BEBEK,
ÇOCUK VE ERGENLERİN PSİKİYATRİK DEĞERLENDİRMESİ
ÇOCUĞU HAZIRLAMA
Ön görüşmede,
klinisyen ve anne babalar çocuğun ilk görüşmeye hazırlanmasını görüşmeliler.
Çocuklar psikiyatri klinisyeni ile ilk karşılaşmaya aşırı tepki gösterebilirler,
ebeveynler çocuklarının olası tepkilerini tahmin etmeli ve buna karşı önlem almalılar.
Çocuklar görüşmeyi kafalarında canlandıramadıkları veya görüşmeyi bir
cezalandırma gibi değerlendirebileceğinden anksiyeteduyabilirler.
Bazı çocuklar görüşmenin derin ve çaresiz problemleri açığa çıkarmasından
korkarlar. Bu klinisyeneveya ebeveyne sitemle aktarılır
(siz benim deli olduğumu düşünüyorsunuz). Çoğu küçük çocuklar iğneden veya fizik
muayene için soyunmaktan korkarlar. Çoğu vakalarda, değerlendirmeye yol açan ebeveyn veya okulla
ilişkili durumların muhtemelen farkındadırlar, muhtemelen bir yardım sağlanacağı
konusunda bir fikirleri (yine de anksiyete de olabilir) birlikte olabilir.Eğer görüşmenin amacı destekleyici (aşağılayıcı veya suçlayıcı
olmaktan çok)terimleri ortaya koymak olduğunda çocuk
anksiyetesi veya savunma mekanizmasıazaltılabilir. Çocukların
anksiyetesi vesavunuculuğu eğer görüşmenin amacı
destekleyici bir tarzda (aşağılayıcı ve suçlayıcı olmazsa)gerçekleştirilirse
azaltılabilir. Ebeveynler çocuğa; ‘okulda güçlüklerin (gergin, üzgün, arkadaşlarınla
problemin gibi) olduğunu biliyoruz, dolayısıyla bu tür problemleri olan çocuklara yardımcı
olan falanca dr gidiyoruz, muhtemelen bu sorunu halletmemizde bize yardımcı olacaktır. Daha küçük
çocuklar için, tanımlayıcı yaklaşımlar; benzer problem veya kaygıları
olan çocukları anlayan doktor, konuşan doktor yardımcı olabilir gibi. Ebeveynler sadece
konuyla ilgili özel olabilen şeyleri de klinisyenle görüşecekleri, başka konularda konuşmayacakları
hakkında söz vermeleri ve çocukları cesaretlendirmeleri gereklidir.
Çocukla Görüşme
Çocukla görüşmede klinisyen direkt olarak çocuğun psikolojik durumunu farklı
alanlardaki gelişimsel durumunu, mevcut problemler hakkındaki deneyimlerini değerlendirir.
Ebeveyn görüşmesi gibi çocukla görüşmede hasta hekim ilişkisini belirlemek için önemli fırsatlar
verir. Bu hasta hekim ilişkisi görüşme sırasında çocuğun yaşadığı
stresi azaltacaktır, çocuğun bilgiyi paylaşma isteği ve ilgisini güçlendirecektir, görüşmede
önerilenlerle işbirliğini kolaylaştıracaktır. Sonuçta başlangıçtan
itibaren, klinisyen çocuğu anlama ve yardım etmeye ilgili olmalı ve empati göstermelidir.
Çocukgörüşmesinde değişik
yaklaşımların klinik yararlılıkları, geçerliliği, güvenilirliği hakkında
tartışılmalıdır, fakat genellikle kabul gören kıyaslamalı çocuk klinik değerlendirmesinin
temel öğe çocukla direkt görüşmedir. Gözlemler ve tanısal ve öyküsel bilgilerin her
ikisinin de diğer kaynaklardan elde edilmesi kabul edilemez. Özellikle, duyguları ve ruhsal durumu
hakkındaki bilgiler, sorunun ciddiyet (düzeyi), belirli konularda çocuğun bakışı çocuğun
problemlerinin tam bir tanısal değerlendirilmesi için temeldir. Onlara göre nedenleri, ebeveynler
anlamayabilir veya durumun önemini değerlendiremeyebilir veya çocuk veya adölesan durumu
ebeveynlerinden gizleyebilir. Çocuk kötüye kullanım, seksüel veya antisosyal davranışlar,
özkıyım girişimi, patolojik yeme davranışı, aile içi hilekar dinamikler gibi
bazı bilgileri sır olarak saklayabilir.Kompülsiyonlar,
önsezisel tutkular, takıntılı düşünceler ,intihar düşünceleri veya halüsinasyonlar
gibi belirli semptomlar sadece çocuk için aşikardır. Diğer semptomlar, gözden kaçabilir, alışkın
olmayanları (gözleri) yanıltabilir; tiklerin veya düşünce bozukluklarının araştırılması
için direkt klinik gözlem gerekebilir.
Varolan problemin özelliğine, klinik ortama ve değerlendirmenin amacına bağlı
olarak çocuk görüşmelerinin bir çok çeşidi vardır. Sonuç olarak, kapsam, odak, süre,
ortam ve kullanılan baskın teknik; özkıyım girişiminin acilde değerlendirilmesine,
regrese olanveya işbirliği olmayan çocuklardan istenen
pediatrik konsultasyon ile, mahkeme gözetim değerlendirmesi, iddia edilen çocuk kötüye kullanımının
araştırılması, akademik olarak başarısız olan çocuğun, anksiyete veya
tiklerin değerlendirilmesi gibi amaçlara bağlı olarak değişebilir
Gelişimsel temelli olarak yapılan çocuk görüşmesi ile klinisyen çocuk
veya adölesanın işlevselliği ve psikopatolojisini anlamaya çalışır. Bu çerçevede,
klinisyen varolan problemle ortaya çıkan tanısal sorularınla ilişkili bilgi edinmeyi ümit
eder ve dolayısıyla semptomların major alanlarını sistematik olarak gözden geçirecektir.
Çocukla görüşmenin tarz ve sırası çocuğun yaşı, gelişimsel durumu,
problemlerin özelliği, koşulları, içeriği ve klinisyenin tarzıyla değişir.
Görüşmenin sabit elementleri belirlenen çerçeveye, klinisyenin ilgilendiği klinik becerilere çocukla
ilgili yaş ve kapasiteye ve değişik problem ve ilgi alanlarına odaklanır.Bazı veriler kendiliğinden ortaya çıkar, bazılarının
ortaya çıkarılması için sorulması gerekir bir kısım bilgi ise incelikle araştırılmalıdır.
Çocuk Görüşmesinin Öğeleri
Çocuk görüşmesinin öğeleri iki başlık altında kavramsallaştırılır;
öykü alma ve mental durum muayenesi. Öykü alma geçmişte ve şimdi çocuğun yaşamı
ve işlevselliğinin mevcut problemi de içine alarak incelenmesidir. Mental durum değerlendirmesi
görüşmede ortaya çıkan çocuğun işlevselliği ve görünümünün değerlendirilme
ve tanımlanmasını içerir. Çocuk görüşmesi kavramsal olarak ayrılabildiğinde
aynı tarzda devan eder. Örneğin, klinisyen çocuğun evde kimlerle birlikte yaşadığı
veya kardeşleri veya öğretmeni ile nasıl geçindiği gibi özel sorular sorabilir. Böyle
bir bakışla öykü alma çocuğun bu kişiler hakkında neler hissettiğe gibi gerçekler
hakkında önemli bilgiler sağlar. Çocuğun cevapları öyküsel bilgilerle ortaya çıkan
ilgilerini gösterirken aynı zamanda klinisyenin, çocuğun ruhsal durumuyla ilgili bilgiler
edinmesini sağlar (örneğin cevapları nasıl kavramsallaştırdığı,
nasıl mükemmel bir çocuk olduğu, istekli olarak nelerle ilgilendiği, sırrını
nasıl söylediği, görüşmeciye olan kuşkuları gibi). Benzer şekilde çocuk figür
veya kuklalarla oynarken klinisyen aynı zamanda mental durumu hakkında bilgi edinir (konuşması,
ilgisi, kavramsal becerileri) ve çocuğun duyguları,
fantazileri ve çatışmaları hakkında bilgi edinir.
Çocuklarla klinik çalışmanın ayırıcı özelliği çocuk görüşmesi
tarzı ve mental durum muayenesi ve onların ürettiklerini yorumlamakla ilgilidir. Çocuklarda öykü
alma ve ruhsal durum muayenesi gelişimsel olarak odaklanmıştır, yani, çocuğun yaş
ve dönemine göre beklenen gelişmeyle çocukta farklı alanlarda mevcut olan durumu ve bu
alanlardaki işlevselliğinin kıyaslanması incelenir.Çocuk görüşmesinin diğer ayırıcı özelliği çocuğun potansiyel değişkenliği
ve alışık olmadığı durumlar karşısında yorgun, hasta, endişeli,
veya stresli olduğunda genellikle çocuksu davranmaya eğilimli olmasını içerir. Bir kişi
bazen tek bir görüşme den değerlendirme için yetersiz bilgiler toplayabilirken çocuğun işlevselliğinin
optimal veya karakteristik seviyesini değerlendirmek için genellikle birden fazla görüşme
gereklidir.
MENTAL DURUM DEĞERLENDİRMESİ
Mental durum değerlendirmesi
için, çocuk psikiyatristi aşağıdaki alanlarda gözlem ve değerlendirme yapar.
Fiziksel görünüm-fiziksel gelişim dahil olmak üzere , minör
konjenital anomalinin varlığı, saç ve giyim tarzı, temizlik ve diğer kişisel
bakım kalitesi göstergeleri veya çocuğun fiziksel görünümüne ve hijyenine ebeveyn tarafından
gösterilen ilgi (veya ilgisizlik).
Klinisyen ve anne baba ileilişki kurma tarzı- sıkıntısı yaşamadan ayrışma dahil olmak üzere, klinisyene sırlarını
nasıl söylediği ve nasıl gizlediği , hoşnut olma veya etkileme isteği, cilveli
davranışlar, kolayca özür dilemek veya küçümsemek, pasif tutum sergilemek yada açıkça
savunucu olmak. Çocuğun klinisyene karşı davranışları ile ebeveyn veya diğer
yetişkinlere karşı gözlenen ve bildirilen davranışları kıyaslanır.
Klinisyenin fiziksel görünümü, cinsiyeti veya etnik kökenine(özellikle diğer çocuklardan
farklı olan) çocuğun reaksiyonu dikkate alınmalıdır.
Duygulanım- Çocuğun baskın olan mizacı ve görüşme
sırasındaki emosyon aralığı veduygudurumun
uygunluğu.
Baş etme mekanizmaları- Klinisyene davrandığı
gibi oyunda sergilediği veya ilişkide olduğu önemli kişilerce tanımlanan , çocukların
yaşları ile uyumlu bağımlılığın devamı, cinsel ilgileri, tepkisel
ve saldırgan duyguların yoğunluk, obje ve açığa çıkma tarzı; çocuğun
bu durumları kontrol veya modülasyonu (Örneğin alternatif veya onları tatmin edecek toplumsal
olarak izin verilen durumlar bulma); Sıkıntılı veya korkmuş olduğu durumlarda
kullanılan başa çıkma stratejileri.
Zaman, yer ve kişi yönelimi –Çocukların tam olarak zamanın
farkında olup olmadığı, nerede oldukları vekim
oldukları. Bu çocuğa şu sorular sorularak değerlendirilebilir. ‘’ Hangi yıl?
Mevsim? Tarih? Gün?Ay?veya ‘’Neredeyiz?(Bina, kasaba, şehir ve ülke)
Aktivite düzeyini içeren motor davranışlar – koordinasyon ,
alışılmamış postür varlığı veya motor paternler (Örneğin
tikler, kompülsiyonlar, veya stereotipiler,el çırpma veya el sallama(döndürme)
Düşünme ve algı kalitesi – Halüsinasyon, hezeyan, düşünce
bozukluğu, fikir uçuşması ve işitme ve görme yeterliliği.
Konuşma ve dil – Okuma ve yazmayı içerir. Çocuk konuşmasının
akıcılığı, ritmi, konuşmanın kesilmesi,patlar tarzda olması ve artikülasyonu;
Kelime haznesinin zenginliği, sınırlılığı, veya idiosenkrotik görünümü
ve söz dizimi (sintax). Ekolali veya persistan neolojizim varlığı;Zamirlerin ve cinsiyetinyanlış kullanımı; dilin gecikmiş ve sapkın
sosyal kullanımı(argo konuşma) Konuşmaya sözel olmayan iletişim davranışlarının
eşlik etmemesi (Örneğin yüz görünümünün eksikliği, göz kontağı olmaması).
Dil ve konuşmada gecikme veya problemler olduğu belirlendiğinde bu durum uzmanlarca formal konuşma
ve dil değerlendirilmesi onaylanabilir. Zeka ve bilgi seviyesinin değerlendirilmesi, sınıflama kapasitesi, özetleme, yaşa uygun
sonuç çıkarma; sayma, alfabe, haftanın günleri, aylar, okuma,yazma, mukayese yeteneği, coğrafik
ve tarihsel gerçekler.
Dikkat, konsantrasyon, impulsivite –Tartışılan konunun
veyabir aktiviteye gösterilen dikkatin seviyesi, çocuğun
aktiviteden aktiviteye geçme derecesi; fiziksel sınırlama ihtiyacı, distraktibilite (dikkatin
kolayca dağılması) (Örneğin dışarıdaki gürültü ile).
Bellek – Yakın ve uzak bellek(örneğin 5 ve 30. Dakikalarda
verilen 3 kelimeyi hatırlayıp tekrarlaması)
Nörolojik işlevler – Uyanıklık durumun dalgalanması,
titreme, nistagmus, koreiform hareketler, anormal yürüyüş, nörolojik yumuşak belirtiler,
serebral baskınlık(el-ayak-göz ve kulak baskınlığı)
Nörolojik yumuşak belirtiler oyun tarzında incelenebilir (Örn. top yuvarlama, çizgi üzerinde yürüme,
adımlama, yürüyüş sırasında ellerin aşırı sallanması, 20 parmak tıklama
zamanını ölçme, başarılı parmak vuruşu, elin pronasyon-supinasyon durumuna değişimi
ince nörolojik muayene belirtilerinin güvenilir belirtileridir.
Yargılama ve içgörü – Özellikle mevcut probleme karşı;
ailenin söylediklerine çocuğun ilk tepkileri inkar veya aşağılama olabileceğinden,
özellikle klinisyenle iyi ilişki kurulduktan sonra yargılama en iyi biçimde değerlendirilir.
İletişim biçimi – Mevcut problemler ve hayatının
özel yönleri hakkında çocuk konuşmaya açık mı? Veya oyun ve çizim gibi indirek anlatım
modelleri çocuk için daha mı uygun?
Standardize psikometrik
testler için çocuğun konuşma ve dil kapasitesi, zeka, akademik başarı, dikkat ve yönetim
işlevleri ve bellek fonksiyonuna ihtiyaç duyulur. Bazı basit görevler, mini mental durum değerlendirmesinde
kullanıldığı gibi (çocuklar için uyarlaması R.A. Ouvrier and arkadaşlarınca
yapılmış), yönelim, dikkat, bellek, dil, yapısal yetenekler gibi yüksek mental
fonksiyonların sergilenmesini sağlamak için oyun tarzında görüşme uygulanabilir.
Klinisyen genellikle mental
durumun tüm alanlarını değerlendirmek zorundaysa da değerlendirme tipine ve değişik
problemlerin varlığına göre farklı alanlara önem verilmesive farklı ayrıntılar üzerinde durulması değişir. Örneğin, çocuk
kliniklerinde ajite ve delüzyonlu çocuklarda, çocukların dikkati, uyanıklık durumu, belleği,
sözel tutarlılığı, nörolojik fonksiyonları,muhtemel halusinasyon varlığına
özellikle dikkat edilir.
ÇOCUKLA GÖRÜŞME
TEKNİKLERİ
Çocuk ve erişkin
psikiyatrik değerlendirmede bir dizi görüşme tekniği kullanılır. Tekniğin seçimi
ve zamanlaması çocuğun gelişimine, bilişsel ve dil seviyesine; belirtilen zorluğun
duygusal güçlüğü, çocuk ve klinisyen arasında kurulan ilişkinin düzeyine bağlıdır.
Çocuk ve ergenin değerlendirilmesinde kullanılan tekniğin yararını ölçmek, gerek
duyulduğunda bir başka tekniğe geçebilmek önemli bir beceridir.
OYUN TEKNİKLERİ
Yedi yaş altındaki
çocukların duygularını ve kişiler arası ilişkilerini sözel anlatma
kapasiteleri sınırlıdır. Daha büyük çocuklarda olduğu gibi bu küçük çocuklarda
da oyun, direkt sorgulama veya görüşmeden daha yararlıdır ve çocuk için daha az zorlayıcıdır
(meydan okuyucudur). Bazı çocuklar bu şekilde (oyun) iletişimi daha kolay bulurlar;
kuklalarla, küçük figürlerle veya görüşmeci ile yaratıcı oyun, çocuğun ilgi alanları,
algılaması ve karakteristik duygu ve dürtülerin düzenlenmesinin karakteristik modelleri yararlı
sonuçsal materyal sağlayabilir.
Becerikligörüşmeci, çocuğun; belirli tip bilgilerin sunumunu çarpıtan
veya kısa kesen spekülasyon veya reaksiyon gelişmeden oyuna katılımını kolaylaştırır.
Oyun süresince, klinisyen oyun içeriğinin sırasını izler,oyunda ortaya çıkan temalara dikkat eder, öykü çizgisinden uzaklaşmasına işaret
eder,ne zaman yeni sıra ve aktiviteye geçişe, çocuğun
takılıp kaldığı veya kısır döngüye girdiği duruma dikkat çeker. Görüşmenin
bir parçası olarak oyunu kolaylaştırmak için ,oyun odasında hayvan, insan şekilleri
veya oyuncaklar ve gibi uygun oyun odası donanımı sağlanmalıdır. Karmaşık
oyuncaklar çocuğun fantazilerini ifade etme aracı olmaktan çok, dikkatini dağıtacağı
için ortam ve oyuncaklar basit olmalıdır. Barbi veya Disney gibi bilinen karakterlerkendi özel öyküsünü empose edebileceğinden, çocuğun
kendi öyküsüne ulaşmayı sınırlar.
Çocuk oyununun içeriği
sadece zengin bilgi kaynağı değil, ayrıca oyunun formunun dikkatli gözlemi mental durum
değerlendirmesinde önemli bilgiler sağlar. Yaratıcı oyunlar sırasında klinisyen,
çocuğun koordinasyonunu, motor becerilerini, konuşma ve dil gelişimini ve dikkat süresini, görüşmeye
katılma isteğini, karmaşık düşünce kapasitesi ve duygu durumunu gözlemleyebilir.
Yaratıcı oyun olmamsı veya sınırlı, somut ve etkileşimli olmayan oyunyaygın gelişimsel bozukluğu gösterebilir.
Kart ve zemini olan oyunlar
(satranç gibi), çocuğu kolaylık sağlar ve çocuğun hekimle iyi ilişki geliştirmesine
yardımcı olur. Bunlar çocuğun oyuna katılımınıve paylaşımcı aktivitelerden hoşlanma derecesini;
çocuğun kazanma ve kaybetmeye reaksiyonları, hileye eğilimi dahil, rekabeti nasıl kontrol
ettiğini gözlemlemeyi sağlar. Bazı oyun aktiviteleri (ör. Topu öne ve arkaya atma veya savaş
gibi kolay kart oyunları) görüşme esnasındaki gerilimin boşalmasına ve baskının
azalmasına yardımcı olarak görüşmenin gelişmesine izin verecek kadar basittir.
Satranç gibi karmaşık oyunlardan kaçınılmalıdır; daha fazla bilişsel
enerji ve dikkat isteyen oyunlar genelliklekonunun değerlendirmesini
olanaksızlaştırır, çocuğun güçlükleriyle ilgili sorunlardan kaçmasına neden
olabilir.
PROJEKTİF TEKNİKLER
Yaratıcı oyuna
ilaveten, projektif teknikler, çocuğun gönülsüz olması veya direkt olarak ifade edememesi
durumunda dolaylı olarak çocuğun değerlendirilmesinde çoğunlukla faydalıdır.
Bu teknikler çocuğun klinisyenle daha rahat hissetmesine yardımcı olabilir, çoğunlukla eğlence
olarak yaşanır ve tanı formulasyonu için önemli olan bilgiler sağlar.
Yaygın olarak kullanılan
bir teknik resim çizimidir. Çocuktan bir resim çizmesi istenebilir, ne resmi çizeceği çocuğa bırakılabilir
veya alternatif olarak özel bir konu verilebilir( ör. Bir kişi veya çocuğun ailesini bir şey
yaparken çizmesi istenebilir). Resim bitirildiğinde veya tamamlanmaya yakın çocuğun çabası
hakkındaki bir güzel söz (övgü) ve resimde ne olduğu ile ilgilenmenin ifade edilmesi faydalı
olabilir. Çocuğun yaşadığı karmaşa çocuğun kendi kendine resim çizmesinden
belli olmayabilir. Çizimin hem formu, hem de içeriği; çocuğun duygusal sorunları, entelektüel
düzeyi ve görsel motor gelişimi hakkında fikir verir. Örneğin, aile çiziminden aile üyelerinin
resimde yer almaması ve birbirlerine göre olan büyüklükleri çocuğun ailesi hakkındaki
duyguları veya algılamalarının sözel olmayan önemli göstergeleri olabilir. Saldırgan
veya cinsel temalar çizimde sözcüklerden daha iyi bir şekilde anlatım olanağı bulur.
Kendilik imajı; çocuğun resimlerinde; insan olmayan, garip, önemsiz veya karşı
cinsiyette resimlenmesine işarete edebilir. Klinisyen bilişsel olgunlaşma düzeyini kabaca gösteren
gelişimsel ilerlemeyi ve insan şekil ayrıntılarını (kol ve bacaklar, eklemler, yüz
özellikleri ve giyim) iyi bilmelidir. Çocukların çizimlerinin duygusal ve bilişsel yönlerinin
sistematik olarak değerlendirilmesi için çeşitli sistemler geliştirilmiştir.Aynı zamanda çizim sırasında çocuğun davranışı
ve konuşması da faydalı bilgiler sağlayabilir (Ör. Resmi bitirmeden uzağa fırlatmak
ve iyi olmadığını söylemek).
Sıklıkla kullanılan
sözel projektif tekniklerde; çocuğun en çok ve en az benzemek istediği hayvanların neler
olduğu veya ıssız bir adaya giderken yanına kimi almak istediği sorulur. Üç sihirli
dilek ile ne yapmak istediğinin sorulması faydalıdır. Gerekli ise klinisyen, bu dileklerin
herhangi bir şeye sahip olmak, bir kişiyi herhangi bir şekilde değiştirmek, istediği
bir yaşantı tarzı olabileceğini açıklayabilir. Çocukların cevapları sıklıkla
açığa vurma şeklindedir. Bazıları ihtiyaç olarak veya tepkisel olarak bir şeye
sahip olmak isterler (ör. Bir video oyunu veya milyon dolarlar). Diğer cevaplar ortamı zorlaştıran
olayları; (annem ve babam tekrar biraraya gelsinler, artık tiklerimden veya tiklerle ilgili alay
konusu olmaktan kurtulmak istiyorum veya bana sürekli bağırmayan bir babam olsun istiyorum)değiştirme isteğini açığa çıkarabilir.
Halen diğer bazı çocuklar kendileri için bir şeyler isteme konusunda rahatsızlık
duyabilirler, bunun yerine ‘daha fazla güç ve zenginlik veya savaşlara son gibi elsever cevaplar
ı tercih ederler. Çocukların cevapları daha sonraki araştırmalar için başlama
noktası olarak kullanılabilir. Örneğin ‘büyük bir ev ve çok para’ isteyen çocuğa
başka kimin orada olmasını isterdin ve onların ne yapmalarını isterdin sorusu
sorulabilir.‘dünya da savaşlara son’ dileğini,
dileyen çocuğa özellikle durdurmak istediği bir savaş olup olmadığı
sorulabilir.
Klinisyene yararlı
olabilecek, çocuğun ilgisini çeken bazı etkileşimli yaratıcı teknikler oyun oynama
imkanı sağlarlar. Donald Winnicott tarafından geliştirilen squiggle çizim oyunu
klinisyenin çizdiği eğri bir çizgi ve çocuktan bunu bir şeyin resmine dönüştürmesini
istemesinden oluşur; sonra çocuk terapistin ayrıntılandırdığı eğri
bir çizgi çizer ve bu böyle sırayla devam eder. Despert öyküleri, çocuğun tamamlaması
istenen tamamlanmamış etkin çağrışım içeren bir dizi öykü serisidir.
Çocuğa bir rüya veya
bir kitap, bir film veya bir televizyon programını anlatmasının istenmesi çocuğun
ilgi alanları daha öncesinde zihninin meşgul olduğu alanlar hakkında bilgi sağlar.
(Eğer klinisyen öykü konusunu iyi biliyorsa, çocuğun öyküyü çarpıtması çocuğun
bilişsel ve duygusal tarzı hakkında bilgi verir. Çocuğa büyüdüğünde yaşam
ile ilgili ne yapmak istediğini sormak,ailesinin olduğu
kadar çocuğun amaçları, değerleri, gelecekle ilgili kaygılarının anlaşılmasını
sağlar.
DİREKT SORGULAMA
Şimdiki sorunları
ve çocuğun yaşamının diğer boyutları hakkında direkt sorgulamada,çocuğun bilişsel ve dil gelişimi ve çocuğun
benlik saygısı üzerine soruların etkisine dikkat etmek gerekir. Bu görüşmenin amacı
çocuğun dünyasını ve işlevselliğini, bağlanmalar ve antipatiler, zevkler ve
kaygılar, güçlü ve zayıf noktalar nasıl gördüğünü belirlemektir.
Çocukların gelişim
düzeyi ve sözel kapasitelerine uygun şekilde soru cümlecikleri kullanmak önemlidir. Teknik kelimeler,
kısaltmalar ve karmaşık sorular konuşulması çocuğun kafasını karıştırabilir
veya daha kaygılı hale gelmesine yol açabilir. Kapalı uçlu sorular sıklıkla kısa
bilgiler oluşturur. Örneğin “kardeşinle ilişkilerin iyi mi?” büyük olasılıkla
“evet” veya “hayır” yanıtını getirecektir. Açık uçlu ve tanımlayıcı
sorular büyük olasılıkla çocuğun duygu ve düşüncelerini daha zengin bir şekilde
ifade etmesini sağlayacaktır (örneğin, “kardeşin nasıl bir çocuk?” veya “ali
ile oynadığın son oyunu anlatır mısın?”). bazı faydalı derinleştirici
sorular arada sorulabilir “ne gibi şeyler seni kızdırır (veya korkutur)?” “en çok
üzüldüğün (veya mutlu olduğun) anın nedir?” “hoşlandığın hayalin
hangisidir?”. Olayların zamanı ve süresi önemli ise, okul çağı çocukları için
kendi yaşamlarındaki dönüm noktalarına belirlemek iyi olacaktır (örn. “doğum gününden
önce mi sonra mıydı?” veya “ okuldan çıktığından beri sorun yaşadın
mı?”). Michael Rutter ve arkadaşları tarafından yapılan birkaç deneysel çalışma
çocuk ve ailelerden bilgi alma üzerine görüşme stillerinin etkisini araştırdı. Görüşmeyi
direkt sorularla görüşmeye başlama veya odaklama sıklıkla gerekmesine karşın,
bu tür direkt sorular görüşme süreci içine oluyorsa kısıtlayıcı olabilmekte veya
çocuğun duygu ve düşüncelerini değil de, klinisyen çocuktan sadece duymak istediği yanıtları
işitebilmektedir. Küçük çocuklar sıklıkla sosyal olarak arzulanan olmak için inandıkları
tarzda yanıt verirken, daha büyük çocuklar, sıklıkla bilgi vermede isteksizdirler. Klinisyen
çocuğun gerçek düşünceleriyle ilgilendiğini ses tonu ile belli etmelidir.
Düşüncelerinin tartışılması
çocuk için güç olduğu izleniyorsa, durum ile çocuğun duygusal tepkisi arasındaki ilişki
hakkında bilgi vererek faydalı bilgi edinilebilir (“bazı çocuklar kendileri hakkında
konuşulduğunda çok sinir olurlar. Sen de olur musun?”). bununla birlikte, klinisyen düşünce
ve duyguları yordayarak henüz yeterince tanımadığı çocuğu yönlendirmekten kaçınmalıdır.
“tamam, zannedersem” gibi kaçamak sorulara, yumuşak ses tanı ile, “sesin tam emin değilsin
gibi” söyleyebilir.
Değerlendirme çocuğa
saygı duymak ve benlik saygısını korumak gerekir. Çoğu çocuk değerlendirilmeye
getirilmesine neden olan güçlükler hakkında utanç veya suçluluk duyar. Çocuğa güçlüklerini
yargılamadan, yargısız olarak sadece çözümünde yardımcı olunacağı
iletilebilirse (“amacımız seni yargılamak, kınamak veya suçlamak değil, sorunlarına
birlikte çözüm bulmak”) çocuk daha açık olacaktır. Problemleri dışında güçlü
noktaları konusunda da konuşulmalıdır.Örneğin
okul durumu sorgulanırken, “sana okulda sıkıntı veren bir konu var mı (arkadaş,
öğretmen vs)?” sorusundan önce “okulda en çok hoşlandığın şey nedir?”
sorusuyla başlamak daha yararlı olur. Sosyal olarak izole çocuğa “okulda arkadaşlığından
hoşlandığın gibi, arkadaşlık yapmada sorun yaşadığın kişiler
var mı?” sormak iyi olabilir. Sonrasında “hiç arkadaşın var mı?” sorusu yerine
“bu sorun hakkında ne düşüyorsun?” daha iyi olur.
Çocukla görüşmenin
yapısı ve sıralaması
Çocukla görüşüldüğünde,
işlevsel ve tarihsel alanları zihninde belirli sıralama içinde olmalı, buna karşın
bu durum çocuğa göre şeklillendirilebilinir. Örneğin her değerlendirmede klinisyen
depresyonun, anksiyetenin ve yıkıcı davranış bozukluklarının ana semptomlarını
sormalıdır, fakat ne zaman, nasıl ve hangi sırayla yapılacağı bir görüşmeden
diğer görüşmeye farklılık gösterir.
GÖRÜŞMENİN
BAŞLAMASI
Görüşmeye başlamanın
çeşitli yolları vardır. Bir model seçilirse hem klinisyen hem çocuk rahat olabilir ve yaratıcı
geçişler için evreler oluşur. Çoğu klinisyen başlangıçta var olan sorunları
bahsetmemeyi tercih eder. Bazı klinisyenler, örneğin sessiz kalır ve odayı seyretmesine
ve çocuğa müdahale etmeden oynamamasına ve konuşmasına müsaade eder. Bu yaklaşım
yapının küçük bir kısmını kabul ettirir; klinisyen çocuğun oyun odasındaki
materyallere ve kendisine olan tepkilerin nasıl olduğunu gözleyebilir. Ayrıca böylece çocuğun
klinisyenle ilk görüşmede sıklıkla ortaya çıkan durumsal anksiyetesi ile nasıl başa
çıktığı hakkında bilgi edinir. Bununla birlikte yapılandırılmamış
yaklaşım klinisyenin amaç ve niyetlerinin belirsizliği nedeniyle çoğu çocuğun yönelimsiz
ve huzursuz olmasına yol açabilir. Başka klinisyenler daha direkt bir girişimle çocuğu
elverişli olan oyun materyallerini keşfetmeye davet eder. (“ne kadar ilginç gösteriyor?”). başka
bir klinisyen nötr veya hoşagiden konuları sorgulamakla görüşmeye başlar (“yapmaktan
hoşlandığın şeyleri bana anlatır mısın?”). Klinisyen değerlendirmeye
yönelik problemden bahsederken rahat veya rahatsızlık derecesine yönelik çocuktaki ipuçlarına
dikkat etmelidir. Bazı çocuklar ilk konuşmada tehdit edici olmayan konuları konuşmayı
tercih ederlerken, diğerleri doğrudan problemin konuşulması beklentisindedir.
Başlangıçta
bazen nötr veya ilgi çekici konuların konuşulması faydalı olmasına karşın,
çoğu çocuk buraya sıradan bir sosyal görüşme için gelmediklerini anlar. Bundan dolayı,
görüşmenin başlangıcından bir süre sonra görüşmenin amaçları hakkında
fikirlerinin ne olduğunun sorulması faydalı olur. Durumu ifade edecek şöyle bir soru
genellikle iyi olur: “buraya gelip benimle görüşmenin nedeni hakkında anne baban sana ne
dedi?” daha erken buluşman olarak çocuk anne-baba ile birlikte henüz görüşmeye hazır değilse,
klinisyen benzer şeyler sorabilir ve şimdiki sorunu hakkında görüşünü öğrenebilir.
Öyleyse, takiben “anne ve baban olan şeyler hakkında düşündüklerinin çoğunu söyledi”.
Bugün bu şeylerin sana nasıl göründüğü hakkında daha görüşme şansımız
var. Bugün konuşmamız gereken şeyler hakkında söylemediğimiz bir şey var mı?”
çocuğa değerlendirmenin amacı hakkında bildiklerinin ve düşündüklerinin sorulması,
durum hakkında çocuğun görüşüyle klinisyenin ilgilendiğini gösterir. Ayrıca
durumuçocuğun nasıl tarif ettiği ve problemin
sorumluluğunu taşıyıp taşımadığı öğrenilir. Bunun yanında
bu tür çocuğun görüşünün anlaşılması yanlış anlaşılan
noktaların öğrenilmesini sağlar. Böylece klinisyen çocuk tarafından anlaşılmayan
veya yanlış anlaşılmış noktaları, çocuğun anlayacağı düzeyde
açıklama imkanı olur.
İŞLEVSELLİĞİN
ANA ALANLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ
Değerlendirme boyunca,çocuğun aile, okul, arkadaşlar ve eğlence alanlarındaki
işlevselliğini değerlendirmede bilgiyi kullanır. Olan problemin görüşülmesi özellikle
bu alanlardaki bozukluklara yönelik bilgi sağlayacaktır, bununla birlikte bu alanlardaki çocuğun
yaşantılarının ilaveten konuşulması çocuğun yaşam tablosu ve uyum düzeyi
hakkındaki bilgilerimizi zenginleştirir. Herbir alandaki nesnel bilgileri yoklamakla başlamak sıklıkla
faydalıdır (“örneğin, “evde seninle kimler yaşıyor?”, “kiminle oynamaktan hoşlanıyorsun?”,
“hangi okula gidiyorsun?”, “kaçıncı sınıfa gidiyorsun?” veya “neleri yapmak
seni eğlendiriyor?”). daha subjektif görüşler için şunlar ilave edilir: “ailendeki kişilerle
aran nasıl?”, “evde herhangi bir problem var mı?” (kişilerle kavga ettiği şeyler
hakkında? Veya sorun olan şeyler hakkında? evdeki insanların yaptıkları hoşlanmadığın
şeyler?)”. bu yaklaşım işlevselliğin ana alanlarındaki görüşmeyi açmaya
yöneliktir.
Çocuğun boş
zaman veya eğlence etkinliklerini sorgulamakla başlamak sıklıkla faydalıdır
(“eğlenmek için neleri yapmaktan hoşlanırsın?”). Bu, klinisyenin çocuğun
ilgilerini, meşguliyetlerini ve doğal yeteneklerini öğrenmesini sağlar, görüşmeye
bu alandan başlamak, arkadaş ilişkileri ve okul durumuna göre daha az tehdit edici ve
problemli olur. Aile işlevselliğini sorgularken; evde kimlerle yaşadığı, herbir
kişi ile ilişkileri sorulmalıdır. Bu ilişkiler daha spesifik olarak sorgulanabilir“babanla ne yapmaktan hoşlanırsın?” veya “kardeşin
kime benzer?” gibi. Geleneksel olmayan aile yapılarında veya boşanmış veya ayrılmış
ailelerde ilişkilerinin çeşitleri sorgulanmalıdır.
PSİKOPATOLOJİK
BELİRTİLERİN SORGULANMASI
Ana sistemlerdeki ana
belirtiler tıbbi değerlendirmede gözden geçirildiği gibi, çocuk psikiyatrik değerlendirmesi,
yaygın veya ana bozuklukların belirtilerinin sorgulandığı soru seti içermelidir. Bu
arada aile veya çocuk sorgulanan belirtilerle şimdiki durum hakkındaki ilişkiyi anlamayabilir.
Komorbidite, psikiyatrik bozukluğu olan çocuklarda oldukça sıktır, bu nedenle çocuk
psikiyatri klinisyeni rutin olarak psikopatalojinin major alanlarını yoklamalıdır. Gelişim
düzeyine uygun bir dil kullanarak, sorgulama depresif semptomlar (örn. Düşük kendilik saygısı,
anhedoni, özkıyım düşünce ve davranışı); aşırı anksiyete veya
korkular; obsesyon ve kompulsiyonlar; varsanı ve sanrılar ve antisosyal davranışları
kapsamalıdır. Örneğin, “çoğu zaman kendini üzgün hisseder misin? Sıklıkla
ağlama hissi olur mu?” yanıtlar pozitif ise, ilgili semptomların sürekliliği (birkaç
dakikadan daha fazla sürer mi?), sıklığı (genellikle her hafta (veya çoğu gün)
olur mu?) ve içeriği (ne çeşit düşünceler böyle hissettirir?) izlenmelidir. Özkıyım
düşüncelerini araştırmak için, şöyle bir soru ile başlanabilir “yaşamın
çekilmez olduğu, keşke yaşamaz olsam (veya ölsem daha iyi) dediğin olur mu?” ve daha
sonrasında açıkça “hiç kendine zarar verdin mi? (veya yaşamına son verme girişimin
oldu mu?)” sorulur. Olası örseleyici yaşantıların olup olmadığı gelişimsel
yaşına uygun bir dille sorulmalıdır (örn. Sana yönelik korkunç olaylar oldu mu?).
MENTAL DURUM MUAYENESİ
Klinik görüşme
boyunca, klinisyen mental durum muayenesinin alanları için gözlemlerde bulunur ve bilgi toplar. Bazı
anormallikler ve defisitler bu işlemlerde kanıt olabilir; bununla birlikte diğer alanları
direk muayene etmek gerekir, bu genellikle klinik görüşmenin içine oyun yoluyla sokularak yapılır.
Ayrıntılı gelişimsel, psikometrik, dil ve nörolojik değerlendirme genellikle
gerekmez. Bilgi edinmek için, yalnızca 5-10 dakikalık yarı yapılandırılmış
değerlendirme gerekir. Bunun için genellikle; çizim; bir şekli kopya etme; basit yönelim
testleri, bellek, genel bilgi ve dil (örn. Üç cismi adlandırma, “hayır, eğer ve fakat
kelimelerini içeren cümlecikleri tekrarlama; üç aşamalı komutları yerine getirme, örneğin
sağ elinle kağıt parçasını al, ikiye katla ve masaya koy gibi; aklına gelen,
istediği bir cümleyi yazma); ve yumuşak nörolojik belirtiler kısaca taranır.
GÖRÜŞMEYİ BİTİRME
Görüşme sonuna doğru
klinisyen, görüşme içinde atlanılan ilgili konular olup olmadığını kontrol
edebilir, görüşmenin bitmeye doğru olduğunu belirtecek söylemini belirtir “birçok şey
hakkında konuştuk, senin hakkında bilmemizin önemli olduğu düşündüğün başka
birşeyler var mı?”. Benzer olarak, “sana birçok sorular sordum, senin bana sormak istediğin
birşeyler var mı?” klinisyen çocuğa, paylaşılan bütün bilgilerle neler
yapacakları hakkında genel bir fikir verebilir veya gelecek için bazı düşüncelerini söyleyebilir.
Örneğin, “senden duyduğum bu şeyler hakkında düşüneceğim ve gelecek görüşmede
bu sorunlarla birlikte nasıl başa çıkabileceğini konuşuruz ... bahsedilecek herhangi
özel bir şey var mı?” konuşulan veya yapılacaklar konusunda anne babanın
bilgilenme hakkı ve bu öneriler üzerine karar hakkı olduğu akılda tutulmalıdır.