İŞİTME KAYBI VE YAYGIN GELİŞİMSEL BOZUKLUK: BİR OLGU SUNUMU
Dr. Nihat ZİNCİR
Yaygın gelişimsel
bozukluklar (YGB) ile işitme kaybının birlikte bulunmasıyla ilgili yaygınlık çalışması
azdır. Yapılan bir çalışmada 1150 işitme kaybı olan çocuklar arasında
yaygın gelişimsel bozukluk tanısı 61 (%5.3)’ine konulmuştur (2). Bu çalışma,
otizm ve işitme kaybının birlikteliğinin şansa bağlı birarada bulunmasından
daha sık olduğunu düşündürmektedir. Ancak işitme kaybı olanların çoğunda
yaygın gelişimsel bozukluk belirtileri gözlenmez (2).
İleri derecede işitme
kaybı olanlarda YGB belirtilerinin gözlenmesine yönelik varsayımlar mevcuttur. Bunlardan
birincisi, uyaran yoksunluğuna bağlı işitme kaybı olan çocukların kendilerini
uyarmaya yönelik geliştirdiği tekrarlayıcı davranışların oluşudur(1). İkincisi, işitme kaybı ve YGB birlikteliği
olan çocukların etyolojisinde ortak etkenlerin söz konusu olduğudur. Özellikle gebelik dönemindeki
rubella ve sitomegalovirüs enfeksiyonları üzerinde durulmaktadır (1, 2, 4). Üçüncüsü ise, işitme
kaybı ile birlikte eğer mental retardasyon mevcut ise, bu olgulardaki YGB belirtilerinin zihinsel
yetersizlikle ilişkili olduğu varsayılmaktadır (2).
Bu yazıda ileri
derecede nörosensoriyel işitme kaybı olan ve birlikte YGB belirtileri gözlenen bir olgunun yazın
ışığında tartışılması amaçlanmıştır.
OLGU SUNUMU
Kimlik: E.K., 3
yaş, 3 aylık, erkek, ailenin birinci ve tek çocuğu, büyük şehirde yaşıyor.
Anne Babanın Yakınmaları: İşitmemesi, arkadaşlık ilişkisi kurmaması, göz teması kurmaması,
garip sesler çıkarması, tekrarlayıcı el hareketlerinin ve tuhaf yüz mimiklerinin olmasıdır.
Özgeçmişi:
Annenin birinci gebeliği bir aylıkken düşükle sonlanmış, ikinci gebeliğinde
(E.K.’a gebeliğinde) birinci trimesterde düşük tehdidi olmuş ve tedaviye yönelik ilaç alımı
öyküsü mevcuttur. Gebelik sırasında enfeksiyon tanımlamamaktadır. Miadında vajinal yolla doğmuş, zor doğum nedeniyle geçici bir süre kuvözde kalmış.
Motor gelişimi yaşıtlarına gören geri kalmış. Dokuz aylıkken başını
tutmuş, bir yaşında desteksiz oturmuş, yürümesi üç yaşındayken başlamış.
Postnatal enfeksiyon veya sarılık öyküsü belirtilmemektedir. Halen konuşması yoktur.
Tuvalet eğitimi kazanmamıştır.
Aile Öyküsü:
Baba 29 yaşında lise mezunu, ordu mensubu; anne 25 yaşında, ilkokul mezunu ev hanımıdır.
Tek çocuklu çekirdek ailedir. Anne içe kapanık, hassas, duygusal, ilgili, Baba daha dışadönük,
sosyalve hoşgörülüdür. Anne baba arasında akraba
evliliği mevcut değildir. Birinci ve ikinci derecede akrabalarda işitme sorunu, YGB, konuşma
problemi ve mental retardasyon olan birey tanımlanmamaktadır.
Klinik görüşme ve gözlem: Öyküsünde; E.K’da işitme sorunu olduğunun bebekliğinin 6 ncı ayında
farkına varılmış. Hiçbir sese tepki vermiyormuş. 10 ncu ayında GATA Çocuk Sağlığı
ve Hastalıkları polikliniğine başvurmuşlar; çocuk nöroloji bölümü tarafından;
nöromotor gelişim geriliği ve işitme kaybına yönelik incelemelerde bulunulmuş.
Odyometrik incelemeler sonrası işitmesinin ileri derecede az olduğu söylenerek işitme
cihazı kullanılması sağlanmış. Bir yıldır Eskişehir’deİşitme Engelliler Okulunda eğitim almaktadır. E.K’nın
insanlarla ilişki kurmaması, göz temasının olmaması, tekrarlayıcı davranışlarının
olması ve garip yüz mimiklerinin olması nedeniyle, konuşma terapistleri E.K’da otistik
belirtiler olduğunu belirtmişler ve E:K’nın çocuk psikiyatrisi bölümü tarafından
incelenmesi gerektiği söylemişler.
E.K ilk defa Nisan 2001
tarihinde GATA Çocuk Ruh Sağlığı ve Hastalıkları polikliniğine ailesi
tarafından getirilmiştir. Yapılan görüşmede;ailesinin belirttiğine göre;
E.K. arkadaşlarının arasına girmiyor ve onları uzaktan seyrediyormuş. Anne ve
babayı yabancılardan ayıt edebiliyormuş. Oyuncakları eskiden amacına uygun
kullanamazken son zamanlarda kısmen hayali oyun kurabilmekteymiş. Anne duygusal olarak sıcak
bir çocuk olduğunu belirtmektedir. Anne ve babayı taklit edebiliyormuş (baba maç seyrederken
onun hareketlerini taklit ediyormuş). İsteklerini annenin elinden tutarak yaptırıyormuş.
Son iki aya kadar dönen parlak cisimler dikkat çekiyormuş.
Yapılan gözlemde;
E.K. insanlarla sosyal iletişim ve etkileşime girmemekte, çağrıldığında
bakmamakta ve işitmiyor izlenimi vermektedir. Göz teması yoktur. İletişim amacıyla
konuşma dilini kullanmamaktadır. 7 aylıkken badıldamaları olmuş, dili hiç
kazanmamış. Murmur, kuğu sesi (cooing) tarzında garip sesler çıkarmaktadır.Yüzünde
sıklıkla grimaslar gözlenmekte (buruşturma tarzında), dudağını sürekli
kemirmekte ve dilini ağzının içinde sürekli kıvırması mevcuttur. Ellerini
burma tarzında yoğun şekilde stereotipileri görülmektedir.
Yapılan tetkikler:
BBT (05.10.98) : Bazal
sisternalar ve silvian fissür hafif geniştir. Bifronto-pariatel bölgede sulkuslar hafif belirgin
bulunmuştur. Serebral atrofi kararı için serebral gelişimin beklenmesi gerekmektedir.
EEG (06.10.98): Hidrokzin
etkisi altında çekilen EEG’de sol temporal keskin yavaş dalga paroksizmleri şeklinde
kortikal fonksiyon bozukluğu tespit edilmiştir.
Refleks Odyometri (20.09.99): Bilateral nörosensoryal işitme kaybı. Stapez refleksi bilateral alınmıyor.
Kohleopalpebral refleks testinde hastada bir tepki izlenmedi.
BAEP (26.04.2001): Solda işitsel yanıtlar elde edilememiştir. Sağda elde edilen potansiyellerin
amplitüdleri ileri derecede düşüktür.
Tetkikler mevcut olmamsına karşı
aminoasit düzeylerinin normal olduğu belirtilmiştir.
Ayırıcı tanı: E.K’da beyin sapı uyarılmış potansiyelleri ölçümü ile iki kulakta da ileri
derece işitme kaybı olduğu nörosensoriyel kesindir. Ayırıcı tanıda; başka
türlü adlandırılmayan tip YGB, atipik otizm (işitme kaybı ile ilişkili sekonder
otistik özellikler), karışık dili algılama-sözel anlatım bozukluğu ve mental
retardasyon irdelendi.
TARTIŞMA
Otistik bozukluğu olan
bireylerde işitme sorunlarının olduğu ile ilişkili olarak bir çok araştırma
mevcuttur. Bu araştırmalarda otistik bozukluğu olan çocuklarda rutin odyometrik testlerle
saptanması güç olan sesin belirli frekanslarını duymada eksiklikler olduğu
belirtilmektedir. Bu nedenle rutin odyometrik tetkiklere ilaveten nörosensoriyel işitme kaybını
daha iyi değerlendirmek amacıyla ilintili uyarılmış potansiyellerin yapılması
gerektiği vurgulanmaktadır (1). Ancak seröz otitis media gibi ileti yollarına ait engellerin
saptanabilmesi için klasik odyometrik tetkiklerin ve timpanometrinin uygulanması gerektiği de
belirtilmektedir (2). Otistik çocuklarda işitme testlerinde değişik oranlarda defisit
bildirilmesine karşın, aileler çocuklarının insan ilişkilerinde işitmiyormuş
gibi davrandıkları ancak, başka bir odadan gelen bir reklam veya müzik sesine karşı
kulak kabarttıkları ve gidip baktıklarını sıklıkla ifade etmektedirler.
Bunun yanında bazı seslerden veya ses frekanslarından rahatsız olup sese aşırı
duyarlılık gösteren (hiperakuzi) otistik çocuklar da mevcuttur (1). Olgumuzda işitme kaybı
yapılan BAEP testi ile kesinleşmiştir.
İşitme kaybı
olan çocukların büyük bir kısmı YGB belirtileri göstermezler (2). Bu nedenle YGB
belirtileri gösteren işitme kaybı olan çocukların niteliklerinin belirlenmesi gerekmektedir.
Belki de etyolojide benzer organisiteyi paylaşan ortak bir etmen mevcut olabilir. Örneğin rubella
enfeksiyonları embriyo üzerinde etki ederek, işitme kaybı ve otizmde ortak suçlanan bir
etkendir (1,2,4). Bu etyolojileri saptamaya yönelik TORCH tetkiki istenmişir.
İşitme kaybı
olan çocuklarda sözel iletişim olmamasına karşın, kendilerini ifade etmede veya sosyal
ilişkilerde beden dilini sıklıkla kullanırlar. Sosyal iletişimde önemli yeri olan göz
teması çoğu işitme kaybı olan çocukta vardır (1). İşitme engelli çocuklardaki
beden dilinin kullanımı otistik bozukluğu olan çocuklardaki stereotipilerle benzeşmez ve
amaca yöneliktir. İleri derecede işitme kaybına bağlı uyaran yoksunluğunda
bireyin kendini uyarıcı davranışlarda bulunabileceği ve bunun sonucu olarak
stereotipilerin gözlenebileceği belirtilmektedir. Olgumuzda diğer işitme kaybı olan çocuklardan
farklı olarak göz temasının olmaması ve yoğun stereotipiler mevcuttur. Nörosensoriyel
işitme kaybı ile ilişkili olarak uyaran yoksunluğuna bağlı sosyal iletişim
ve etkileşimde sorunlar yaşanmasına karşın, ayrıca göz temasının
olmaması ve tekrarlayıcı davranışlarının da olması, duyusal defisitle
birlikte olgunun YGB tanısını düşündürmektedir. Ancak, gözlenen belirtilerin otistik
bozukluk tanısı koymak için yetersiz kalması nedeniyle “başka türlü adlandırılmayan
yaygın gelişimsel bozukluk” tanısı konmuştur.
İşitme kaybına
bağlı uyaran yoksunluğu ile ilişkili olarak bu bireylerde sekonder olarak YGB
belirtilerini anımsatan belirtiler gözlendiği belirtilmektedir (1). Buradaki belirtiler atipik
otizm tanısını düşündürecek niteliktedir. Ancak, son yıllarda işitme kaybı
olanlarda stereotipilerin uyaran yoksunluğu ile ilişkili olmadığını gösteren
araştırma bulguları elde edilmiştir (1).
Stereotipi ve göz teması
olmaması orta ve ileri derecede mental retardasyonda da gözlenmektedir. Olgumuzda da nöromotor gelişimi
değerlendirildiğinde yaşıtlarıyla karşılaştırıldığında
başını tutması, desteksiz oturması ve yürümesi geç olarak gelişmiştir.
Ayrıca, BBT bulguları beyin atrofisine işaret etmektedir. Gelişimin motor dönüm noktalarında
gecikme olması ve BBT bulguları mental retardasyon için kesin tanı koydurmamasına karşın,
bu tip bulguların mental retardasyon için belirleyici olduğu düşünülmektedir. Bu durum işitme
yollarını da etkileyen beyinin organik patolojisini düşündürmektedir. Ancak, çoğu işitme
engelli çocuğun nöromotor düzeyinde bu tarz bir gecikme yoktur. SSSpatolojisi ve otizmin birlikteliğinden sık olarak bahsedilmektedir veözellikle rubella, CMV, menenjit, down sendromu, kromozom
anomalilerinin, mukopolisakkaridozis, jüvenil diabet, hipotiroidizm, herhangi kranial distozis, retinitis
pigmentoza, kızamık, kabakulak ve adrenolökodistrofilerin gibi organik hasar sebebiyle oluşan
sağlık problemlerinin evalue edilmesi gerekmektedir (4). Olgumuzun bu yöndeki tetkikleri devam
etmektedir.
İşitme kaybı
ve otistik belirtileri olan olgularda mutlaka işitme engelinin ilintili uyarılmış
potansiyeller ve tipmanometri ile kesinleştirilmesi ve ortak etyolojinin bahsedilen tetkiklerle
belirlenmesi ileriye dönük olarak eğitimin saptanmasında yardımcı olacaktır.
KAYNAKLAR
1- Ulf Rosenhall, Viviann Nordin, Mikael
Sandström, Gunilla Ahlsen, and Christopher Gillberg:Autism and
Hearing Loss. J Autism Dev Disorder 1999,(5): 349-357.
2- R. Jure, I. Rapin, R. F. Tuchman: Hearing-impaired autistic children.
Dev Med Child Neurol 1991 33 (12): 1062-72.
3- Donald EP. Smith, Samuel D. Miller, Michael Stewart, Timothy L.
Walter and James V. McConnel: Conductive Hearing Loss in Autistic,Learning-Disabled and Normal Children . J Autism and Dev Disorders 1988, 18 (1): 53-65.
4- A. G. Gordon: Co-occurrence of deafness and infantile autism. Am J
Psychiatry 1991 148 (11): 1615