BEBEK, ÇOCUK VE ERGENLERİN PSİKİYATRİK DEĞERLENDİRMESİ

 

(YAZININ DEVAMI)

Ergen ve çocukların psikiyatrik değerlendirmeleri; 

1-Ayaktan ve yatan hastaların tedavi gereksiniminin belirlenmesi için klinik değerlendirmeleri

2-Acil servis değerlendirmeleri ve hastaneye yatma endikasyonları,

3-Konsultasyonlar; pediatri, okul, adli servis, ailenin isteği ya da tedavinin diğer bir parçası olarak,

4-Araştırma amaçlı gerçekleştirilir.

Değerlendirmenin yapısı ve şekli; amacın kapsamına göre değişir ve bu yapı ve tarz belirlenirken bazı noktalar genelde aynıdır.

            Çocukların klinik tanı değerlendirmelerinin temel  özellikleri

1-Başvuru nedeninin belirlenmesi,

2-Çocukların duygusal ve davranışsal zorluklarının veya her ikisinin doğası ve içeriğinin değerlendirilmesi,

3-Çocukta, ailede ve çevrede bu güçlüklere neden olan, açığa çıkaran, bu güçlükleri potansiyel olarak artıran ve azaltan nedenlerin belirlenmesidir.

Bilgi edinmek ve ayırıcı tanı koymak bu tip değerlendirmenin temel amacı iken, değerlendirme işlemi aynı zamanda çocukların zorluklarını anlamaya çalışan ve gereksinim olduğunda çocukları tedaviye ikna etmekte klinisyene yardımcı olmalıdır.

            Değerlendirme sonrasında, görüşme hakkındaki kararlar çocuk ve ergen psikiyatrisinin mihenk noktası olarak alınabilir. Çocuk ve ergenlerin klinik değerlendirmesi güç ve karmaşıktır ki

klinisyen  bilgiden sonuç çıkarmak için, çocuk davranışlarının değişik görünümleri üzerinde bir çok bilgi kaynağı ve değişik teknikleri kullanmalıdır. Klinisyenin gelişim ve psikopatoloji bilgilerini teorik perspektiften geçirmeli ve bu veriler etkin bir tedavinin planlanmasına rehberlik edecek tanı formülasyonuna ulaşmak için kullanılmalıdır.

            Bu bölümün ilk kısmı çocuk ve ergenlerin karşılaştırmalı klinik değerlendirmeleri üzerine odaklanmaktadır. Sonraki bölümlerde bu değerlendirmelerin daha spesifik türleri; bebek ve ergenlerin değerlendirmeleri, psikolojik testler, laboratuar değerlendirmeleri ve klinik araştırma değerlendirme araçları gibi  tartışılmaktadır.

           ÇOCUK KLİNİK GÖRÜŞMESİ

Çocukların Psikiyatrik değerlendirmesi spesifik bozuklukların patognomonik semptomlarının varlığında olduğu gibi değişik alanlarda çocukların gelişimsel ilerlemeleri ve olumlu uyum kapasitelerinin karşılaştırmalı yaklaşımını gerektirir. Çocukların değerlendirilmesinde gelişimsel yaklaşım şarttır, çünkü çocuklar yetişkinlerden bir çok alanda farklılık gösterir.

         ÇOCUKLUK PSİKOPATOLOJİSİNİN AYIRICI ÖZELLİKLERİ

Öncelikle, çocuklarda psikiyatrik bozukluklar, yetişkin bozukluklarda görülen patognomonik özgün semptomlardan daha çok; bir veya daha fazla alanda gelişimsel ilerlemenin olmamasından kaynaklanır. Örneğin anaokulu çocuğunun uygun sosyal dil ve etkileşim geliştirme becerilerinin yokluğu veya okul dönemi çocuğunun anne babalardan ayrışmada beklenen gelişmeyi gerçekleştirmedeki ve okula uyumundaki yetersizliği anne babayı, okulu veya her ikisini de değerlendirmeyi gerektirir.

            İkincisi, Çocuğun gelişimsel durumu bir çok sendromun klinik görünüşünü etkileyebilir. Örneğin çocuklardaki depresyonda, yoğun suçluluk veya depresif sanrılar nadir olarak görülmesine karşın huzursuzluk ve bedensel yakınmalar sıklıkla gözlenir.

            Üçüncüsü, gelişimin bazı dönemlerinde duygusal güçlükler veya davranış bozukluğu normal gelişimsel geçişin bir parçası olarak ortaya çıkabilir, örneğin yetişkindekine zıt olarak çocuklarda ayrılma anksiyetesi okul öncesinde başlar.

            Bir çok durumda klinik koşullar refere edilmeyen çocuklarda bulunan hafif semptomların önemli olduğuna işaret etmektedir. Korkular, öfke, ruhsal değişkenlik veya huzursuzluk çocukluk döneminde göreceli olarak yaygındır ve farklı dönemlere geçiş gösterir. Değerlendirmeler, bu dönemleri nasıl anlayıp, nasıl başa çıkılacağı ile ilgili yardıma ihtiyacı olan aileler aracılığıyla araştırılabilir. Böylece klinisyen davranışın zamanla ve çocuk ve aile üzerindeki oldukça olumsuz bir etkiyapmadan çözülüp çözülemeyeceğine veya bunun yerine zorluğun derecesi, uyum derecesi, klinik görüşme için gerekli olan semptomların varlığını veya semptomların devam etmesine karar vermelidir.

Geçici veya normal sınırlardaki zorlukları (bozukluklar) diğerlerinden ayırt etmek klinik olarak daha kaygı verici olabilir, değerlendirici normal ve anormal çocuk gelişiminin her ikisini de iyi bir şekilde bilmelidir. Bu referans gelişimsel çerçeve farklı yaşlarda beklenebilen davranışları anlamayı içerir, hangi dönemlerde değişik davranışların geliştiği ve azaldığı, gelişimin hangi dönemlerinde psikiyatrik bozuklukların doğal öyküsünün izlendiği, benzer şekilde hangi sendromların hangi yaşlarda daha az veya fazla gözlendiğini içerir.

            Yetişkin ve çocukların psikiyatrik değerlendirmelerindeki diğer bir fark; çoğu çocuklarda dikkat çekici olan, bu çocuklardaki zorlukların tek bir tanı sınıfına dahil edilememesidir. Böylece çocukluk dönemi bozukluklarında komorbidite genellikle istisna değil fakat kuraldır. Hatta çocuk ve ergenlerin epidemiyolojik çalışmalarında bir tanı kriterini karşılayan çocukların yarısı en azından diğer bir tanı kriterini daha karşılamaktadır. Kliniklere başvurmayan çocuklarda da bulunan bu yüksek komorbidite oranının bir çok nedeni olabilir. Bir çok geleneksel tanımlayıcı kavram erişkinlerle olan klinik deneyimlere göre tanımlamalar yapmaktadır; çocukluk dönemi eşdeğerleri açıkça varolmasına karşın, uygun tanımlayıcı sınırlamalar aynısı olmayabilir. Böylece çocukluk dönemi semptomların silikliği bir çok alanda gelişimsel becerilerin kazanılmaya devam etmesinin araya girmesi ile dallanıp budaklanma eğilimindedir. Son olarak, bilinen çocukluk dönemi psikopatolojisinin temeli biyolojik etmenlerde, ailede veya sosyal çevrede yada bu alanlardaki etkileşime bağlı olmaksızın, patojenik etkenler sık sık semptomatik güçlükler (tanısal çizgiye temas eden ancak karşılamayan) oluşturur.

            ÇOCUK DEĞERLERDİRMELERİ AYIRT EDİCİ BAKIŞ

Hastalar gönülsüz olarak değerlendirmeye getirildiğinde, bir çok erişkin hasta durum hakkında bilgilidir, en azından dolaylı olarak, kendini ikna etmedeki güçlükler, yardım isteği, ne kadar ambivalan olursa olsun istek olabilir. Buna zıt olarak çocukların çoğu için psikiyatrik değerlendirmeyi başlatma ve devam etme anne babaların sorumluluğundadır. Bir çok durumda çocukların davranışları kendi kendilerine yarattıklarından diğerlerine (anne babalar, öğretmenler, yaşıtlar) daha büyük sorunlar yaratır. Diğer çocuklar güçlükler hakkında bilgilendirilmelerine karşın, sorunun dışındaymış gibi görünür ve bu yüzden sanki işlemi kavramış gibi değerlendirmeye daha az gereksinim duyarlar. Yardım isteği olmaması ve değerlendirmede etkin rol oynaması durumunda, değerlendirme başlangıcından itibaren olumsuz etkilenebilir. Sonuç olarak tüm dikkatler problemin çocuktaki görünümüne odaklanmalı ve çocuğun değerlendirme işlemine dahil edilmesi desteklenmelidir.

            Çocuk psikiyatrik değerlendirmesiyle ilişkili bakış;  klinisyenin, çocuğun yansıtma, kavramsallaştırma, deneyimlerini ve içsel durumunu aktarma yeteneğindeki sınırlamalara yoğunlaşma gerekliliğini içermelidir. Bu kapasiteler olgunlaşma ile aşamalı olarak ortaya çıkar ve normal ve patolojik faktörler ile  etkilenirler. Sonuçta klinisyenin iletişimi çocuğun gelişimsel seviyesine ayarlanmalıdır ve direkt karşılıklı konuşmaya ek olarak oyun hikayeler, çizim (resim) ve etkileşimin diğer alternatif modelleri kullanılabilir.

            ÇOKLU BİLGİVEREN BAĞLAM VE GEREKSİNİMİ

            Erişkinlerle kıyaslandığında çocukların  işlevselliği ve psikolojik iyilik durumları ‘aile, okul, ilişkide olduğu toplum’ gibi çocuğun içinde bulunduğu ve geliştiği sosyal bağlamı ile güçlü bir şekilde ilişkilidir. Bu nedenle, çocuğun içinde bulunduğu  psikiyatrik durumun ciddiliği ve yapısını değerlendirmek için çocuğun ilişkide olduğu ve işlev gördüğü ortam hakkında bilgiye gereksinim vardır. Çocuğun uyumu ve sosyal çevresi; oyunlardan ve resimlerden olduğu kadar çocuğun doğrudan anlattıklarından ve anne babanın çocukla olan ilişkileri hakkında söylediklerinden çıkarılabilir. Bununla beraber, içeriğin direkt gözlemi ve klinikte ebeveyn çocuk ilişkilerinin durumu da çok değerli ek bilgiler sağlar. Bazı durumlarda ev ziyareti çok kıymetli bilgi sağlayabilir.

            Aynı zamanda çocuğun okuldaki durumu hakkında toplanan bilgi de önemlidir. Okul raporları ve eğitimsel değerlendirmelerin incelenmesine ilaveten çocuğun öğretmeni veya rehber öğretmeninin gözlemleri sıklıkla gereklidir. Direkt sınıf gözlemi çok değerli bilgi sağlar. Çocuklar için çocuk sosyal hizmetleri, çocuk mahkemeleri, diğer kurumsal sistemler, şartlı tahliye görevlileri, kurum bakıcılarından bilgi gereklidir. 

            DEĞERLENDİRMENİN ÖZEL TİPLERİ

Bu bölümde esas vurgulanan çocuk ve ergenlerin değerlendirmelerinde özellikle değerlendirmeye sözel katılım yetenekleridir. Gelişimsel faktör değerlendirmeyi şekillendirdiğinden bir tarafta bebek ve yürüme çağı çocuklar diğer yanda ergenler bu bölümde belirtildiği gibi genel yaklaşım taslağı modifikasyonuna gereksinim duyarlar. (Bu bölüm altındaki yaş gruplarına bakınız). Sözel olmayan  veya konuşma yetersizliği olan çocuklar, yaygın gelişimsel bozukluk veya mental retardasyon olan çocuklarda olduğu gibi ayrıca özel değerlendirme tekniklerine gereksinim vardır.

            Çocukların klinik değerlendirmelerinin prototipi konsultasyon veya klinik vizitler olmasına karşın; okul, çocuk klinikleri, çocuk bakım merkezleri, ıslah evleri ve hastane acil merkezlerini de içeren değişik durumlarda da değerlendirmeler yapılır. Değerlendirmelerin yapılma amacı ve ortamına göre işlemler değişir. Ayaktan hasta değerlendirmelerinde değerlendirme modeli, uygun daha spesifik klinik  değerlendirmelere adapte edilebilir. Değerlendirmenin daha özel tipleri aşağıda özel bölümlerde tartışılmıştır.

           İLK (ÖN) GÖRÜŞME

Klinisyene ilk telefon edilmesi veya kliniğe ilk başvuru sırasında ilk görüşmenin tarihi, zamanı ve yeri, ücret ve sigorta kapsamı gibi bilgileri ve ana şikayetin özelliği hakkında bazı temel bilgileri elde etmek yararlıdır.

            Değerlendirme süresince klinisyen aile ve çocuğu ayrı ayrı ve birlikte değerlendirmek isteyecektir. Bunun hangi sırada yapılacağı, ilk olarak kiminle görüşüleceği ilk görüşme esnasında tartışılmalıdır. Genellikle çocuğun yaşı referans alınarak bu karar verilir. Küçük çocuklar değerlendirilirken genellikle ilk olarak anne babalarla çocuk olmadan görüşme yapılır. Bu durumda klinisyen çocuğu görüşmeye nasıl hazırlayacağı hakkında  öykü ve bilgi elde eder. Diğer taraftan, ergenler ilk görüşmeye mutlaka dahil edilmelidir ki ergenler tedavi uyumunda yetersizliğe yol açabilecek ve klinisyenle görüşme isteğini etkileyebilecek tarzda klinisyeni ailenin bir temsilcisi olarak algılamasın. Ergen ve çocuklar ilk randevuya katılacaksa klinisyen ön görüşmede ilk randevuya çocukların nasıl hazırlanacağını görüşmelidir.

            İlk telefon görüşmesinde  erişkinlerin devam eden sorunları görüşülmelidir. Ailede eksiksiz ise her iki anne baba varlığı istenen durumdur (mümkün ise her iki ebeveynin görüşmeye katılması istenir). Bu mümkün değil ise klinisyen ve ebeveyn orada olmayan (sorumlu olmayan ebeveyni, üvey ebeveyni veya diğer yetişkinlerin orada bulunmasını isteyebilir).

            AİLE GÖRÜŞMESİ

            Aile ön görüşmesinde klinisyen söz konusu probleme; çocuğun mevcut zorluklarının içeriğini de anlamaya çalışan tarzda, bu zorlukların ortaya çıktığı zaman ki açık ve gizli (belirtilmeyen) nedenleri, bu güçlüklerin bireysel ve çift olarak ebeveynler üzerinde, bütün ailenin sağlıklı ve işlevsel olmaları üzerinde etkilerini , soruna ailenin bakısını anlamaya çalışır. Çocuk gelişiminin ayrıntılı öyküsü, ailenin tıbbi ve psikiyatrik bozukluk öyküsü alınır. Son olarak klinisyen ailenin toplumsal ve kültürel yapısını anlamaya çalışır. Mevcut semptomlara ve yetersiz alanların incelenmesine ilaveten çocuk ve ailenin her ikisinin  gücü dikkatli bir şekilde değerlendirilir.

           ÇOCUKLARIN MEVCUT GÜÇLÜKLERİ VE BAŞVURU NEDENLERİ

Çocuk psikiyatrisinde başvurular genellikle anne babalar tarafından veya çocuklardan ziyade anne babalar tarafından başlatılır. Benzer şekilde anne babalara önerilen tedaviye devam edilip edilmemesinde anahtar rol oynarlar. Çocuğun semptom ve işlevleri hakkında bilgi edinme ihtiyacının dışında aile görüşmesi çocuğun problemlerini belirleme ve yardım etme amacına ailenin uyumunu geliştirmek için bir fırsat sağlar. Bu işlemin başarısı için, ailenin değerlendirmeye ilgisi ve sonuçlarına bakış tarzı ve ailenin beklentilerini anlamak gerekir. Sorunun nasıl yönlendiği ailenin daha önceki psikiyatrik deneyim ve bilgilerine ve çocuğun problemlerinin yapısına bağlıdır. Değerlendirme sırasında ailenin bakış açısına dikkat etmek klinisyenin verilen zamanda neyin başarılabileceği hakkındaki ailenin aşırı beklentilerini veya gerçekçi olmayan korkularını belirlemesine ve anne babanın kaygısı çok yüksek olduğunda ailenin stresini azaltabilmesine yol açar.

Var olan problemin öyküsünü alırken klinisyen çocukla ilgili ailenin ayrıntılı duygusal ve davranışsal tutumu hakkında bilgi edinir.  Anne babalara; çocukların davranışsal problemleri, hangi ortamlarda ve ne zaman ortaya çıktığı, süresi ve ailelerin nasıl tepki verdiği bu tepkilere çocukların nasıl cevap verdiği sorulmalıdır. Semptomların neden olduğu işlevsel yetersizliklerin içeriği, çocuklardaki stres düzeyi, sosyal ve akademik alanlara olan etkileri, devam eden gelişimleri üzerine etkileri, çocuk davranışlarının diğerleri üzerine olan etkileri sorularak araştırılmalıdır. Klinisyen ayrıca ailenin söz etmediği ancak davranış ve semptomlarla probleme işaret eden veya problemle ilişkili olabilecek sorunları direkt olarak sorgulamalıdır. Böylece  anne baba ön görüşmesinin amacı mevcut problemlerin gidişinin işlevler ve aile üzerindeki etkisini ve bunların azaltılmasıı için neler denenebileceği hakkında ayrıntılı bir program geliştirmektir.

            Klinisyen ayrıca çocuğun mevcut gizli ve açık problemleri nedeniyle niçin şimdi getirildiği ile ilgilenmelidir. Neden, çoğunlukla  rahatsız edici davranışların artmasında veya eksikliğin etkisinin belirgin hale gelmesinde yatar (çocuğun yaşa bağlı istekleri ve arzuları arttığında; yaşanan öğrenme güçlüğü veya dikkat eksikliği daha belirgin hale gelir). Diğer durumlarda  çocuğun davranışları değişmemiş olabilir fakat aile içinde bazı değişimler veya telafi edici desteğin kaybı, ailenin daha önce dayanabildiği davranışa tolerans göstermelerini veya bu davranışı  görmezlikten gelmelerini imkansız hale getirebilir. Böyle dışsal faktörler (aileyi klinik bakım aramaya iten faktörler) çoğu zaman karmaşıktır. Genel çocuk popülasyonu üzerindeki araştırmalarda tanı konabilen psikiyatrik bozuklukların (tanı ve yetersizlik kriterini birlikte karşılayan) oranı % 20 ye yakındır, aktif olarak araştırılan veya klinik  bakım alan çocukların sayısı henüz çok daha azdır. Yalnızca bakıma engel olan durumlar yardım arayışının böylesine düşük bir oranda olmasını açıklanamaz.

            Öykünün alınması sırasında, klinisyen çocukta olan semptomların anlamı ve işlevini, çocukta ve çevreyle ilişkili etkileyen etmenleri anlamaya çalışır. Belirtilen bir semptom (Örneğin, bir sürekli anksiyete, izinsiz başkalarına ait eşyayı alma veya halüsinasyonlar) farklı çocuklar için oldukça farklı anlamlar, işlevler ve klinik olumsuz anlamlar taşıyabilir. Bunun için, presipite edici durum hakkında ayrıntılı bilgiler, tıbbi tedavi alan olgularda olduğu gibi, davranışsal bileşenler ve bunların sonuçları ve yatıştırıcı faktörler gereklidir. Bununla beraber bu bilgiler, semptomların oluştuğu daha geniş gelişimsel ve aile bağlamı içinde yorumlanmalıdır, böylece öykü alırken klinisyen anında (kendiliğinden) bu ailesel ortamın özelliklerini dikkate alır. Öykü alma ve tanısal formülasyon ayrı işlemler değildir. Görüşme sırasında klinisyenler sürekli olarak formülasyon yapar ve ileri sorulara rehberlik edecek deneysel varsayımları ve bu kavram ışığında tanısal olasılıları test eder .

            Çocuğun var olan problemini, gelişimsel durumunu, aile ve sosyal çevresini anlamak için, klinisyen  çocuğun dayanıklılığını, ilgi alanlarını, yeteneklerini, yeterli veya daha ileri uyum alanlarını öğrenmelidir. Bu tür bilgiler tamamıyla tanısal açıdan çocuğu anlamak için şarttır ve çocuğun bütünüyle uyum ve işlevsel kapasitesini değerlendirmede klinisyene yardım eder. Dahası, tedavinin planlanmasında , tepkisel denge kurmasına yardımcı olabilecek veya incinen çocuğu tedavi edecek etmenler tanımlanmalıdır. Son olarak, anne baba çocuğun problemleri ve sınırlamalarına odaklandığında, klinisyenin çocuğun dayanıklılığını ve iyi çalışan alanlarını değerlendirmesi ve tartışması destek sağlayacak ve güveni tazeleyecektir.

            Aile görüşmesi aynı zamanda tanı değerlendirmesinin ücret, program, gizlilik ve okul personelinden ve diğer klinisyenlerden bilgi alma izni gibi konuların görüşülmesini de kapsayan pratik ve idari yönlerini de kapsar. Eğer çocuk ön görüşmeye dahil edilmezse klinisyen çocuğun görüşmeye uygun bir şekilde hazırlanması konusunu da görüşmelidir.

           GELİŞİM ÖYKÜSÜ

            Gelişimsel öykü; ayrıntılı olarak çocuğun fiziksel, bilişsel, konuşma (dil), sosyal ve duygusal alanlardaki gelişimini içerir. Aile görüşmesinin bu bölümünün amacı gebelikten şu ana kadar olan gelişimsel öyküyü zamanı ve sırasıyla belirlemektir. Anne babaların bazı spesifik olaylar hakkında kesin bilgi verme yetenekleri farklıdır, bununla birlikte kardeşlerin karşılaştırılması yoluyla yeterli gelişimsel bilgiye ulaşılabilir. Hatırlanabilen yaşam olayları ve davranışlar gibi alanlarda ailedeki değişimlerin anne  babaya sorulması, çocuk gelişiminin kronolojik özelliklerini belirlenmesine yardımcı olur. Çocuk gelişimi hakkında tanımlayıcı bilgi edinmenin yanı sıra, görüşmenin bu bölümü, anne babaları çocuk-ebeveyn ilişkisinin duygusal konumunu sorgulayarak, anne babaların umutları, kaygıları, beklentileri ve farklı gelişimsel olayların farklı yaşam koşulları ile ilişkisi hakkında bilgi edinilir.

Çocuğun geçmişte ve şimdiki gelişiminin kavramsallaştırılması takip eden dönemler için yararlıdır.

 BİLİŞSEL VE AKADEMİK GELİŞİM

Çocuğun bilişsel güçlü zayıf yönleri, sözel ve dikkat yeteneğini de içererek, ilk çocukluk döneminden itibaren izlenmelidir. Akademik performans (okul başarısı) önemli olduğunda (belirli zayıf ve güçlü alanları da içermek üzere)  duygusal ve sosyal gelişim hakkındaki önemli bilgiler çocuğun bir öğrenim yılından diğerine ne şekilde geçtiği tartışmasından doğal olarak ortaya çıkar. Sonuçta akademik başarı ve bilişsel gelişimi izlerken, çocuğun aileden ayrılma becerisi ve okula düzenli devam etmesi, yaşıtları ve öğretmenleri ile kişisel ilişkileri, öğrenme motivasyonu, bağımsız hareket etme yeteneği, engellenmeye katlanabilmesi, hazzın ertelenmesi, otoriteye karşı tutumu, eleştiriyi kabul etme becerisi, vs. sorgulanır. Görüşmenin bu kısmı sırasında, herhangi bir değişim nedeninde olduğu kadar okula devamın aşama aşama öyküsü elde edilebilir. Hatırlamalar, bunların nedenleri, çocuk tepkilerinin zamanı ve sırası not edilmelidir. Çocuğun okuldaki davranışı ve gelişimi psikiyatrik değerlendirme nedenleri arasında olduğunda çocuğun öğretmenleri, danışmanları veya diğer okul personeli ile iletişim kurmak ve standart test sonuçları dahil olmak üzere okul kayıtlarını incelemek için izin alınmalıdır.

AİLE İLİŞKİLERİ

Aile görüşmesi, çocuğun ailenin her ferdi ile ne şekilde ilişki kurduğu, çocuğun aile sistemine nasıl uyum sağladığının değerlendirmesini içermelidir. Önemli aile değişikliklerine, ailenin tutumu olduğu kadar çocuğun tutumuna da dikkat  edilmelidir. (ölüm, kardeş doğumu, ana-baba ayrılığı, boşanma veya yeniden evlenme ve bakıcı değişikliği, vesayet altına alınma, ziyaretler gibi.) Çocuk  aile kurallarına ve standartlarına uymadığı durumlar (disiplin modeli veya sınır uygulanması) ve çocuğun böyle durumlara tepkiselliği kadar aile kuralları ve standartlarına uyumu da sorgulayınız .

 AKRAN İLİŞKİLERİ

            Klinisyen, kaç tane arkadaşı olduğu, hangi yaş ve cinsiyette çocuklarla arkadaşlığı tercih ettiği, akran grubundaki önemli değişiklikler, akran ilişkilerinden çocuğun memnuniyeti, akranlarla paylaşılan aktiviteler ve ilgiler (hobiler), ilişkilerin devamlılığı, çocukların akranları ile ilgili ebeveynlerin hissettikleri dahil olmak üzere çocuğun akranları ile nasıl ilişki kurduğu hakkında bilgi edinmelidir. Çocuğun sosyal beceri ve yetersizlikleri hakkında ailenin bakış açısı  ve ailenin hissettikleri değerlendirilmelidir. Ergenler için  öykünün bu kısmı ilişkileri başlatma becerisi, romantik ilgiler, cinsel aktiviteler ve aşırı cinsel yönelimler gibi konuları içerir.

YAZININ DEVAMI