Özgül öğrenme güçlüğü öğrenmeyle ilgili
bir sorun olarak algılanmakla ve tanıtılmakla birlikte; gördüğümüz, duyduğumuz ya
da dokunduğumuz, tanımaya çalıştığımız şeylerin algılanmasıyla
ilgili ya da işlenmesiyle ilgili bir sorun olarak yaşanmaktadır. Ortaya çıkış
nedenleri; beyindeki bazı farklılıklar nedeniyle öğrenme süreçlerinde bir ya da birkaçında
sapmalar olması durumunda ortaya çıkar. Her özgül öğrenme güçlüğü gösteren çocuk
birbirinden farklıdır.Özgül öğrenme güçlüğü zeka sorunu değildir. Tanı
konulması için duyusal organlarda organik bir bozukluğun olmaması gerekiyor. Ondokuzuncu yüzyılda
disleksi daha çok bilinen bir kavram. Sözlük karşılığı okuma güçlüğü. Özgül
öğrenme güçlüğü okuma\yazma\aritmetik güçlüğü olarak da geçebilir. Sıklığı
%1-%30 arasında değişir, erkeklerde daha sık görülür. Nedenleri kesin olarak
bilinmiyor. Olası nedenler genetik, kalıtsal etmenler , beyindeki yapısal işlevsel
farklardan bahsediliyor. Özgül öğrenme güçlüğü olan çocukların anne-babalarında da
özgül öğrenme güçlüğü görülüyor. Beynin her iki yanındaki işitsel alan normal kişilerde
solda daha büyüktür, disleksiklerde her ikisi de eşit ya da sağdaki daha büyüktür. Özgül öğrenme
güçlüğü olanlarda ses-harfilişkisinin bozuk olduğu
söyleniyor. Örneğin; “c” sesini görüyor ama nasıl olduğunu hatırlayamıyor.
Beyindeki dil ve görsel algı alanlarında daha az aktivasyonun olduğu söyleniyor. Öğrenme;
öğrenilen materyali akılda tutmak, birbiriyle ilişkilendirmek ve yeri geldiğinde
kullanmaktır. Öğrenme sorunları 0-6 yaş grubunda da gözlenebilir ama okula başlayınca
anlamlandırılabilir. Öğretmenler bu çocukların yeterli zekada olduklarını,
ilgi alanlarının da olduğunu ama öğreniyor göründükleri şeyleri öğrenemediklerini
ifade ederler. Özgül öğrenme güçlüğü olan çocuklar doğru heceleme yapamıyorlar. Fişleri
kopyalarken bile b-d-p harflerini ters yazarlar. Aileler”evde çalıştırıyoruz, tekrar
ettiriyoruz, öğreniyor ama okulda aynı şeyi yapamıyor” diyorlar. 1917’de Hinsselwood
doğuştan kelime körlüğü olarak tanımlanmıştır. Konjenital bir sorun olduğunu
söylemiş ve genetik geçişli olduğunu tanımlamıştır. Daha sonra 1941’de
Strauss ve Warner minimal beyin disfonksiyonu terimini kullanmış ve yeterli entelektüel düzeye
sahip oldukları halde,okuma güçlüğü nedeniyle okulda başarılı olamayan vakalara işaret
etmiştir. Bugünkü tanıma en yakın şekliyle ilk kez 1942’de Kirk tarafından
Learning Disabilty terimi kullanılmıştır. Bu tanımda öğrenme bozukluğu
serebral, duygusalya da davranışsal bozukluktan
kaynaklanan dili kazanma, konuşma, okuma-yazma, aritmetik becerilerin bir ya da birden çoğunun gelişiminde
gecikme, bozukluk ya da geriliktir. Bu durum zeka geriliği, duyusal kusurlar ve kültürel faktörlerden
bağımsız olarak gelişmektedir.Bateman 1965’te özgül öğrenme güçlüğü
olan çocukları öğrenme sürecindeki temel bozukluklara bağlı olarak ortaya çıkan
ve zihinsel potansiyelinden beklenen başarı ile o andaki okul başarısı arasında
anlamlı farklılık bulunan çocuklar olarak tanımlanmış ve merkezi sinir
sisteminin fonksiyon bozukluğu üzerinde durmuştur. Özgül öğrenme güçlüğü genel bir
terimdir. Hammill, 1982-1989 arasında 28 temel kitabı incelemiş ve ortak noktaları çıkarmıştır.
1.Başarısızlık
2.Sinir sistemi fonksiyon bozuklukları
3.Psikolojik süreçler
4.Yaş (her yaşta görülebilir)
5.Konuşma dili sorunları
6.Akademik sorunlar
7.Kavramsal sorunlar
8.Diğer sorunlar
9.Çok boyutlu özür
Disleksi: Okuma sorunları
Disgrafi: Yazma sorunları
Diskalkuli: Matematik sorunları
Daha sonraları bu sorunları içeren bozukluk Learning Desorder olarak tanımlanmıştır.
DSM III-R’da Akademik Beceri Bozukluğu ( görme, işitme, nörolojik bir hastalığa baplı
olmaması gerekiyor) adıyla yer almıştır. Özgül öğrenme güçlüğü
bilginin kazanılması ve işlenmesinde ortaya çıkan bir sorundur.
Bilgi İşlem Modeli (Information Processing):-Silver
1989-1996
1. Girdi (Input): Göz,
kulak, deri gibi periferik organlardan alınan işlenmemiş uyaranlardır. Bu uyaranlar nöronlar
kanalıyla beyne ulaşırlar ve girdilerin algılanması beyinde gerçekleşir. Farkına
varmak, algılamak. Uyaranların beyindeki ilgili alanlara alınması.Özgül öğrenme güçlüğü
olan çocuklarda bu uyaranların algılanmasında bir sorun vardır. Görsel algı
bozukluklarından, işitsel algı bozukluklarından ve dokusal algı bozukluklarından
söz ediyoruz.
Görsel Algı Bozuklukları:
Şekil-pozisyon algısındaki bozukluk ,
şekil-zemin algısındaki bozukluk ya da uzaklık-derinlik-boyut algısındaki
bozukluktur.
Şekil-Pozisyon algısındaki bozukluk:
Çocuk
gördüğü şeyin şekil ve pozisyonunu algılamada güçlük çekebilir. Harfleri ters ya da
dönmüş olarak algılayabilir.Örneğin; b-p,3-5,6-9,p-b gibi harf ve rakamları ters çevirir.
Sözcükleri ters çevirebilir, koç-çok,ev-ve gibi. Bu güçlükler çocuk okula başladığında
fark edilir. Okul öncesinde şekil-pozisyon algılama olgunluğu henüz yerleşmemiş
olabilir. Okula başladıklarında o olgunluğa ulaşmış sayılırlar.
Birinci sınıf acemilik dönemidir. İkinci sınıfın birinci döneminden itibaren
bu sorunların görülmemesi gerekir.
Şekil-Zemin algısındaki bozukluk: Bu
problem, bir bütünün önemli olan bir parçasına odaklaşmada zorluklara neden olur. Okuma bu
beceri ile ilgilidir. Çünkü okuma söz dizilerine odaklaşmayı, soldan sağa ve satır satır
izlemeyi gerektirir. Bu alanda sorunu olan çocuklar okumada satır atlama, satır tekrarlama, sözcük
atlama türünden hatalar yaparlar.
Uzaklık-derinlik-boyut algılamada bozukluk: Çocuk
derinliği kestiremediği için eşyalara çarpar, sandalyeden düşer. Açık alanda
oynarken mekanda pozisyonlarını algılamada, sağ-sol ayırt etmede güçlük çeker.
Top yakalamak, ip atlamak, yap-boz yerleştirmek, çekiç kullanmak bu problemin olan çocuklar için güç
işlerdir.
İşitsel Algı Bozuklukları:Duyulan sesleri yanlış
algılayabilir. Benzer sesler arasındaki farkı ayırt etmeye bağlı güçlüğü
olan çocuklar sesleri birbirine karıştırabilirler. Örneğin; soba yerine sopa, kova
yerine kafa, bavul yerine davul gibi.
İşitsel Figür-Zemin
ayırt etme güçlüğü: Aynı anda işitilen farklı
seslerden birine odaklanma güçlüğü olarak tarif edilen bu sorunda çocuk farklı seslerin figür-zemin
ayırımını yapmakta güçlük çekebilir. Örneğin; TV seyrederken kendisine seslenince
bakmaz, işitmiyormuş gibi görünürler. Yine TV seyrederken duydukları kapı ya da telefon
sesinin bulundukları mekandan mı yoksa TV’den mi geldiğini ayıt edemezler.İşitsel
algıda kopukluk (auditory lag) ardarda söylenen mesajların bir kısmını kaçırabilirler,
algılayamazlar. Örneğin; odana git, arkadaşına telefon edip ödevlerini al ve kitaplarınla
birlikte buraya gel denildiğinde bu mesajın bir kısmını duyar yerine getirir, diğerlerini
duymaz. Uzun komutlar verildiğinde bir kısmını yapamayabilir.
Dokunsal Algı Bozuklukları:Dokunsal algı sorunu olan çocuklar gözleri kapalıyken dokunma duyusu yardımıyla
nesneleri tanımlayamaz. Örneğin; eline verilen oyuncağın ne olduğunu anlayamaz,
avucuna yazılan sayı ve yazıyı tanımlamakta güçlük çeker.
2. Bütünleme: Beyne
giden bilgi kaydedilince anlaşılması gerekir. Bunun için 3 aşama tanımlanmaktadır.
Sıraya koyma, soyutlama ve organizasyon. Bu aşamalardan geçen bilgi bütünleşir. Özgül öğrenme
güçlüğü olan çocuklarda bu aşamaların birinde ya da tümünde sorunlar söz konusudur. Sıraya
koyma bozukluğu olan çocuktan dinlediği hikayeyi anlatması istendiğinde başını
sonunu karıştırır. Cumadan sonraki gün sorulduğunda bilemez, Pazartesiden itibaren
sayarak bulabilir. 3x9 sorulduğunda söyleyemez. Soyutlama sorunu özgül öğrenme güçlüğü
olan çocuklarda sıklıkla gözlenmez. Çünkü soyutlama temel zihinsel bir işlemdir. Bu
alandaki sorunlar daha çok MR ile karakterizedir. Organizasyon sorunu: Bu safha daha önce edinilen
bilgilerle yeni kazanılan bilgilerin bağlantılarının oluşturularak gruplanmasını
ve organizasyonunu kapsar. Ödevlerin unutulması, zamanın iyi kullanılamaması, defterin,
odanın, masanın düzensizlikleri organizasyon bozukluğuna işaret etmektedir.
3. Bellek-Depolama: Gelen bilgi beyinde kaydedilir, anlaşılır, yorumlanır
ve daha sonra kullanılmak üzere bellekte depolanır. Özgül öğrenme güçlüğünde daha
çok kısa süreli bellek bozukluğu görülür. Uzun süreli bellek bozukluğu daha çok MR’ın
karakteristiğidir. Kısa süreli işitsel-görsel bellek bozuklukları genellikle birlikte
ortaya çıkar. Örneğin çok iyi çalıştığı halde okula gidince başarısız
olmak, çarpım tablosunu öğrenememek bu alandaki güçlükleri ifade eder. WISC-R’da GB’de sınıfına
uygun soruları bilemeyebilir.
4. Çıktı: Öğrenilen
bilgiler sözcüklerle (dille) ya da kas faaliyetleri ile (yazma-çizme, jest ve mimikler) ifade edilirler. Özgül
öğrenme güçlüğü olan çocuklar bu alanlarda güçlük yaşarlar. Dil alanında; kendini
ifadede kendiliğinden konuşma başlatmada, soru yöneltildiğinde uygun yanıtı
verebilmede güçlükleri vardır. Anne babayı ve öğretmeni şaşırtan, soru
sorulduğunda bloke olan çocuğun spontan konuşmaya başladıktan sonra gayet akıcı
bir şekilde düşüncesini ifade edebilmesidir. Motor beceri alanında; büyük kas gruplarının
organize olarak çalışmamasına bağlı olarak yüzme, bisiklete binme, atlama, topa
vurma gibi kaba motor becerilerde sorun yaşarlar. Sakarlık sık rastlanan belirtilerdir. İnce
motor beceri sorunları da gözlenir. Düğme ilikleme, makas kullanma, çatal-kaşık
kullanma, kalem tutma, resim yapma becerilerinde zorlanır. Yazı problemleri mevcuttur. Ya hızlı
ve bozuk yazarlar ya da çok yavaş yazarlar.
Özgül öğrenme güçlüğünde ses ve konuşma bozukluklarıyla ilgili görüş
ve yaklaşımlar getirmişler. Disleksiklerin 3 grupta incelenmesi gerektiği söylenir.
1.Disfonetik Disleksi: İşitsel kavrama ve ayırt etme becerileri zayıftır.Fonetik
bozukluğu olan çocuklar bu grupta yer alırlar. Dil ve sözlü ifade alanında güçlük çekmektedirler.
Sözcüklerin fonetik ayrımını yapamazlar. Fonolojik model disleksinin klinik görünümü ve nörologların
beynin fonksiyonu ve organizasyonu ile ilgili bulgularıyla tutarlı görünmektedir. Linguistler dil
sistemini, her bir dilin belirli bir yönüyle ilgili olan bileşenlerin aşamalı olarak dizilişi
şeklinde ifade etmektedirler. Bu dizilişin en alt basamağı dilin içerdiği ayırt
edici ses parçacıkları yani fonemlerdir. Kelimelerin tanınması, anlaşılması
ve bellekte depolanması ya da gramer açısından incelenmesi için beynin fonolojik modülü
tarafından fonetik birimlere ayrılması gerekmektedir.Bu süreç konuşma dilinde otomatik
olarak gerçekleşmektedir. Liberman’a göre konuşma doğal, okuma bir buluş olduğundan
bilinç düzeyinde öğrenilmesi gerekir. Okumada birey görsel, simgesel yazıyı dille ilgili
kavramlara çevirir, harfleri seslere dönüştürür. Ayrıca bu seslerin yazıda dizilişini
de anlaması gerekir. Dizilişi anlayamazsa sesleri farklı sıralayabilir, heceleri karıştırabilir.
Okuma bozukluğu olan çocuklarda yazının anlaşılmasını engeller.
2.Disidetik Disleksi: Bu tipteki çocuklar zihinde canlandırma yetenekleri bozuk olduğu için
harflerin, sembollerin görsel-mekansal analizini ve ayrımlaştırmayı yapamazlar. Bu
nedenle harflerin sırasını karıştırır, ters çevirir, günleri, ayları
sırayla söylemede zorlanır.
3.Karma Tip: Her iki gruptaki özellikleri taşırlar.
Başka bir sınıflama ise;
1.İşitsel-Konuşma (Dil) Grubu: Sözel alanda güçlük çeken çocuklarda oluşur.
Sorulara yanıt vermeleri, isimlendirmeleri, tanımlamaları zorlukla yaparlar.
2.Görsel-Uzamsal Grup: Bunlar daha çok görsel ve uzaysal algıya ilişkin sorun yaşarlar.
Hemisfer fonksiyonlarına göre ayırt etmişler
(Bakker).
Sol Hemisfer Fonksiyon Bozukluğu: Okuma güçlükleri bu grupta değerlendirilir.
Yavaş okuma ya da hızlı okuyup harf atlama,değiştirme,ekleme türünden hatalar
yaparlar.
Sağ Hemisfer Fonksiyon Bozukluğu: Sağ hemisfer fonksiyonlarına bağlı
görsel algı kusurları olan çocuklardaki okuma güçlüklerini ifade eder. Okumaları yavaştır.
Eksik bırakma ve tekrarlama hataları yaparlar.
Belirtiler: Gördüğü şeyi yanlış algılama,
uzaklığı ve derinliği algılamada mekanı algılamada, sağ-sol ayırt
etmede sorun dikkati çeker. Top oynarken, ip atlarken, yazı yazarken, saçını tararken sanki
beceriksizmiş gibi görünen sorunlar yaşar. Konuşurken sesleri, yazarken harfleri karıştırır.
Karışık bir çekmecede aradığı şeyi bulamaz. Gürültülü ortamlarda
sesleri ayırt edemez. Sıraya koymada, organize etmede sorunları vardır. Öyküleri duyduğu
gibi anlatamaz, başını, ortasını, sonunu karıştırır. Saati, çarpım
tablosunu öğrenmede güçlüğü olur. Soru sorulduğunda yanıtlamada, kendiliğinden
konuşmaya başlamada, yürüme, koşma, yazmada sorunlar olur. Bu sorunlarla giderek artan sıklıklarla
boğuşmaya çalışırken sosyal ve duygusal sorunlar ortaya çıkar. Motivasyonunu
olumsuz etkiler. Başarısızlık duygusu devamlı deneyimlendiğinde kendine güveni
sarsılır. Tırnak yeme, enürezis, enkoprezis, arkadaş ilişkilerinde uyum sorunları
başlayabilir. Bazen de akademik başarısızlıklarını örtmek için olduklarından
farklı davranır şamatacı, dersi kaynatmaya çalışan, dikkati çeken bir çocuk
olabilir. Ders çalışmakta isteksiz, sınıfın dikkatini dağıtıyor,
giderek içine kapandı yakınmalarıyla başvururlar. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite
eşlik edebilir, biri diğerinden daha ağır olabilir. Okul öncesi dönemde; koordinasyonu kötü
(sakar yürüyüş), konuşması ağır, aşırı duygusallık, öfke,
huzursuzluk, içgüdüleri kontrol etmede güçlük, kavramları öğrenmede güçlük, ilişkileri
kavramada güçlük, ip uçlarını değerlendirmede yavaşlık görülebilir. Kendiliğinden
konuşur ama soru sorulduğunda yanıt vermede güçlüğü olur. Bu sorunların giderek
artması ve üst üste binmesi durumunda dikkat etmek gerekir. Tedavi edilmezse; çocuk kısır
bir döngüye girer. Sınavlarda başarısız oldukça daha çok çalışır ama
yine de başarılı olamaz. Anne ve baba endişelenerek çocuğu sıkı ve uzun çalışması
için uyarıyorlar. Çocuk evde öğrendiklerini okulda hatırlayamıyor. Aile çocuğu suçlayıp
cezalandırıyor. Çocuk tükeniyor. Motivasyon kaybı oluyor. Başarısızlığı
kendi hatası olarak görüyor. Hırçın ya da saldırgan oluyor ya da içe kapanıyor.
Dün gece yolda giderken zıplayan bir tavşan gördüm. Elinde bir sepet yumurta,
bir demet maydanoz hoplaya zıplaya evin yolunu tutmuştu.
MR çocuklar bu yazıyı
yetiştiremiyorlar. Özgül öğrenme güçlüğü olan çocuklar harf atlama, çevirme hataları
yapıyor, kelimeleri boşluk vermeden yazıyor ama sonuçta yazıyor.
1.sınıf ortalama 45 kelime\dakika okuyor
2.sınıf ortalama 73 kelime\dakika okuyor
3.sınıf ortalama 91 kelime\dakika okuyor
4.sınıf ortalama 97 kelime\dakika okuyor
5.sınıf ortalama 120 kelime\dakika okuyor
Bu değerler SED farkına bakılmaksızın alınmış. Yüksek
SED’de 1. sınıf 50 kelime\dk, 2. sınıf 80 kelime\dk, 3. sınıf 95 kelime\dk, 4.
sınıf 100 kelime\dk, 5. sınıf 140 kelime\dk civarında okuyor.
Özgül öğrenme güçlüğü tanısı için akademik başarı
testine ihtiyaç var. Ama Türkiye’de böyle bir test yok. Çocuğun okuma hızı, okuduğunu
anlaması, sözlü\kopya yazı yazması, hataları ve hata sıklığı, imla
kuralları ve matematik becerileri ölçülür. Yazım hataları; harf atlama, sözcük atlama,
hece atlama, ters yazma, harf karıştırma, birleşik yazma, sözcük ekleme, yanlış
yazma (sözcüklerin anlamlarını bozma), imla hataları, yavaş yazma. 1. sınıfta
her türden hata var. 2. sınıfta harf atlama, hece atlama, sözcük atlama, sözcük ekleme hatalarının
sayısı düşüyor. 3. sınıfta harf ve hece atlama hataları azalıyor diğerleri
yerini koruyor. 4. sınıfta da harf ve hece atlama hataları azalıyor diğerleri yerini
koruyor. 5. sınıfta sözcük ekleme ve sözcük atlama birden artıyor diğer hata türleri
az.
Çocukları engellemek yerine neyi, ne zaman, nasıl, ne kadar kolay yapabileceğini
öğretmek gerekir, özellikle okul öncesi dönemde.
Dikkat eksikliği olan çocuk okuma\yazma hatası yaptığında uyarıldığında
hatasını düzeltir ama özgül öğrenme güçlüğü olan çocuk hatasını düzeltse
bile o hatayı çok sık yapar.
Tanı Koymada Yararlanılan Test ve Araçlar:
1.WISC-R:
Zeka testleri bilişsel işlevlere ait bilgiyi getirir.
Değişmezlik taşır. Eğer bir çocuğa zeka testi verdiysek bulduğumuz ranj,
yetişkinlik ve yaşlılığa kadar aynı düzeyde kalır, değişmez. Değişmezliğin
güvenirliği yaşla birlikte artar. Erken çocukluk döneminde yapılan değerlendirmeler
daha az güvenilir olur. Değerlendirmenin yapıldığı zaman içinde tanımlayıcıdır.
Sözel alt testlerde sorulara dinleyerek yanıt verir. Sunulan kapsam içinde alıcı ve ifade
edici farkları ifade eder. Performans alt testlerde görsel-algısal, görsel-motor becerileri ölçer.
Toplam puan zihinsel düzeyin iyi bir göstergesidir. Sözel ZB ve performans ZB arasındaki fark belli
bir alandaki gelişimin sapmış olduğunu gösterir ve toplam puanın anlamı değişir.
Fark her zaman patolojik bir durumun ifadesi değildir. Sözel ZB performans ZB’ den 15 puan düşükse
dilsel alanda, performans ZB sözel ZB ‘den 15 puan düşükse görsel-motor-algısal alanda sorun
olduğu düşünülebilir. Dil becerisi; sözel yargılama, algısal organizasyon, çelinebilirlikten
kurtulma, işleme hızını içerir. DEHB ile özgül öğrenme güçlüğü birlikte
görüldüğünde çelinebilirlikten kurtulma ve işleme hızı alanında düşük
performans gözlenmektedir. SD ve KD en güvenilir alt testlerdir. Sözel zeka, performans zeka ve toplam zeka
90’ dan büyük olmalı. Önce toplam zeka, 2. olarak performans zeka, 3. olarak da sözel zeka yorumlanır.
WISC-R’ da 3 patern tanımlanır:
a)SZB, PZB’ den yüksek olduğu patern: SZB, PZB’ den 15-40 puan daha yüksek olduğu
durum. PZB’nin düşük olduğu durumlar sağ hemisfer lezyonlarıyla açılanmakta.
b)PZB, SZB’ den yüksek olduğu patern: Genellikle çocuğun disleksik olduğu düşünülür.
Bu çocuklar sözlü ifadede zorlanırlar. Sol hemisfer bozukluklarıyla açıklanmakta.
c)SZB ile PZB’ nin birbirine yakın ama alt test sonuçlarının birbirinden farklı,
tutarsız olduğu patern .
WISC-R Kategorileri:
Kazanılmış Bilgi Kategorisi: GB+A+SD; bilgiyi kazanma ve kullanabilme
yeteneği.
Mekansal Yetenek Kategorisi: RT+KD+PB; çok boyutlu mekanda obje ya da sembolleri
manipule edebilme yeteneğini ölçer.
Kavramsal Yetenek Kategorisi: Y+B+SD; dil işlevleriyle ilgili yetenekleri kapsar.
Sıraya koyma Yeteneği Kategorisi: SaDi+RD+SözDağ; kısa süreli
bellekte depolanan görsel ve işitsel uyarıcıları ard arda koyabilme yeteneklerini içerir.
Bu kategorilerin her birinden elde edilecek ortalama puan 30’ dur. Buna göre her
bireyin zayıf ve güçlü yönlerini belirlemek mümkündür.
Özgül öğrenme güçlüğünde kavramsal yetenek kategorisinin ortalaması
30’ un altına düşmez. MR’ da 30’ un altına düşer. Özgül öğrenme güçlüğünde
en düşük kategori kazanılmış bilgi kategorisidir. Daha sonra sıraya koyma
yetenekleri kategorisi ve mekansal yetenek kategorisi gelir. Mekansal yetenek kategorisinin düşük olması
organisiteyi düşündürür. Özgül öğrenme güçlüğünde kazanılmış bilgi ve
sıraya koyma yetenekleri düşüktür.
100-110-normal
111-119-yüksek
120-129-üstün
130-yukarısı-çok üstün
80-89-sınır
70-79-zihinsel özürlü
Özgül öğrenme güçlüğü tanısı alabilmesi için zeka bölümünün
80-85 olması gerekir. Normalin 1 standart kayma altında olması gerekiyor. Zeka bölümü 85 ve
yukarısındaysa, WISC-R kategorilerine ya da paternlerine göre özgül öğrenme güçlüğüne
yaklaşıyorsak diğer testleri de uygulamak gerekir.
2.Gesell Gelişim Figürleri: Dokuz figürden oluşuyor. Test
uygulanırken zaman sınırlaması yapılmıyor. Çocuğun silgi kullanmasına
izin verilmiyor. Figürler kolayda zora doğru gidiyor. Aslında bir gelişim testi. Çocuktan
şekilleri kopya etmesi isteniyor. Birinci sınıfta gamalı haç ve eşkenar dörtgeni, 9
yaşından sonra köşegenleri birleştirme ve silindiri çizebilirler. Hatalar; şekli
bozma, birleştirememe bütünleştirememe, çizgilerin aralarını açık bırakma, döndürmedir.
Çocuğun figürleri çizerken zorlanması; görsel algı, ayrımlaştırma, bütünleştirme
alanlarında sorunları olduğunu, ince motor becerilerinde sorun olduğunu gösteriyor.
3.Bender Gestalt Testi: Geometrik figürlerden oluşur. Özgül öğrenme
güçlüğü ve organisiteyi ayırt etmede kullanılan bir testtir. Bütünleştirme, döndürme,
birleştirme, duramama, şeklin bozulması gibi hata türleri var. Yapılan hata türü önemli.
Özgül öğrenme güçlüğünde birleştirme, şeklin bozulması hataları daha sık
yapılır. Organisitede döndürme hatası gözlenmiş.
4.Sağ-Sol Dominans (Head) Testi: Bireyin kendi bedeninde ve karşısındakinde
sağ-solu ayırt edip edemediğini öğrenmek için yapılır. Kendi bedeninde sağ-solu
ayırt edip edemediğini anlamak için basit sorular yöneltilir. Sağ kulağını göster,
sol elini göster gibi. Çapraz sağ-sol gösterimi; sağ elinle sol bacağını göster.
Karşısındakinin sağ-solunu ayırt etmesi için benim sağ gözümü göster denir.
Ortalama 3-5 kez sorulur.
5.Harris Lateralleşme Testi: Sağda solda çapraz ya da belirsiz
dominans belirleniyor. Sıklıkla hangi elini, ayağını, gözünü kullandığı
belirlenmeye çalışılır. Hemisfer baskınlığını ölçmek ve
lateralleşme varsa çocuğun işi güçleşiyor. Birini sağ birini sol eliyle yapıyorsa
dominans yok demektir. Silgi varmış gibi , makas, çekiç, tarak, kalem varmış gibi. Tek
ayak üstünde zıplayarak git (hangi ayağını kullanıyor?). Kaleye şut çek.
Kaleydeskop veriliyor eline. Ya da kağıdın ortasından bir delik açılıyor bu
fotoğraf makinası deniliyor. Sonra da bu bir dürbün etrafa bak deniyor. Çapraz lateralizasyon
varsa özgül öğrenme güçlüğü için önemli , özellikle de el-göz çapraz lateralizasyonu.
Ayak-el lateralizasyonu ikinci derecede önemli.
6.Görsel-İşitsel Sayı Dizileri Testi (GİSD-A):
Özgül
öğrenme güçlüğünü tanılamak için Koppitz geliştirmiş. 6-12 yaşlara
uygulanıyor. Dört alt ölçümden oluşan sayıları yazarak, dinleyerek, söyleyerek tanımlamaya
çalışma testi. İki sayılı sıradan 9 sayılı sıraya kadar uzanıyor.
1.İşitsel-Sözel: Sayıları önce testi uygulayan okuyor sonra okunan sayıyı
çocuk söylüyor.
3.İşitsel-Yazılı: Sayılar sırayla söyleniyor çocuk yazıyla tepki
veriyor
4.Görsel-Yazılı: Sayılara 10 sn. bakıyor sonra kağıda yazıyor.
Bu test kısa süreli görsel/işitsel belleği ve dikkati ölçüyor. Çocuk
sayıları gruplayarak mı aklında tutuyor, atlayarak mı söylüyor, sayıların
yerlerini mi değiştiriyor. Bu ölçümler sonucunda yaş ve sınıf düzeyinin altındaysa
hangi alanda sorun olduğuna işaret eder. Bellek, sıraya koyma, sözel-motor beceri olarak
ortaya koyuyor performansını. Bu çocuğun hem güçlü olduğu modaliteyi buluyoruz hem de
zayıf olduğu yönleri saptıyoruz. Görsel olarak mı yoksa işitsel olarak mı daha
iyi öğrendiğini ve bunu hangi tepkiyle ortaya daha iyi koyduğunu anlıyoruz (sözel mi yazılı
mı).
7.Saat Çizimi: Saat resmi çizmesi istenir. Sonra sayıları da
yerleştirmesi isteniyor. Sayıların yazımı ve sıralamasına yönelik sorunları
not ediyoruz. Görsel algılama, sıraya koyma, motor becerilerde güçlü-zayıf yönleri gösteriyor.
Zaman belirlemesi yapıyoruz. İçinde bulunduğu zamanın farkında mı değil
mi? Gün, ay, yıla ilişkin kavram bilgisini ölçüyoruz. Hangi gün, hangi ay, hangi yıldayız?
8.Okuma-Yazma Becerisi İncelemesi: Sınıf düzeyinde bir
metin okutuluyor 1 dk. Süreyle. Okuduğu doğru kelime sayısı sayılıyor. Yaptığı
hatalar not ediliyor. Okuduğunu anlama becerisi ölçülüyor. Yazma becerisi iki yönlü test ediliyor.
Sınıf düzeyine uygun parçayı dikteyle yazdırıyoruz, yazım hatalarına bakıyoruz.
Alfabetik sırayla harfleri yazdırıyoruz (4 ve 5. sınıflar için uygun bu yöntem).
1-10 rakamları yazdırıyoruz. Sonra yer ve oryantasyon bilgisi için adres yazdırıyoruz.
Aileden çocukla ilgili bilgi alıyoruz. Akademik başarısı,
oryantasyonu, organizasyonu, ders çalışma alışkanlıkları, dokunsal algısı,
ince-kaba motor becerileri gibi.
DEHB’ nda da özgül öğrenme güçlüğü görülebilir ama ikisi iki ayrı
alandaki güçlüğü tarif eden bozukluklardır ve ayırt edici özellikleri vardır. DEHB
belirtileri gösteren çocukta her alandaki işlev bu bozukluğun yarattığı
engellemeler nedeniyle etkilenir ama özgül öğrenme güçlüğünde bir ya da iki alanda sorun
varken diğer alanlar bundan bağımsız olabilir. Özgül öğrenme güçlüğü olan
çocuklar sadece okuma ya da yazmada zorlanırken DEHB olan çocuklar özellikle de hiperaktivite varsa
hem okuma hem yazmada sorun yaşayabilirler hem de sürekli zorlanıp kısıtlanmak durumunda
kalabilirler. Zihinsel kapasitelerinin beklenen başarıyı tüm alanlarda gösteremeyebilirler.
DEHB’ nda sıklıkla dil sorunu görülmez özgül öğrenme güçlüğünde dil sorunu daha
sık görülür. İnce motor becerilerde DEHB olan çocuklar daha çok zorlanırlar kaba motor
becerileri iyi olabilir, özgül öğrenme güçlüğünde her ikisi de sorun olarak ortaya çıkabilir.
Hem DEHB’ nda hem özgül öğrenme güçlüğünde dikkat sorunu gözlenir ancak özgül öğrenme
güçlüğü olançocuklar seçici dikkat sorunu yaşar örneğin; ders çalışırken
yoğunlaştırmaları gereken noktaya dikkatlerini yoğunlaştıramaz, dağınık
bir çekmeceden istediğini bulamaz ama buna rağmen dikkati belli bir süre bir konuda yoğunlaştırmada
sorun olmaz. DEHB olan çocuklar uzun süre bir materyalle uğraşmakta zorlanırlar. Özgül öğrenme
güçlüğünde okul başarısızlığı görsel, işitsel, dokunsal algı,
ayrımlaştırma ve bellek alanlarında ortaya çıkarken DEHB’ da başarısızlık
daha çok dikkatini bir konuya yoğunlaştıramamak nedeniyle yaşanır. DEHB’ da okul
öncesinde aşırı hareketlilikleriyle çabuk tanınır, özgül öğrenme güçlüğü
olan çocuklar okul dönemine kadar fark edilmeden gelişimlerini sürdürebilirler. Özgül öğrenme
güçlüğü yaşam boyu sürer, DEHB yaşla değişerek ve azalarak devam eder.