Geçtiğimiz yıl boyunca frontal lobun öğrenme, bellek ve yanıt
kontrolündeki rolünü anlamaya anlamlı katkıda bulunan birçok çalışma
yapılmıştır. Lezyonun davranışsal etkilerinin araştırılması ve tek nöron
aktivitelerinin kaydını içeren geleneksel yaklaşımların yanında, sağlıklı
insanlarda PET kullanılarak yapılan fonksiyonel aktivasyon çalışmalarıyla
önemli bilgiler elde edilmiştir.
GİRİŞ
İnsandaki frontal korteks, tüm kortikal alanın 1/3 ünü oluşturmaktadır.
Frontal korteksin arka kısmı, yani motor ve premotor korteks, motor
kontrolden sorumlu iken, prefrontal korteks olarak adlandırılan daha ön
kısımlar ise davranışın kontrolünde önemli rol oynamaktadır. Bu gözden
geçirme çalışmasının konusu da primatlardaki frontal korteksin bu ön
kısmıdır. Son 30 yıl boyunca yapılan kapsamlı anatomik çalışmalar, frontal
lobun birçok farklı yapısal alanının beynin diğer kortikal ve subkortikal
alanlarıyla spesifik yollarla bağlantılı olduğu gerçeğini daha net bir
hale getirmiştir. Bu sebeple, farklı frontal alanların birçok farklı
kortikal ve subkortikal alanla ilişkili olması sürpriz değildir. Frontal
lob fonksiyonlarının daha iyi anlaşılabilmesi, bu farklı fonksiyonel
sistemlerin anlaşılmasına bağlıdır.
Frontal korteks fonksiyonları ile ilgili güncel konseptler çoğunlukla
beynin bu kısmında lezyon olan hastalardaki kognitif yetmezliklerin
analizlerine ve de insan dışı primatlardaki daha sınırlı lezyonların
etkilerinin değerlendirildiği çalışmalara dayanmaktadır. Geçtiğimiz yıl
boyunca yapılan benzer çalışmalar, ilginç veriler ortaya koymaya devam
ettiler.70’li yılların başından beri, hayvanlardaki davranışsal işlevleri
kaydeden frontal korteksin tek nöron aktivitesi, önemli veriler ortaya
koymuştur. Daha yakın dönemde sağlıklı insanlarda PET ile yapılan
fonksiyonel aktivasyon çalışmaları, frontal korteksin fonksiyonel
organizasyonunu anlamamıza katkıda bulunmaya başlamıştır.
İNSAN DIŞI PRİMATLARLA YAPILAN ÇALIŞMALAR
1930’larda Jacobsen’in frontal korteksin yeterli konumsal gecikmiş
cevap performansı için gerekliliğini göstermesinden beri, birçok çalışma
sayıdaki çalışma, frontal korteksin mekansal (konumsal) hafıza
işlevlerindeki rolünü anlamaya yönelmiştir.Geçen yıl boyunca, frontal
korteksin mekansal bilginin işlenmesindeki rolünü araştırmak amacıyla
birçok yeni çalışma yapılmıştır. Funahashi ve arkadaşları sulcus
principalisin içinde ve etrafındaki tek taraflı lezyonların, hayvanlarda
görsel mekansal hatırlamayı sağlayan okulomotor gecikmiş cevap paradigması
üzerindeki etkilerini araştırmışlardır. Lezyonun karşı yarısındaki bellek
bağımlı göz hareketlerinin önemli derecede bozulduğu, bunun yanında aynı
taraftaki alanda sadece minimal bir hasar oluşmuştur. Kontrol işlev
performansları, göz hareketlerinin bu lezyonlardan etkilenmediği, gözlenen
hasarın ise, belleğe ait bir yetmezlik olduğunu göstermiştir.
Geçen 20 yıl boyunca lateral prefrontal ve premotor alandaki tek nöron
aktivitelerindeki değişikliklerin, görsel destekli hareketin ortaya
çıkacağı yönle bağlantısını ortaya koyan birçok çalışma yapılmıştır. Bu
göz önüne alındığında buradaki ana konu, spesifik nöronal aktivitenin
görsel mekansal bilginin mi yoksa hareketin yönünün seçimiyle mi
bağlantılı olduğunu yansıttığıdır. Bu konu üzerinde di Pellegrino ve Wise
tarafından geçmiş dönemde yapılmış bir çalışmada ki bu çalışmada motor bir
işlev gören bir maymunun prefrontal ve premotor korteksinde tek
nöronların aktivitelerini kaydettiler. Amaç, var olan bu tersliği
çözümlemekti. Bu çalışmada görsel mekansal ipuçlarının motor cevap oluşumu
için nöronal aktiviteyi premotor kortekste, prefrontal alana oranla daha
yoğun etkilediğidir. Araştırmacılar bu aktivitenin uyaranın konumuyla,
cevabın yönü arasındaki birlikteliği yansıttığı sonucuna varmışlardır.
Diğer bir çalışmada, Quintana ve Fuster posterior parietal ve lateral
frontal korteksin mekansal durumsal cevap performansına olan etkisini
karşılaştırdılar. Mekansal olmayan örneklem grubuyla eşlenerek
karşılaştırma yapıldı. Uyaranla cevap arasında bir gecikme olduğunda,
frontal korteksin teskini (cooling), her 2 görevde bozulmaya neden oldu.
fakat parietal korteks anlamında daha kısıtlı bir etkisi vardı. Sadece
mekansal durumsal cevap performansında bir azalma oldu. Sonuçlar çok yakın
bir ilişki içinde oldukları bilinen lateral frontal ve posterior
parietal korteksin mekansal hafıza işlemlerinde ortak rol oynadıkları,
bunun yanında lateral frontal korteksin mekansal ve mekansal olmayan
bellek işlevleriyle daha yakın ilişki içinde bulunduğunu ortaya koymuştur.
Araştırmacıların işaret ettiği gibi, frontal cooling özel frontal alan
işlevlerinin sekteye uğramaması pek mümkün gözükmemekteydi. Farklı birçok
alan muhtemelen etkilenmişti.Bu bakış açısıyla frontal korteksin selektif
lezyonlarına erken müdahalenin mekansal durumsal cevaptaki bozuklukları
azalttığı, örneklemle eşlenmeyi engellediği gerçeğine dikkati çekmenin
gerekli olduğu önemli bir husustur.
Epey zamandır arcuat sulcusun ön tarafında uzanan korteksin tek taraflı
lezyonlarının maymunlarda geçici kontrlateral boşluk ihmaline sebep
olduğu bilinmektedir. Bu durum lezyonun aksi yönündeki elin kullanılmama
yatkınlığı ve kontrlateral hemisfere bakmaktan sakınmakla karakterizedir.
Bu geçici defisit, muhtemelen 8. alanla bağlantılı nöral yapılardaki
postoperatif dönem boyunca gerçekleşen birçok değişikliğin sonucudur.
Beynin bölgelerinden çoğu kullanımış denek hayvanlarında bu ihmal dönemi
boyunca glukoz tüketiminde azalmanın ciddi oranda olduğu, ancak rezolüsyon
döneminde ise bu azalmanın gözlenmediği tarzındadır. Geçen yıl, tek
taraflı frontal lezyonu takiben gelişen ihmalle tek taraflı parietal lob
lezyonu sonucu gelişen ihmali karşılaştıran bir çalışmada, birçok fark
tespit edilmiştir. Parietal lob lezyonları sonrasında, lezyonun aksi
tarafındaki eli kullanmaya anormal derecede ihmal belirgindi. Fakat,
hayvanların frontal lezyonun olduğu tarafta bulunma eğiliminde oldukları
dikkat çekmiştir.
Yukarıdaki çalışmalar, mekansal bilgi işlenmesinde lateral frontal
korteksin orta kısmıyla posterior parietal korteks arasında yakın ilişki
olduğunu vurgulamaktadır. Diğer taraftan maymunlarda yapılan önceki
çalışmalarda, sulcus principalisin altında uzanan ve inferior lateral
konveksiteyi kaplayan ventrolateral frontal korteks lezyonlarında mekansal
olmayan kısa dönem bellek işlevlerinde ciddi bozukluklara neden olduğu
gösterilmiştir. Lateral frontal korteksin farklı kısımlarında modality
spesifik işlemler olabileceği görüşü anatomik verilerle uyumludur. Lateral
frontal korteksteki görsel-mekansal ve bellek işlevinin görsel patterni
arasında ve ayrıca görsel ve somatosensorial işlem arasındaki ayırımın
derecesini tek hücre kaydı çalışmalarından daha ileri destek bilgiler elde
edilmiştir. Hastalar üzerinde yapılmış bir çok çalışmadan elde edilen
veriler öğrenme ve belleğin yanında, frontal korteksin, temporal lobun,
amigdala ve hippokampus gibi mezial kısmındaki limbik yapılarla yakın
fonksiyonel etkileşimde olduğunu vurgulamaktadır. Örneğin amigdala nukleus
uyarının ödüllendirici önemini hatırlanma ile ilgilidir. Gaffan ve Murray
amigdala ile orbito –medial frontal korteks arasında fonksiyonel etkileşim
olduğunun vurguladılar. Geçen yıl Gaffen ve arkadaşları bu etkileşimin
direkt amigdalo-frontal bağlantılar ve talamik mediodorsal çekirdek içeren
indirekt bağlantıları etkilediğini gösterdiler.
FONKSİYONEL AKTİVASYON ÇALIŞMALARI
Frontal lob fonksiyonuna genel bakış açısı dorsolateral frontal korteksin
mekansal işlem belleği fonksiyonu için özelleştiği tarzındadır. Bu görüş,
maymunlardaki sulkus principalis boyunca uzanan selektif korteks
lezyonunun, gecikmiş mekansal cevap performansını ciddi olarak etkilediği
gözleminden kaynaklanmaktadır. Burada mekansal olmayan işlemlerin
performanslarının karşılaştırılabilir seviyede az etkilenmiştir. Yakın
dönem çalışmaları sulkus principalisin üst kısmında uzanan dorsolateral
frontal korteksin orta kısım lezyonlarının mekansal olmayan işlem belleği
fonksiyonlarında ciddi hasara yol açtığını göstermektedir. Bu yeni
mekansal olmayan işlem belleği, geleneksel olanlardan kısa süreli
bellekten daha ziyade işlem belleğindeki yürütücü fonksiyonları
değerlendirmek üzere dizayn edilmiş olmasıyla ayrılır. Bu yeni davranışsal
veriler, ventro ve dorsolateral frontal korteks alanları arasındaki
bilinen anatomik bağlantılar zemininde lateral frontal korteksin işlem
belleğindeki rolü, iki basamaklı bir hipotez olarak önerilmiştir. Bu
hipoteze göre dorsolateral frontal korteksin sulkus principalisi içeren
ventrolateral frontal kortikal alanlar, posterior alanlardan başlangıç
bilgilerini alan alanlardır. Sulkus principalisin üst kısmında uzanan
dorsolateral frontal korteks diğer taraftan planlama ve organizasyonda
kısa dönem bellek ile ikinci derece bir bağlantı oluşturur.Yani işlem
belleğinde çalışırken monitorizasyon gereklidir.
PET ile yapılmış olan 2 fonksiyonel aktivasyon çalışması, insan beyninde
yukarıda bahsedilen hipotezi test etmiştir. Bölgesel serebral kan akımı ki
nöronal aktivitenin bir göstergesidir, mekansal olmayan kendiliğinden ve
dışarıdan düzenlenmiş çalışma (working) belleği performansları normal
gönüllülerde ve uygun kontrol grubunda değerlendirildi. Middorsolateral
frontal korteksin bu mekansal olmayan işlemler boyunca spesifik
aktivasyonları, maymunların beyninde olduğu gibi çalışma belleğine önemli
katkısı bulunduğu gösterilmiştir. Bunun ötesinde, aynı görsel stimulus ve
aynı cevap modunda gönderilen durumsal birleşik görev middorsofrontal
korteksi aktive etmedi. Ancak, bitişiğindeki posterior dorsofrontal alanı
aktive etmişti. İnsan örneklemlerindeki bu bulgular ,hayvanlardaki
lezyonlarda yapılan çalışmalardan elde edilen durumsal birleşik görevlerin
posterior dorsolateral korteksin fonksiyonel doğruluğundan elde edilen
verilerle uyum içindeydi. PET çalışma sonuçları middorsolateral frontal
korteksin çalışma belleğindeki organizasyon işlevindeki önemini
vurgulamanın yanında frontal kortexin fonksiyonel heterojenitesine birkez
daha vurgu yapmaktadır.
Diğer bir PET çalışmasında normal sağlıklı insanlarda mekansal çalışma
belleği (spatial working memory) görev performansı boyunca serebral
aktivasyon olduğu ortaya konmuştur. İlginç olan tarafı, bu çalışmada
gözlenen aktivasyon odağı daha çok frontal lobun ventrolateral kısmına da
uzandığıydı ve dorsofrontal kortekste hiç aktivasyon yoktu. Bu çalışmada
kullanılan bellek işlevinin çok az monitorizasyona ihtiyaç duyduğu,
vurgunun kısa dönem belleğine yapıldığına dikkat çekilmiştir. Bu çalışmada
gözlenen aktivasyon odağı önceki 2 aşamalı hayvan çalışması verileri ile
uyumluydu.Yani, dorsolateral frontal alanlar ki ciddi monitarizasyon
gerektirir; çalışma belleğinde aktive edilecektir. frontal korteks sadece,
işlem belleğinde önemli rol oynamaz, aynı zamanda uzun dönem belleğinden
bilgileri geri çağırmada önemli rol alır.
Son bir çalışmada, frontal lezyonlu hastaların, serbest hatırlama
performanslarının eğer kodlama ve geri çağırma yetileri sağlamsa,
göreceli olarak daha fazla olduğu gösterilmiştir.
Başka bir çalışmada sözel (verbal) bellek işlevleri ki sözel uzun dönem
bellekten bilgi geri çağırımını gerektirir; PET kullanılarak serebral
aktivasyon kaydedildi ve değerlendirildi.Kan akımındaki artış hem sağ hem
de sol frontal korteksteydi. Bu çalışmada ulaşılan dikkate değer bir nokta
da frontal lobta aktive olan odakların, önceki 2 çalışmada işlem belleği
performansı ile aktive olan middorsolateral frontal korteksin ön
kısımlarıydı.
Prefrontal korteksi bazal ganglionlara ana projeksiyon liflerinin
bağladığı gerçeğinden tahmin edilebileceği gibi, birçok çalışmada bazı
yönleriyle frontal korteks lezyonlarıyla bazal ganglion tutulumu gösteren
Parkinson hastalığı gibi bazı durumlarda benzer kognitif hasarlar olduğu
gösterilmiştir. Örneğin frontal lezyonlu hastalarda genellikle kognitif
yetileri değiştirme kabiliyetlerinin bozulduğu, benzer tablonun Parkinson
hastalarında da tespit edildiği bilinmektedir.
Geçen yıl boyunca, frontal lezyonlu hastaların performanslarıyla bazal
ganglion lezyonu olan hastaların kognitif performans değişkenliklerini
karşılaştıran 2 çalışma yapılmıştır. Eslinger ve Grattan tarafından
yapılan bir çalışmada frontal korteks veya bazal ganglionlarınada lezyon
olan hastalara kognitif esnekliklerini değerlendirmek amacıyla 2 test
verilmiştir. Bir tanesi geleneksel Wisconsin Card Sorting testiydi. Bu
test,cevap setinde birçok değişiklik gerektiren bir testttir. Diğeri ise
zıt fikirlerin oluşumunun gerektiği Obje Testinin Farklı Kullanımlarıydı.
Hem frontal hem de bazal ganglion lezyonu olan hastalarda Wisconsinde
bozulma vardı.Diğer testte ise sadece frontal lezyonlu hastada bozulma
vardı. Böylece frontal korteksle bazal ganglion arasında cevap
değişkenliğine izin veren mekanizmaların önemi olduğu, ancak bunun zıt
kognitif cevaplara gereksinim duymadığı ortaya konmuştur.
Owen ve arkadaşları tarafından yapılan başka bir çalışmada, oluşan cevabın
değişkenliğinde lezyonun frontal kortekste veya bazal ganglionda olmasının
önemi ortaya konmaya çalışılmıştır. Dikkati bir alandan diğerine
kaydıramamaya sebep olan 2 muhtemel nedeni ayırd etmeye izin veren yeni
bir taslak oluşturuldu. İlk önce öncesinde dikkatin yoğunlaştığı bir
algısal boyuttan kaymayı başaramama; 2.öncesinde bağlantısız olduğu
bilinen bir yöne kaymayı başaramama değerlendirildi. Frontal lezyonlu
hastalar ilişkili bir yönden başka yöne kaymada sorunlar yaşarken
Parkinson hastalığı gibi bazal ganglion lezyonu olan hastaların ise
öncesinde bağlantısız olduğu öğrenilen yöne kaymada sorun olduğu tespit
edilmiştir. Bu verilere özel bir bir ilgi gösterilmiştir. Çünkü,bu
çalışmalar koğnitif esnekliğin bozulmasının bu 2 grup arasında farklı oluş
mekanizmalarına bağlı gelişmiştir.
SONUÇ
Yukarıda özetlenen çalışmalar dikkatlice incelendiğinde, frontal korteksin
selektif alanlarındaki lezyonlar sonucunda ortaya çıkan spesifik kognitif
ve davranışsal etkilerin ve maymunlardaki tek hücrelerin fonksiyonel
özelliklerinin, kaydın hangi alandan yapıldığına bağlı olarak değiştiği
gözlenir.Benzer şekilde, frontal kortekste yapılan farklı PET
çalışmalarında aktivasyon odaklarının lokalizasyonlarında dikkati çeken
farklılıklar bulunmaktadır. Bu veriler, primat beyninin bu en kompleks
kısmının önemini anlama ve frontal korteksin birçok farklı fonksiyonel
sistemi içerdiği gerçeğinin altını çizmektedir.