4.Enürezis Nokturna’ya eşlik eden psikiyatrik bozuklukların açıklanması,
5.Enürezis Nokturna’nın başka hastalıklarla ayırt edilmesinin açıklanması,
6.Enürezis Nokturna’nın değerlendirilmesi ve tedavisinin açıklanması,
7.Enürezis Nokturna’nın gidişinin açıklanması.
b.
Hedef Davranışlar:
1.Enürezis Nokturna’yı genel olarak tanımlar,
2.Enürezis Nokturna’nın yaygınlığını belirtir,
3.Enürezis Nokturna’nın nedenlerini tanımlar,
4.Enürezis Nokturna’ya eşlik eden psikiyatrik bozuklukları açıklar,
5.Enürezis Nokturna’ya benzeyen ya da onu taklit eden durumları tanımlar,
6.Enürezis Nokturna’nın değerlendirilmesi ve tedavisindeki yöntemleri açıklar,
7.Enürezis Nokturna’nın gidişini açıklar.
c.
Süre: 45 Dakika
ç. Gerekli Araç
Gereç, Dokümanlar ve Hazırlıklar:
Tepegöz, slayt makinesi, yazı tahtası, yazı kalemi.
Öğrenciler konuyu okumuş ve araştırmış olarak
derse katılır.
d. Emniyet: Ders esnasında cihazların kullanımına
dikkat edilecektir.
e. Giriş
Testi (5 Dakika)
1.Enürezis Nokturna’yı açıklayınız.
2.Enürezis Nokturna ile ilgili örnekler veriniz.
f. Ders
Konusunun Aşamaları (35 Dakika)
Enürezis Nokturna’nın Tanımı (Hedef No:1)
Enürezis terimi, Yunanca “idrar yapmak” (enourein) sözcüğünden
gelmektedir. Tıbbi terminolojide idrar kaçırmayı (yatağı ıslatma) tanımlamak
için kullanılmaktadır.
Normal gelişimleri
sırasında çocuklar, genellikle 2-3 yaşları arasında mesane kontrolünü
kazanmaya başlarlar. Gece kontrolü ise genellikle üçüncü ya da dördüncü yıllar arasında
tamamlanmaktadır.
Enürezis Nokturna (EN), Amerikan Psikiyatrik Bozuklukların Tanı ve Sınıflandırmasının
en son düzenlemesindeki (DSM-IV) tanı ölçütlerine göre; 5 yaşından büyük çocukların,
uyku sırasında, tekrarlayıcı nitelikte, istemsiz idrar kaçırması, bu
davranışın üç ay süre ile en az haftada iki kez ortaya çıkması, okul ya
da sosyal yaşantı ile ilgili bir sıkıntı nedeni ile olması ve bu durumun
tıbbi bir hastalığabağlı
olmaması olarak tanımlanır. EN, DSM-IV sistemine göre dışa atım
bozuklukları arasında sınıflandırılırken, Dünya Sağlık
Örgütünün sisteminde (ICD) duygusal ve davranışsal bozukluklar başlığı
altında sınıflandırılmaktadır (burada yaş sınırı 4
yaş olarak belirtilmektedir). Çoğu uyku araştırmacıları bu bozukluğu
bir parasomnia olarak ele almaktadır. Ancak daha yaygın olan görüş; bu belirtileri 5
yaşından küçük çocuklarda “gecikmiş ya da sorunlu tuvalet eğitimi” olarak
tanımlamaktadır.
Beş yaşından sonra geceleri yatak ıslatma oluyorsa nokturnal, gündüzleri uykuda da idrar kaçırma oluyorsa diurnal enürezisten söz edilir. Nokturnal enürezis daha çok
erkek çocuklarda, diurnal enürezis ise kız çocuklarda sık görülmektedir. Gün içinde
giysilerini ıslatanların yaklaşık 1/3’ü urgency (sıkışma)
inkontinansdır. Bu çocuklar, tuvalete koşarken veya pantolununu indirirken idrarlarını
kaçırırlar. Genellikle kızlarda olup aşırı mesane spazmı öyküsüveya oyuna dalma söz konusudur. EN, sorunun başlangıç
biçimi ve seyrine göre primer (birincil) ve sekonder (ikincil) olarak iki gruba ayrılır.
En az bir yıllık idrar tutma periyodunun olmadığı durumlarda enürezis primer
olarak adlandırılır. Primer enürezis için, en az 3 veya 6 aylık kuruluk
periyodunun olmadığı durumları koşul kabul edenler de vardır. Tüm enüretiklerin
%80-90’ını oluşturan bu grupta daha çok genetik yatkınlık, biyolojik ve
gelişimsel etmenler sorumlu tutulmuştur. Sekonder enürezis ise en az 1 yıl süren kuru
bir periyoddan sonra tekrarlamanın olmasıdır. Sekonder EN en sık 5-8 yaşlar
arasında görülür ve bu grupta daha çok psikolojik etmenlerin sorunu başlattığı
ileri sürülmektedir.
Enüretik epizodların sıklığını tanı kriteri
olarak kullananlar da mevcuttur. Haftada 1 epizottan ayda 1 epizoda kadar farklı değerlendirmelerle
karşılaşılmaktadır. Örneğin, Mahony Enürezis Kliniği ayda 1-3
epizodu hafif, gecede 1 epizodu sık, devamlı idrar kaçırmayı ileri derecede kabul
etmektedir.
Enürezis Nokturna’nın Epidemiyoloji (Hedef No:2)
Enürezisin yaygınlık oranları araştırmalar arasında
büyük ölçüde değişmekle birlikte, Büyük Britanya’da 5 yaşındaki çocuklarda
%10 (her 10 çocuktan biri), 8 yaşındaki çocuklarda %4 (her 25 çocuktan biri) ve 14 yaşındaki
ergenlerde %1 kadardır. EN ülkemizde çocuk psikiyatrisi polikliniklerine yapılan başvuruların
en sık nedenleri arasındadır. Ankaradaki çocuk ruh sağlığı ve
hastalıkları bölümlerine getirilen çocuklardaki enürezis oranı %18-21 civarındadır.
Bozukluk düşük sosyoekonomik gruplarda, eğitim düzeyinin düşük
olduğu ailelerde ve kurumlarda yaşama gibi psikososyal stres altındaki ve sosyal yönden
olumsuz durumdaki çocuklarda daha sıktır.
Erkek çocuklarda kız çocuklardan daha fazla görülür. Ergenlik döneminde
cinsiyet yönünden eşitlenir.
Enürezis Nokturna’nın Etiyolojisi (Hedef No:3)
EN’in
nedenlerini belirlemek güçtür. Etiyolojide birçok varsayım ileri sürülmektedir.
1. Biyolojik
Etkenler:
a. Ailesel yatkınlık:
Enüreziste kalıtımsal etmenler önemlidir. Fakat geçişin nasıl
olduğu henüz belirlenmiş değildir. Yapılan bir çalışmada otozomal
dominant bir geçişin olduğu ve hastalığın 13q13-q14.3 kromozom
lokalizasyonları ile ilişkili olabileceği ileri sürülmüştür.
Yapılan araştırmalar enüreziste ailesel bir yatkınlık
olduğu görüşünde birleşmektedir. Enüretik çocukların %70-75’inin birinci
derecedeki akrabalarında devam eden enürezis veya geçmişte enürezisin olduğu
bildirilmektedir. Eğer öykü tek ebeveyne aitse bu risk %40-45’e düşmekte, ailesel öykü
yoksa %15’e kadar azalmaktadır. 3206 çocuğun incelendiği İskandinavya araştırmasında,
anne enüretik ise çocukta EN’in ortaya çıkma riskinin 5.2 kat, baba enüretik ise aynı
olasılığın 7.1 kat arttığı bulunmuştur.
Monozigot ikizlerde eş hastalanma (konkordans) oranının %69,
dizigot ikizlerde %2-30 kadar olduğu saptanmıştır. Bu bulgudan çıkarak EN için
bir genetik yatkınlıktan söz edilebilir.
b. Mesane fizyoloji ile ilgili sorunlar: 2 yaşındaki bir
çocuğun mesanesinin gerçek hacmi henüz oldukça küçüktür. Ancak 4 yaşındaki bir
çocukta mesane, gece boşalmayacak kadar yeterli genişlemeye erişir. 5 yaşındaki
bir çocuk ise refleks olmaktan çok, istemli olarak idrar yapma yeteneğini kazanır ve idrarını
istemli olarak durdurması mümkündür. Enüretik çocukların ise işlevsel mesane
kapasitesinin daha düşük olduğu, internal sfinkterin tam olarak işlev görmesinin en
geç 6 yaşında tamamlanmasına karşın enüretiklerde bu sürenin uzadığı
bildirilmiştir.
Enüretik çocukların gerçek
mesane kapasiteleri, anestezi ile mesane kontraksiyonları ortadan kaldırıldığında
normaldir. Fakat uyanıklık sırasında mesane, gerçekten dolu olmadan kasılmaya
başlar. Yani mesane tam dolmadan, boşalma ihtiyacı ile ilgili işaretler gönderir.
Bundan dolayı, enüretik çocuklar gündüz sık fakat küçük miktarlarda idrar yaparlar.
Aynı kasılmalar gece uykusu sırasında da olur ve belki de daha kuvvetlidir. Bazen
de çocuğun eksternal üretral sfinkterinin gücü normalden azdır. Bu durumda gece mesane
kasılır ve internal sfinkter gevşerse, çocuk ancak eksternal sfinkteri uyarıldığında
ve yeterli bir güç ile kasıldığında kuru kalabilir.
c. Uyku çalışmaları:Uyku evreleri ve enürezis arasındaki
ilişkiyi araştıran ilk çalışmalarda, enürezisin derin uykuda ortaya çıktığı
ve rüya eşdeğeri olduğu ileri sürülmüştür. Daha yeni çalışmalarda
ise enürezise uyanıklık sinyallerinin öncelik ettiği, delta uykusundan köken aldığı
ve uyanma ile ilgili bir bozukluk olduğu vurgulanarak, her uyku döneminde görülebildiği gösterilmiştir.
Enüretik çocukların ileri derecede derin uykuları olduğuna
inanılmakla birlikte, uyku elektroensefalografisi çalışmaları, bunlarda derin
uykunun temel yapısı ile herhangi bir anormalliğin olmadığını göstermiştir.
Ancak, derin uykudan hafif uykuya veya uyanıklığa doğru vijilansın arttığı
durumlarda enürezisin olduğunu düşündüren bulgular vardır. Ebeveynler, problemin
daha çok çocuğun derin uykusundan dolayı olduğuna inanırlar. Bu algılama
muhtemelen, ebeveynlerin çocuğu idrar yaptırmak için kaldırmaktaki güçlüklerinden
ileri gelmektedir. Fakat, enüretik olmayan çocukların geceleri uyandırılmaları
da aynı derece de güçtür. Birçok araştırmacı, enürezisin gecenin ilk üçte
birlik kısmında ve yavaş dalga uykusu sırasında olduğunu bildirmektedir.
d. Gelişimsel sorunlar: Enüretik çocuklarda hem motor hem de dil gelişiminde gecikme olduğu
saptanmıştır. Bir çalışmada EN dışında herhangi bir sorunu
olmayan 35 çocukta kronolojik yaşa göre kemik yaşındaki gecikme, kontrol grubundan
fazla bulunmuştur. Uzunlamasına yapılan bir alan araştırmasında EN tanısı
alan çocuklarda kontrol grubuna göre iki kat daha fazla oranda gelişimsel gecikme saptanmıştır.
Bir araştırmada enüretik çocuklarda pubertenin de geciktiği bulunmuştur. Birçok
enüretik çocukta saptanan koordinasyon sorunları gibi silik nörolojik belirtiler de gelişimsel
sorunların başka bir göstergesidir.
Enürezis için meme ile beslenmenin ve ilk doğan çocuk olmanın
koruyucu faktörler olduğu ileri sürülmektedir.
e. Hormonal etkenler: Erişkinlerde gündüz, geceye oranla 2-3 kat daha fazla idrar üretilir.
3 yaşından sonraki çocuklarda geceleri antidiüretik hormon (ADH) salınımları
nedeniyle bu durum yetişkinlerden farklı değildir. Enüretiklerde gece ADH salınımlarının
devam ettiği ve ADH’unun sirkadiyen ritmindeki anormal değişikliklerin enürezise yol
açtığı konusu da ileri sürülmektedir. Enüretik çocuklarda nonenüretiklere göre
sabah ADH seviyeleri daha düşük bulunmuştur. Ayrıca atrial natriüretik peptid, enüretiklerin
bir kısmında düşük olarak bulunmuştur.
2.Psikososyal Etkenler:
a. Tuvalet eğitimi: Tuvalet eğitimine erken başlama,
katı tuvalet eğitimi ve anne-babanın uygunsuz veya kayıtsız tutumları
EN’ya zemin hazırlayabilir. Gelişimsel açıdan bebeğin sfinkter tonusunu
denetlemesinin olanaksız olduğu bir dönemde tuvalet eğitimine başlanması
inatlaşmalara neden olabilir. Bu, genellikle titiz ve düzenli bir annenin baskılı
tuvalet eğitimine karşı pasif agresif bir tepkisidir. Tuvalet eğitimine, çocuğun
sfinkterleri üzerindeki denetimini kazanmaya başladığı 1.5 yaş civarında
başlanması daha uygun olur. Bu dönemde çocuk tuvalete uygun aralıklarla götürülür
ve tuvaletini uygun yere yapması desteklenir. Gündüzleri bezlenmeyen çocuk, tuvaleti dışında
idrar yaptığında bu sorunun üzerinde pek durulmamalı, daha çok önceki “başarıları”
hatırlatılarak uygun davranışları pekiştirilmelidir. Çocuk tuvaletini söylemeye
başlar başlamaz artık geceleri de bezsiz yatırılabilir. Tuvalet eğitimine
2.5 yaşından sonra başlanması da EN için zemin hazırlayabilir. Uzun süre
bez kullanılması çocuğun sfinkter denetimini öğrenmesini geciktirebilir.
b. Zorlu yaşam olayları: Aile düzenindeki önemli değişiklikler ve kayıplar
gibi zorlu yaşam olayları, özellikle sekonder EN’da nedensel açıdan önem taşır.
Ailede ölümler, ayrılıklar, boşanma, geçimsizlikler, hastalıklar ya da okulda
başarısızlıklar gibi yaşam olaylarının yaratacağı
anksiyete enürezis ile ifade edilebilir.
Kardeş doğumu ile başlayan ikincil enürezis bir regresyon (daha
alt gelişim düzeylerine gerileme) belirtisi olabilmekte, bazen enürezis kardeşe duyulan
saldırgan duyguların ifadesi olarak açıklanabilmektedir.
Eşlik eden psikiyatrik sorunlar (Hedef No:4)
Birçok enüretik çocukta psikiyatrik bozukluk olmamakla birlikte, bu çocuklarda
psikiyatrik bozukluk olasılığının diğer çocuklardan daha fazla olduğu
belirtilmektedir.
EN tanısı alan çocukların benlik saygılarının
kontrol grubuna göre daha düşük olduğunu, sorun düzelince benlik saygısının
normale döndüğünü gösteren çok sayıda çalışma vardır.
Ayırıcı Tanı (Hedef No:5)
EN’nın ayırıcı tanısında idrar yolu
enfeksiyonları, ektopik üreterler, epispadias, pubis kırıkları, spina bifida,
geniş mesane boyun anomalisi, üriner sistem cerrahisi komplikasyonu (iatrojenik enürezis ) gibi
ürolojik sorunlar, hipertiroidizm, diabetes insipitus ve diabetes mellitus gibi endokrinolojik
sorunlar, epileptik nöbetler, orak hücreli anemi ve bazı hemoglobin anormallikleri ve alerjik
nedenler de akla gelmelidir. İdrar yolu enfeksiyonları özellikle kızlarda EN sebebi
olabilmektedir. Bir çalışmada enüretik kızların %24’ünde yalnızca
antibiyotik kullanımı ile belirgin bir düzelme saptanmıştır. Bu nedenlerle
başvuran her çocuğa rutin idrar tetkiki yapmak gerekir. Enüretiklerin ancak %1’inde
radyolojik olarak gösterilebilen bir lezyon saptanmıştır. Bu nedenle, öykü ve
muayenede patoloji düşündürmeyen olgulara ileri tetkikler yapılması gereksizdir.
Ayrıca kronik konstipasyonu olan çocuklarda da mesane kapasitesi küçüldüğü
için EN ortaya çıkabilir.
Tiyoridazine, tiotiksen, klozapin ve zulpentiksol gibi nöroleptik ilaç
kullanan bazı kişilerde enürezis görülebileceği de bildirilmiştir. Bu gibi ilaçları
kullananlarda dopamin reseptörlerinin antagonistik aktivitesi ile enürezis arasında bir ilişkinin
olduğunu düşünmek mümkündür. Sodyum valproat’ın bir yan etkisi olarak da enürezis
tarif edilmiştir.
Değerlendirme ve
Tedavi (Hedef No:6)
Enürezis şikayeti ile getirilen çocuklarda özellikle üriner
enfeksiyon, diyabet ve epilepsi gibi olası fiziksel bozuklukları ortaya çıkarmak veya
presipite edici etmenleri saptamak ve çocuğun motivasyonunu değerlendirmek için ayrıntılı
ve titiz bir öykü alınmalı ve uygun fizik muayeneler yapılamalıdır. Gerektiğinde
sistometrogram, endoskopi ve radyolojik tetkikler istenmelidir. Eğer organik bir neden bulunursa
enüretik çocuk o dal ile ilgili hekime gönderilmelidir. Psikiyatrik bozukluk da aranmalıdır.
Yukarıda belirtilenlerden hiçbirisi bulunmazsa, çocukta zorlanmaya neden olabilecek etmenler değerlendirilmelidir.
Ebeveynlerin tutumları ve kardeşlerin yatağı ıslatmaları araştırılmalı
ve ebeveynlere çocuğa nasıl yardımcı olmaya çalıştıkları
sorulmalıdır.
Eğer enürezis fonksiyonel ise, çocuğa ve ebeveynlere bu durumun çocuklarda
sık görüldüğü ve utanılmaması gerektiği şeklinde bir açıklama
verilmelidir. Anne-babaya cezalandırmanın ve kabullenmemenin uygunsuz ve etkisiz olduğu
açıklanmalıdır. Anne-babaya probleme dikkatlerini yoğunlaştırmamaları
ve başarısızlığı dikkate almadan başarıyı ödüllendirmeleri
bildirilmelidir. Bir çok çocuktaki enürezis bu açıklamalardan sonra kendiliğinden düzelmektedir.
Görüşme sırasında çocuğun yakınmasını
utanmadan ve şuçlanmadan söyleyebilmesi için fırsat yaratılmalıdır. Görüşmeci
“Ben burada genellikle uykusu ile ilgili sorunları olan
çocukları görüyorum; örneğin bazı çocukların uykusu o kadar derin ki, gece su
içmek ya da tuvalete gitmek için bile kolay kolay uyanamıyorlar” gibi bir yaklaşım
çocuğu rahatlatabilir. Hekim idrar kaçırmanın istemsiz bir davranış olarak
değerlendirileceğini çocuğa aktarmalıdır. Çocuğun sorununu
sahiplenmesi ve tedavide etkin rol alması sağlanmalıdır.
5-6 yaşından önce tedaviye başlamak nadirdir. Bu yaşlardan
daha küçük enüretik çocuğu olan ebeveynlere problemlerine çözüm bulmak için danışmanlık
yapılır. Fakat 6 yaşından büyük olanlar daha aktif yardıma ihtiyaç
duyarlar.
Tedavi yönteminin seçimi nedensel etkenlere, çocuğun yaşına,
sorunun sıklığına, sonuçlarına ve tedavinin aciliyetine göre yapılır.
EN tedavisinde çeşitli tekniklerden birkaçının birlikte kullanılması önerilir.
İlaç tedavisine ancak zorunlu durumlarda başvurulmalıdır. Tedavide çeşitli
tekniklerin birlikte kullanılması şeklinde çok yönlü yaklaşımlardan söz
edilmektedir. Bu teknikler şunlardır:
a. Motivasyon
Teknikleri:
Kayıt tutma ve ödüllendirme: Enürezis tedavisinde takvim tutma ve ödüllendirme teknikleri
hem çocuğun motivasyonunu artırıcı hem de sorumluluk verici yöntemlerdir. Çocuk
ıslak veya kuru geceleri bir takvim üzerinde işaretler. Yazma bilmeyenler güneş ve yağmur
resmi ile, bilenler yazı ile belirtebilirler. Bu işaretler kesinlikle çocuğun kendisi
tarafından yapılmalıdır. Haftalık kontrollerde kuru günler çoksa çocuk ödüllendirilir
(çocukla onun istediği bir oyun oynamak gibi). Duygusal içerikli ödüller (aferin denmesi,
kucaklama, başını okşama, başarısını abartma vb.), somut ödüllerde
(oyuncak, yiyecek vb.) göre daha etkilidir.
Sıvı kısıtlanması
ve gece uyandırma:Akşam yemeğinden
sonra sıvı alınmasının (çay, kola, karpuz vs.) kısıtlanması
uykudaki idrar miktarını azaltabilir. Sıvı kısıtlaması konusunda
sorumluluk çocuğa verilmeli, konunun yeni bir inatlaşma odağı haline gelmesi
engellenmelidir.
Çocuk yatarken mutlaka tuvalete gitmeli ve yattığında tuvalet için
kalkma konusunda kendini koşullandırmalıdır.
Çocuklar uyuduktan 1-1.5 saat sonra uyandırılıp tuvalete
gitmesi sağlanırsa sıvı kısıtlamasının başarısı
artar. Çocuğun gece tam olarak uyandırılması gerekir. Yarı uyur tarzda idrarının
yaptırılması, uykuda idrar yapma gibi yorumlanır.
b.Mesane
Jimnastiği:
Mesane Eğitim
Eksersizleri: İşeme sıklığı
ve atılan idrar miktarı birkaç gün izlenerek bir baz elde edilir. Bunun için çocuğun,
küçük bir plastik kaba idrarını yapması ve ailesinin bunu iki üç gün süreyle ölçmesi
ve sıklığını kayıt etmesi istenir.
İdrar yapma sıklığı günde 5 ile 7 defadan fazlaysa ve
idrar volümü her yaş için 30 cc den daha az ise küçük fonksiyonel mesane kapasitesi düşünülür
ve bunu artırmaya çalışılır. Hergün belli zamanda, genellikle sabahları
veya okuldan sonra, çocuğun fazla miktarda sıvı içmesi (500 cc kadar) ve idrar yapmayı
mümkün olduğu kadar ertelemesi istenir. Atılan volüm haftada birkaç defa ölçülür.
Amaç, yeteri kadar idrarı tutabilen bir mesane kapasitesine ulaşmaktır. Bu yöntem tek
başına veya sfinkter eğitim eksersizleri ile birlikte %30 ile %35 çocukta başarılıdır.
Sfinkter Eğitim
Eksersizleri: Çocuktan gündüz idrarını
yaparken birçok defa aniden kesmesi ve tekrar yapması istenir. Bu teknik sfinkter kaslarının
tonusunu artırabileceği gibi çocuğun idrar yapma kontrolünün farkında olmasını
da sağlar. Bu yöntemi daha çok 9 yaşından büyük çocukların uygulayabildikleri
bilinmelidir.
c. Koşullandırma (Alarm cihazı):Yukarıda
belirtilen teknikler ile sonlanmayan enüreziste tedavi planının diğer fazı olan
koşullandırmaya geçilir. Zeka özürlü çocuklar ile yukarıdaki önerileri herhangi
bir şekilde takip edemeyen çocuklarda da tedaviye bu fazda başlanır. Koşullandırma
eğitiminde çocuğun az miktarda idrar yapmasıyla bile etkin duruma geçen alarmlar yer
alır. Enürezisin tedavisinde koşullandırma teknikleri 1904’de Pfaundler ile başlamıştır.
1938’de Mowrer ve Mowrer’in zil ve pedten oluşan cihazı kullanmaya başlamasından
sonra çeşitli tipteki enürezis alarmları koşullandırma tekniğinin bir kısmı
olarak kullanılmaya başlanmış ve yüksek oranlarda iyileşme sağlanmıştır.
Cihaz pamuklu bir örtüyle ayrılmış iki tane metal levha, düşük voltajlı
bir devreyi sağlayan bir pil, bir anahtar ve bir zilden oluşur. Yatak yapıldığında
metal levhalar çocuğun pelvisini rahatsız etmeyecek şekilde yerleştirilir. Çocuk
idrarını yapmaya başladığında pamuklu örtü ıslanarak devreyi
tamamlanır ve zil çalar. Çocuk uyanır, anahtarı kapatır ve mesanesini boşaltmak
için kalkar. Bu sırada yatak yeniden yapılır ve çocuk yatağına geri
gelmeden önce metal levhaların arasına kuru olan pamuklu yeni bir örtü konur. Alarm yöntemi
ile koşullandırmanın psikoterapi gibi diğer tedavi modalitelerine göre üstünlüğünü
gösteren çalışmalar da vardır. Bugün bazı araştırıcılar
alarm yöntemini enürezis nokturna için standart davranış tedavisi olarak kabul ederler.
Ancak enürezis ile somnanbulizm ve gece korkuları gibi parasomnialar arasındaki
benzerlikten dolayı alarmın gürültüsü bu tür bozuklukları presipite edebilir. Bu
nedenle diğer parasomnia öyküsü olan çocuklarda alarmlar son derece dikkatli kullanılmalıdır.
Bir ay içinde %75-86 oranında etkili olduğu bildirilen bu yöntemin bir sakıncası
da aileleri uzun süre meşgul etmesidir. Alarm cihazı, tedavi sonlandıktan sonra da %56
ile en yüksek oranda kalıcılığı (rekürrens olamayan) olan tedavi seçeneği
olarak değerlendirilmiştir. Tedavinin tamamlanması için en az 2 ay gereklidir.
d.İlaç Tedavisi:
Genellikle ilaç tedavisine; davranış terapilerini bir ay süreyle
uygun şekilde uygulamış fakat sonuç alınmamış vakalarda başlanır.
İlaçların en çok altı ay süre ile kullanılması önerilmektedir. İlaçlar
kesildikten sonra enürezisin iyileşmesi veya tekrarlamasıyla ilgili farklı sonuçlar
bildirilmektedir. Bir çok çocuğun ilaçlar ile başlangıçta hızlı düzeldiği
ve üçte birinde tam iyilik olduğu belirtilmektedir. İlaçlar, çocuk kuru kalmayı çok
istiyorsa ya da tatile veya bir yakınının yanına gidecekse kullanılmalıdır.
EN tedavisinde; trisiklik antidepresanlar (imipramin, desipramin ve klomipramin),
prostoglandin (PG) inhibitörleri (İbuprofen, diklofenak Na), antikolinerjikler (oxybutynin
chloride), diüretikler (furosemid), amantadin, karbamazepin ve stimulanlar denenmiştir. Burada
en sık kullanılan ve bu ilaçlar arasında en etkili olduğu bildirilen iki ilaçtan
bahsedilecektir.
İmipramin:
Yapılan araştırmalarda imipraminin EN’da yaklaşık
%70 oranında etkili olduğu anlaşılmıştır. Ancak ilaç kesildiğinde
kuru kalmaya devam edenlerin oranı %16 civarında kalmıştır. Bu ilacın enürezis
tedavisindeki etki mekanizmaları tam olarak bilinmemektedir. Enüreziste imipraminin etkisi hızlı
ortaya çıkar. Bu etki imipraminin antidepresan etkisi ile ilişkili gözükmemektedir.
İmipraminin santral sinir sisteminde norepinefrin geri alınımına etki yaparak doğrudan
mesane kaslarını gevşettiği ya da çıkış direncini artırdığı
sanılmaktadır. Ancak bu varsayım henüz kanıtlanmış değildir. Enürezisin
tedavisinde imipraminin antikolinerjik etkisinin tek başına rol oynamadığı gösterilmiştir.
Ayrıca, bu ilaç uykunun derinliğini azaltmakta, derin uykuyu daha hafif bir uykuya dönüştürmektedir.
Fakat Türkiye’de yapılan bir araştırmada, imipraminin gece uyku örüntüsüne
etkisi ile enürezisin tedavisini açıklamak mümkün olmamıştır.
Enürezis için önerilen imipraminin dozu major depresyon tedavisi için
gerekli olan dozdan daha düşüktür. Enürezis ile birlikte depresyon, uyku bozukluğu,
dikkat eksikliği ve aşırı hareketliliğin olduğu durumlarda imipramin ilk
seçenektir. 6 yaşından küçük çocuklara imipramin önerilmemektedir. 6-12 yaşlar
arasındaki çocuklara yatmadan bir saat önce 25 mg ile başlanması, bir hafta içinde
etki gözlenmezse en fazla 50 mg’a çıkılması, 12 yaşından büyük çocuklara
bir önceki yaş grubunun dozlarının uygulanması, etki görülmediği
durumlarda en fazla 75 mg’a çıkılması önerilmektedir. İmipraminin etkinliği
doz artışı ile ilişkilidir. İyileşmenin görülmediği vakalarda
ilacın etkisiz olduğuna karar vermeden önce doz artırılmalıdır. İlaca
iyi yanıt veren çocuklarda imipraminin kullanma süresi 6 aydan kısa olmamalıdır.
Trisiklik antidepresanların yan etkileri ve aşırı doz
tehlikesi ebeveynlere açıklanmalıdır.
Yapılan bir çalışmada PG’ler detrussör basıncı artırır,
üretral basıncı azaltır ve sodyum ekskresyonu yaparlar. Bir PG sentez inhibitörü
olan diklofenak sodyumun imipramin ile birlikte kullanımının iyi sonuçlar verdiği
bildirilmektedir.
Desmopressin:
İmipramin tedavisine dirençli EN’da desmopressin’in etkili olduğu
bildirilmektedir. Sentetik bir ADH türevi olan desmopressin bazı çalışmalarda ümit
verici görülmüştür. Bu ilaçla %10 ile 91 arasında değişen oranlarda iyileşme
olduğunu gösteren çalışmalar vardır. Desmopressin idrarın yoğunluğunu
artırarak enürezisi kontrol etmektedir.
Desmopressin ile
özellikle 9 yaşından daha büyük çocuklarda daha iyi sonuçlandığı saptanmıştır.
20-40 mg dozda %53 oranında
iyileşme saptanmıştır.Nazal
sprey formu akşam tek doz olarak kullanılır. Trisikliklerdeki gibi ilacın kesimini
takiben hızlı relaps olmaktadır. Bu ilaç genellikle diğer tedavilere yanıt
alınamayan birincil enürezis olgularında kullanılmaktadır.
Özellikle geceleri yatılı kalma, kamp yapma ya da diğer sosyal
aktiviteler söz konusu olduğunda, desmopressin çok yararlı olabilir.
DDAVP tedavisinde yan etki insidansı düşüktür. En ciddi yan etkisi
su intoksikasyonundan dolayı konvulziyon ve bilinç değişiklikleridir. Bu durum aşırı
sıvı alımına bağlıdır. Bundan korunmak için kişinin
desmopressin kullandığı akşam 240 ml’den fazla sıvı almaması önerilmelidir.
Diğer en sık rastlanan yan etkileri; karın ağrısı, baş ağrısı,
burun kanaması ve burun tıkanıklığıdır.
Gidiş (Hedef No:7)
Unutulmaması gereken nokta, tek başına ilacın enürezisi
tedavi etmeyeceğidir. İlaç bırakıldığında genellikle bozukluk
tekrarlar ve kullanım sırasında ilaca tolerans da ortaya çıkabilir. EN tanısı
alan çocukların spontan remisyon oranları yılda %5-10 civarında bulunmuştur.
15 yıllık bir izlem çalışmasında bu çocukların 10 yaşından
sonra davranım bozukluğu ve anksiyete bozukluğu açısından risk altında
olduğu saptanmıştır. Bu nedenle EN’nın erken dönemlerde tedavisi daha da
önem kazanmaktadır.
g. Uygulama: Enürezis
Nokturna’lı hasta dosyasının değerlendirilmesi.
ğ. Özet: (3
Dakika)
EN her 10 çocuktan birinde gözlenen bir bozukluktur. Diğer tıbbi
bozukluklardan ayırt edici tanısı yapılmalıdır. Tedavide motivasyon
teknikleri, sıvı kısıtlaması, gece uyandırma ve mesane eğitim
eksersizleri ilk olarak önerilmektedir. Düzelme olmayanlarda ilaç tedavisi veya alarm cihazı
kullanılır.