Enürezis
şikayeti olan çocuklarda özellikle üriner enfeksiyon, diabet
ve epilepsi gibi olası fiziksel bozuklukları ortaya çıkarmak veya presipite edici
etmenleri tespit etmek ve çocuğun motivasyonunu değerlendirmek için ayrıntılı
ve titiz bir öykü alınmalı ve uygun fizik muayeneler yapılamalıdır. Gerektiğinde
sistometrogram, endoskopi ve radyolojik tetkikler istenmelidir. Eğer organik bir neden bulunursa
enüretik çocuk
o dal ile ilgili hekime gönderilmelidir. Psikiyatrik bozukluk da aranmalıdır. Yukarıda
belirtilenlerden hiçbirisi bulunmazsa, çocukta zorlanmaya neden olabilecek etmenler değerlendirilmelidir.
Ebeveynlerin tutumları ve kardeşlerin yatağı ıslatmaları araştırılmalı
ve ebeveynlere çocuğa nasıl yardımcı olmaya çalıştıkları
sorulmalıdır.
Eğer enürezis fonksiyonel ise, çocuğa ve ebeveynlere bu durumun çocuklarda
sık görüldüğü ve utanılmaması gerektiği şeklinde bir açıklama
verilmelidir. Ebeveynlere cezalandırmanın ve kabullenmemenin uygunsuz ve etkisiz olduğu
açıklanmalıdır. Ebeveynlere probleme dikkatlerini yoğunlaştırmamaları
ve başarısızlığı dikkate almadan başarıyı ödüllendirmeleri
bildirilmelidir. Bir çok çocuktaki enürezis bu açıklamalardan sonra kendiliğinden düzelmektedir.
Görüşme sırasında çocuğun yakınmasını
utanmadan ve suçlanmadan söyleyebilmesi için fırsat yaratılmalıdır. Görüşmeci “Ben
burada genellikle uykusu ile ilgili sorunları olan çocukları görüyorum; örneğin bazı
çocukların uykusu o kadar derin ki, gece su içmek ya da tuvalete gitmek için bile kolay kolay
uyanamıyorlar” gibi bir yaklaşım çocuğu rahatlatabilir. Hekim idrar kaçırmanın
istemsiz bir davranış olarak değerlendirileceğini çocuğa aktarmalıdır.
Çocuğun sorununu sahiplenmesi ve tedavide etkin rol alması sağlanmalıdır.
5-6 yaşından önce tedaviye başlamak nadirdir. Bu yaşlardan
küçük enüretik
çocuğu olan ebeveynlere problemlerine çözüm bulmak için danışmanlık yapılır.
Fakat 6 yaşından büyük olanlara daha aktif yardıma ihtiyaç duyarlar.
Tedavi yönteminin seçimi nedensel etkenlere, çocuğun yaşına,
sorunun sıklığına, sonuçlarına ve tedavinin aciliyetine göre yapılır.
EN tedavisinde çeşitli tekniklerden birkaçının birlikte kullanılması önerilir.
İlaç tedavisine ancak zorunlu durumlarda başvurulmalıdır. Tedavide çeşitli
tekniklerin birlikte kullanılması şeklinde çok yönlü yaklaşımlardan söz
edilmektedir. Bu teknikler şunlardır:
Motivasyon
Teknikleri
Kayıt tutma ve ödüllendirme:
Enürezis tedavisinde takvim tutma ve ödüllendirme teknikleri de hem çocuğun
motivasyonunu artırıcı hem de sorumluluk verici yöntemlerdir. Çocuk ıslak veya
kuru geceleri bir takvim üzerinde işaretler. Yazma bilmeyenler güneş, yağmur resmi
ile, bilenler yazı ile belirtebilirler. Bu işaretler kesinlikle çocuğun kendisi tarafından
konulmalıdır. Haftalık kontrollerde kuru günler çoksa ödüllendirilir (çocukla onun
istediği bir oyun oynarak vs.). Duygusal içerikli ödüller (aferin denmesi, kucaklama, başını
okşama, başarısını abartma vs.), somut ödüllerde (oyuncak, yiyecek vs.)
daha etkilidir.
Sıvı kısıtlanması ve gece
uyandırma: Akşam yemeğinden
sonra sıvı alınmasının (çay, kola, karpuz vs.) kısıtlanması
uykudaki idrar miktarını azaltabilir. Sıvı kısıtlaması
konusunda sorumluluk çocuğa verilmeli, konunun yeni bir inatlaşma odağı haline
gelmesi engellenmelidir.
Çocuk yatarken mutlaka tuvalete gitmeli ve yattığında tuvalet için
kalkma konusunda kendini koşullandırmalıdır.
Çocuklar uyuduktan 1-1.5 saat sonra uyandırılıp tuvalete gitmesi
sağlanırsa sıvı kısıtlamasının başarısı artar.
Çocuğun gece tam olarak uyandırılması gerekir. Yarı uyur tarzda idrarının
yaptırılması, uykuda idrarını yapmasını pekiştirir.
Mesane Jimnastiği
Mesane Eğitim Eksersizleri:
İşeme sıklığı ve
atılan idrar miktarı birkaç gün izlenerek bir bazal elde edilir. Bunun için çocuğun, küçük bir plastik
kaba idrarını yapması ve ailesinin bunu iki üç gün süreyle ölçmesi ve sıklığını
kayıt etmesi istenir.
İdrar yapma sıklığı günde 5 ile 7 defadan fazlaysa ve
idrar volümü her yaş için 30 cc den daha az ise fonksiyonel mesane kapasitesi düşünülür
ve bunu artırmaya çalışılır. Her gün belli
zamanda, genellikle sabahları veya okuldan sonra, çocuğun fazla miktarda sıvı içmesi
(500 cc kadar) ve idrar yapmayı mümkün olduğu kadar ertelemesi istenir. Atılan volüm
haftada birkaç defa ölçülür. Amaç, yeteri kadar idrarı tutabilen bir mesane kapasitesine
ulaşmaktır. Bu yöntem tek başına veya sfinkter eğitim eksersizleri ile
birlikte %30 ile %35 çocukta başarılıdır.
Sfinkter Eğitim Eksersizleri:
Çocuktan gündüz idrarını yaparken
birçok defa aniden kesmesi ve tekrar yapması istenir. Bu teknik sfinkter kaslarının
tonusunü artırabileceği gibi çocuğun idrar yapma kontrolünün farkında olmasını
da sağlar. Bu yöntemi daha çok 9 yaşından büyük çocukların uygulayabildikleri
anlaşılmıştır.
Koşullandırma (Alarm cihazı)
Yukarıda belirtilen teknikler ile sonlanmayan enüreziste tedavi planının
diğer fazı olan koşullandırmaya geçilir. Zeka özürlü çocuklar ile yukarıdaki
önerileri herhangi bir şekilde takip edemeyen çocuklarda da tedaviye bu fazda başlanır.
Koşullandırma eğitiminde çocuğun az miktarda idrar yapmasıyla bile etkin
duruma geçen alarmlar yer alır. Enürezisin tedavisinde koşullandırma teknikleri
1904’ de Pfaundler ile başlamıştır. 1938 de Mowrer ve Mowrer’in zil ve pedten
oluşan cihazı kullanmaya başlamasından sonra çeşitli tipteki enürezis
alarmları koşullandırma tekniğinin bir kısmı olarak kullanılmaya başlamış
ve yüksek oranlarda iyileşme sağlanmıştır. Cihaz pamuklu bir örtüyle ayrılmış
iki tane metal levha, düşük
voltajlı bir devreyi sağlayan bir pil, bir anahtar ve bir zilden oluşur. Yatak yapıldığında
metal levhalar çocuğun pelvisini rahatsız
etmeyecek şekilde yerleştirilir. Çocuk idrarını yapmaya başladığında
pamuklu örtü ıslanarak devreyi tamamlar ve zil çalar. Çocuk uyanır, anahtarı kapatır
ve mesanesini boşaltmak için kalkar. Bu sırada yatak yeniden yapılır ve çocuk
yatağına geri gelmeden önce metal lehvaların arasına kuru olan pamuklu yeni bir
örtü konur. Alarm yöntemi ile koşullandırmanın psikoterapi gibi diğer tedavi
modalitelerine göre üstünlüğünü gösteren çalışmalar vardır. Bugün bazı
araştırıcılar alarm yöntemini enürezis nokturna için standart davranış
tedavisi olarak kabul ederler. Ancak enürezis ile somnanbulizm ve gece korkuları gibi
parasomnialar arasındaki benzerlikten dolayı alarmın gürültüsü bu tür bozuklukları
presipite edebilir. Bu nedenle diğer parasomnia öyküsü olan çocuklarda alarmlar son derece
dikkatli kullanılmalıdır. Bir ay içinde %75-86 oranında etkili olduğu
bildirilen bu yöntemin bir sakıncası da aileleri uzun süre meşgul etmesidir. Alarm
cihazı, tedavi bırakıldıktan sonra da %56 ile en yüksek oranda kalıcılığı
(rekürrens olamayan) olan tedavi seçeneği olarak değerlendirilmiştir. Tedavinin
tamamlanması için en az 2 ay gereklidir.
İlaç Tedavisi
Genellikle ilaç tedavisine; davranış terapilerini bir ay süreyle
uygun şekilde uygulamış fakat sonuç alınmamış vakalarda başlanır.
İlaçların en çok altı ay süre ile kullanılması önerilmektedir. İlaçlar
kesildikten sonra enürezisin iyileşmesi veya tekrarlamasıyla ilgili farklı sonuçlar
bildirilmektedir. Bir çok çocuğun ilaçlar ile başlangıçta hızlı düzeldiği
ve üçte birinde tam iyilik olduğu belirtilmektedir. İlaçlar, çocuk
kuru kalmayı çok istiyorsa ya da tatile veya bir yakınının yanına gidecekse
kullanılmalıdır.
EN tedavisinde; trisiklik antidepresanlar (imipramin, desipramin ve
klomipramin),
prostoglandin
inhibitörleri (İbuprofen, diklofenak Na), antikolinerjikler (oxybutynin chloride), diüretikler
(furosemid), amantadin, karbamazepin ve stimulanlar denenmiştir. Burada en sık kullanılan
ve bu ilaçlar arasında en etkili olduğu bildirilen iki ilaçtan bahsedilecektir.
İmipramin:
Yapılan araştırmalarda imipraminin EN’da yalkaşık %70
oranında etkili olduğu anlaşılmıştır. Ancak ilaç kesildiğinde
kuru kalmaya devam edenlerin oranı %16 civarında kalmıştır. Bu ilacın enürezis
tedavisindeki etki mekanizmaları tam olarak bilinmemektedir. Enüreziste imipraminin etkisi hızlı
ortaya çıkar. Bu etki antidepresan etkisi ile ilişkili gözükmemektedir. İmipraminin
santral sinir sisteminde norepinefrin geri alınımına etki yaparak doğrudan mesane
kaslarını gevşetmekte ya da çıkış direncinin azalttığı
sanılmaktadır. Ancak bu varsayım henüz kanıtlanmış değildir. Enürezisin
tedavisinde antikolinerjik etkisinin tek başına rol oynamadığı gösterilmiştir.
Ayrıca, bu ilaç uykunun derinliğini azaltmakta, derin uykuyu daha hafif bir uykuya dönüştürmektedir.
Fakat Türkiye’de yapılan bir araştırmada, imipraminin gece uyku örüntüsüne
etkisi ile enürezisin tedavisini açıklamak mümkün olmamıştır.
Enürezis için önerilen tedavi edici dozu major depresyon tedavisi için
gerekli olan dozdan düşüktür. Enürezis ile birlikte depresyon, uyku bozukluğu, dikkat
eksikliği ve aşırı hareketliliğin olduğu durumlarda ilk seçenektir. 6
yaşından küçük çocuklara imipramin önerilmemektedir. 6-12 yaşlar arasındaki
çocuklara yatmadan bir saat önce 25 mg ile başlanması, bir hafta içinde etki gözlenmezse
en fazla 50 mg’a çıkılması, 12 yaşından büyük çocuklara bir önceki yaş
grubunun dozlarının uygulanması, etki görülmediği durumlarda en fazla 75 mg’a
çıkılması önerilmektedir. İmipraminin etkinliği doz artışı
ile ilişkilidir. İyileşmenin görülmediği vakalarda ilacın etkisiz olduğuna
karar vermeden önce doz artırılmalıdır. İlaca iyi yanıt veren çocuklarda
imipraminin kullanma süresi 6 aydan kısa olmamalıdır.
Trisiklik antidepresanların yan etkileri ve aşırı doz
tehlikesi ebeveynlere açıklanmalıdır.
Yapılan bir çalışmada prostaglandinler detrussör basıncı
artırır, üretral basıncı azaltır, ve sodyum ekskresyonu yaparlar. Bir PG
sentez inhibitörü olan diklofenak sodyumun imipramin ile birlikte kullanımı iyi sonuçlar
vermiştir.
Desmporessin:
İmipramin tedavisine dirençli EN’da etkili olduğu bildirilmektedir.
Sentetik bir ADH türevi olan desmopressin de bazı çalışmalarda ümit verici görülmüştür.
Bu ilaçla %10 ile 91 arasında değişen oranlarda iyileşme göstern çalışmalar
bildirilmiştir. Desmopresin idrarın yoğunluğunu artırarak enürezisi kontrol
etmektedir.
Desmopressin ile özellikle 9 yaşından daha büyük çocuklarda daha
iyi sonuçlandığı saptanmıştır. 20-40 m g dozda %53 oranında iyileşme saptanmıştır. Nazal sprey formu
akşam tek doz olarak kullanılır. Trisikliklerdeki gibi ilacın kesimini takiben hızlı
relaps olmaktadır. Bu ilaç genellikle diğer tedavilere yanıt alınamayan birincil
enürezis olgularında kullanılmaktadır.
Özellikle gece bir arkadaşta kalma, kamp yapma ya da diğer sosyal
aktiviteler söz konusu olduğunda, desmopressin çok yararlı olabilir.
DDAVP tedavisinde yan etki insidansı düşüktür. En ciddi yan etkisi
su intoksikasyonundan dolayı konvulziyon ve bilinç değişiklikleridir. Aşırı
sıvı alınımı bağlıdır. Bundan korunmak için kişinin
desmopressin aldığı akşam 240 ml’den fazla sıvı almaması önerilmelidir.
Diğer en sık rastlanan yan etkileri; karın ağrısı, baş ağrısı,
burun kanaması ve burun tıkanıklığıdır.
GİDİŞ
Unutulmaması gereken nokta, tek başına ilacın, enürezisi
tedavi etmeyeceğidir. İlaç bırakıldığında genellikle bozukluk
tekrarlar ve kullanım sırasında ilaca tolerans da ortaya çıkabilir. EN tanısı
alan çocukların spontan remüsyon oranları yılda %5-10 civarında bulunmuştur.
15 yıllık bir izlem çalışmasında bu çocukların 10 yaşından
sonra davranım bozukluğu ve anksiyete bozukluğu açısından risk altında
olduğu saptanmıştır. Bu nedenle EN’nın erken dönemlerde tedavisi daha da önem kazanmaktadır.
KAYNAKLAR
Ak İ, Söhmen T, Söhmen G: İmipraminin enürezis nokturnalı
hastaların uyku örüntüsüne etkisi. TCDD Hastanesi Tıp Bülteni (1):58-59, 1989.
American Psychiatric Association: Diagnostic and Statistical manual of Mental
disorders. Fourth Edition. Revised. Washington DC American Psychiatric Association, 1994.
Batislam E, Nuhoğlu B, Peşkircioğlu L ve ark.: A prostaglandin
synthesis inhibitor, diclofenac sodium in the treatment of primary nocturnal enuresis. Acta Urol
Belg 63(3):35-38, 1995.
Bartolozzi G, Boldrini A, Salmeri A, Vitali E: Evaluation and treatment of
the enuretic child: eight years’ experience. Pediatr Med Chir 13(4):389-393, 1991.
Ferber R: Sleep Associated Enuresis in the child .Principles and Practice of
sleep Medicine, (eds.) Kryger MH, Roth T, Dement WC. Philadelphia WB Saunders, 643-647, 1989.
Gutierrez C, Sanz C, Gadea C, Hidalgo O, Pardo O: Importance of family
history in enuresis. Actas Urol. Esp 20(5):437-442, 1996.
Khan Z, Starer P, Singh VK, Zaman N: Role of detrusor instability in primary
enuresis. Urology 41(2):189-191, 1993.
Reimao R, Pachelli LC, Carneiro R, Faiwichow G: Primary sleep enuresis in
childhood, polysomnographic evidences of sleep stage and time modulation. Arq Neuropsiquatr 51(1)
41-45, 1993.
Robson WL, Norgaard JP, Leung AK: Hyponatremia in patients with nocturnal
enuresis treated with DDAVP Eur. J Pediatr 155(11):959-962, 1996.
Schmitt B D: Enuresis, (ed) Berman S; Pediatric Decision Making, Second
Edition BC. Decker, Inc. Philadelphia,1991.
Siracusano S, Tomasi PA, Mandras R, Dilitala G, Monni AM, Belgrano E: Effect
of imipramine hydrochloride on urinary function and serum parameters in enuretic children:
preliminary study. Prog Urol 6(2): 269-273, 1996.
Şenol S, Karacan E: Çocukların gece ve gündüz işemeleri.
Sürekli Tıp Eğitim Derğisi 6 (4):126-128, 1997.
Ünal F: Enürezin nokturna. Katkı Pediatri Derğisi 17(5):789-802,
1996.