bölgeler, dikkat sürecine ayrı katkıları olmaktadır:
örneğin inferior temporal korteks (ITC) gibi yüsek
düzeyli duyusal korteks; duyusal özelliklerin işlenmesinde ve
kırmızı renk gibi özel ayrıntılara odaklaşabilmeyi, posterior paryetal assosiayon korteks (PAC)zaman
ve mekanda dikkat yönlendirmeyi sağlayan “dikkat verme” de
görevli iken, prefrontal korteks (PFC);
dikkatin düzenlenmesinde, ilişkisiz uyaranların ketlenmesi
işleminde, dikkatin sürdürülmesi, dikkatin bölünmesi ve idare
edilmesinde görev yapar. PFC, PAC ve ITC biribirleriyle
aralarında karmaşık bağlantılara sahiptir, aralarında ileri ve
geri dönütlerle dikkat işleminde bir bütünlük sağlarlar. Aşağıda
dikkati düzenlemede görevli bu bölgelere ilişkin bilgiler
verilecektir.
Gelen bilgiler, paralel birbiriyle ilişkide olan
duyusal yolaklarda işlenir. Maymunlardaki elektrofizyolojik
çalışmalar ve insanlardaki görüntüleme çalışmaları; dikkat,
duyusal işlemleme düzeneğinin ilk evrelerine çok az etkisi
vardır, fakat kortikal yolaklar daha yukarılara gittikçe dikkat
artan rollere sahip olmaktadır (Desimone 1996, Kastner ve ark.
1998).
ITC renk gibi (V4 alanı) görsel bilgilerin
işlenmesinde özgünleşmiştir. Görsel uyaranın işlenmesi,
uyaranın durumuna ve iç durumumuzun yönlendirmelerine bağlı
olarak artırılabilir veya azaltılabilir. ITC nöronların
aktivitesi çarpıcı uyaran tarafından zaptedilir (daha
yüksek konstraslı renkler gibi), fakat bu nöronlar uyarana
“ilginin kaybı” içinde hazırdırlar-örneğin aynı görsel uyarana
tekrarlayan maruziyet sonucu azalmış nöronal yanıt oluşmaya
başlar ki buna tekrar supresyonu (repetition suppression)
denir. Buna sınıf ortamında tekrarlardan sıkılma örnek
verilebilir. Görsel uyaranların işlenmesi, aynı görsel
alandaki yakın bir uyaranla yarışma ile de azalabilir. Bu
iki uyaranın biribiri üzerine supresif (baskılayıcı) etkileri
ITC nöronların intrinsik özellikleri ile yapılır. (Tersi olarak
bu baskılama PFC’den gelen dış projeksiyonlarla da yapılır ki;
ilişkisiz uyaranlara kapı görevi yaparak baskılanmasını sağlar).
PFC ve PAC’dan gelen “yukarıdan-aşağıya” (top-down) girdiler
ITC’de uyaranın işlenmesini de artırabilir. Örneğin dikkatin
bir mekana yönlendirilmesi, birçok uyaran rasında supresif
etkileşimlerle azalır. Yanıtlar da öğrenilmiş ilişkiler yoluyla
artırılır. Örneğin, bir renge dikkati vermede (misalen kırmızıya
karşı yeşil) sinyaller, V4 hücrelerindeki ateşlemeyi artırarak
ödüllendirirken, ilişkisiz renkler ateşlemeyi azaltır. ITC
nöronları, eğer çeldiriciler yoksa, kısa ertelemelerle bilgiyi
“on-line(çevrim-içi)” tutar. Bu artırmayı PFC’ye danışarak olur
ki; sıkıcı görevler sırasında dikkati sürdürmeyi sağlar.
Böylece; PFC ve PAC’dan gelen top-down projeksiyonlar görsel
korteksde seçici dikkati sağlar.
Posterior Paryetal Korteks
PAC “dikkati vermede” kritik rol oynar. Bu
korteks hareket ve mekan ilişkilerinin analizi, nicelik ve mekan
haritalarının yapılandırılmasının analizi ve dikkatin zaman ve
mekanda yönlendirilmesi için özgünleşmiştir. Gerçekten de
bazı araştırıcılar, PAC’ın algılamayı sağlayarak mekandaki
pozisyonuyla ilişkilendirmede sorumlu olduğunu ileri
sürmektedirler (Coull ve Nobre 1988, Mesulam 2000).
Araştırmacıların çoğu dikkatin nöral dayanaklarını
incelerken, kontralateral ihmal (contralateral neglect)
üzerine ilgileri artmıştır. Sağ hemisfer PAC beyin lezyonu olan
hastaların görsel alanlarının sol tarafındaki algıların kaybı
söz konusudur. PAC aynı zamanda dikkatin örtük hareketlerini
de kontrol eder (örneğin, açık hareket olmaksızın dikkatin
yöneltilmesi). Dikkatin yönlendirilmesi (yöneltilmesi) sıklıkla
Posner paradigması ile test edilir, burada dikkat geçerli veya
geçersiz ipuçları ile zaptedilir. PAC lezyonlu hastalar, fakat
PFC lezyonu olmayanlar, bu görev bozulmuştur. İnsanlardaki
görüntüleme çalışmalarında bu görevin performansında sağ PAC’ın
önemi teyit edilmiştir. İlginç olarak, insanlarda yapılan son
zamanlardaki çalışmalarda sol PAC, mekandan daha ziyade zaman
aralıklarında yönlendirmede aktive olmuştur. Ancak hem mekan
hem zaman içinde yönlendirmede bilateral aktivasyon olmaktadır.
PAC ile görsel mekansal dikkat arsındaki ilişki
maymun kayıtlarında da teyit edilmiştir (Robinson ve ark. 1995).
PAC alan 7a’daki nöronların ateşlemesi, hayvan uyaranın
olduğu mekan bölgesine dikkatini verdiğinde artar. Posner
görevi uygulanırken maymunlarda paryetal nöronlar karmaşık,
diikatle ilişkili yanıtlar sergilerler. 7a alanındaki
nöronların görsel mekanın haritalarını oluşturdukları ve bilgiyi
dosolateral PFC’ye gönderirler; bu bölgede bilgi davranışa
rehberlik etmesi için etkin olarak kullanılır.
Prefrontal Korteks
PFC, tasarımsal bigiyi kullanır, bu açık
yanıtlar (hareket) yanında örtük yanıtlara da (dikkat) rehberlik
eder. Böylece uygunsuz davranışları ketlemeyi ve ilgisiz
uyaranların işlenmesini zayıflatmayı sağlar (Godefroy ve
Rousseaux 1996, Goldman-Rakic 1996, Robbins 1996, Knight ve ark.
1999). PFC lezyonlu olan hastalarda dikkat kolayca çelinebilir,
konsantre olması zayıf, dikkati düzenlemeleri zayıftır. Yani
proaktif çeldiricilere daha duyarlıdırlar, özellikle sağ
hemisfer lezyonlarında daha impulsif olabilmektedirler. PFC
lezyonlarında dikkati devam ettirebilme de bozulur,
ayrıca giren duyusal girdilere kapı olma yeteneği (engelleme)
azalır. Bu tür lezyonlarda dikkati bölüp başka tarafa
odaklandırma (dikkatini kaydırma) bozulur ki, bu tür dikkat
sorunları sol superior PFC lezyonlarıyla ilişkilidir. PFC’deki
lezyonlar benzer olarak maymun ve sıçanlarda dikkat işlevlerini
bozmakta, hayvanı dikkat çeldiricilere daha duyarlı kılmakta ve
ortam-değiştirme görevlerinde dikkat düzenlenmesi bozulmaktadır.
Maymunlarda yapılan elektrofizyolojik çalışmalarda PFC nöronları
modalite-spesifik bilgiyi çevrim-içi tuttuğu (bunda çalışma
belleği önemli) ve çevresel ipucu olmadığında bu bilgi davranışa
rehberlik etmesi için kullanıldığı gösterilmiştir. İnferior
temporal nöronlar yeni bir görsel uyaranla çeldirildiğinde
ateşlemeyi durdurur. İnferior temporal nöronların aksine, PFC
nöronlar çeldirici uyaran varlığında gecikme-ilişkili etkinliği
sağlar. Bu çalışmalarda ayrıca çalışma belleğinin (working
memory) davranış ketlemesine hizmet ettiği ileri sürülmektedir.
Çünkü antisaccade görevlerde (maymun hatırlatan görsel
uyaranlardan uzak tutulur) gecikme-ilişkin (gecikmiş)
ateşlemeler uygun davranışlarla korole bulunmuştur (Funahashi ve
ark. 1993).
Dikkati kaydırma (dikkati başka yere yöneltebilme; çünkü bazıları
birşeye takılır kalır, dikkatini diğer alana kaydırmaz, dikkat
esnekliği yoktur) diğer bir dikkat işlevi olup PFC işleviyle
ilişkilidir. Dikkati kaydırabilme Winconsin Kart Eşleme Testi
ile değerlendirilir. Bu testin hayvan analoğu ile dikkati
kaydırmada PFC’nin rolü araştırılmıştır (Robbins 1996).
Dosolateral PFC lezyonlarında ekstradimansional dikkat kaydırma
(hayvanın dikkatini çizgilerden şekillere kaydırmak zorunda
olduğunda) performansı bozulmuştur. Aksine, ventromedial PFC
lezyonlarında intradimansional dikkat kaydırmaları bozulmuştur (
yiyecek ödülü ile eşleştirilmiş öğrenmede iki uyaranı ayırtetmek
zorunda kaldığında). Uzun yıllardır orbital/ventral PFC
yüzeyinin uyaran-ödüllü yanıtın fleksibl düzenlenmesinde önemli
olduğu değerlendirilmiştir. Maymunlardakki orbital korteks
nöronlarla yapılan çalışmalar lezyon çalışmalarını
desteklemiştir (Rolls 1996). Sonuçta orbital ve medial PFC
uygunsuz afektif yanıtları ketleyerek, uygun sosyal davranışın
sergilenmesini sağlar.
Subkortikal Yollar
PFC, PAC ve ITC hepside kaudat nukleusa projekte olur, bu projeksiyonlar
talamus yoluyla PFC’ye geri döner (şekil 8.2). Bu yol;
davranışları planlamada, seçmede, başlatmada ve yürütmede
önemlidir. Tüm kortikal manto indirekt olarak cerebellar
kortekse projekte olur, buradan tekrar primer motor kortekse
geri projekte olur. Bu yol davranışlarda çevrim-içi düzeltme
yaparak “biyolojik gyroscope” hizmet eder.
Bu subkortikal yolakların dikkati düzenlemedeki rolü çok açık değildir.
Serbellum birçok bilişsel görevde aktif olmaktadır, fakat
dşkkstteki rolü henüz anlaşılmamıştır. Olasıdır ki kaudat
nukleusun katkıları vardır fakat nerede ve nasıl olduğu
araştırılmaktadır (Crofts ve ark. 2001).
Dikkat üzerine uyanıklığın etkileri üzerine ilk çalışmalarda dikkat
sıklıkla bir spot ışığına (projektöre) benzetilmiştir (ışığın
genişletildiği veya odaklaştırıldığı, hareket ettirildiği veya
stabilize edildiği). Örneğin, Hockey (1970) düşük uyanıklık
durumlarında (dalgınlık) dikkat projektörünün diffüz ve uyuşuk
olduğu, optimal uyanıklık koşullarında projektörün
odaklanabildiği ve uygun davrandığı, aşırı uyarılmışlık
durumunda (overarousal-stres/anksiyete) çok daraldığı ve labil
olduğu sonucuna varmıştır. Dikkat araştırmaları daha
karmaşıktır, biz biliyoruz ki tek bir projektör (spot ışığı)
yok. Aşağıda dikkate hizmet eden kortikal yolakları düzenleyen
çıkan “uyanıklık” sistemleri gözden geçirilecektir.
Çıkan (Ascending) Uyanıklık Sistemleri
Beyin sapı ve bazal önbeyinden talamus ve kortekse projecte olan çeşitli
monoaminerjik ve kolinerjik sistemler vardır. Ponstaki asetil
kolin (Ach) hücreleri talamusa projecte olur, bazal ön
beyindekilerde korteksi, medail septum ve diagonal bandakiler
hipokampusu inerve eder. Aynı şekilde çıkan (ascending)
monoamin sistemler vardır: lokus sereleusun (LC) norepinefrin
hücreleri (NE), ventral tegmental alan ve substantia nigradan
dopamin (DA) hücreleri, raphe çekirdeğinden serotonin (5-HT)
hücreleri ve posterior hipotalanustun histamin hücreleri vardır
(şekil 8.2).genel olarak bu nöromodulatörler
korteksi ve talamik hücreleri uyarırlar. Bu hücreleri bilgi
girişine yanıtsızlığın sözkonusu olduğu burst modudndan, bilgi
işlemenin mümkün olduğu tek spike moduna kaydırırlar (McCormick
ve Bal 1997). Çok yüksek uyanıklık durumlarında (anksiyete,
stres) bu kimyasallar, özellikle DA normalin üstünde salınım
gösterirler (Birnbaum ve ark. 1999a). İlginçtir ki, PFC’deki
tabaka III’deki DA innervasyonları puberte civarında pik yapar,
bu nedenle ergenler şizofreni gibi bozuklukların başlamasına
vulnerabl (zayıf) hale geliyor olabilir (Lewis 2001).
Uyanıkken yapılan kayıtlarda (maymunlar) uyanıklık sırasında NE, DA ve
Ach hücrelerinin hepsi tonik aktivitede artış gösterir, uyarana
yönelik fazik aktivite ayrıntılı farklı yollar izler. Hem Ach ve
DA hücreleri ödülle ilişkili olarak ateşlenirken, DA hücreleri
sinyal ödülünün uyarısıyla ateşlenmektedir (Schultz ve ark.
1993). Sonuçta her ikisi de (DA ve Ach) motivasyonla
ilişkili dikkatin artırılmasında olası iştirak etmektedir.Aksine, NE hücreleri uyaran ile ateşlenmektedir.
Maymunlarda, sürekli performans görevinde, LC nöronları hedef
uyaranlarla ateşlenirken, çeldirici uyaranlarda ateşlenmektedir
(Aston-Jones ve ark. 1999). Belki de burada PFC’nin ateşlemeyi
düzenlemesinden dolayıdır. Buna karşın, maymunlar dalgın
olduğunda (low tonik aktivite) veya anksiyete durumunda (yüksek
tonik aktivite) bu patern tersine dönmektedir. Belirgin
(çarpıcı) çeldiriciler (siliklerle değil) LC nöronlarında fazik
ateşleme gözlenmektedir (Aston-Jones ve ark. 1999).
KORTİKAL DİKKAT SİSTEMLERİNİN NÖROMODULASYONU
Duyusal Assosiasyon Kortekslerinin Modulasyonu
NE, duyusal kortekste uyaranın işlenmesine yönelik olarak
sinyal/gürültü oranını artırır. Waterhouse ve arkadaşları bu
etkilerden sorumlu reseptör mekanizmaları yakından incelemişler;
β-adrenerjik reseptör stimulasyonunun inhibitör yanıtları
artırdığı, α1-adrenerjik
reseptör stimulasyonun ise eksitatuvar yanıtları artırdığı
bulunmuştur (Mouradian ve ark. 1991). Bu etkiler, işitsel ve
somatosensory korteksler yanında serebellum ve hipokampus dahil
çeşitli bölgelerde gözlenir. NE ve Ach duyusal kortekslerin
gelişimi sırasında plastisiteyi de düzenlediği gösterilmiştir (Bear
ve Singer 1986). Norepinefrin
α1-adrenerjik
reseptörler yoluyla plastisiteyi artırarak,
α2-adrenerjik
reseptör mekanizması yoluyla plastisiteyi azaltarak, yetişkin
beyninde görsel reseptif alanın plastisitesini düzenler (Kirkwood
ve ark. 1999). ITC’nin davranışsal düzeyde modulasyonuyla da
ilgili birlkaç çalışma vardır. 5-HT antagonistleri ve 5-HT
yoksunluğunun yanıt diskriminasyonunu artırdığını göstermiş
olmasına karşın (Altman ve Normşile 1988).
Hem insan hem de insan olmayan primatlarda yapılan birkaç çalışmada, PAC
işlevini etkileyen global kolinerjik veya katekolaminerjik
manuplasyonları araştırmak için Posner örtük dikkat yönlendirme
paradigması kullanıldı. Mekan dikkatinin yönlendirilmesi
özellikle kolinerjik inputlara duyarlı olduğu gözlenmiştir,
maymunlarda bazal ön beyin lezyonlarında Posner task performansı
bozulmuştur fakat bellek ve diğer dikkat testleri üzerine etki
olmamıştır (Voytko ve ark. 1994). Alzhimer hastalığı olan
hastalarda, kolinerjik antagonist skopolamin verildiğinde
azalmış uyanıklık ve dikkatin yönlendirmesinin mekansal
odaklaşmada genişlediğini (odaklanamadığı) bulunmuştur (Levy ve
ark. 2000).
Katekolaminler korteksi de module eder (Coull ve ark. 2001). Maymun ve
insanlarda yapılan çalışmalarda klonidin (guanfasin değil)
Posner task’de uyarılma becerilerini bozar (bu yüzden sedasyon
yapar). Bunu olası ki NE salınımını azaltarak yapar. Dopamin
reseptör blokajı da performansı bozar.
Prefrontal Assosiasyon Korteks’in
Modulasyonu
Brozoski ve arkadaşları (1979) PFC’de dopamin yoksunluğunun dramatik
etkilerini buldu. Aşağıda çeşitli nörotransmitterler ve
eksiklikleri üzerinde durulacaktır.
Dopamin
Dopamin PFC işlevlerini D1/D5 ve D4
reseptörleri üzerinden yapar. PFC’deki dopaminin çalışma
belleği ve dikkat üzerine etkileri ters U şeklinde olur.
Makul DA düzeyleri PFC’nin işlevi için gerekliyken, strese
maruziyet sırasında oluşan yüksek düzeyde DA salınımı, cAMP/protein
kinaz A hücre içi sinyal mekanizmaları yoluyla çalışma belleğini
bozar. Benzer ters U durumu hücre düzeyinde de tanımlanmıştır;
yüksek düzeyde DA sinyal aktarımını ve bellekle-ilişkili
ateşlemeyi azaltmaktadır. İnsanda bu çalışmalar sınırlıdır.
İnsanlarda da ters U dikkat çekmektedir, özellikle D1-benzeri
bileşikler çalışma belleğini iyileştirmede daha etkin
görülmüştür.
Norepinefrin
Norepinefrin, bilişsel ve hücresel düzeyde postsinaptik
a2A
reseptörleri üzerinden etki ederek PFC işlevini iyileştirir.
a2A
agonistleri bellekle ilişkili ateşlemeyi artırırken,
antagonistleri azaltır. a2A
agonisti guanfasin, sıçan, maymun ve insanlarda çalışma
belleğini, dikkat regülasyonunu, davranışsal ketlenmeyi ve
planlamayı iyileştirir. Guanfasin DEHB’unda, özellikle
stimulanları kullanmayan (örneğin tik bozukluğu) hastalarda
kullanılmaktadır. Olası teröpötik etkisi davranışın PFC
kontrolünü güçlendirerek yapmaktadır (Şekil 8.2).
Aksine, NE’nin yüksek düzeyde salınımı (örneğin stres durumunda),
proteinkinaz C ile eşleşen a1
reseptörleri üzerine etki ile PFC işlevini bozar. İlginçtir ki,
atipik nöroleptikler dahil çoğu etkin antipsikotikler potent
a1 bloke
edici özellikleri vardır. Bu profil posterior kortikal ve
subkortikal alanlarda keskin zıtlık gösterir;
b ve
a1
stimulasyonu tarafından iyileştirilirken,
a2 reseptör
stimulasyonu tarafından bozulur veya etkilenmez (Arnsten 2000).
Stimulanlar
Amfetamin ve metilfenidat gibi ilaçlar, DA ve NE direkt salınımını
artırır veya geri alınımını inhibe ederek artırır. Metilfenidat
sağlıklı bireylerde ve insanlarda PFC’de çalışma belleğini
iyileştirir (Mehta ve ark. 2001). DAve Ne olasıdır ki, PFC
yanında posterior assosiasyon kortekslerinde de stimulasyon
yapar. Şekil 8.2 de ayrıntılar gözlenmektedir.
Asetilkolin
Asetilkolinin de PFC üzerine dramatik etkileri vardır; özellikle medial/orbital
PFC tarafından desteklenen davranış fleksibilitesi ve dikkat
görevleri sırasında vijilans için önemlidir. Örneğin, sıçanlarda
PFC’ye direkt olarak skopolamin infüzyonu çalışma belleğini ve
sürekli dikkati bozmaktadır. Bu sonuçlar, ödüllerle desteklenen
sürekli dikkat görevlerinde sıçanlardaki dializ çalışma
sonuçlarıyla uyumludur (Sarter ve Bruno 2000). Tersi olarak,
sıçan PFC’sinde ACh deplesyonu, PCF nöronal aktivitesini
azaltmakta, çeldiricilere aşırı ateşlemeye neden olmaktadır.
Sıçanlardaki sürekli dikkat performansı nikotinik agonistlerle
iyileşebilmektedir, ancak fizostigmin gibi kolinerjik
bileşiklerle bu etki çok azdır. Nikotinik bileşikler insanlarda
dikkat sürekliliğini ve çalışma belleğini de iyileştirmektedir (Sahakian
ve ark. 1989). Buna karşın, nikotinik reseptörlerin
stimulasyonun DA ve NE’deki artış yapmaları, gerçekte
katekolamin düzenekleri sonucu da olabilir.
Serotonin
PFC’nin bilişsel işlevselliği üzerine 5-HT’nin rolünü araştıran nispeten
çok az çalışma vardır. Bu kısmen, 5-HT reseptör farmakolojisinin
sıra dışı karmaşıklığı ve ilk çalışmaların olumsuz sonuçlarından
dolayı olabilir. Son çalışmalarda, seçici 5-HT2A
reseptör bileşiklerinin hem davranış hem de hücresel düzeyde
işlevlerde değişiklik gösterdiği bulunmuştur (Marek ve
Aghajanian 1999, Koskinen ve ark. 2000).
Uyanıklık, Motivasyon ve Stresin
Nörokimyasallarla İlişkisi
Özet olarak, nöromodülatuarların, dikkatle ilgili yolaklarda kritik
etkilerinin olduğunu öğrendik. Dalgın veya motivasyonsuz
olduğumuzda, NE, DA ve ACh düzeyleri kortekste düşüktür ve bütün
dikkat yolaklarının işlevleri azalmıştır. Uyanıklık ve
motivasyonun optimal düzeylerinde, hem prefrontal hem posterior
dikkat yolaklarında işlevselliği artırıcı orta düzeylerde
salınım olur. Buna karşın, uyarılmışlığın (uyanıklığın) çok
yüksek düzeylerinde (stres gibi), modülatuarların aşırı salınımı
PFC’deki dikkat işlevlerini bozar, fakat olası olarak PAC’daki
ve duyusal assosiasyon kortekslerindeki işlemlemeyi artırır. Bu
koşullar altında, dikkat belirgin sinyallari alacak şekilde
daralır ve paryetal mekanizmalar tarafından zapt edilir. Ancak
PFC regulasyonunu yapamaz ve çevresel faktörlere bırakılır.
DİKKAT EKSİKLİĞİ HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU
Dikkatsizlik semptomlarının çoğu PFC’nin dikkat becerileri ile
ilişkilidir. Örneğin, dikkati sürdürmede güçlük, dikkati
organize etmekte güçlük, kolayca dikkatin çelinmesi ve
unutkanlık. Buna karşın DSM-IV’te belirtilen dikkatsizlik
semptomları PFC veya posterior kortikal dikkat disfonksiyonundan
da kaynaklanabilmektedir. Örneğin, dinlemiyor gibi gözükmek,
zihinsel işlev gerektiren işlerden hoşlanmama veya kaçınma ve
ayrıntılara dikkat etmeme gibi. Sonuçta bu belirtiler, PFC
tarafından zayıf dikkat regülasyonu veya posterior korteksler
tarafından dikkatin tahsis edilememesi (dikkat verme) sonucu
olabilmektedir. Benzer olarak, hiperaktivite/impulsivite
semptomları, PFC defisitlerinde tanımlanmaktadır. Örneğin,
sırasını bekleyememe. Diğer semptomlar ya PFC’nin veya motor
kortekslerin ve striatumun disfonksiyonu ile ilişkili olabilir.
Örneğin, motor takılmış gibi hareket etme. DEHB’u bir çeşit
kortikostriatal yolakların disfonksiyonu olabilir. DEHB’unda
yapılan çalışmaların çoğu kombine tipte yapılmıştır,
dikkatsizlik baskın tip çalışmaları özellikle posterior kortikal
sorunların ortaya çıkarılmasında önemli olacaktır.
Yapısal Görüntüleme
DEHB’unda görüntüleme çalışmaları, PFC, bazal ganglionlar ve serebellum
üzerine odaklanmıştır. Volümetrik ölçümlerde DEHB olan erkek
çocuklarda daha küçük sağ taraf prefrontal bölgeler saptanmıştır
(Castellanos ve ark. 1996, Filipek ve ark. 1997). Bu azalma
yanıt inhibisyonu gerektiren görevlerdeki performans ile
koloreydi (Casey ve ark. 1997). Gri-beyaz madde segmentasyonu
ile ilgili bir çalışmada, DEHB olan erkek çocuklarda sağ ön
beyaz maddede azalma bildirilmektedir (Filipek ve ark. 1997).
Kaudat çekirdek volüm ve asimetri anormallikleri bildirilmiştir
(Castellanos ve ark. 1996, Filipek ve ark. 1997). DEHB olan
kızlarda daha küçük sol ve total kaudat volümlerine sahipti (Castellanos
ve ark. 2001). DEHB’unda tutarlı bir bulgu posterior-inferior
serebellar vermis hacminde azalmadır (Castellanos ve ark. 2001),
yalnızaca serebellar bölge DA taşıyıcı immunoreaktivitesi
gösteriyordu (Melchitzky ve Lewis 2000). Bu DA fibrillerinin
işlevi orijini bilinmiyor, fakat serebellar yolağın afferent
kısmını oluşturuyor ve ventral tegmental alan ve LC’yietkiliyor
olabilir (Snider ve ark. 1976, Dempesy ve ark. 1983). Bu
serebellar vermisin, ventral tegmental bölge ve LC yoluyla PFC-striatal
yolağı üzerine düzenleyici etkileri olduğu yorumunu
desteklemektedir.
Fonksiyonel Görüntüleme
Fonksiyonel görüntüleme DEHB araştırmalarında ideal görülmesine karşın,
tutarlı resimleme yapmak güç olabilmektedir. Kısıtlılıklarına
karşın PET ile, DEHB olan erişkinlerde azalmış frontal
serebral metabolizma gösterilmiştir (Zametkin ve ark. 1990).
SPECT ile, DEHB olan olgularda striatumda (Lou ve ark.
1990) ve prefrontal bölgelerde (Amen ve ark. 1993)
azalmış kan akımı bildirilmiştir.
Nöroreseptör Görüntüleme
PET görüntüleme DEHB nörofarmakolojisini araştırmak için kullanılmıştır.
Örneğin, , 17 erişkin DEHB olan olgunun 23 kontrolle
karşılaştırıldığı çalışmada, DEHB olan grupta sol ve medial
PFC’de [18F] F-DOPA uptake’i önemli derecede
azalmış bulunurken (Ernst ve ark. 1998), striatum ve orta
beyinde farklılık yoktu. Bunun aksine, DEHB olan 10 ergenle
yapılan çalışmada [18F] F-DOPA uptake’i aynı sayıda
kontrollere oranla, sağ midbrainde anlamlı derecede yüksek
bulundu (p=0.04) (Ernst ve ark. 1999). Eğer bu sonuçlar
tekrarlanarak teyit edilirse, DEHB’nda katekolamin
disregülasyonun ana mesele olduğu sonucu desteklenecektir.