Karşı gelme bozukluğu (KGB)nun temel özellikleri tekrarlayıcı olarak negativist,
karşı gelen, söz dinlemez tutumlar ve otorite figürlerine karşı düşmancıl
davranışlardır ki bu işlevlerinde bozulmaya neden olur. Davranım bozukluğu (DB)
nun temel özellikleri başkalarının haklarına ve yaşına uygun sosyal norm ve
kurallara uymamada tekrarlayıcı ve ısrarlı davranışlardır. Tablo 1’de Karşı
Gelme Bozukluğu ve Davranım Bozukluğunun DSM-IV kriterleri görülmektedir.
Davranım Bozukluğu için tanı ölçütleri
En azından bir tanı
ölçütünün son 6 aydır bulunması koşuluyla aşağıdaki tanı ölçütlerinden üçünün (ya
da daha fazlasının)son 12aydırbulunuyor
olması ile kendini gösteren, başkalarının temel haklarına saldırıldığı ya da
yaşa uygun başlıca toplumsal değerlerin ya da kuralların hiçesayıldığı, yineleyicibirbiçimde ya
da sürekli olarak görülen bir davranış örüntüsü:
İnsanlarave
hayvanlarakarşı
gösterilen Saldırganlık
1) çoğu zaman başkalarına kabadayılık eder,
gözdağı verir ya da gözünü korkutur
2) çoğu zaman kavga-dövüş başlatır
3) başkalarının ciddi bir biçimde fizikselolarak yaralanmasına neden olacak
bir silah kullanmıştır (örn.bir değnek, taş, kırık şişe, bıçak, tabanca)
4) insanlara karşı fiziksel olarak acımasız
davranmıştır
5) hayvanlara
karşı fiziksel olarak acımasız davranmıştır
6) başkasının gözü
önünde çalmıştır (örn. Saldırıp soyma, çanta kapıp kaçma, göz korkutarak alma,
silahlı soygun)
7) birisini cinsel etkinlikte bulunması için
zorlamıştır
Eşyalara zarar verme
8) ciddi
hasarvermek amacıyla isteyerek yangın
çıkarmıştır
10) bir başkasının evine, binasına ya da
arabasına zorla girmiştir
11) bir şey elde etmek, birçıkar
sağlamakya da yükümlülüklerinden
kaçınmakiçin
çoğu zaman yalan söyler (yani başkalarını “atlatır” )
12) hiç kimse görmeden değerli şeyler çalmıştır
(örn.Kırmadan ve içeri girmeden
mağazalardanmal çalma; sahtekarlık)
Kurallarıciddi
birbiçimde
bozma(ihlal etme)
13) 13 yaşından önce başlayarak, ailenin
yasaklarına karşın çoğu zaman geceyi dışarıda geçirmektedir
14) anne-babasının
ya daonların
yerinitutan
kişilerin evindeyaşarken
en aziki
kezgeceleyin
evden kaçmıştır (ya da uzun bir süre geri dönmemişse bir kez)
15) 13
yaşından önce
başlayarakçoğu
zaman okuldan kaçmıştır
B.
Bu davranış bozukluğu toplumsal,okuldaki ya da mesleki İşlevsellikte
klinikaçıdan
önemliderecede
bozulmaya neden olur.
C.
Kişi, 18 yaşında ya da daha ileri bir yaşta ise Antisosyal Kişilik Bozukluğunun
tanı ölçütlerini karşılamamaktadır.
Başlangıç yaşına göre tipini belirtiniz:
Çocuklukta Başlayan Tip: DavranımBozukluğuna
özgü en az bir tanı ölçütü 10 yaşından önce ortaya çıkmıştır
Ergenlikte
BaşlayanTip: Davranım
Bozukluğunaözgü hiçbir tanı ölçütü 10 yaşından önce
başlamamıştır
Ağırlık derecesini belirtiniz:
Hafif : Tanıkoymakiçin
en azgerekli
olandavranım sorunlarından, varsa bile, az
fazlası vardır ve davranım sorunları başkalarına çok
azzarar
vermektedir(örn. yalan söyleme, okuldan kaçma, hava
karardıktan sonra izin almadan dışarıda kalma)
Orta derecede: Davranım
sorunlarının sayısı ve başkalarının
üzerineetkisi
“hafif”ve
“ağır”arasında
ortabir yerdedir (örn. Başkası görmeden
çalma, yıkıp dökme)
Ağır: Tanı koymak için en az gerekli
olduğundan çok daha fazladavranımsorunu vardır ya da davranım sorunları başkalarına oldukçafazla zarara neden olmaktadır (örn.
cinselilişkiye
zorlama, fizikselacımasızlık, birsilah kullanma, başkasının gözü önünde
çalma, kırıp girme)
KarşıtOlma –
Karşı Gelme Bozukluğu için tanı ölçütleri
A.
En az 6 ay süren, bu sırada aşağıdakilerden dördünün (ya da daha fazlasının)
bulunduğu bir negativistik, hostil ve karşı gelme davranışı örüntüsü:
1) sık sık hiddetlenir (huysuzlaşır)
2) sık sık büyükleriyle tartışmaya girer
3) büyüklerinin isteklerine ya da kurallarına
uymaya çoğu zaman etkinbir
biçimdekarşı
gelir ya da bunları reddeder
4) çoğu zaman, isteyerek, başkalarını kızdıran
şeyler yapar
5) kendi yaramazlıkları için çoğu zaman
başkalarını suçlar
6) çoğu
zamanalıngandır ,
çabukdarılır
yada başkalarınca kolay kızdırılır
7) çoğu zaman içerlemiş, kızgın ve güceniktir
8)
çoğu zaman kincidir ve intikam almak ister
Not:
Sözkonusu
davranışancak
benzeryaş
grubundave gelişim
düzeyindekikişilerde
gözlenendençok
dahasık
olarak ortaya çıkıyorsa tanı ölçütünü karşıladığını düşününüz.
B.
Bu davranışbozukluğu
toplumsal,okuldaki
ya da mesleki işlevsellikte klinik
açıdanönemliderecede bozulmaya neden olur.
C.
Bu davranışlar sadece birPsikotik
Bozuklukya da Duygudurum Bozukluğunun gidişisırasında ortaya çıkmamaktadır.
D.
Davranım Bozukluğu için tanı ölçütlerini karşılamamaktadır, kişi 18 yaşındaya da
dahaileri
biryaşta
ise Antisosyal Kişilik Bozukluğu için tanı ölçütlerini karşılamamaktadır.
KGB ile DB arasında farklılık olduğunu destekleyen deneysel kanıtlar vardır (Chen
ve Flory 1998, Fergusson ve ark. 1994, Frick ve ark. 1993). Aynı zamanda DEHB ve
KGB ve DB arasında farklar olduğunu belirten çalışmalar vardır (Waldman ve
Lilienfeld 1991, Hinshaw 1994).
DSM’deki KGB ve DB
arasındaki farkların yanında, ayrıca KGB ile agresif tip DB ve nonagresif tip DB
ile olan farklılıklar bildirilmiştir (Achenbach 1991). Erkek çocukların büyük
kısmında agresyon yaşamın ilk dönemlerinde başlar ve genellikle KGB
semptomlarıyla beraberdir (Loeber ve ark. 2000). Örtülü (covert) DB semptomları
ve KGB ayrımı arasında sorun yoktur. (Achenbach, 1991; Frick ve ark.1993) KGB’nu
agresif DB’dan ayırmada faydalı olabilir (Frick ve ark.1993); mülkiyete karşı
suç ve statüye saldırı gibi iki örtülü DB’nu ayırma faydalı (Frick ve ark. 1993;
Lahey ve ark.) olabilir.
DB semptomlarının cinsiyet ayrımı çeşitli çalışmalarda tanımlanmıştır.
Zoccollillo ve arkadaşları (1996) DSM-III-R tanı kriterlerinin KGB ve DB
tanılarının erken başlangıçlı (kreşten beri) adölesan öncesi kızlarda ısrarcı ve
yaygın antisosyal davranışı büyük olasılıkla tanımlamadığını belirtmektedir.
Buna karşın bu çalışmadaki düşük DB prevalansı sonucu etkileyebilir. Kızlar
fiziksel agresyondan daha çok;
yoksayma, dışlama ve iftira atma gibi sözel ve ilişkiye yönelik agresyonlar
gösterme eğilimindedir (Björkqvist ve ark. 1992, Crick 1995, Crick ve Grotpeter
1995). Davranım Bozukluğu semptomları olarak görülmeyen bu belirtiler nedeniyle,
kızlara DB tanısı koymada DB belirtileri modifiye edilebilir.
Kararlılık
Tanı yapılarının geçerliliğinde bir element, zamanla güvenilirliğinin olmasıdır.
Yıkıcı Davranım Bozukluğu semptomlarının devamlılığı ile ilgili ayrıntılı gözden
geçirmeler Caspi ve Moffitt (1995), Lober (1991), Maughan ve Rutter (1998)
tarafından yapılmıştır.
Robins ile başlayarak (1996) tanının devamlılığı, bu bozukluk niteliklerine
(veya ciddi davranış problemlerine) sahip çocukların %50’sinde bildirilmiştir (Campbell
1991, Lahey ve ark. 1995). Ontario Çocuk Sağlığı Çalışmasında; başlangıçta DB
olarak değerlendirilen çocukların %44’ünde 4 yıllık izlem çalışmasında DB’nun
devam ettiğibulunmuştur (Offord ve ark. 1992).Lahey ve arkadaşları (1995) kliniğe getirilen erkek çocuklarda bu oranı
daha yüksek bulmuşlardır, DB kriterlerini karşılayan erkek çocukların %88’inde
sonraki 3 yılda da belirtilerin devam ettiğini saptamışlardır. Kümülatif
devamlılık daha sıktır ve klinik ile daha ilişkilidir.
Semptomların şiddeti bozukluğun kararlığını (devamlılığını) etkiler. Cohen ve
arkadaşları (1993a) geç çocukluktan ergenliğe geçişte; şiddetli KGB ve DB için
yüksek kararlılık olduğu (KGB için kaba oran 8.3, DB için 13.9) ve hafif veya
orta derece KGB ve DB için daha düşük kararlılık bulmuştur (hafif derecede KGB
için kaba oran 3.2, DB için 6.0; orta derecede KGB için kaba oran 3.1, DB için
7.8). Daha az araştırılmasına karşın, yıkıcı davranışların kararlılığı kızlarda
erkeklerden daha fazla olma eğilimindedir. Trembley ve arkadaşları (1992)
agresyon ve daha sonraları suç davranışlarının kızlarda ve erkeklerde eşit
yükseklikte ilişki gösterdiklerini görmüşlerdir. Agresyonun geçici kararlılığı
4-5 ve 10-12 yaşları arasında 4 ölçümde kızlarda daha fazladır (Verhulst ve van
der Ende 1991). Öyleyse, kızlarda yıkıcı davranışın düşük prevalansına rağmen,
kızlarda görülen yıkıcı bir davranış kızlarda en az erkekler kadar kararlı
kalır.
Prognostik Alttiplerin Araştırılması
Yıkıcı davranışlarında ısrarcılık gösteren gençler arasında DB alttiplerinin
yapılması büyük kaygı meselesi olmuştur. DSM-IV başlama yaşına ve klinik şiddeti
gösteren semptom sayı ve şiddetine bakarak sınıflamıştır. Örtülü semptomlara
karşı açık semptomların varlığı, komorbid DEHB ve antisosyal kişilik
bozukluğunun erken semptomlarının varlığı gidişi değerlendirmedegeçen 10 yılda kanıtlanan faktörlerdir.
Erken Başlangıca Karşı Geç Başlama
DB’nun DSM alt-tipleri 1987 ve 1994 arasında değiştirildi. DSM-III-R agresyonun
sosyalize olmuşve sosyalize olmayan formlar tarzında
ayrılmasını savundu. Bu DSM-IV’te ilk DB belirtilerinin başlama yaşına göre (10
yaş ve daha küçükler ile 11 yaş ve daha büyükler) alt-tipler yer almıştır. Erkek
çocuklar için bu yeni alt-tipler araştırma bulgularıyla teyit edilmiştir (Moffitt
1993, Robins ve ark. 1991, Tolan ve Thomas 1995) ve büyük ölçekli 2 çalışma ile
geçerliliği saptanmıştır (Lahey ve ark. 1998).
Psikopatoloji işaretçisi olarak DB’nun başlama yaşını aşırı basitleştirme
önemlidir. Başlama yaşı tek ölçüm olduğu (Lober ve Stouthamer-Lobe, 1998),
başlama yaşını hatırlamanın güvenilmezliği (Angold ve ark. 1996) ve kızlar için
deneysel eksikliği nedeniyle eleştirilmiştir.
Davranım Bozukluğunun başlamasının erkeklerde kızlardan daha erken başlamasıbulgusu bütün çalışmalarda aynı
bulunmamıştır (Lahey ve ark. 1998). Geriye dönük çalışmalar kızlarda dahil,
ergenlerde “erken” ve “geç başlangıçlı” olmak üzere 2 grup varlığına işaret
etmektedir (Zoccolillo 1993),fakat
diğer gözden geçirmelerdegeç başlangıçlı tipin kızlardaki DB’nda
tek tip olduğu bildirilmektedir (Silverthon ve Frick 1999). Erken/geç başlama
ayrımının kızların prognozunda önemli olup olmadığı test edilmeden kalmıştır (Moffit,1993).
DB semptomlarının başlangıç yaşını etkileyen diğer faktörler ilgili birkaç
önemli bulgu vardır. DB’nun başlangıcı, özellikle DEHB olan erkek çocuklarda
daha erken olmaktadır. Örneğin, Davranım Bozukluğu gelişen DEHB olan erkek
çocukların %92’sinde DB’nun başlangıcının 12 yaş öncesinde ortaya çıktığı
bildirilmektedir (Biederman ve ark. 1996, Hinshaw ve ark. 1993). Erken
başlangıçlı DB problemleri ısrarcı KGB olarak öngörülebilir. Örneğin, Campbell
(1991) okul öncesinden beri devam eden davranış problemleri olan çocukların 9
yaşına kadar %67’sinin DEHB, KGB veya DB tanısı aldığını belirtmiştir. DB’nun
başlangıç yaşı önemli derecede agresif davranışların sayısıyla ilişkilidir (Lahey
ve ark. 1998); 10 yaş öncesinde DB kriterlerini karşılayan erkeklerde, 10 yaş
sonrası DB kriterlerin karşılayan ergenlere oranla en az bir agresif semptom
gösterme olasılığı8.7 kat daha
fazla olasıdır (Lahey ve ark. 1998).
Semptomların Şiddeti
DSM-IV Karşı Gelme Bozukluğu ve Davranım Bozukluğunu semptom şiddetinin farklı
düzeyde olmaları ileayırımını
yapmış, fakat psikiyatrik literatürde sıklıkla bu ayırıma işaret edilmemektedir
(Lahey ve Loeber 1994,Loeber ve ark. 1998b). Aksine, suç çalışmalarında çeşitli
suç eylemlerinin şiddetini yüksek yordayıcı olarak göstermiştir (Farrington ve
ark. 1996, Loeber ve ark. 1998a). Cohen ve Flory (1998) bireysel semptomlarla
ilgili olarak, insanlara karşı acımasız davranışlar ve silah kullanımının tek
bir semptomu DB tanısı için en iyi yordayıcı olduğunu bulmuştur.
Frick ve arkadaşları (1994) kesitsel analiz kullanarak 13 yaş altı çocuklarda
acımasızlık, evden kaçma ve bir binaya izinsiz girme semptomlarının DB tanısı
için en iyi yordayıcı olduğunu bulmuşlardır. Ayrıca, kavga etme ve acımasız
davranışlar kızlarda atipik semptomlar olmasına karşın, DB’nu en iyi
yordayıcılardır. Maalesef, yıkıcı davranışlara yönelik yaş ve cinsiyete özgü
norm ayrımı yoktur.
Açık-Örtülü Yıkıcı Davranış
Açık (kavga etme gibi yüzyüze) ve örtülü (hırsızlık) yıkıcı davranışların
ayrımına yönelik DB’nu alt-tiplere ayırmak için anlamlı bir kanıt vardır (Fergusson
ve ark. 1994, Frick ve ark. 1993). Bazı gözden geçirme yazıları agresyonun ve
fiziksel kavganın Yıkıcı Davranım Bozukluğu (YDB) gelişiminde önemli olduğunu
bildirmektedir (Coie ve Dodge 1998, Lober ve Farrington 1998, Loeber ve
Stouthamer-Loeber 1998, Vitiello ve Stoff 1997). Loeber ve arkadaşları (1998b)
prospektif bir çalışmasında KGB ile birlikte yalnızca kavga etme semptomunun DB
başlangıcı için en iyi göstergeçtir.
Okul öncesi erkek çocuklarda fiziksel kavga yaygın olmasına karşın (Loeber ve
Hary 1994, 1997),bir kısım çocuk kavga etmeyi tekrarlı
davranışlar olarak sürdürür. Kavganın ilerde suç için risk faktörü olduğu
söylense de (Haapasolo ve Tremblay 1994) devamlı kavga yıkıcı davranışlar için
yüksek risk faktörüdür (Loeber ve ark. 1989, Tremblay ve ark. 1991).
Buna karşın bütün fiziksel kavgalar DB gelişiminde ilişkili görülmektedir.
Proaktif agresyon reaktif kavgayla karşılaştırıldığında ilerki uyumsuzlukla
ilgili görülmektedir (Dodge 1991). Erkek çocuklarda proaktif agresyon DB için
yordayıcıdır, fakat KGB semptomları yalnızca marijinal olarak yordayıcıdır (Vitaro
ve ark. 1998).
Agresyon için impulsif-nonimpulsif, yağmacı-afektif, hostil-yardımcı ve klinik
açıdan impulsif-hostil-affektife karşı kontrollü-yardımcı-yırtıcı gibi diğer alt
sınıflamaları önerilmiştir (Vitello ve Stoff 1997). Davranım Bozukluğunun
altsınıflandırmalarında bu ölçülerin kullanılması aydınlatılmadan kalmıştır.
Agresyonun emosyonel komponenti tekrarlayan fazla kızgınlık, kin ve intikamla
ilişkili olması nedeniyle önemlidir. Örneğin, Pelham ve arkadaşları (1999)
komorbid DEHB ve KGB/DB olan çocukların diğer çocuklara oranla daha uzun süreli
kin tuttuklarını bulmuştur.
DEHB İle Birlikte ve DEHB Olmaksızın Davranım Bozukluğu
DEHB ile birlikte Davranım Bozukluğu olan erkek çocuklar DEHB olmayanlardan daha
kötü gidiş gösterirler (Hinshaw 1994, Satterfield ve Schell 1997). Gerçektende,
bazı yazarlar DEHB olan çocukların en az 2 önemli alt-tipi olduğunu
vurgulamaktadır: Davranım Bozukluğu olan veya olmayanlar (Jensen ve ark. 1997,
Satterfield ve Schell 1997). Ayrımı önemli olabilir, çünkü uzunlamasına
çalışmalar DEHB varlığının DB’nun erken başlangıcı için yordayıcı olduğuna
işaret etmektedirler (Loeber ve ark. 1995). Çoğu çalışmada DEHB birlikte olan
Davranım Bozukluğu olan çocuklarda olamayanlara göre Yıkıcı Davranım Bozukluğu
semptomlarının daha erken yaşlarda başladığı gösterilmiştir (Moffitt 1990).
DEHB ile komorbit Karşı Gelme Bozukluğu ile ilgili araştırma azdır. DEHB olan
çocuklar arsında KGB olması, DB semptomlarının erken başlangıcı için kriter
olabilir.
Başlangıç (Erken) Antisosyal Kişilik Bozukluğu Semptomları
Yıkıcı Davranım Bozukluğunun en ciddi sonuçları; Antisosyal Kişilik Bozukluğu ve
psikopatidir. Psikopati; egosentrik, katı (esnek olmayan) ve manipülatif kişilik
özelliklerinin bir boyutunu kapsar. İkinci boyutu daha çok Antisosyal Kişilik
Bozukluğuna benzerdir ki;
impulsivite, sorumsuzluk ve antisosyal davranış gibi davranışları kapsar (Hare
ve ark.1991). DSM-IV koşullarında; Antisosyal Kişilik Bozukluğu tanısı 18 yaşın
altında konulamaz. fakat Antisosyal Kişilik Bozukluğunun bazı semptomları Yıkıcı
Davranım Bozukluğu gençlerinin bir alt-grubu olarak daha genç yaşlarda
bulunabilir. Bazı semptomların erken olması Antisosyal Kişilik Bozukluğu tanısı
alacak Davranım Bozukluğu gençlerini tanımlayabilir (Frick 1998). Christian ve
arkadaşları (1997) katı ve duygusuz semptomlar ve davranış problemleri gösteren
DB olanları, yalnızca davranış problemleri olanlarla karşılaştırıldığında daha
fazla davranış problemleri ve karakolla ilişki gösterdiğini bulmuşlardır. Loeber
ve arkadaşları (baskıda) erkek çocukların psikopatik özelliklerini puanlamış ve
7-12 yaş arası DB olanların %69.1’inin, DB olmayanların ise %38.8’unun
en az 3 veya daha fazla Antisosyal Kişilik Bozukluğu semptomu gösterdiğini
bulmuşlardır. Lynam (1997) çocukluk psikopatisi ergenlik ve ötesi için ciddi ve
kalıcı antisosyal davranışları yordadığını belirtmektedir.
Özet olarak, DSM-IV’te vurgulandığı gibi başlangıç ve şiddet yanında, yaş ve
cinsiyet yıkıcı davranış, agresyonun natürü, erken Antisosyal Kişilik Bozukluğu
veya psikopatiyle ilişkili semptomlar prognostik önem taşımaktadır.
DEĞERLENDİRME
Yıkıcı Davranım Bozukluğunun prevalans ve seyriyle ilgili bilgiler
değerlendirmede kullanılabilir. Yıkıcı Davranım Bozukluğu değerlendirme gözden
geçirmeleri: Frick ve O’Brien (1995), Dishion ve Colleagues (1995) ve Hinshaw ve
Zupan (1997) ve Journal of the American Academy of Child and Adolescent
Psychiatry'nin bazı bölümleridir. (McClellan ve Werry, 2000)
Tanı Kriterleri ile İlgili Meseleler
Yıkıcı Davranım Bozukluğunun değerlendirilmesi DSM’nin farklı versiyonlarında
farklı ele alınması nedeniyle karmaşıklaşmıştır. Lahey ve Colleagues (1997) KGB
ile DB’unu karşılaştırdığında okulu asma ve karakolluk olma gibi sorun
alanlarında daha fazla bozukluk vardı. Angold ve Costello (1996a) yalnızca 2
veya 3 semptom olması ve ilaveten işlev bozukluğunun olmasını yeterli olduğunu
önermektedir. 6 ay süresinin ayırıcı olmadığını, çünkü semptomların uzama
eğilimi olduğunu göstermişlerdir.
Wakefield (1992)’ın eleştirilerinde olduğu gibi, çevresel şartlara işlevsel
olmayan tepkileri veyüksek suçlu bölgede yaşama gibi sosyal ortama bağlı ani tepkisel
davranışları DSM-IV’de DB tanısına almamıştır. Geleneksel sosyal tepkilerin
(etnik davranışlar gibi) DB’undan ayırmak için ayrıntılı çalışmalara gereksinim
vardır.
Değerlendirme
Metotları
NIMH; DISC-4 (Diagnostic Interview Schedule for Children Version 4) (Shaffer ve
arkadaşları,1996), Child and Adolescent Psychiatric Assessment (Angold ve
Costello, 2000), Schedule for Affective Disorders and Adolescents (Reich, 2000)
gibi yapılandırılmış standartize tanı görüşmeleri ilerlemişse de karşılaştırmalı
çalışmalar yeterli değildir. Öğretmenler ölçekleri de geliştirilmiştir (Lahey ve
ark. 1995). Görüşmelere alternatif Karşı Gelme Bozukluğu ve Davranım Bozukluğu
değerlendirme ölçekleri degeliştirilmiştir (Grayson ve Carlson 1991, Verhust ve Van der Ende 1991).
Pictorial Instrument for Children and Adolescent III-R (Ernest ve arkadaşları,
2000) ve Dominic-R (Valla ve ark. 2000) gibi resimli parçaları kullanarak
değerlendirme ölçekleri de vardır. Bu ölçeklerin geçerlilik ve
güvenilirliliklerinin yapılması gereklidir.
Okul öncesi Yıkıcı Davranım Bozukluğu değerlendirmesi ilerleme göstermiştir (National
Center for Clinical Infant Programs 1994). Bu dönemde normal ve atipik yıkıcı
davranışların ayrımının yapılması önemlidir. Bu dönem değerlendirmelerinde
prognostik çalışmalara gereksinim vardır.
Bilgilendiriciler
Yıkıcı davranış bozukluklarında farklı bilgilendiriciler (anne-baba, öğretmen
v.s)arasında korelasyon düşüktür. Lober ve
arkadaşları anne-baba ve öğretmenler erkek çocuklarda KGB prevalansını daha
fazla bildiklerini buldular (Angold ve Costello 1996a, Lober ve ark. 1989). Buna
karşın, Angold ve Costello (1996a) tanıyı koymada ve ileride DB gelişimini
yordamada çocuklarla ilgili bilgininin çok yararlı olduğunu bulmuşlardır.
Öğretmen, anne-baba ve çocuktan alınana bilgilerin hangilerinin kombinasyonunun
daha iyi olduğu açık değildir. Farrington ve arkadaşları (1996) suç işleme
konusunda anne-baba ve öğretmen bildirimlerinin çocuktan alınanlara oranla daha
faydalı olduğunu bulmuştur. Hart ve arkadaşları (1994) anne-baba ve çocuk
bildirimlerine ilaveten öğretmen bildirimlerinin KGB belirtilerini tanımlamada
büyük etkisi olduğunu belirtmişlerdir.
Başlangıç Yaşı
DSM-IV’te Davranım Bozukluğunun alt sınıflandırmalarında semptomların başlama
yaşına göre erken semptomların nasıl oluştuğuna dair retrospektif
değerlendirmeye gereksinim vardır. Angold ve arkadaşları (1996) yıkıçı davranış
proslemlerinin başlama yaşının ebeveyn ve çocuk verilerinin düşük doğruluğuna
dikkati çekerek yeni prospektif çalışmalara ihtiyaç olduğunu belirtmişlerdir.
EPİDEMİYOLOJİ
Son 10 yıl içersinde KGB ve DB için yaş, cinsiyet, sosyoekonomik durum, komşuluk
ve kentte yaşama gibi değişkenlere göre prevalans çalışmaları başlamıştır (Lahey
ve ark. 1999a). Bu değişkenlerin belirlenmesi, bozukluğun natürünü ve sağlık
servis plan ve uygulamasını anlamada önemlidir. Tablo-2’de çeşitli çalışmaları
temel alarak prevalans özetleri vermiştir. DSM-III-R veya DSM-IV kriterlerini
kullanılması prevalans çalışmalarını etkileyecektir. Costello ve Angold (1998)
Davranım Bozukluğu prevelansının DSM-IV ileDSM-III-R’a göre biraz daha az tanı
alacağı, fakat KGB yönünden fark göstermeyeceğini bildirmektedir.
Yaş Yönünden Prevalansı
Tablo-2’de Karşı Gelme Bozukluğu veya Davranım Bozukluğunun yaşa göre
prevalansında sağlam sonuçlara ulaşılamamıştır.
Bazı çalışmalara göre Davranım Bozukluğu prevalansının orta çocukluk döneminden
ergenliğe doğru artma eğiliminde olduğu (Lahey ve ark., Lober ve ark.1998a)
fakat diğer çalışmalar yaşa bağlı fark olmadığını bulunmuştur (Cohen ve
ark.1993b, Lewinsohn ve ark. 1993). Yaşa bağlı tutarlı bulguların eksiliğive Davranım Bozukluğu metadolojik
kısıtlamalar Davranım Bozukluğunun heterojenitesinin sonucu olabilir. Bazı
Davranım Bozukluğu semptomları olan suç semptomları
(Farrinton 1999) juvenil suç çalışmalarını yaş etkileyebilir. Suç çalışmalarında
adölasana doğru artış olduğu konusunda bir birlik yoktur (Achenbach ve ark.
1991, Stanger ve ark. 1997). Diğer çalışmalar gizli davranım bozukluğunun
çocukluktan adölasana doğru arttığını göstermiştir (Loeber ve Stouthamer-Lober
1998). Tezat olarak, agresyonun belirli formlarının (fiziksel kavga gibi)
prevalansının bu dönemde azaldığı gösterilmiştir (Lahey ve ark. 1998; Loeber ve
Hay; Loeber ve ark. 1991). Soygun, tecavüz, tamamlanmış cinayet girişimi gibi
agresyonun ciddi formlarının prevalansı ergenlikte artma eğilimindedirler (Loeber
ve Farrinton 1998).
Cinsiyete Yönelik
Prevalansı
Erkekler kızlarla karşılaştırıldığında, DSM DB tanı kriterlerini daha çok
karşıladığı ve DB semptomların daha sıklıkla gösterdiği açıktır (Lahey ve
ark.1999a). Bazı çalışmalarda DB’nun erkeklerde 3-4 kat daha fazla olduğunu
bulmuştur (Costello ve Angold 1998, Lahey ve ark.).
Tablo-2 göstermektedir ki, popüler görüşlerin aksine, kızlarda KGB ve DB’nun
özelikle klinik ortamlarda nispeten daha sık olduğudur
(Zoccolillo, 1993). Kızlarda Davranım Bozukluğu Antisosyal Kişilik Bozukluğu (Robins
ve ark.1991) ve erken gebelik (Kovaks ve ark.1994; Zoccolillo ve Rogers 1991)
gibi ciddi ve hoş olmayan sonuçlarla beraberdir (Bardone ve ark.1996). Davranım
Bozukluğu tanısı alan kızlar büyük olasılıkla antisosyal eş bulma
eğilimindedirler (Kruger ve ark. 1998, Robbins ve ark. 1991). Yetişkin sabıka
kayıtlarında kadınların erkeklere oranla daha düşük oranda suç (Wilkström ve
ark. 1990) ve daha az sıklıkla şiddet gösterse de dolandırıcılık, süpermarket
hırsızlığı gibi nonagresif suçları daha sık işlemektedir (Ogle ve ark.1995).
Yıkıcı davranışlar arasındaki cinsiyet farkı 6 yaşından önce ortaya çıkmaz (Keenan
ve Shaw 1997, Loeber ve Hay 1997, Webster-Stratton 1996). Tablo-2’de görüldüğü
gibi KGB prevalansında cinsiyet farkı orta çocukluk ve adölesan dönemlerinde
çelişkili, fakat genellikle erkeklerde hafif daha yüksek veya farksız
görülmektedir. Bir çalışmada cinsiyet oranının yaşla birlikte arttığı (Lahey ve
ark.), diğer çalışmalarda cinsiyet farkının adölesanda çocukluktan daha az
olduğu öne sürülmektedir (Cohen ve ark. 1993b).
Sosyoekonomik Durum
Prevalansı
KGB ve DB düşük sosyoekonomik durumdaki ailelerde daha sık görülür (Lahey ve
ark. 1999a). Davranım Bozukluğu ve suç sosyal dezorganizsyonu olan ve sabıka
oranı yüksek bölgelerde daha sıktır (Lahey ve ark. 1999a, Loeber ve Farrington
1998, Sampson ve ark.1997).
Zaman İçinde
Prevalans
Yıkıcı Davranım Bozukluğu prevalansı geçmişten daha mı fazladır? Robins (1986)
retrospektif bir çalışmada gençlerin çocuk ve adölesan dönemlerinde Davranım
Bozukluğu prevalansının ileri yaş yetişkinlere göre daha fazla olduğunu
belirtmiştir. Çünkü ileri yaş yetişkinleri çocukluk ve adölesan yalnış
davranışlarını gençlerden daha az hatırlayabilirler. Diğer çalışmalar da
davranış problemlerindeki artışı desteklemektedir (Loeber ve Farrington 1998,
Rutter ve Smith 1995). Tutuklama raporlarına göre şiddet suçlarının 1984ten
1994e artmıştır (Synder ve Sickmund 1995). Ayrıca lise öğrencilerinde şiddet
eğiliminin değiştiği bildirilmiştir (Maguire ve Pastore 1996). Kızlarda suç
eğiliminin son dönemlerde arttığını bildiren bazı çalışmalar vardır (Farrington
1987, Frechette ve Le Blanc 1987, Robins 1986).
KOMORBİDİTE VE KOMORBİDİTEDE GELİŞEN
DEĞİŞİKLİKLER
Bazı gözden geçirmelerde komorbiditeye ilgi artmaktadır (Angold ve ark. 1999,
Caron ve Rutter 1991, Loeber ve Keenan 1994, Nottleman ve Jensen 1995). Komorbid
durumlar bozukluğun tek başına formuna göre daha ileri seviyelere taşır (Paternite
ve ark. 1995).
Bu bölümün amacı KGB ve DB ile sıklıkla komorbidite gösteren DSM tanılarını
değerlendirmektir. Ayrıca, madde kullanımı ve duygudurum problemleri gibi KGB ve
DB ile komorbidite gösteren DSM tanı kriterlerini karşılamayan durumlar da
tartışılacaktır.
Angold ve Costello (1996a) KGB ile komorbid olarak %14 DEHB, %14 anksiyete, %9
depresif bozukluk olduğunu bildiren araştırmasında Karşı Gelme Bozukluğuna
komorbiditenin nispeten düşük olduğu görülmektedir.
DB’nda çocukluk ve adölesen dönemlerinde diğer bozkulukların riski artar.
Ontario Child Health Studyde (Offord ve ark. 1992) 4 yıllık izlem çalışmasında
bozukluğu olmayan çocuklarla karşılaştırdığında DB tanısı almış çocuklarda
psikiyatrik bozukluk oranı daha fazladır (%46’a karşı %13). DB olanların %35’i
hiperaktivite tanısı almışken olmayanların %3’ü almıştır, DB olanların %29’u
duygudurum bozukluk tanısı almışken olmayanların %8’i almıştır. Birkaç çalışmada
antisosyal kişilik bozukluğu, madde kullanımı, mani, şizofreni ve obsesif-kompulsif
bozukluk gibi bazı bozukluklar DB ile ilişkili olabileceği ileri sürülmüştür (Robins
ve ark.1991). DEHB erkeklerde sıklıkla DB ile komorbittir ve bu kombinasyon
anksiyete ve depresyonun riskinin arttırır (Anderson ve ark. 1989, Loeber ve
ark. 1998a).
Çocukluk
DEHB
DEHB’nda gelişen DB için yeni çalışmalara ihtiyaç vardır. Hinshaw (1994), Jensen
ve arkadaşları, (1997), Loeber ve Keenan (1994), Lahey ve arkadaşlarının bu
konuda gözden geçirmeleri vardır. Longitudinal çalışmalar DEHB tanısı alan
çocukların adölesan ve yetişkinlik dönemlerinde antisosyal davranışlarının
arttığını göstermektedir (Klinteberg 1997). Buna karşın bu çalışmalarda DEHB’nun
ileride antisosyal davranışların prekürsörü olduğunu söylemek mümkün değildir.
Davranım Bozukluğunun gelişiminde DEHB’nun rolüyle ilgili 2 prospektif çalışma
vardır (bu iki çalışmada başlangıçta DB yok imiş) (Gittelman ve ark. 1985,
Mannuza ve ark. 1991). İki ayrı çalışmada da DEHB tanısı alan çocukların 16
yaşından sonra Davranım Bozukluğu veya Antisosyal Kişilik Bozukluğu kriterlerini
daha fazla karşılamakta olduğu bulunmuştur (%27’ye %8 ve %32’ye
%8). Bu çalışmalarda DEHB’nun DB ve antisosyal kişilik bozukluğu için prekusor
olabileceği belirtilmiş, ancak maalesef çalışmada KGB değerlendirilmemiştir.
Karşıt olarak, birkaç prospektif çalışmada tek başına DEHB tanısı alan gençlerin
yetişkinliklerinde antisosyal davranış oranında artış olmadığını söyleyen
çalışmalar da vardır. (Farrington ve ark.1990, Lahey; Magnusson ve Bergman
1990). Biederman ve arkadaşları (1996) DEHBnun Karşı Gelme Bozukluğu yokluğunda
Davranım Bozukluğunun başlamasında zayıf bir ön göstergeç olduğunu
belirmektedirler. Satterfield ve Schell (1997) çocukluk hiperaktivitesi ve
yetişkin suçları arasındaki ilişkinin çocukluk davranım problemleri varsa
olduğunu söylemektedir.
DEHB, Karşı Gelme Bozukluğu ve Davranım Bozukluğu arasındaki ilişki Lahey ve
Loeber tarafından geliştirilen bir modelle açıklanmıştır (Lahey ve Loeber 1994,
Lahey ve ark. 1997,1999b). Bu modele göre sadece Karşı Gelme Bozukluğu
komorbiditesi olan DEHB tanısı alan çocuklar çocukluklarında Davranım Bozukluğu
geliştireceklerdir, DB olanlar da Antisosyal Kişilik Bozukluğu geliştirecektir.
Öyleyse DEHB ile Karşı Gelme Bozukluğu, Davranım Bozukluğu ve Antisosyal Kişilik
Bozukluğu arasında heterotipik gelişimsel devamlılık vardır.
DEHB Davranım Bozukluğunun gelişim, seyir ve şiddetini etkilemektedir. Davranım
Bozukluğu ve komorbit DEHB tanısı alan gençlerin yıkıcı davranış başlama yaşı
sadece Davranım Bozukluğu olanlardan daha erkendir (Moffitt 1990).
Ayrıca, DEHB sergileyen çocuklarda Davranım Bozukluğu daha şiddetli ve ısrarcı
olduğunu söyleyen çalışmalar vardır (Abikoff ve Klein 1992, Cantwell ve Baker
1992, Farrington ve ark. 1990). Starfield ve Schell (1997) hiperaktif erkeklerin
adölesan ve yetişkinlik dönemlerinde ciddi antisosyal davranışlarını öngörmek
için sadece 1 davranış probleminin yeterli olduğunu bulmuşlardır. Maalesef bu
çalışmalardaki Davranım Bozukluğu ve DEHB tanıları DSM-III-R veya DSM-IV
tanılarına benzer değildir. Jensen ve arkadaşları (1997) gözden geçirme
yazılarında Davranım Bozukluğu ve DEHB’nun şiddet ve ısrarcılığı bozukluklar
arası sinerjistik, interaktif ilişkiyle desteklenmektedir. Hinshaw ve
arkadaşları (1993) diğer çocuklarla Davranım Bozukluğu olanları, Davranım
Bozukluğu olanlarla komorbit DEHB olanları karşılaştırmış: komorbid DEHB
olanların 1) Davranım Bozukluğunun daha erken başladığına, 2) daha çok fiziksel
agresyon ve ısrarcı Davranım Bozukluğu sergilediğine karar vermişlerdir.
Anksiyete
Davranım Bozukluğu ve anksiyete bozukluklarının etkileşimi önemli ve karışık bir
konudur. Anksiyete bozukluğu olan fakat DB göstermeyen prepubertal çocukların
adölesan dönemlerinde davranım bozukluğu gelişme riskinin az olduğuna işaret
eden epidemiyolojik çalışmalar vardır (Loeber ve Keenan 1994, Zoccolillo 1992).
Paradoksal olarak, çocukluk anksiyete bozukluğu DB ile komorbid ise, ilerde
antisosyal davranışa karşı koruyuculuk azalmakta risk anlamlı derecede
artmaktadır.
Davranışsal inhibisyon (anksiyete ve utangaçlık gibi) ve suça bağlı sosyal
çekilmenin ayrımını yapmak önemlidir. Kerr ve arkadaşları (1997) 10-12
yaşlarındaki vakaları 13 ve 15 yaşlarına kadar takip edip suçu öngörmede
çekilmenin değil inhibisyonun koruyucu faktör olduğunu göstermişlerdir. Karşıt
olarak, çekilme suçu öngörmede pozitif risk faktörüdür. Yıkıcı ve çekilen
erkekler suç ve depresyon oluşumunda 3 kat fazla risk altındadır. Yıkıcı fakat
çekilmeyen erkekler suç oluşumunda 2.5 kat risk altındadır. Anksiyete yaratan
utangaçlık ve sosyal çekilme benzer davranışlardır, fakat ilerde davranış
problemleri oluşumu farklı olabilir. Değerlendirme ve tedavideki farklılıklarda
yeni araştırmalara gereksinim vardır.
Duygudurum Bozukluklar
Davranım Bozukluğu ve depresif semptomlar sıklıkla beraber görülürler (Capaldi
1992). Bazı çocuklarda Davranım Bozukluğunun depresyonun prekürsörü olması
olasıdır (Capaldi 1992). Lewinshon ve arkadaşları (1994) Yıkıcı Davranım
Bozukluğunda depresyon öyküsü 2.9’dur, fakat Yıkıcı Davranım Bozukluğu
depresyonun öncüsü değildir.
Davranım Bozukluğu ve depresyon birlikteliği farklı olabilir; “depresif davranım
bozukluğu” tanı kategorisi ileri sürülebilir (Puig-Antich ve arkadaşları 1989).Geç başlangıçlı nonagresif DB depresyona sekonder olabilir ve DB’ndan
ayırt edilmelidir (Mansten 1988). Zoccolillo (1992) gözden geçirme yazısında
Davranım Bozukluğu tanısını komorbit anksiyete veya duygudurum bozukluklarından
ayırt etmenin yararlarından bahsetmiştir.
DB ile depresyonun yüksek oranda komorbiditesi madde kötüye kullanımı (Buydens-Branchey
ve ark. 1989) ve özkıyım (Shaffer 1979, Shaffi ve ark. 1985) gibi ciddi
sonuçlanan riskleri arttırmaktadır. Öyleyse, DB ve depresyon arasındaki ilişkiyi
anlamak psikiyatrik durumları önlemede önemli bir basamak olacaktır.
Bazı araştırmacılar Davranım Bozukluğu ve bipolar bozukluk arasındaki ilişkiyi
araştırmışlardır (Carlson ve Kashani 1988, Kutcher ve ark. 1989). Manik
dönemlerin suç davranışlarıyla ilişkili olması olasıdır. Bu bipolar bozukluk
semptomlarının DEHB ve Davranım Bozukluğu ile birlikteliğiyle uyumlu raporlar
vardır (Kovacks ve Pollock 1995, Lewinsohn ve ark. 1995).
Özetle, birçok adölesan Davranım Bozukluğu ve duygudurum bozuklukları tanısı
alır. İki bozukluk arasındaki ilişki açık değildir. Sonuçta, sonraki
araştırmalar adölesanlarda yıkıcı davranışların etyolojisinde manik dönemin rolü
araştırılmalıdır.
Somatoform
Bozukluk
Somatoform Bozukluklar ve DB arasındaki ilişki açık değildir. DSM-IV Davranım
Bozukluğu ileride Somatoform Bozukluk gelişimi için risk faktörü sayar.
Somatoform Bozuklukların tanı kriterleri değişmektedir. Öyleyse Somatoform
Bozukluk ve DB arasında ilişki için daha yeni çalışmalara gereksinim vardır.
Somatizasyon ve DB arasındaki ilişki Antisosyal Kişilik Bozukluğu (Lilienfield
1992) ve yetişkin genetik çalışmalarında gösterilmiştir. DB ve Somatoform
Bozukluk arasındaki ilişkiyle ilgili çok az çalışma vardır. Achenbach ve
arkadaşları (1995) yüksek suç skoru olacağı düşünülen adölasan kızlarda daha
fazla somatizasyon skoru bulmuşlardır.
Madde Kullanımı
DB ve Madde Kullanımı arasındaki ilişki ile ilgili birçok çalışma vardır (Whitmore
ve ark. 1997, Windle 1990). Ortario Child Health Study de Davranım Bozukluğunun
en fazla ilişkili olduğu psikiyatrik bozukluğun Madde Kullanımı olduğu
bildirilmiştir. Birçok çalışmada Madde Kullanımının Davranım Bozukluğunun
başlamasında veya birlikteliğinde yer aldığı bildirilmiştir
(Huizinga ve ark. 1989; Manuzza ve ark. 1991). Diğer bir deyişle, eski
çalışmalara göre Madde Kullanımı ileride suçluluğun ön göstergesidir. Öyleyse
Davranım Bozukluğu ve Madde Kullanımı birbirini ağırlaştıran etki gösterirler (Hovens
ve ark. 1994).
Cinsiyet ve Komorbidite
Loeber, Keenan (1994) ve Zoccolillo (1992) kapsamlı gözden geçirme yazılarında
belirttiği gibi Davranım Bozukluğunun diğer bozukluklarla komorbiditesinde
cinsiyetin etkisi önemlidir. Robins (1986) araştırmasında davranım problemleri
olan kadınların DEHB, anksiyete bozukluğu, duygudurum bozukluğu, ve madde
kullanımı gibi hemen hemen bütün bozukluklarda arttığı sonucuna varmıştır.
Loeber ve Keenan (1994) DB gözden geçirme yazısında iki konu ortaya çıkmaktadır.
Birincisi, DB olan kızlarda komorbid durumlar nispeten öngörülebilir. Örneğin,
adölesan kızlar erkeklerle karşılaştırıldığında anksiyete ve depresyon riski
daha fazladır, DB olan kızlarda bu tür bozuklukların riskinin daha fazla olduğu
beklenmektedir. Bu Robins’in (1986) DB olan kadınlarda olmayanlara göre 2 kat
daha fazla internalizing bozukluğu olduğu (%64-73) bulgularıyla uyuşmaktadır.
İkincisi, komorbit durumlarda cinsiyet paradoxtur; komorbid durum cinsiyetle
daha düşük prevelans gösterir. Öyleyse, cinsiyet ve yaşın DB ile komorbid
durumların gelişiminde önemli parametrelerdir. Şimdi kısaca kızlarda Davranım
Bozukluğu ile komorbit bozukluklarla ilgili gözden geçirmeleri inceleyeceğiz.
DEHB’nun erkeklerde DB ile birlikte olabileceği bilinmektedir (Loeber ve
ark.1995) fakat kızlarda DEHB’nun DB için öngöstergeç olduğuna dair bilgi azdır
(Hinshaw 1994, Lahey ve ark.).Her
cinsiyette komorbit bozukluklar içeren gözden geçirme yazısında (Loeber ve
Keenan 1994) kızlar için paradoksal etki görülmüştür. Bazı çalışmalarda,
gözlenen ve beklenen komorbid durumlardan karşılaştırıldığında, DB tanısı alma
ihtimali DEHB olan kızlarda erkeklerden daha fazladır, ayrıca her iki bozukluğun
prevelansı kızlarda erkeklerden daha azdır (Bird ve ark. 1993). Diğer
çalışmalarda, DEHB ve DB’nun kızlarda birlikteliğinin daha fazla olduğu
belirtilmemiştir (Faraone ve ark. 1991). Kızlarda kognitif defisit ve emosyonel/davranışsal
problemlere sebep olan genel gelişimsel gecikme ve kayıbın işareti olan DEHB, DB
ile ilişkili olabilir. Bazı gecikmeler kızlarda yıkıcı davranışların gelişiminde
risk olabilir. Diğer hipoteze göre, impulsivite DEHB ve DB arasındaki önemli
noktalardan biri olabilir. Moffitt ve arkadaşlarının çalışmasında impulsivitenin
davranım problemleriyle ilişkisi açıkça gösterilmiştir (Caspi ve ark. 1994;
White ve ark.1994). Nedense, kızlarda impulsivite çalışması henüz yoktur.
Komorbid DB ve depresyonun risk ve sonuçlarında cinsiyetler arası fark vardır.
Preadölesan kızlar preadölesan erkeklere göre distimi ve majör depresyon oranı
benzer veya çok az düşüktür. (Linls ve ark. 1989, Nolen-Hoecksema ve Girgus
1994). Adölesanda cinsiyetler arası farkın kadınlar lehine arttığına yönelik
birçok kanıt vardır (Cohen ve ark.1993; Connelly ve ark. 1993; Ge ve ark. 1994;
Goodyer ve Cooper 1993; Lewinsohn ve ark.1994, Gee ve ark. 1992,
Nottelman ve Jensen 1995).
Komorbid DB ve depresyonun sonuçlarının riskleri kızlarda erkeklerden daha
fazladır. Joffe ve arkadaşları (1988) suisid davranışlarının DB olan kızlarda
8.7, DB olan erkeklerde 5.6 olduğunu bildirmişlerdir. Ayrıca, Cairns ve
arkadaşları (1988) kızlarda (14-15 yaşlar) suisid girişiminin erkeklere göre 3
kat daha fazla olduğunu gözlemlemişlerdir.
Withmore ve arkadaşları (1997) komorbid DB ve madde kullanımı arasındaki
gelişimsel ilişkinin erkek ve kızlarda farklı olduğu, daha duyarlı değerlendirme
ve tedavi tekniklerine gereksinim olduğunu belirmişlerdir. Erkeklerde DB
şiddetinin madde kullanım bozukluğu şiddetiyle ilişkili olduğunu, fakat kızlarda
olmadığını gözlemlediler. Davranım Bozukluğunun daha az semptomu kızlarda madde
kullanım bozukluğu için hala risktir. Klinik çalışmada, Mezzich ve arkadaşları
(1994) reçetesiz diyet hapları ve nikotin denemelerinin adölesan kızlarda
erkeklere göre çok daha fazla olduğunu bulmuşlardır. Ayrıca, Ferguson ve
arkadaşları (1994) adölesanlarda davranış problemleriyle komorbid bozuklukların
cinsiyetle farkı gösterdiğini bulmuşlardır. Erkeklerde antisosyal davranışlarla
ilişkili predominant problemler varken, kızlarda erken cinsel eylem, alkol
kötüye kullanımı, ve mariuana kulanımı gibi deneme problemleri vardır.
DB ve madde kullanımı arasındaki ilişki depresyonun birlikteliyle sıklıkla
alevlenir. Lewis ve Bucholz (1991) DB olan kızlarda kısmen doğruluğunu
bulmuşlardır. Henry ve arkadaşları (1993) davranış problemleri ve depresif
semptomların ikisi de adölesan kızlarda self medikasyonla ilişkilidir. Bu
doğrultuda, kapsamlı bir epidemiyolojik çalışmada, Windle (1994) alkol kötüye
kullanan kızlarda depresyon ve suç işleme skoru erkeklere göre daha yüksek
oranlarda olduğunu bulmuşlardır (%17’ye %11.8), buna karşın alkol kötüye
kullanımı kızlarda erkeklerin yarısıdır
(%8.4’e %17.3).
Yıkıcı Davranım
Bozukluğu ve Komorbit Durumların Sıralı Gelişimi
Karşı Gelme Bozukluğu ve Davranım Bozukluğu çocuk ve adölesanlarda yüksek oranda
görülürken, Yıkıcı Davranım Bozukluğu ile komorbit durumların sıralı gelişiminde
ilişkili olduğu görülmektedir. Erkeklerde Yıkıcı Davranım Bozukluğu ve komorbid
durumların gelişimini hipotize eden Şekil-1 bütün gençlere uygulanabilir. Karşı
Gelme Bozukluğu sıklıkla Antisosyal Kişilik Bozukluğunun prekürsörü olan
Davranım Bozukluğunun prekürsörü olabilir. Klinik örneklemlerde DEHB, Karşı
Gelme Bozukluğu ve Davranım Bozukluğu ile sıklıkla komorbiddir, fakat DB’nun
gidişini etkilemediği, KGB’nun gidişini etkilediği öne sürülmektedir (Lahey ve
ark.). Erken birlikteliklerin başlangıcı 7 yaşından öncedir. Anksiyete ve
depresyon çocuklukta daha azdır ve eş zamanlı ortaya çıkma eğilimindedir ve DB
ile etkileşimdedir. Madde kullanımı DB ile eş zamanlı ve tekrarlayıcı olma
eğilimindedir (Le Banc ve Loeber 1998). Antisosyal Kişilik Bozukluğunun ortaya
çıkışı alkol gibi madde kullanımının agreve ettiği şiddet dışa vurumları ile
olmaktadır. Bu gelişimsel eğilim cinsiyet, depresyon risk farkı gibi
farklılıklar taşıma eğilimindedir.
SONUÇ
Yıkıcı Davranım Bozukluğu semptom ve sendromlarının, gidişinin, sonucunun
karmaşıklığı sınırlı yerde yeterli olmamıştır. Geçmiş 10 yılda bu alanda önemli
gelişmeler olsa da, bazı önemli noktaları belirttildi. Karşı gelme ve suç
davranışlarının farklı sendromlar olduğu açıkken, agresyonun 1)Karşı Gelme
Bozukluğunun parçası, 2)Davranım Bozukluğunun parçası (agresif veya gizli DB)
olduğu veya 3)Karşı Gelme Bozukluğu ve gizli Davranım Bozukluğundan farkı açık
değildir. Tanı kriterlerindeki modifikasyonlar Yıkıcı Davranım Bozukluğunun
değerlendirilmesini ve prevalansını değiştirmiştir. Değişik faktörler başlangıç
yaşı, cinsiyet, agresyon gibi farklı gidişli alt-gruplara ayırmaktadır. Bazı
diğer psikiyatrik tanılar Karşı Gelme Bozukluğu ve Davranım Bozukluğu ile
komorbid bulunabilirler. Gelecekteki araştırmalar bu komorbid durumların klinik
ve gidişle ilişkisini aydınlatacaktır. Bu gözden geçirme yazısının ikinci
bölümünde çocuk risk faktörleri, biyolojik oluşumlar, psikososyal riskler ve
koruyucu faktörler ve girişimler üzerinde durulacaktır.