Erken gelişen okuma becerisi ve buna eşlik eden dil problemleri, öğrenme ve sosyalleşme
yeteneğinde sorunları olan bir grup tanımlanmıştır. Bu tip çocuklar kliniğimize
çeşitli şikayet ve ön tanılar ile başvurmaktadırlar. Bunlar arasında; otizm,
davranış bozuklukları, dil problemleri ve dahi çocuk vardır. Erken okuma yeteneği
genelde ezbere öğrenme tarzındadır. Başlangıçta okudukları anlamadıkları,
anlamanın geriden geldiği anlaşılmaktadır. Bu tuhaf öğrenme stilleri dikkat çekicidir.
1967 yılından
bu yana bu konuda çok az çalışma yayınlanmıştır. Önceki araştırmacılar
hiperleksi tanımını, formal bir eğitim almadan 5 yaşından önce okumayı öğrenen
ayrıca dilde ve sosyal ilişkilerinde güçlük olan bir grup olarak tanımlamışlardır.
Cohen ve arkadaşları 1987 yılında, hiperleksiyi, disleksinin (sadece yazma dili anlamayla
ilişkili) aksine,hem konuşma hem de yazmayla ilişkili
ağır bir dil bozukluğu olduğunu öne sürmüşlerdir. Richman ve Kitchell 1982 de bu
tip çocuklarda üstün bir işitsel ve görsel hafızaya sahip olduklarını ayrıca yalın
kelimeleri bir makale içinde olmasına göre daha iyi tanıdıklarını söyledi. Bu çocuklarda
kategorize etme güçlüğü vardır ve cümle içindeki yapısal ve anlama ilişkin ip uçlarını
yakalamakta güçlük yaşarlar. Bu gözlemlerden bu çocuklarda bilginin izole küçük parçalar halinde
depolandığı hipotezi ortaya atılmıştır.
Chicago’da Center for
Speech and Language Disorder ‘da yapılan çalışmalarda bu grupla ilgili dört parametre
incelenmiştir.
1.Okumaya erken başlama
2.İlginç dil öğrenme bozuklukları
3.Sosyalleşmede problemler
4.Gelişim öyküsü.
1-
Okumaya Erken Başlama: En önemli komponent
kelimeleri dekode (tanıması) edebilmesidir. Bu ana-baba tarafından öğretilmez ve 18-24 ay
arası bu tarzda kelimeleri ve sayıları erken tanıması şaşkınlıkla
karşılanır. 3 yaşına kadar yazılı kelimeleri tanır ve okurlar. Bazen
konuşma tamamlanamadan da meydana gelebilir. Çocuklar kelimelerden büyüleyici bir tarzda etkilenirler.
2.
İlginç Dil Öğrenme Bozuklukları: Bu çocuklardan
konuşabilenleri (bu tipe nonverbal hiperpleksi denir.) aşağıdaki özelliklerin
hemen hepsini taşırlar.
a-İlk heceleme ve konuşma denemeleri
ekolaliktir.
b-Harflere, sayılara ve şarkı sözlerine karşı iyi bir işitsel
hafızaları olduğu gibi iyi bir görsel hafızaları da vardır.
c-Tek kelimeleri anlamaları cümleyi anlamalarına göre daha iyidir.
d-Gestalt işlemleme
e-Tekrarlayıcı ve basma kalıp konuşmaları vardır ve
konuşmanın içeriğinde sık sık kendilerine has kelime ve cümlecikler kullanır.
f-Konuşması normal bile olsa konuşmayı başlatma ve
sürdürmede sorunları vardır.
3.
Sosyalleşmede Problemler: Bu grup bozukluklar dili
anlamadaki zorlukla ilişkili olabilir. İncelenen gruptaki çocuklarda aşağıdaki
davranışlardan bazıları herhangi bir anda tespit edilebilir. Bunlar; uyumsuz davranışlar,
ritüalistik davranışlar, aynılıkta aşırı ısrar (konunun devamında
bahsedilecek), Bir duygusal durumdan diğerine geçişde zorlanmalar, öfke nöbetleri, Yaygın
anksiyete ve özgün korkular, gruba uyumda zorlanma, yaşıtlarıyla arkadaşlık
kuramama, yüksek sesli makinelere karşı duyarlılıktır.
Dilde gelişme oldukça
bu davranış patolojilerinde de azalma olmaktadır.Bu
çocukların bir kısmı otistik bozukluğa benzer ancak 2-3 yaşında gelişen
dil becerileri ile bu gruptan ayrılırlar.
4.
Gelişim Öyküleri: Aşağıda sayılan
altı madde bu grupta sıklıkla gözlenir.
a-Bunlar çoğunlukla erkektir.
b-18 ay ve 2 yaşına kadar normal gelişmişken, bundan sonra bir
gerileme gösterirler.
c-Normal bir heceleme (speech) anormal bir
prozodi ile beraberdir.
d-Bazılarında silik nörolojik bulgular
olsa da genelde nörolojik bulgu
vermezler.
e-Hepsinde davranışsal ve sosyal anormallikler varken bazılarında
self-stimulasyonlar gözlenir.
f-Dili anlamada sorun yaşarlar.
g-5 yaşından önce okurlar ve kelimeler karşısında büyülenmiş
gibi bir davranış gösterirler.
Tartışma
Tüm hiperpleksik çocuklarda verbal sinyalleri tanımasıyla ilişkisiz olarak kelimeleri
bütün olarak tanır.Bazı hiperleksik çocuklar
kelimeyi daha önce bir yerde görmeseler de okuyabilirler. Bazıları logolara düşkündürler.
Elliot ve Needleman (1976) bu grubun yazılı dili okuma yeteneklerinin doğuştan geldiğini
söylemişlerdir.
Dil Patolojistleri (speech and language
pathologist) bu grup çocuklarla çeşitli yaşlarda ve çeşitli semptom örüntüleriyle karşılaşırlar.
Bunlardan bazıları non-verbal ve küçük iken bazıları verbaldir. Bu çocukların
işitme kayıpları, mental retardasyon, duygulanım bozuklukları ve otizmden ayırt
edilmelidir. Hastalığın doğasını ne kadar iyi tanımlarsak bu grubun eğitimlerini
de o kadar iyi planlayabiliriz.
a-Geçmiş öykü :
Tanısal değerlendirme ebeveynden
alınacak ayrıntılı anamnez ile başlar. İlk ipucu çocuğun erkek olmasıdır.
Bundan sonraki sorularda ebeveyne çocuklarını neden görüşmeye getirdikleri olmalıdır.
çocuk çok mu zeki? yoksa kaygı duyulan başka bir konumu var. Konuşmayla yada davranışla
ilgili sorunlar olabilir. İkinci soru onu bu duruma getiren bir neden biliyor musunuz? dur.
Bundan sonraki soru diğer çocuklara göre üstün olduğu konular varmı
dır? Olmalıdır.
Genelde ailenin dikkatini çeken özellikle görsel alanda çabuk öğrenme göstermeleridir. Ayrıca
motor koordinasyonları da iyidir. Aile bundan hızlı koştukları ve herhangi bir şeye
çok çabuk tırmanabildiğinden bahseder.
Ayrıca harflere ve rakamlara özel bir ilgisi olup olmadığı sorulabilir.
Gelişimi ayrıntılı olarak
sorgulanmaladır. Özellikle Tip 1 e
dahil olan grupta önemli bir bulgu yoktur. (Bazı zamanlar kulak enfeksiyonu gibi hastalık
hikayeleri bulunabilmektedir.)
Dil gelişiminin özel bir önemi vardır
çünkü kendilerine has bir dil gelişimleri
vardır. Ebeveyn genelde ilk kelimelerini 12. ayda söylediklerini belirtirler ve bu kelimeler genelde
tren, kamyon, araba gibi kelimeler olur. Aile bireyleri bunlardan sonra söylenir.
Harfler ve sayılarla çok ilgilendikleri hatta bunlar karşısında büyülenmiş
gibi davranıldıkları söylenir. Sayıları ve alfabenin harflerini sayabilirler,
kolayca şarkıları ezberleyebilirler.
Dilde 18 ayda bir gerileme olur. Ve bu 24. aya kadar sürer. Çok sık rastlanılmasına
karşın sebep açıklanamamıştır. Bu grupta dil gelişimi normal yaşlarına
göre daha geç gerçekleşir.
Yine görüşmede anne-babaya kelimeleri onlardan farklı kullanıp kullanmadığı
sorulabilir. Yüksek bir ses tonunda mı konuşuyor yoksa konuşması şarkı söyler
gibi melodik mi? Senle ben zamirlerini karıştırır mı? Çocuğunuz “Wh” ile başlayan
Kim? Nerede? Niçin? Gibi soruları anlamada zorluk çeker mi? Gibi sorular da aileye sorulmalı ve
ilgili patoloji değerlendirilmelidir.
Görsel Öğrenmede ayrıntılı sorgulanması gereken diğer
alandır. Henüz oku bilmiyorsa bunların harflere ve sayılara olan ilgileri değerlendirilmelidir.
Bu çocuklar görsel mekanik oyuncakları severler. Özellikle tren gibi oyuncakları. Diğer bir
uğraşları televizyon seyretmektir. Özellikle Çarkı Felek gibi programları izlerler.Bu program bu çocuklar için ideal bir programdır, çünkü içinde
çok fazla sayıda harf, sayı ve kelime vardır.
Davranışsal ve sosyal alan sorgulanacak son alandır. Özellikle yüksek
sesli ev makinelerine ilgisi sorulmalıdır. Elektrikli süpürge gibi aletlere hayranlıkla
inceleyebilir yada bunlara aşırı tepki gösterebilir. Evdeki eşyaların aynı
yerlerde kalması konusunda ısrarcı davranırlar. Yine bir yere giderken hep aynı yolu
kullanmak isterler başka bir yoldan gitme konusunda direnirler. Öfke patlamalarında sözel olarak
sakinleşmezler, bir şekilde dikkatini başka bir tarafa çekilmeye çalışılmalı
yada müzik kullanılmalıdır.
Arkadaşlarının olup olmadığı sorgulanmalıdır. Genellikle arkadaşları
yoktur. Oyun oynayan yaşıtlarının yanına gitse bile nadiren bir konuşma veya ilişki
başlatabilir.
Dinlemede seçicilik gösterirler. Yanındaki bir şeyi dinlemiyorken diğer odada
ilgilerini çekebilecek hafif bir sesi işitebilirler. Dinlemedeki bu seçicilik hastalıkta
karakteristiktir.
Görüşmede zeki ve sevimli bir görünümleri vardır. Oyuncaklarla oynarken
mekanik olanları yada puzzle’ı tercih edeceklerdir. Tahtaya yazı yazmaktan hoşlanacaklardır,
yazdıkları oyuncakların üzerinde ki logolar olabilir.
Muayene ve testler üç alanı sorgulamalıdır. A- okuma düzeyi, B-
Görsel öğrenme yeteneği, C-Dili algılaması ve kullanması.
Basit kelimeler sorularak okuması değerlendirilmeye başlanır. Bilirse daha karmaşık
kelime cümle ve paragraflara geçilmelidir. Okuma değerlendirilmesi bir uzman tarafından değerlendirilmelidir.
Okuduğu konudan sorular sorulabilir. Özellikle paragrafta geçen “Wh” ile başlayan cümleler
yada konu içinden boşluk doldurmalar gibi.
Görsel değerlendirmeler için en iyi
test psikometrik
testlerdir. Bu çocukların ince motor becerileri iyidir ve bu özelikleriyle de Aspergerden ayrılırlar.
Dil becerisinde ise alıcı, algılayıcı ve ifade edici
komponentlerine bakılmalıdır. Burada yazılı harflerin okunması istenebilir yada söylenenleri
yazması istenebilir. Yine bazı cisimlerin isimleri sorulabilir. Bunların değerlendirilmesi
için Zimmerman Pre-Scholl Language Scale kullanılabilir. Yine 5 yaşından büyük çocuklar için
Auditory Tests of the Illinois Test of Psycholinguistic Abilities kullanılabilir. Bu testle işitsel
ve görsel alanlar değerlendirilebilir.
HİPERLEKSİ SENDROMU, YÜKSEK
İŞLEVLİ OTİZM VE
ASPERGER SENDROMU
Burada bu tip çocukları Yüksek
İşlevli Otizmden, Asperger Sendromundan ayıranın ne olduğunu değerlendirdik. Diğer
bir soruda bunların Yaygın Gelişimsel Bozukluğun bir alt tipi olabilecekleriydi. Bu
vakadan sonra daha önceden başvurmuş erken okuma becerisi kazanan, dil yeteneğinde bozukluk
olan ve ayrıca sosyal ilişkilerinde ve davranışlarında bazı sorunları olan
benzer vakalar tekrar değerlendirmeye alındı. Basılmış yayınlardaki
benzerlikler dikkatimizi çekti (Richman and Kitchell 1981, Cohen, Campbell and Gelardo 1987, Healy ve ark.
1982).
Bu makale Hiperpleksi Sendromu özellikleri gösteren 20 çocuğun gelişimleri ve aile görüşmeleri
mevcuttur. Ailelerde kullanılan testler, altı aylık intervallerde semptomların değişimi
değerlendirilmiştir. Aileler tıbbi kayıtlardan da yardım alabilmişlerdir. Çalışmamızdaki
çocukların %75’i benzer özellikler taşımaktaydılar. Bu sonuçları literatür yardımıyla
Yüksek İşlevli Otizm ve Asperger Sendromu özellikleriylekarşılaştırdık.
Çocuklarda 5 yaşından önce okumayı öğrenme şartı aradık. Ancak
okuma özelliklerinde bireysel farklılıklar tespit ettik. Bazı çocuklar çok erken yaşta
“dekode” edebiliyorken, bir grup (sight readers) gördüğünü önce sadece okumaya başlayıp
sonra fonotik özellikleri öğrenmekteydiler, diğer bir grup ise önce tek kelimeleri okumaya başlar
sonra cümleleri okumaya başlar fakat içindeki önemsiz küçük kelimeleri atlayabiliyordu. Okuduğunu
anlama sözel dil ile ilişkilidir. Erken yaşlarda yazılı soruları ve bilgileri daha
iyi yanıtlarlar. Erken okuma, yüksek işlevli otistik bozuklukta da görülebilirken, Asperger
Sendromlu vakalarda nadiren bahsedilmiştir.
Çalışmamızda deneklerin çoğunda benzer bir dil öğrenme yeteneği gözlemledik.
Çoğunda ilk kelimeler 12-18 aylarda söylendiği, bunların yarısında bu kelimelerin
unutulduğu ve 2. yaşına kadar yeni bir başlangıç göstermediği görüldü.
Erken heceleme ve konuşma girişimleri ekolalikti. Dil iri parçalar, cümlecikler hatta diyaloglar
tarzında öğrenilir. Konuşma sterotipik aksan, perseverasyon, zamirlerin ters kullanılması
ve idiyosenkratik kelime ve cümlecikler kullanma gibi yapısal ve içerikle ilgili anormallikler taşır.
Kelimelerin somut anlamları anlaşılır. Pek çok hiperleksik çocuk 4,5-5 yaşlarında
dil gelişimlerinde ilerleme gösterirlerken sosyal iletişimdeki bozukluk kalıcı haldedir.
Literatürde bu şekilde dil gelişimi gösteren yüksek işlevli otistik bozukluklu çocuklarda
vardır. Otistik bireylerde sosyal dildeki (social language) güçlükler yetişkinlik boyunca devam
eder. Asperger Sendromlu bireylerde ise anlamada ki güçlüklerine rağmen iyi gelişmiş bir
gramer yapıları vardır.
Çalışmamızdaki hiperpleksik cocuklar erken yaşlarda, otizmle ilişkili pek çok
tipik davranış göstermekteydiler. Bunlar arasında self-stimulasyonlar, ritüalistik davranışlar,
duyusal uyaranlara (gürültü, dokunma ve koku gibi) artmış duyarlılık, öfke patlamaları,
yaygın anksiyete ve anormal korkulardı. Bu davranış anormallikleri 4,5-5 yaşında
dilin gelişimi ile azalmaktaydı. Bu çocuklar sevecen, sıcak çocuklardır ve yetişkinler
ile daha iyi bir iletişim kurarlar. 5 yaşından itibaren yapılandırılmış
oyunlara interaktif olarak katılabilir. Her ne kadar normal bir okula gidebilseler de eğitiminde küçük
değişiklikler yapılmalıdır. Otistik semptomlardaki azalma dil gelişimi ile ilişkili
olabilir. Bu durum yüksek işlevli otistikler içinde geçerli olsa da bu grupta bir takım davranışlar
uzun süre devam eder. Asperger Bozukluğunda ise vücutta ve eklemlerde sterotipik hareketler vardır.
Çalışma grubumuzdaki çocuklarda
nörolojik gelişme global olarak normaldi. İnce motor becerilerin gelişimi genellikle gecikmişti.
Gruptaki çocukların 2 si kız diğerleri erkekti. Gruptaki sadece birkaç çocuğun aile
hikayesinde otizm ve öğrenme bozuklukları vardı. Asperger sendromlu çocuklarda beceriksizlik
ve koordinasyon bozukluğu olabilirken, Otistik çocuklarda iyi bir motor koordinasyon mevcuttur.
Hiperpleksi için spesifik bir tedavi ancak primer patoloji anlaşıldıktan sonra
bulunabilir. Gözlemlerimizde dil eğitiminin (speech and language therapy) okuma düzeyini arttırmada
çok önemli olduğunu gördük. Okuma, davranışların gelişmesinde kullanılabilir
ve bu yolla sınıf içindeki eğitim konusunda da yardımcı olur. Okumayı çabuk öğrenmiş
bir çocukta bir dil bozukluğu düşünülmediğinden öğretmen sözel uyarıları
anlamayan bir çocuk karşısında şaşırabilir. Genelde yazılı
direktifler çocuğun anlamasına yardımcı olacaktır. Esas fark otistik çocuklarda
okuduklarını kullanma yeteneklerindeki azalmadır.
Çalışmamızdaki çocuklar yoğun terapi ile okuma kapasitelerinin tümünü
kullanabilir hale gelmişlerdir, aynı zamanda aileler de bu çocuklara öğrenme ve sosyalleşme
konusunda daha fazla yardımcı olacak yollar geliştirebilmişlerdir.
Hiperleksiden bahsettiğinizde
Dil Bozukluklarından da bahsetmelisiniz. Her ikisinden de bahsettiğinizde otizmden de
bahsetmelisiniz. Hiperleksi hakkında konuştuğunuzda non-verbal dil bozukluklarını da
düşünmelisiniz. Hiperpleksi ve non-verbal dil bozuklukları hakkında konuştuğunuzda
Asperger sendromu hakkında da konuşmalısınız ve bunların tümü hakkında
konuştuğunuzda komorbid bir DEHB’da düşünmelisiniz.
Bu öğrenme
fonksiyonlarından bahsettiğinizde iki ana konu önem kazanır. Bunlardan birincisi; sosyal algılama
spektrumu, ikincisi, non-verbal ve verbal ölçümler ile değerlendirilen kognitif fonksiyonlardır (kognitif
denge).
Biz çalışmamızda
iki tip hiperpleksi tespit ettik. Birinci grup literatürde sıklıkla gördüğümüz dil bozukluğu
olan gruptur. Diğer grup ise görsel-uzaysal motor bozukluğu olan gruptur. Dil öğrenme bozukluğu
olan grubumuzda düşük sözel IQ ile yüksek performans IQ tespit ettik. Hepsinde yüksek bir görsel
hafıza olduğunu gördük. Görsel-uzaysal motor bozukluğu olan grupta düşük performans
ve non-verbal IQ varken, yüksek verbal IQ vardı. Dil bozukluğu olan bir çocuk için yüksek verbal
IQ bulunmasıilginçtir. Fakat nonverbal öğrenme
bozukluğu olan ya da Asperger sendromlu çocuklarda dilin pek çok yönden korunduğunu fakat
pratikte kullanamadıklarını görürsünüz. Bu grup aynı zamanda yüksek bir işitsel
belleğe sahiptir fakat yetersiz bir kognitif organizasyonları vardır. Dil öğrenme bozukluğu
olanlar okuma sırasında çok (phonic) ses hatası yapıyorken, görsel-uzaysal bozukluğu
olanlarda bu (fonotik) ses hatası oldukça azdır.
Dil bozukluğu olan tip
Hiperleksia
Görsel-UzaysalBozukluğu olan tip Hiperleksia
İyi bir belleğe rağmen
dil bozukluğu olması.
Gecikmiş dil gelişimi,
perseveratif ve ekolaliktir. Anlamadaki problem basit bir ezberden ileri bir durumdur(?)
Otistik benzeri sendrom
Tanım
Aspergere benzer Sendrom
Dil bozukluğu kendini ifade etmede ve
yorumlamadadır.
Okuduğunu anlamadaki problem iyi
bir hafızaları olduğundan başlarda anlaşılmaz.
Anlamlandırmada kullanılan teğetsellik
(Tenjantializm) anlamsız yanıtlar ortaya çıkarır ve sinirli davranışlara
sebep olabilir.
Semptomlar
Okuduğunu anlama genelde iyidir.
Tahtadan ya da kitaptan deftere aktarımlarda
zorlanırlar.
Sosyal ilişkilerde nonverbal ipuçlarını
yakalamada zorlanırlar.
Hatalarından tecrübe kazanmazlar.
Yoğun bir dil terapisine ihtiyaçları vardır. Dil tedavisi sosyal ilişkilerini
de geliştirecektir.
Tedavide okumanın anlamı üzerine çalışılmalıdır.
Tedavi
Yalnız görselyaklaşımlardan kaçınılmalı, okuma üzerine
de çalışma yapılmalıdır.
Sosyal girişimler
cesaretlendirmelidir.
Asperger
Sendromlu çocukların nonverbal IQ düzeyleri düşüktür. Bu durum bilişsel bir bozukluğu
çağrıştırır. Sıklıkla görsel motor
birleştirmede ve görsel uzaysal oryantasyonda problem vardır. Sıklıkla bu özellikler ölçülmediği
için atlanır.
Biz hiperpleksinin otizm, dil öğrenme bozuklukları, Asperger sendromu ve nonverbal
bozukluklar ile örtüştüğünü gördük. Dil bozukluğu kategorisindeki hiperleksik çocuk
dili konuşmada (expressive), okuduğunu anlamada ve bazı sosyal durumlarda problemler yaşar.
Buna rağmen pek çok dil öğrenme bozukluğu kategorisindeki çocuklar büyük bir sosyalleşme
sorunu yaşamazlar. Bunlar otistik grup ile örtüşür. Nonverbal dil öğrenme bozukluğugösteren tipler (düşük sosyal algılı-ilişkili)
Aspergerli çocuklar ile örtüşür. Nonverbal dil bozukluklu hiperleksikler görsel uzaysal
organizasyon, ince motor işlevler ve matematik becerilerindeki bozukluklar ile karakteristiktir. Çocuklar
ileri derecede kelime tanıma, sözel öğrenme ve yüksek miktarda kelime çıkışına
sahip olabilir. Buna rağmen sosyal algılama ve uyumsuzluk fazla olabilir.
Aspergerli
çocuklar otizmlilere göre bazı yönlerden dili daha iyi kullanırlar. Aspergerli çocuklar sıklıkla
sosyal ilişkileri denerler fakat başarısız olurlar. Otizmli çocuklar da sosyalleşmede
benzer zorluğu yaşarlar fakat bunlar genelde denemezler bile. Bilişsel ve sosyal semptomlar hem
otizmde hem de Aspergerde bakılması gereken temel özelliklerdir.
Eş Tanılar
Hiperpleksi ayrı bir tanı olmaktan ziyade (coexisting ) eş
bir tanı olabilir. Hiperleksiyi bazı tanımlanmış tanılar içine koyabilmek de mümkündür.
Hiperleksiye olan ilgi, bilgimiz arttıkça artmaktadır. Problemimiz onu geçerli bir tanı
kategorisine koyamamamızdır. Bu tanı kategorilerini sadece
çeklistler ile kontrol etmeye
kalkarsak bu geçerli olmayacaktır.