Yeme bozuklukları ergenlerde özellikle kızlarda yaygın kronik
hastalıklardandır. Yaygınlık kızlarda anoreksiya nevroza (AN) için
%0.5-3.7, bulimia nevroza (BN) için %1.1-4.2 arasında değişmektedir (Powers
ve Santana 2002). Eğer kısmi semptomları taşıyanlar düşünüldüğünde oran
daha yüksek olmaktadır. Bu bozukluklar hem fiziksel hem de psikiyatrik
olarak potansiyel lethalite taşırlar. Yeme bozuklukları biyopsikososyal
bozukluklardır. Yaklaşım ve tedavilere multidisipliner yaklaşımlar
gerektirmektedir.
Batı toplumlarında yiyeceklere, vücut kilo kontrolüne ve
fiziksel görünüşe aşırı ve yaygın odaklanma bütün yaş gruplarında bu
bozuklukların yaygınlığını etkilemektedir. Yeme bozuklukları özellikle
kızlarda, gelişimsel güçlüklerin ifadesi için yaygın bir yoldur (özellikle
geçiş evrelerinde). Yeme ve kilo kontrolü üzerine yönelme öncesinde,
çekirdek gelişimsel problemlere odaklaşma tedavide başarı olasılığını
artıracaktır.
DSM-IV TR’da yeme bozuklukları başlığı altında anoreksiya
nevroza, bulimia nevroza ve başka türlü adlandırılamayan yeme bozukluğu
(burada binge eating disorder-tıkanırcasına yeme bozukluğu da yer alır)
yer alır. Bozukluk tanısı koyarken, bireye özgü yeme stilinden ayırt
etmede güçlükler olur. İnsanların yeme stilleri genetik ve çevresel
faktörlerden etkilenir. Yeme stilinin problem oluşunun karar verilmesi
için klinik yargıya ihtiyaç vardır.
Yeme bozuklukları kronik egosintonik hastalıklardır.
Genellikle yiyecekler ve kendi vücut imajı hakkında çarpık düşüncelere
sahiptirler. AN’da yaş ve boyu için normal olan kilosunu devam ettirmede
sorun vardır. Fiziksel bulgulara yoğun düzeyde kilo alma veya şişmanlama
korkuları eşlik eder, bazen de kilosu veya vücut şekli algısında
bozukluklar bulunur. Bazı çocuk ve ergenlerde emosyonel nedenlerden ötürü
gıdadan kaçınma ve kilo kaybı tarzında bir sendrom olabilir, ancak burada
vücut imajı ile ilgili kaygılar ve obsesyonlar yoktur. Bu durum “food
avodiance emotional disorder” olarak adlandırılır Bu terim İngiltere’de
daha popülerdir) (Lask ve Bryant-Waugh 2000). Bulimia nevroza
tıkanırcasına yemenin tekrarlayıcı ataklarını takiben kompensatuvar
davranışların (örneğin; kusma, laksatif kullanımı, aşırı egzersiz veya
gıda kısıtlamasının) söz konusu olduğu kronik bir bozukluktur.
Bu
kişilerde de kilo alma veya şişmanlama veya vücut görünüşünde bozulma ile
ilgili yoğun korkular mevcuttur.
Yeme bozukluklarının beslenme bozukluklarından ayırt edici
tanısı yapılmalıdır. Beslenme bozuklukları daha çok bebek ve küçük
çocukları etkiler ki; büyüme ve gelişmede yetersizliklere neden olabilen
çeşitli organik ve nonorganik nedenleri olabilir. Yeme paternlerinin
çeşitli varyasyonları ileriki yaşlara da taşınabilir. Yiyecek reddi küçük
çocuklarda yaygın bir belirti olup bazen ileriki yaşlara kadar sürer.
Yiyecek reddinin birçok farklı nedeni olabilir. Yiyecekte seçicilik;
tercih edilen gıda sayısında sınırlılık ve sınırlı gıda alımı söz
konusudur. Ebeveyn çocuğun tercihi dışındaki gıdaları da ısrarla sunar,
fakat büyük bir dirençle karşılaşır.Bozuk ebeveyn-çocuk ilişkileri
sıklıkla kendini beslenme ve yeme bozuklukları olarak gösterebilir. Seçici
ve kısıtlı yeme paternleri ebeveyne başkaldırı olarak ortaya çıkabilir.
Kısıtlı yeme (restrained) yiyeceklerin tiplerinin ve
miktarının amaçlı (sağlıkla ilgili düşünceler veya kilo alma korkusu)
ayarlandığı kontrollü tipidir. Perhiz (Dieting) de kısıtlanmış yemenin bir
şekli olup; kilo kaybı amaçlı daha az miktarda ve daha az kalorili
yiyecekleri tercih tarzındadır. Çoğu çocuk ve ergen; arkadaş, aile ve
toplum etkisi nedeniyle; yiyecekleri kısıtlama veya perhize zorunlu
kalabilir. Bu etmenler AN ve BN ile de ilişkili olabilir. Burada perhizin
ötesinde sağlıksız kilo kontrolü davranışları olur. Bu davranışlar; kusma,
öğün atlamaları takiben tıkanırcasına yeme, aşırı sigara içme, zayıflama
hapları veya laksatifler alma şeklindedir.
Obesite (şişmanlık) enerji tüketiminin çok üzerinde enerji
alımı dengesizliği olup, yağ kitlesinde artış görülür. Fizyolojik tanımı
yeme bozukluğu olarak ifade edilmez. Daha çok genetik ve çevresel aktörler
üzerinde durulmaktadır. Emosyonel yeme; üzüntü, mutluluk, kızgınlık veya
yalnızlık gibi psikolojik durumlara tepki olarak, aç olmamasına rağmen
yemedir. Kompulsif aşırı yeme daha ileri kilo alımına yol açacak düzeyde
aşırı yeme söz konusudur. Bu durum BN veya tıkanırcasına yeme bozukluğuna
neden olur (Binge eating disorder). Tıkanırcasına yeme bozukluğunda
zorunlu çıkarma olmaksızın kompulsif aşırı yeme olur. Emosyonel yeme ve
kompulsif aşırı yeme önceki psikolojik travma veya diğer psikiyatrik
bozuklukların bir bulgusu olarak ortaya çıkabilir.
Ergenlerde yeme problemleri; primer veya bir psikiyatrik bozukluğa
sekonder olarak ortaya çıkabilir. Kilo ve iştah kaybı major depresif
bozukluğun yaygın bir bulgusudur. Anksiyete durumlarında da iştah
azalabilir. Bazı çocuklarda gıdanın takılması sonrasında yutma korkusu ve
yemekten kaçınma gelişebilir (fagofobi). Postravmatik streste de ardısra
emosyonel yeme veya kompulsif aşırı yeme oluşabilir. Ruminasyon sendromu;
mide içeriğinin rejurite edilip tekrar yutulması tarzında olur, bebeklik
ve sonrasında oluşabilir. Ruminasyon sendromu BN ile birlikte görülebilir.
Birçok çocuk ve ergen belirli zaman dilimlerinde kısa süreli AN (örneğin
gıda reddi ve perhiz) ve BN (örn, aşırı yeme ve kusma)’nin bazı
semptomlarını gösterebilir. Klinisyen, bu semptomların ne kadar süreğen ve
ısrarcı olduğu belirlemelidir. Çoğu hasta parsiyel sendromlar veya yeme
bozukluğu (adlandırılmayan tip) olarak gözükebilir. BU tür hastaların
uygun tedavi planından sonra takibi gereklidir.
Normal yemeyi tanımlamak güç olmasına karşın; tedavi amaçları
için gereklidir. Normal yiyenler çoğunlukla açlık ve tokluğu kılavuz
alırlar, normal aralıklarla (örneğin günde 2 veya3 yeme veya atıştırma),
genellikle sağlıklı gıdaları tercih ederler. Fakat gıda seçiminde katı
veya anksiyöz değildir. Tek başına veya toplulukla yemek yerler ve onların
gıda seçimlerine ve tarzlarına müdahale eden yoktur. Yemelerinin nedeni
enerji ihtiyacı ve zevk almaktır.
Çocuk ve Ergenlerde Yeme Bozukluklarının Nedenleri
Yeme bozukluklarında tek neden yoktur, etyoloji ile ilgili
araştırmalar devam etmektedir. Sosyal, çevresel, psikolojik ve biyolojik
etmenlerin karmaşık etkileşimi nedeniyle biyopsikososyal model
önerilmektedir. Yeme bozukluğundaki altyapıdaki etmenler, rsik etmenleri,
presipite edici etmenler ve sürdürücü etmenlerin belirlenmesi tedaviyi
şekillendirmede önemlidir.
Alttapı Etmenleri:
-Kültürel tutumlar
-Arkadaş etkisi
-Vücut algısında memnuniyetsizlik
Presipite Edici Etmenleri:
-Ergenlik
-Yaşam olayları
-Algılanan kayıp
-Algılanan ego saldırıları
Risk Faktörleri:
-Bireysel
-Biogenetik
-Kişilik
-Psikiyatrik
-Ailesel
Gelişimsel Kriz
PERHİZ
Yarı açlık
Yeme Bozukluğu
Döngüsü
Yiyecek, Vücut Obsesyonu
İmpulsif kişilik
Kompulsifkişilik
Intermittent binge eating
Yaygın kısıtlama-AN
Çıkartma-BN
Sürdürücü Etmenler:
-Çevresel pekiştirme
-Ebeveyn-çocuk etkileşimi
-“yeme reddi”nin psikolojik anlamı
-Duygusal kaçınma
Altyapıdaki Etmenler: Gerekli Fakat Yeterli Olmayan Nedenler
Temel faktörler (background factors) yeme bozukluğu
gelişiminde katkıda bulunan fakat etyolojik olmayan etmenlerdir. Yeme
bozuklukları kültürel etmenlerle de ilişkide gözlenmektedir.
Belirli kültürel özellikler önem taşımaktadır. Bu kültürlerde üç özellik
dikkati çekmektedir:
1-Yiyecek
boldur. Yiyecek bol ise, böyle bir ortam kilo alımı için müsaitlik
oluşturur ve zayıflığı başarmak için kontrollü olmak gerekir.
2- Zayıf
oluş arzulanır, istenen bir vücut fiziğidir.
3-Başarıya yönelik güçlü yönelim vardır.
Bu üç özellik orta ve üst sosyoekonomik düzeydeki toplumlarda daha sıktır.
İdealize edilmiş ince vücut görünüşü Batı toplumlarında daha büyük
oranlara ulaşmaktadır. İdealize edilmiş ince vücut imajı üzerine
medyanın da etkileri vardır. Gerçektende birçok televizyon, sinema,
magazin ve İnternet yayınları ince vücut imajlarına yönelik olup,
gençlerin potansiyel rol modeli aldığı aktör ve modeller benzer şekillerde
sunulmaktadır. Kanıt olmamasına karşın, idealize edilmiş ince beden ile
ilgili imajların sık yayınlanmasının insanlarda kendi vücudu ile
hoşnutsuzluğa yol açtığı ileri sürülmektedir.
Diğer bir temel faktör arkadaş etkisidir. Arkadaşların
kendi aralarında (bir insanın görünüşünü diğeriyle kıyaslama tarzında)
beden tiplerine yönelik tutumları ve ifadeleri (şişman görünümlü kişiler
hakkında alaycı ifadeler) çocuk ve ergeni etkilemektedir. Belirli toplum
ve okullarda bu daha belirgin yaşanır.
Diğer temel bir faktör kız cinsiyetidir. Kadın ve
kızlar, erkeklere oranla ince beden konusunda kültürel yargılardan daha
çok etkilenirler. Bu kızlardaki beden hoşnutsuzluğunun daha sık oluşunun
kanıtıdır.
Beden (vücut) hoşnutsuzluğu temel bir faktör olup, yeme
bozukluğunun oluştuğu bölge ve kültürlerde yaygındır. Çoğu ergende,
kızlarda erkelerden daha sık olmak üzere; global benlik saygısı, beden
algısı (self esteem) ile ilişkilidir. Çalışmalarda beden hoşnutsuzluğuna
tepki olarak oluşan sağlıksız kilo kontrol davranışları bildirilmektedir.
Bu davranışlar; belirli aralıklarla aç kalma, aşırı yeme, kusma, laksatif
kullanımı, zayıflatıcı haplar kullanma ve sigara içmedir. Vejetaryanlık
yemeyi kontrolde yardımcı olarak kullanılmaktadır. Sağlıksız kilo kontrolü
denemeleri ergenin sağlığını riske sokmaktadır.
Temel Faktörler Risk Faktörleriyle Etkileşerek
Yeme Bozukluklarının
Gelişimi İçin Ortam Oluştururlar
Risk faktörleri bireysel ve ailesel olarak gruplandırılabilir. Bireysel
risk faktörleri; biyolojik ve genetik yatkınlıklar, kişilik ve psikiyatrik
özelliklerdir. İkiz ve aile çalışmaları yeme bozukluğunun genetik geçişi
ile ilgili bazı kanıtlar sunmaktadır. Genetik çalışmalar gözden
geçirildiğinde genetik geçiş AN ve BN için %50 ile %80 arsında
değişmektedir.
AN olan bireyler obsesyonel ve mükemmeliyetçi olmaya eğilimlidir, olumsuz
kendini değerlendirme ve güç duygularını tanımlamada zorluklar
gösterirler. Sonuçlar mükemmel olmadığında, kendi kontrolleri altında
olmasa bile, kendilerini suçlamaya eğilimlidirler. BN olan kızlar ve
kadınların ise impulsif, kendini eleştirici ve kişiler arası ilişkilerle
bağlantılı olarak disforik duygulanımları olduğu ileri sürülmektedir (Stein
ve ark. 2002).
Yeme bozukluklu çocuk ve ergenlerin çoğu diğer bir psikiyatrik bozukluk
için ilave tanı alırlar.
Yeme bozukluklarıyla ilişkili belirli aile özellikleri tanımlanmaktadır.
Ancak bu durum yeme sorunu nedeniyle sekonder olarak gelişmiş de olabilir.
Yeme reddine bağlı olarak aile hostil ve müdahaleci bir görünüme
bürünebilir.
Ergenlik, kimlik oluşumu ve otonominin sorgulandığı bir dönem
olarak tetikleyici olmaktadır. Ayrıca ergenlik döneminde, birey vücuduyla
daha ilgili olmakta ve kaygılar taşımaktadır.
Yaşam olayları diğer bir tetikleyici faktör olarak ortaya
çıkabilir. Taşınma, okul değişimi, aile üyesinin veya sevdiği hayvanın
ölümü, anne-baba boşanması, yakın bir arkadaşıyla kavga etme veya
arkadaşları içinde gülünç duruma düşme stresli yaşam olayları olarak
gözlenebilir.
Sürdürücü Etmenler
Tabi ki diğer risk etmenleri ve kişilik özellikleri hastalığın ısrarcı
devam etmesinin nedeni olabilmektedir. Ancak, en önemli sürdürücü olan
biyolojiktir. Devam eden kalori defisitlerine veya sık aralıklı
kendini aç bırakma periyotlarına yanıt olarak; karakteristik psikolojik
değişiklikler oluşur. Deneysel olgularda ve obezite nedeniyle perhiz
uygulayanlarda, süregen kalori malnutrisyonu; gıdalara ilgili obsesyonlara,
gıdalarla ilişkili ruminasyonlara ve duygudurum değişikliklerine yol açar.
Diğer sürdürücü faktör, sürdürülen perhize ailenin tepkisidir.
Yiyecek reddi güçlü bir emosyonel semptomdur, çünkü ebeveynliğin çekirdek
yeterliliğine meydan okumadır. Çocuğu besleme güçlükleri nedeniyle anne
babalar kendi kendilerinden şüphe duyarlar. Büyük olasılıkla yeme
bozukluğunu sürdürücü veya kötüleştirici tavırlar sergilerler. Çoğu anne
baba aşırı duygusal olur, bazen kızgın, sıklıkla korkulu, bazen de deprese
olurlar. Bu tür tepkiler çocukla sağlıksız ilgilenmeye yol açar.
Bazı anne babalar farkında olmaksızın çocuklarıyla aynı fikirleri
paylaşarak anorektik kimliğin gelişmesine müsaade edebilirler; diyet
yiyecekleri alarak veya onları zayıf gösterecek giyecekler alarak vs.
Yeme Bozukluğu Olan Çocuk ve
Ergenlerin Başlangıç Değerlendirilmesi ve Bakımı
Tarama
Yeme bozukluğunun ve risk faktörlerinin taranması önemlidir, çünkü yaygın
hastalıklardır ve erken müdahalenin yeme bozukluk döngüsünün değiştirmesi
olasıdır. Tarama süreci içinde aşağıdaki sorular sorulmalıdır:
Yeme Bozukluklarına Yönelik Tarama Soruları
Bugünlerde perhiz
yapıyor musun? Sık sık perhiz yapar mısın?
Vücut ağırlığından
(kilondan) memnun musun? Değişmesini istiyor musun?
Yiyecekler ve
yiyecek seçimi hakkında ne düşünüyorsun? “Keşke bunlar hakkında
daha düşünsem” aklınızdan geçer mi?
Sıklıkla yapmayı
arzulamadığınız fakat kilonuzu kontrol etmek için yaptığınız
şeyler var mıdır?
Yeme tarzınızı
kontrol etmek istiyor musunuz? Yeme alışkanlığınızı biliyor
musunuz?
Anne-Babalara Yönelik Tarama Soruları
·Çocuğunuzun yeme alışkanlığında herhangi bir
değişiklik var mı?
·Çocuğunuz kilosuyla aşırı ilgili mi?
·Çocuğunuz kilosunu kontrol altında tutmak için; perhiz
yapma, sık sık tartılma veya aşırı egzersiz yapma gibi davranışlar
sergiler mi?
·Çocuğunuz eskiye oranla daha az yiyor veya yemeklerde
daha mı seçici?
Problem Olguların Değerlendirilmesi
Ebeveynler olası yeme bozukluğu olan çocuğunu tıbbi değerlendirme için
hekime getirirler. Ergenler genellikle yeme bozuklukları için anne
babalarından yardım istemezler. Çünkü ergenler bu konuda bir sorun olduğu
konusunda anne babayla aynı görüşte değildirler. Anne baba değerlendirme
için getirdiklerinde; hasta düşünce, duygu ve davranışlarını açıklama
yönünde işbirliğine açık olabilir veya inkar edebilir veya kızgın
olabilir.
Değerlendirme 4 temel sorunun cevabı aranır:
1.
Semptom ve belirtileri izah eden biyo-organik hastalık var mı?
2.
Semptom ve bulguların psikososyal bir açıklaması var mı? (yeme bozukluğu?
Major depresyon? Başka?)
3.Eğer
psikososyal bir açıklaması varsa (örn. Yeme bozukluğu) ne tip ve hangi
düzeyde müdahale gerektirir?
4.Tıbbi
komplikasyonlar için ne tip ve ne düzeyde tıbbi bakım gereklidir?
Stabilizasyon için hemen hospitalizasyon gerekli mi yoksa ayaktan takip
etmek yeterli mi?
Kilo
kaybı genellikle ana kaygıdır. Kilo kaybına neden olabilecek organik
hastalıklara yönelik sorgulama ve fizik muayene yapılması gereklidir.
Hekim, kilo kaybına neden olabilecek olası organik nedenleri dikkatlice
değerlendirilmelidir. Çocuk ve ergenlerde kilo kaybına neden olabilecek
nedenler aşağıda sıralanmıştır:
Kilo Kaybının Tıbbi
Nedenleri
Azalmış Alım
Peptik ülser, özafagial hastalıklar
Malignansi
Kronik İnflamatuvar hasatalıklar
Bozulmuş
Absorbsiyon
İnce barsak hastalıkları
Artmış Besin
Kaybı
Persisten daire
Persisten kusma
Diabetes mellitus
Aşırı Enerji
Gereksinimi
Hipertiroidi
Ateş
Malignansi
Parazitik enfeksiyonlar
Kolestasis veya pankreatik yetmezlik
Yeme bozukluklarında hastanın veya ebeveynin öyküde
tanımladığı birçok davranışsal belirti vardır. Aşağıdaki tabloda olan
belirtiler organik hastalıktan ziyade yeme bozukluğunu düşündüren
belirtilerdir.
Yeme Bozukluğu Öyküsü, Davranışsal Semptomlar
Besinler, kalori, kilo, yağ oranı ve perhiz ile aşırı iştigal etme
Kilo konusuna aşırı ilgi ve kaygı
Kilolu olmadığında bile perhiz
Kilolu olmasa bile şişman hissetme
Yemekten aşırı suçluluk veya utanma hissetme
Açlığı inkar
Normal miktarda yemiş olsa bile aşırı şişmiş hissetme
Aşırı egzersiz yapma
Sık
sık tartılma veya vücut oranlarını ölçme
Yeme ritüelleri ve tuhaf yemeyle ilgili davranışlar
Gıda biriktirme veya atma
Başkaları birlikte ile yemekten kaçınma
Sekretif yeme
Yemeklerden sonra banyoya sık gitme
Kusma, laksatifler, egzersiz veya gıda kısıtlama yoluyla kilo
kontrolünü sağlama
Sosyal ortamlardan çekilme
İrritabilite veya Duygudurum dalgalanmaları
Sıklıkla duygudurum kaymaları
Aşırı düzeyde kendini eleştirme
Arkadaşlardan kaçınma
Önceki hoşlandığı etkinlikleri yapmama
İmpulsif davranışların diğer tiplerini gösterme
Tıbbi öyküde yeme bozukluğuna eşlik edebilecek en önemli
fiziksel semptomlarda gözden geçirilmelidir. Hastalar bazen bu semptomları
inkar edebilir veya önemsizmiş gibi davranabilirler. Sık fiziksel
semptomlar aşağıdaki tabloda gözlenmektedir.
Yeme bozukluğu Öyküsü, Fiziksel Semptomlar
Kilo kaybı ve kiloda sık dalgalanmalar
Amenore veya oligomenore
Bayılacakmış durumu
Letarji, güçsüzlük
Deri kuruluğu
Ekstremite uçları mavimsi veya solukluk
Saç
kaybı
Konstipasyon
Ödem
Aile öyküsünde tam değerlendirme gereklidir. Yeme bozukluğu
olan hastaların aile ve yakın akrabalarında yeme bozukluğu, madde kötüye
kullanımı veya Duygudurum bozuklukları çok sık olması nedeniyle buna
yönelik sorgulanma yapılmalıdır. Gıdalar ve kilo alımı konusunda ailenin
kısıtlayıcı veya kontrol edici davranışları da yaygındır.
Fizik muayene; olası organik nedenleri ve yeme bozuklukların
komplikasyonlarını araştırmaya yönelik olmalıdır Aşağıda tabloda yeme
bozukluklarında fizik muayenedeki ayrıntılar görülmeketdir.
Yeme Bozukluklarında Fizik Muayene
Ortostatikler dahil nabız ve kan basıncı (bradikardi, kalori
malnutrisyonunda ve dehidratasyonda ortostatik değişiklikler)
Vücut ısısı (kalorik malnutrisyonda hipotermi)
Beden Ağırlığı
Beden Kitle İndeksi
Fundoskopi (intrakranial kitleleri ekarte etmek için) ve görme alanı
muayenesi (hipotalamik lezyonları ekarte etmek için)
Parotis bezi (kronik kusmada büyür)
Diş
(Kronik kusmada diş minesinde erozyon)
Ergenlerde Seksiüel Olgunlaşmanın Derecelendirilmesi (Taner Evresi)
(Malnutrisyona bağlı pubertal gecikmeler)
Kardivasküler muayene
Abdominal kitleler
Ekstremiteler, sıcaklık, ödem (kalori malnutisryonunda soğuk eller,
ayaklar ve akrosiyanoz)
Labortauvar incelemeleri olası organik hastalıkları ve komplikasyonları
araştırmaya yönelik olmalıdır. Kaolrik malnutrisyon, AN’da yaygın bir
durum olup, başlangıç laboratuar test sonuçları genellikle normaldir.
Ancak zamanla anormallikler başlar. BN olan hatsallar ciddi ve kronik hale
gelmeden genellikle elektrolitler normal düzeyde çıkar. Eğer hastaya
testlerin sonuçlarının normal olduğu söylenirse, inkarını güçlendirebilir.
Doğru yaklaşım şöyle olmalıdır “ yapılan testler anormallik göstermiyor
fakat yeme bozukluğu devam ettikçe tekrarlanması gerekir, fiziksel muyane
ile saptanan malnutrisyonu laboratuar teyit etmeyebilir, bu sorun
olmadığını göstermez”. Semptomlar kronik ise, minör anormallikler
sergileyebilirler. Kalori malnutrisyonunda nötropeni, anemi ve tiroid
işlev anormalliklerinin hafif anormallikleri gözlenebilir. Bunlar kilo
aldırmanın ötesinde farklı tedavi genellikle gerektirmezler.
Yeme Bozukluklarında Başlangıç Laboratuar Değerlendirmesi
Tam
Kan Sayımı (Anemi ve nötropeniyi ekarte etmek için)
Aşırı egzersiz injürileri (mikrotravma, stres kırıkları)
Amenore, oligomenore
Yeme Bozukluklarında Tedavi
Yeme bozukluklarının tedavisi zorludur. Bunun için tedavi
ekibinde; primer tıbbi hekim, psikoterapist, psikiyatrist ve beslenme
uzmanı yer alır. Tedavide risk faktörlerinin, sürdürücü etmenlerin
üzerinde de durulması gerekir.Tekrar beslenmeye başlama sırasında
abdominal sıkıntılar olabilir. Kabızlık sorunu sıktır, kabızlık
tedavisinde laksatif ilaçların kullanımından mümkün olduğunca kaçınılmalı,
eğer gerekiyorsa lifli gıdaların yenmesi ve mineral yağlar kullanılabilir.
Ancak sağlıklı yeme alışkanlığının yerleştirilmesi barsak hareketlerini
düzenleyecektir.
Yeme bozukluklarında menstrüel bozukluklar oldukça yaygındır.
BN olanlarda oligomenore, AN’da amenore yaygınlığı artar. Bu semptomlar,
muhtemel nutrisyonel defisite ve strese yanıt olarak GNRH’ın hipotalamik
salınımındaki eksiklik nedeniyledir. Normal kiloya dönüşle düzelmesi
beklenir.
AN’nın tedavisinde etkin psikofarmakolojik tedavi gösterilememiştir. İlave
psikiyatrik bozukluk var ise ilaç faydalı olabilir. Önceden var olan OKB
ve depresif bozukluk ilaçtan yararlanabilmektedir. BN’de ise tersine
ilaçlardan yarar görebilmektedir (SSRI gibi).