Değerlendirme ince ve kaba motor gelişimi, tuvalet eğitimi ve bunlardaki eksiklikler,
yeme ve davranış tutumlarıve uyku paternlerini içerir.
Fiziksel gelişimin ve pubertal olgunlaşmanın erken veya gecikmiş olmasına dikkat
edilmelidir. Bu bağlamda anne babalar sistematik olaraktedavi,
hastalıklar, hastaneye yatma, operasyonlar, bilinçkaybı
dönemleri, kafa travmaları, nöbetler (epileptik), veya diğer ciddi yaralanmaları, bu durumların
çocuğunsağlığı ve aktiviteleri üzerindeki
etkileri olduğu kadar çocuğun bu durumlara verdiği tepkiler sorgulanmalıdır.Tikleri, görsel ve işitsel güçlükler, liderlik sergileme ve diğer
spesifik koşullar hakkında sorgulama klinik sunum için önerilebilir. Gerektiğinde tıbbi
raporlar temin edilmeli ve incelenmelidir.
EMOSYONEL (DUYGUSAL) GELİŞİM VE KİŞİLİK
Varolan problemin öyküsü alınırken, bu konuların bazıları incelenmiş
olacak ve klinisyen sistematik bir gözden geçirme ile boşlukları doldurmalıdır.Bu alandaki değerlendirmeler çocuğun geçmişte ve
şimdiki duygudurumu, duygularını kontrol edebilme becerisi, anksiyeteler, değişikliklere
ve yeni durumlar uyum ve hayal kırıklıkları ile başa çıkma durumlarını
içerir.Anne babalar tarafından algılanan hakim olan
duygudurum değerlendirilmeli ve eğer çocuk irritabilite içeren depresif semptomlar gösteriyorsa,
klinisyen özellikle dikkat çekici davranışlar, özkıyım düşüncesi ve özkıyım
girişimi hakkında araştırma yapmalıdır. Endişeler, korkular ve diğer
kaygıların görünümü hakkında bilgi edinilmelidir ve herhangi bir güçlük ve yetersizlik
seviyesi incelenmelidir. Semptomların yaygın ve spesifik özellikleri ile durumsal uyarıcılar,
öyküsel presipitanlar ve çocuk üzerindeki etkileri ilişkilidir. Alışılmamış
korkular, aşırı utangaçlık veya çekingenlik ve obsesif kompulsif semptomlarda önemlidir.
Çocuğun agresyonu kontrol etme yetisi gözden geçirilmelidir. Hangi durumlarda çocuğun kızgın
veya saldırgan olduğu, kızgınlık gösterme şekli (sözel, fiziksel, veya her
ikisi), başkaları üzerindeki etki ve çocuğun tepkisi ve böylesi duygu ve davranışları
göstermesi sorgulanır. Bu bağlamda klinisyen çocuğun agresyonla nasıl başa çıkacağını
ve çocuğun kendine ve diğerlerine karşı aşırı agresif veya korku dolu olup
olmadığını araştırır. Spesifik agresif semptomlar (kabadayılık,
kundaklama, çevreye zarar verme (mala, mülke), yıkıcı davranışlar veya hayvanlara kötü
davranma da araştırılmalıdır.
VİCDAN VE DEĞER YARGILARININ (ETİK DEĞERLERİN) GELİŞİMİ
Klinisyen vicdani gelişim konusundaki katı, gevşek veya aşırı odaklanmış
olup olmadığını değerlendirmeye çalışır. Vicdani etkinliğin
aileye vesosyal beklentilere uymasında çocuğa yardımı
önemlidir. Din veya etnik konular ve bu konuların aile ile uyumu öykü değerlendirme fazına
yol gösterebilir. Çocuğun değerleri ve gelecekteki hayat seçimi hakkındaki aile beklentileri
anne baba açısından araştırılmalı ve potansiyel uyuşmazlık
belirlenmelidir.
İLGİLER, HOBİLER,
YETENEKLER, UĞRAŞILAR
Bu araştırma çocukla
sürdürülmesine karşın, anne babaların çocuğun ilgi ve etkinlikleri hakkında gözlemleri,
ailenin onayı, ilgisi ve desteği hakkında bilgi edinmek önemlidir. Anne-baba-çocuk çatışmalarının belirtileri araştırılmalıdır,
bu çatışmalar anne-baba-çocuk arasındaki ilişki hakkında yararlı bilgiler sağlar.
Mevcut güçlükler çocuğun daha önceden ilgi duyduğu spor, müzik gibi ilgi ve aktivite alanlarına
konsantre olma yeteneğini ve ilgisini etkileyebilir.
Çocuğun izlemesine müsaade
edilen TV programları, sinema, videoların sayı ve tipleriçocuğun
ilgileri ve anne babanın sınırlama niteliği hakkında da bilgi verir.
ALIŞILMAMIŞ DURUMLAR
Klinisyen çocuğun
maruz kaldığı cinsel, fiziksel kötüye kullanım, ailesel, toplumsal şiddet, doğal
afetler veya silahlı çatışma gibi olağandışı veya travmatik ortamları
araştırmalıdır. Böyle bir travmatik öykünün varlığında çocuğun
olay anındaki ve sonraki tepkileri, anne babadan veya diğer erişkinlerden gelen cevapların
özelliklerini araştırmalıdır.
AİLE VE TOPLUM GEÇMİŞİ
Çocuklar aile ve toplum içinde gelişirler, bu çocuk gelişimini etkileyen ve şekillendirmeye
imkan ve fırsat sağlar. Bu bağlamda klinisyen çocuk işlevselliğinin taslağını
ve bu ortamın çocuk üzerindeki etkilerini araştırmalıdır. Klinisyen mevcut sorun öyküsü
ve gelişim öyküsünü alırken bu alanlara yoğun ilgi gösterip bilgi edinmesi sırasında
direk sorulara gereksinim duyabilir.
ANNE BABA (AİLE)
Klinisyen ebeveynleri çift olarak veya bireysel olarak zorlukları ve çatışma alanları,
güçlü noktaları ve zayıflıklarını da içeren bir şekilde değerlendirmelidir.
Çocuk ebeveynleri dışında birisi ile oturuyorsa (örneğin akraba veya bakıcı)bu yetişkinlerin bakımına verilme şartlarını
da içeren öyküsü ve ilişki ortamlarıhakkında
bilgi edinilmelidir. Çocuğun daha öncesinde ebeveynle olan yaşantıları ve bağlanmalarının
özelliğini de araştırınız. Klinisyen benzer şekilde halen bakım verenlerle
ve onların çocukla olan akraba ilişkilerini de araştırmalıdır.
Çocuk uyum sağlamışsa; ortam, uyum hakkında ailenin duyguları ve
beklentileri, uyum yaşı, alışma zamanı ve sonrası, uyum gerçeğini ailenin
ve çocuğun nasıl değerlendirdiği hakkında bilgi edinmelidir. Uyumun çocukla ne
tarzda konuşulduğu, herhangi bir himaye veya biyolojik ebeveynleri hakkında soruları gözden
geçirilmelidir.
Gelişim öyküsü alınırken sıklıkla anne babaların farklı dönemlerde
çocuk hakkındaki duyguları ve ilgileri araştırılır. Anne babaların geçmişteki
tavır ve tutumları şimdiki durumdaki onların sorumluluklarını yansıtır,
dolayısıyla, klinisyen anne babaların geçmişteki zorluklar hakkında neler
hissettiklerini, çocuğa destek sağlamak için ne yaptıklarını öğrenmek ister.
Çocuğun zorluklarının nedenleri hakkında ebeveynlerin bireysel görüşleri, bu
konuda anlaştıkları ve anlaşamadıkları noktalar ve diğer bir yönüyle çocukların
bakım ve idaresinin, hekimin önerilerine verilen yanıtları nasıl etkileyeceğidir.
Anne babaların kendi ailesiyle olan geçmişi ve öyküsü, klinisyenin anne babanın kendi çocuklarına
nasıl cevap verdiğini anlamasına yardım eder.
Aileni etnik ve dinsel geçmişini araştırınız. Bu etnik ve dinsel geçmiş
paylaşılan kimlik özelliklerinin kaynağı olabilir, çocuğa aktarılan değerler
olabilir veya ebeveynler arasında veya adölesan ve ebeveynler arasındaki çatışmanın
kaynağı olabilir. Bu bağlamda klinisyen çocuğun ailesinin durumunu anlayabilmek için
ailenin kültürü ve dili ile yeterince aşina olmalıdır.
Ailenin eğitim durumu ve işi değerlendirmeleri nasıl anladığı ve nasıl
yanıt verdiği ile ilgili olabilir. Nasıl bilgilendirildikleri ve nasıl kaygı
duydukları onların psikiyatrik sorunlarla aşinalığına ve geçmişteki
deneyimlerine bağlı olabilir. Kaygı ve strese neden olabileceğinden ve aileye eldeki
tedavilerin uygulanmasına sınırlamalar getirebileceğinden ekonomik kaynaklar ve sigorta güvencesi
sağlanmalıdır.
Klinisyen çocuğun kimlerle yaşadığı, aile içindeki bireylerle çocuğun
ilişkisinin özellikleri gibi aile sisteminin nasıl çalıştığını
anlayabilmelidir. Aile içindeki bağlar ve taraflar, çocuğun anne-baba, kardeşlerle ve diğer
aile bireyleri ile çatışmalı ilişkileri ve çocuğun sempatileri araştırılmalıdır.
Ailenin iletişimi ve problemleri çözüm tarzı, mevcut anlaşamama durumu ve ayrılıkları
da içererek değerlendirilmelidir. Ailenin duygusal durumu (gergin,anksiyöz,
eleştirel, ılımlı, destekleyici gibi) etkileşimi gözleyerek veya direkt sorularla
araştırılmalıdır. Bütün olarak veyabireysel
üyeler olarak aile üzerindeki stresler (taşınma, göç, hastalık, kaza, iş kaybı,
yasal zorluklar) ayrıca araştırılmalıdır.
TOPLUM
Klinisyen yaşanılan toplumu, ailenin yaşadığı komşuluk ilişkilerini
ve toplumla ilgili hissettiklerini ve toplumla özdeşleşmelerini anlamalıdır. Ailenin ilişkide
bulunduğu bölge (şehir), toplum, dinsel aktiviteler (çocuklarında katıldığı
kapsamda) araştırılmalıdır. Klinisyen ayrıca komşuluktaki güvenlik ve
zorlukları da (yoksulluk,kötü konut koşulları, yüksek
oranda suç ve kentsel şiddeti) araştırmalıdır. Bazı toplumlarda ruh sağlığı
imkanları olumlu etkili iken, diğer bir kısmında bu imkanların kullanılması
çocukları kötü etkilemektedir. Bu konunun anlaşılması ve değerlendirilmesi çocukların
nasıl ve nerede belirlenen tedavi aldığını etkileyebilir.
AİLENİN TIBBİ VE PSİKİYATRİK ÖYKÜSÜ
Ailenin ayrıntılı tıbbi ve psikiyatrik öyküsüne gereksinim vardır, çünkü
çocuğun olası genetik ve çevresel etkilenmesi söz konusu olabilir. Rutin olarak değerlendirilenler
arasında metabolik ve nörolojik bozukluklar olduğu kadar, psikotik bozukluklar, duygudurum
bozuklukları, anksiyete bozuklukları, tik bozuklukları ve obsessif kompulsif spektrumdaki
bozukluklar, alkol-madde kötüye kullanımı, dikkat eksikliği bozukluğu, öğrenme
bozukluğu ve antisosyal kişilik bozukluğu da değerlendirilmektedir. Aile üyelerinin
semptomları, hastaneye yatırılmaları ve hapsedilmeleri özellikle çocuklara referans
olmaları bakımından incelenmelidir.
ANNE BABA GÖRÜŞMESİNDE ÖZEL KONULAR
Bilgi veren farklılıkları
Ön görüşmede anne babaların ilgileri önemli bir rol oynarken, anne babalar çocuğun
problemlerini farklı algılayabilir ve tedavi ihtiyacı ve ciddiliği konusunda farklı düşünebilirler.
Çocuğun zorlukları ve gelişim öyküsü hakkında ebeveynler birbirleri ile, çocukla, öğretmenle
veya geçmişteki olayların kayıt bilgileri ile farklı düşünebilir, farklı açıklanabilir.
Bu durum anne babaların bilgi verici olarak tutarsız olduğu suçlamasında bulunmak değil,
farklı kaynaklardan bilgi toplama gereğini vurgulamak içindir.
Bilgi verenlerin farklı açıklamalarının bir çok nedeni vardır. Sonuçta,
tutarsızlık dikkatlice incelenmeli ve bu tutarsızlığın klinik durum hakkında
neyi yansıtacağı potansiyel değerli bilgisi olarak
kullanılmalıdır.Bilgi verenler çocuklarla rahatsız edici düşüncelerden
problemli davranışlara kadar değişen farklı durumlarda etkileşim içinde
olabilir.Bu çocuğun incinebilir alanda gösterdiği
dramatik davranışlar sergilendiğinde genellikle doğrudur (DEHB olan çocuktan okulun isteği
düzgün oturması ve derse dikkatini vermesidir). Böylesi spesifik semptom durumlarında en sağlıklı
bilgi çocukla en uzun zaman geçirenlerin ortamından elde edilir. Çocuk davranışlarına
bu farklı bakışlar, birbiri ile tutarsız yaklaşımlar çocuğu farklı değerlendiren
bilgi vericiler arasında gerginlik yaşanmasına neden olabilir (bu genellikle doğrudur çünkü
ayrı yaşayan ya da boşanmış eşler söz konusu olduğunda çocuk her bir
ebeveynin evinde farklı davranışlar sergileyebilir). Klinisyen bu farklı durumların
farkında olmalıdır, hissettikleri ile birlikte değerlendirmeye devam etmeli ve çapraz amaçlardan
ziyade erişkinlerle çalışarak çocuğu yardım sağlamaya odaklanmalıdır.
Diğer bir tutarsız bilgi nedeni çocuk davranışını bilgi verenin farklı
değerlendirmesidir. Gözlemci bir çok nedenle aynı davranışı farklı ölçütlerle
veya beklentilerle yargılayabilir. Klinisyenin bilgi verenin psikolojisi ve kültürel geçmişini değerlendirmesi
bu farkların işlenmesi ve anlaşılmasında yarar sağlayacaktır. Örneğin,
bir ebeveynin çocuğun ciddi hastalığı olduğu hakkında aşırı kaygılı
olması, diğerinin çocuğun gelişimi sırasında böyle şeylerin normalde
olabileceği tarzında aşırı serinkanlı yaklaşması durumunda , klinisyen,
çocuğun ihtiyaçlarını en iyi şekilde karşılayacak tarzda her iki ebeveyninde
makul geçerli gerekçelerle hareket etmesine rehberlik etmelidir. Böyle durumlarda, her bir anne babanın
savunmacı tarzını anlamak klinisyenin bir anne baba ile işbirliği yaptığı
ve diğerini uzaklaştırdığı görüntüsünden kaçınmasına yardım
edecektir.
Tutarsız bilgiler ayrıca bilgi verenlerin isteklilik farklarından ya da yeteneklerini
klinisyene aktarma isteğinden kaynaklanabilir. Örneğin, çocuk problemli davranışını
sözel olarak anlatamadığında veya rahatsızlık derecesi diğerlerince anlaşılmadığında,
veya utanma, suçlanma veya cezalandırılma korkusu nedeniyle bu durumu söylemediğinde,
ebeveynler çocuğun davranışını rahatsızlık verici veya sinir bozucu olarak
kabul etmekte aceleci davranabilirler.
Genel olarak denilebilir ki; metodolojik çalışmalar ve klinik deneyimlerin her ikisi de anne
babanın çocuklara göre daha fazla olarak dışadönük ve yıkıcı davranışları;
huzursuzluk, tepkisellik, karşı koyma ya da saldırganlık olarak değerlendirildiğine
dikkat çekmektedir. Buna zıt olarak çocuklar ebeveynlerinin aksine ailelerin farkında olamadığı
anksiyöz ve depresif duygu veya semptomlarını (özkıyım düşünce ve davranışlarını)
genellikle ifade edebiliyorlar. Çocukların bilgi verme kapasitesi olgunlaşmamış olabileceğinden
semptomların süresi ve sıklığı konusunda ebeveynler genellikle daha kesin kronolojik
bilgi verirler. Bununla birlikte çocuklar, seksüel kötüye kullanım, şiddete maruz kalma, akranlık
bağlamındaki davranışlarda tek bilgi kaynağı olabilirler.Genellikle çocuklar bazı semptomları yaşla birlikte
daha güvenilir bir şekilde bildiriler, puberte öncesi çocuklar semptomları ebeveynlerine oranla
daha az güvenilir bir şekilde bildirmeye eğilimlidir.
Anne ve babalar; yaş ve cinsiyete bağlı olarak, ilgilerin paylaşımı,
ebeveyne ulaşabilme, kendi mizaçları, kendi ve ebeveynlerin kişiliğine bağlı
olarak yaşadıklarıpaylaşımlar da farklıdır.
Annelerin babalardan daha güvenilir bilgi verdikleri bildirilirse de, pratikte en uygun olanı; başlangıçtan
itibaren her iki ebeveynin de görüşmeye dahil olması, mümkün olan en fazla bilgiyi edinmek ve
ebeveynlerle işbirliğini geliştirmektir. Uygun olduğunda, diğer kardeşlerden, büyük
anne-babadan, bakıcıdan bilgi almak katkı bilgi olarak değerlendirilir. Ancak aile
sisteminin katkısıve çocuğun ev halkı üyeleriyle
özel ilişkileri dikkate alınmalıdır.
Ebeveynler ve öğretmenler çocukların zorluklarının özelliği ve ciddiliğini
bazı vakalarda durum spesifik özelliği nedeniyle farklı değerlendirebilirler. Okulda ve
evde dikkat eksikliği ve hiperaktivite semptomları izlendiğinde sadece birinde olmasından
(tek bir ortamda klinik belirtilerin olması) farklı klinik ve tanı anlamı taşır.
Ebeveynler ve öğretmen çocuğun davranışlarını farklı değerlendirebilir.
Örneğin stresli ve kafası karışık bir ebeveyn çocuğun davranışları
hakkında unutkan davranabilirken, iyi bir gözlemci öğretmen yılların tecrübesi ile
kolaylıkla akranlarına göre çocuğun üzüntülü ve aksaklık gösterdiğini
belirleyebilir. Klinisyen değerlendirme yaparken bilgi verenin doğru(haklı) olup olmadığı
değil, fakat, hangi bakışı açısının hastanın en çok yararına
olacağını değerlendirir.Sonuçta, çoklu
kaynaklardan elde edilen bilgileri değerlendirip ve sentez ederek çocuk veya adölesanlar hakkında
klinik bir yargıya ulaşmak önemlidir.
ANNE BABALAR İLE GÖRÜŞME
TEKNİKLERİ
Klinisyen anne babalardan bilgi edinmek için değişik görüşme teknikleri uygulamalıdır.
Elde edilen bilginin tipi ve kalitesini; kullanılan yöntem, klinisyenin becerisive klinisyenin bunları kullanmaktaki rahatlığı
belirler. Deneysel çalışma serileri, aile içi duygu ve ilişkiler açık uçlu indirekt
sorularla en etkin bir şekilde anlaşılırken, semptomların ne zaman ortaya çıktığı
ve zamanlaması hakkında sistematik gerçekçi bilgi ve ayrıntıların genellikle, en
kolay özel ve direkt sorularla elde edildiğini teyit etmektedir.
Ön görüşmede anne babalar kendi öykülerini kendi tarzları ile ifade etme fırsatı
yakalarlar. Kendi sözcükleriyle kendilerini ifade edebilecekleri ve empatik olarak anlaşıldıkları
ve bunu işitilmelerini iyi bir ilişki için gerekli hissederler. Açık uçlu başlangıç
çocuğa hızlıca tek bir yönüyle değerlendirmekten kaçınır ve klinisyenin
ilgisini çocuğun durumundaki bir çok farklı alana taşır. Sonraki değerlendirme ayrıntıları
belirler ve klinisyenin tanıyı anlaması ve olası tedaviyi şekillendirmesine yardımcı
olur.
Anne babalar klinisyeni güvenilir, ilgili, anlayan ve yargılamayan olarak değerlendirdiklerinde,
kişisel bilgileri paylaşma hakkında çoğunlukla rahat ve savunmasız
davranabilmektedirler. Sonuçta klinisyen saygı göstermeli ve hastayı (yakınını)
anlayabilmeli, soğuk veya aşırı yakın görünmekten kaçınmalıdır.
Ailenin ve çocuğun anlayabileceği kavram ve sözcükleri kullanarak doğal haliyle çocuğun
ve ailenin durumunu görüşmelidir. Soruların alanı ve sorgulama atmosferi klinisyenin ilgisini
çocuğun bütününe (gücü, ilgi ve istekleri) ve çocuğun sadece bir seri semptom paketi olmadığına
yöneltecektir.
BEKLENTİ VE ANKSİYETELER
Anne babalar çocuklarının
problemlerinin özelliği ve ne çeşit bir yardıma gereksinim olduğu hakkındaön yargılı olabilirler. Popüler basında psikotorp ilaçlara
geniş yer ayrılması nedeniyle çoğu aile genelde ve çocuklarının tıbbi
tedaviye gereksinimleri konusunda kendileri bir karara varıyorlar. Örneğin çocuklarının
gereksinim duyabilecekleri fluoksetin ve metilfenidat’ın bağımlılık yaptığı
ve esasen zararlı bir ilaç olduğuna kendileri inanabiliyorlar.
Önyargı veya anne
babanın anksiyete veya çatışmaları çocuk problemlerinin suçlanmasının modası
geçmiş bir şekli olabilir. Böyle durumlarda, anne babalar klinisyenin kararı veya öğretmenle,
okul veya çocuğun davranış veya sıkıntılarından sorumlu ebeveynle aynı
fikri paylaşarak manevra yapabilir. Bu durumlara karşı klinisyen uyanık olmalı ve
anne babanın savunmacı veya aldırmaz hissetmesini engellemelidir. Görmezlikten gelinirse, böyle
açık veya gizlenmiş olan gündem değerlendirmeyi kötü etkileyebilir ve olasılıkla
tedavi önerileri kabul edilecektir.
Anne babalar klinik değerlendirme
de önyargılı ve kolay değişmeyen konuları gündeme getirirler. Ebeveynklinik kararın çocuğa bir işkence olduğunda (eski
koca gibi) veya çocuğun psikiyatrik değil, tıbbi bir problemi olduğunda ısrar
edebilirler. Alternatif olarak, anne baba klinisyenin çocukta yanlış bir şey olmadığını
kabul etmesini isteyebilirler. Böyle durumlarda klinisyen, açıkça ve dikkatlice tam bir değerlendirme
yapacaklarını ve nazik profesyonel önerilerde bulunacaklarını açıklamalı ve önceden
yargıya varmadan açık bir değerlendirme yapılacağını eklemelidir. Bu bazı
anne babaları tatmin etmeyebilir, bazı durumlarda basitçe çalışmaya devam edilemez.
Bir çocuğu
psikiyatrik değerlendirmeye getirmek hemen hemen bütün anne babalar için yüklü ve emosyonel olarak
zor bir aşamadır, ve evde çare bulunamadığı veya okul bazlı uygulamaların
yeterli gelmediği durumlarda psikiyatriste gelinir. Çocuklarımız en güzel umutlarımızın
(sıklıkla en karanlık korkularımızın) kaynağıdır. Ebeveyn, araştırma
konsultasyonunun uygun ve gerekli olduğu kararına ulaşmasına karşın, kişinin
çocuğun veya kendi çocuğunun yardıma ihtiyacı olduğunu kabullenmesi acı
vericidir. Birisinin çocuğunun veya birinin anne babanın profesyonel incelenmesien aydın kişilerde dahi olumlu yardım beklentisinde olduğu
gibi bir çok anksiyeteyi canlandırır.
Anne babalar, çocuğun
olası tanısı ve gidiş değerlendirmesi hakkında sıklıkla konuşulmamış
anksiyetelerini bildirirler. Bu anksiyeteler olası, ebeveynlerin kendi kişisel veya ailesel
psikiyatrik deneyimleriyle ilişkili olabilir veya popüler basından kaynaklanabilir. Örneğin
çocuğun akranlarından farklı olan gelişimi otizmin veya retardasyonun belirtisi midir?.Çocuktaki fasiyal grimas çocukta tik bozukluğu gelişmekte
olduğu anlamına mı gelmektedir?. Çocuğun ruhsal durumu (karamsarlığı bir
depresyonun veya özkıyım potansiyelini göstermektedir?. Diğer anne baba kaynaklı
anksiyeteler kendini suçlamak olabilir. Çocuğun güçlükleri (sorunları) başarısız
bir anne baba olmakla mı yoksa bir şekilde genetik geçişin bir sonucu mudur?. Çocuk ailesi
gibi depresyon, anksiyete veya psikoza benzer acılı yazgıyı mı paylaşmaktadır?.Çocuğun
aileyle ilişkili durumu ebeveynlerin bireysel olarak erken ailesel yaşantılarının
zorlu görünümünün bir özeti midir?
Klinisyen değerlendirmenin
seyri sırasında böyle ebeveyn kaynaklı anksiyetenin farkında olmalı ve bu konuya işaret
eden belirtiler konusunda uyanık olmalıdır; bazı ebeveynler aşırı
anksiyeteli ve gelecek hakkında aşırı kaygılı olabilirler. Genellikle görüşmenin
ilk aşamasını kabul edememiş ve bir süre daha kabul edemeyecek olsalar dahi, bu konuda
bilgilendirmek en iyi davranış tarzıdır. Erken ve gereksiz güvence verilmeden ve kişileri
uzaklaştırmadan bu anksiyetelere saygı ve ilgi gösterilebilir. Klinisyen, vakalarda bireysel
olarak; prognoz ve nedenler hakkında bilgisinin sınırlı olduğunu bilmeye ihtiyaç
duyabilir. Ebeveynler, çocuk büyüyüp olgunlaşırken iyi anlamda kaygılarını azalırken
(fakat yetersiz) yıllar sonra bile psikiyatrik değerlendirmeyi kaygıyla araştırırlar.
Ebeveynlerin sorulara kesin cevaplar olmasa bile bu sorunların açık yüreklilikle konuşulmasıebeveynlerde bazı rahatlama sağlar.