Otizm farklı şiddet derecelerinde ve farklı formlarda karşımıza
çıkmaktadır. Bu bozukluk için “spektrum” ve/veya “süreklilik gösteren”
terimleri kullanılmakta; bu bozukluğu gösteren bireylerin çevreyi
algılamada güçlük çektikleri ortak görüştür.
Otizm yaşam boyu süren
gelişimsel bir bozukluk olup; bir bireyin etkileşimini ve etrafındaki insanlarla ilişkilerini
etkiler. Otizmli çocuklar ve erişkinler başkalarıyla yeterli (anlamlı tarzda) ilişki
kuramazlar.
Arkadaşlık geliştirme yetileri bozulmuştur. Diğer
insanların duygu ve düşüncelerini anlamada güçlük yaşarlar. Otizmli bireylerde sıklıkla
öğrenme bozuklukları eşlik etmektedir.
Asperger bozukluğu; yaygın gelişimsel bozukluğun
bir formu olup; yüksek işlevli otistik bozukluklu bireylere benzerler.
Bütün otizmli bireyler sosyal etkileşim,
sosyal iletişim ve imajinasyon (oyun kurma, tasarlama) alanlarında sorunlar
yaşarlar. Bu sorunlar triad olarak sunulmaktadır:
Sosyal etkileşim (sosyal ilişkilerde
güçlük. Örneğin, diğer insanlarla ilişkilerinde soğuk, uzak ve kayıtsız
görünürler)
Sosyal iletişim (sözel ve sözel olmayan iletişimde güçlük. Örneğin,
jestlerin, yüz ifadesinin ve ses tonusunun verdiği gerçek anlamı anlayamama)
İmajinasyon (Oyun
ve tasarlamada güçlükler veya oyun ve tasarımlarda sınırlılık, katı
ve tekrarlayıcı tarzda kopyacılık)
Doğrular ve Yanlışlar
Otizm terimi 50 yıl önce tanımlanmıştır.
Bununla birlikte tarih boyunca insan varlığının bir parçası olmuştur.
Ancak otizmin tanımlamasında bazı yanlış düşünceler vardır:
Otizm nedir ....
Beyin işlevlerinde biyolojik veya
organik defektin bulunduğu bir yaygın gelişimsel bozukluktur.
Erkeklerde kızlara oranla 4 kat daha
sık gözlenir (Asperger bozukluğunda bu oran yaklaşık E/K=9/1 dir).
Bu spektrum bozukluklardaciddi öğrenme güçlükleri yanında normal veya
normal altı IQ olan bireyler vardır.
Organik sebeplerle ilişkilidir. Örneğin,
maternal rubella, tuberoskleroz gibi.
Ergenlerde 1/3’üne epilepsi veya
konvulzif bozukluklar eşlik eder.
Bir çok vaka olası veya büyük olasılıkla
genetik bağlantılıdır.
Duygusal yoksunluk veya emosyonel stres
sonucu değildir.
Sosyal temastan kaçınmak için inatçı
bir arzu değildir.
Anne-babanın reddi veya soğuk
ebeveynlikten kaynaklanmaz.
Bir ruhsal bozukluk (akıl hastalığı)
değildir.
Herhangi bir sınıfa özgü değildir.
Bazı dar alanlarda özel yetenekleri
olmasına karşın, zekaları yanlış anlaşılmaktadır.
Tedavi edilemez (ama iyileşmeler
gözlenir).
Sıklık
İstatistikler otizmin yaygın olmadığı yönündedir.
Çoğu istatistiksel veride 10.000 canlı doğumda 5 olarak bildirilmektedir. Ancak bu
istatistikler Kanner sendromu olarak bilinen otizmin klasik tipi için geçerlidir. Otizm bir spektrum
olarak YGB olarak kabul edildiğinde; araştırıcılar bu sıklığın10.000’de
91 gibi yüksek olacağını göstermişlerdir.
İlginçtir ki, otizmin yaygınlığı üzerine
tahminler ülkeden ülkeye değişmektedir. Almanya’da 2/10.000 düşük,Japonya’da 16/10.000 yüksek olarak bildirilmektedir.
Bu farklılıklar çoğunlukla tanı kriterlerinin farklılığından
kaynaklanmaktadır.Ancak genetik etmenler ve/veya çevresel
etmenlerin bir etkiye sahip olup olmadığı bilinmemektedir. UK’de otistik spektrum bozukluğundaki bireylerin
oranı populasyonun %1’inden daha azdır.
Otizm Yeni mi?
Otizm terimine 20 yy’da
katılmış olunmasına rağmen yeni bir fenomen değildir. Lorna Wing; eski
efsanelerde bu çocuklara “perilerin değiştirdiği çocuklar” olarak inanıldığını
ileri sürmektedir. Otizmle ilgili tarih boyunca sunulan iki örnek dikkat çekicidir:
Kardeş Juniper
1226 yılında ölen
aziz Francis’i “ aziz Francisin küçük çiçekleri (Little Flowers of St Francis)” adlı
kitabı 1864’de ilk baskısı yapılmış. Bu kitap bir İtalyan klasiği
olup, burada aziz Francis’in ünlü kerametleri ve ilk müritleri anlatılmaktadır.Aziz Francis’in seçkin müritlerinden bir kardeş Juniper’dir,
daha sonraki araştırıcılar burada anlatılan Juniper’in özelliklerinin
otizm olabileceğini düşünmektedirler. Kardeş Juniper Roma’ya girerken; ünü nedeniyle çevresindeki
kalabalığın dikkatini çekmiş, ancak kardeş Juniper bu durumda şaşırmış,
muhtemelen korkmuş, bakışlarını tahterevallide sallanan iki çocuğa çevirmiş,
sonra onların oyunlarına katılmış, kalabalık onunla konuşmak için
orada oyunun bitmesini beklerken, kardeş Juniper onlara hiç ilgi göstermemiş, onun yerine
tüm dikkatini tahterevalli üzerine vermiş. Burada alışık olunmayan veya korkulan
bir olaya karşı belirgin olarak geliştirilen stereotipik hareketler dikkati çekmektedir.Bu davranış paterni otistik bireylerin yaygın
özelliklerindendir. Bir gün kardeş Juniper’inektazi
içinde olduğu, uzun süre gözünü kırpmaksızın boşluğa baktığı
dikkati çekmiş. Burada tanımlanan “ektazi” hali belki de epileptik nöbetlerin sonucu
mu? Bilinmektedir ki; epilepsi otizme eşlik edebilmektedir.
Aveyron’un vahşi
erkek çocuğu
1801 Ocakta, Fransız doktor, Jean-Marc-Garpard Itard, ormanda vahşice yaşayan 12 yaşında
erkek çocuğuyla olan deneyimlerinden bahsetmektedir. Victor adı verilen bu çocuk sessizdi
ve bu çocuğun ilk yaşlardan beri insanlarla temastan uzak kaldığı düşünüldü.
Victor otizmi düşündüren aşağıdaki özellikleri taşıyordu:
Hiç konuşmayı öğrenmedi
Birşeyi tatmadan önce kokluyordu
Kullanmak istediği nesneleri
insanlardan çekip alıyordu
Oyuncaklarla yapıcı tarzda oynamıyordu
Itard: Victor’un sosyal bağlamda eğitilmesiyle
normal duruma geleceğine işaret etti.
Bu
çocukla yaptığı çalışmalarla Jean-Marc-Garpard Itard özel eğitimin
babası (öncüsü) olarak anılmaktadır. Itard farklı olan çocuklara öğretme
tarzlarını ilk araştıran kişilerdendir. Itard sonraki yıllar için çoğu
eğitimci ve psikolog için ilham kaynağı olmuştur. Onun fikirleri öğrencisi
Edouard Seguin ve Maria Montessori yoluyla taşınmış ve özel eğitimdeki
metotları halen bile etkilemektedir.
Modern Düşünce
20. yy’a döndüğümüzde
daha gerçekçi ve yapılandırılmış yaklaşımlar benimsendi.
Leo Kanner
1940’lere kadar otistiklerin durumunu tarif etmeye yönelik bir çok
çalışma olmuştur. 20 yy’ın ilk çeyreğinde araştırıcılar
bu gruptaki çocukların davranış özelliklerini ve benzerliklerini karşılaştırmaya
başlamışlardır.
Leo Kanner, ABD’de John Hopkins Üniversitesinde bir psikiyatrist,
klinik olarak benzer özellik gösteren bir çok çocuğu “infantil otizm” olarak adlandırmış,
otizm terimi Yunanca’da “self (kendilik)” anlamına gelmektedir. Kanner eylül 1931 ve
şubat 1943 yılları arasında gördüğü 11 çocuğun özelliklerini ayrıntılı
tanımlamış, belirli özelliklerin ortak olduğunu belirtmiştir. Bu ortak özellikler:
Diğer insanlarla duygusal ilişkilerde
ciddi yokluk
Günlük işlerde aynılıkta
yoğun ısrar etme
Sessizlik veya konuşmada anormallik
Hareket eden cisimlere büyülenme
Görsel uzaysal becerilerde ve sıralı
bellekte yüksek işlevsellik, fakat diğer alanlarda aşırı öğrenme güçlükleri
Çekici, alert ve zeki görünür
Hans
Asperger
Viyanalı hekim Hans
Asperger; Leo Kanner ile aynı tarihlerde çalışmış ve normal zeka ve dil gelişimi
olan birkaç çocukta bir davranış paterni tanımlamış, tanımlanan kalıptaki
çocuklar otizm benzeri davranışlar gösteriyorlar, ayrıca sosyal ve iletişim
becerilerinde belirgin eksiklikler söz konusudur. Asperger bu kalıptaki çocukların Kanner
otizmi ile benzerlikler göstermesine karşın, bazı büyük farklılıklar gösterdiğine
dikkat çekti:
·Kanner’in vakalarından 11 hastanın 3’ü hiç konuşmaz ve diğerleri
nadiren dili iletişim olarak kullanırken, Asperger olgularının “küçük yetişkinler”
gibi konuştuğuna işaret ediyordu.
·Koordinasyon ve ince motor becerilerindi de fikir ayrılıkları vardı.
Kanner olgularının önceleri bu alanlarda aksaklıkları olmasına karşın,
sonraları iyileştiğini, asperger ise olgularında bu sorunların süreklilik gösterdiğine
işaret etti.
·Kanner olgularının en iyi sıralı öğrendiğini, asperger
ise soyut düşünenler olduğuna işaret ediyordu.
Modern
Düşünce ve Yaklaşımlar
Camberwell’deki (UK)
Lorna Wing ve Judith Gould’in yoğun araştırma çalışmaları, asperger
ve Kanner’in tanı ayrımlarını daha açık hale getirmiştir. Londra bölgesinde
yapılan alan çalışması sonrası bu araştırıcılar; Kanner
sendromu ve asperger sendromunun sosyal etkileşim ve iletişimi etkileyen bozukluklar
yelpazesinin iki ayrı rengi olduğunu göstermişlerdir. Bunun sonucunda “otistik
spektrum bozuklukları” kavramı ortaya çıkmıştır.
Öncü Çalışmalar
Davranışsal
seviyede tanı koymak büyük bir problemdir çünkü davranışsal özellikler şans
üzeri bir arada bulunabilir. Lorna Wing ve Judith Gould’in1979’da
Camberwell ve güney Londra'da yapılan epidemiyolojik araştırmada; 15 yaşın
altındaki 35.000 çocuk sosyal, eğitimsel ve sağlık kurumlarında taranmıştır.
Çocuklar ciddi öğrenme güçlüğü ve/veya aşağıdakilerden birini gösteriyorsa
bu bozukluklar içinde değerlendirilmiş:
·Sosyal bozulma
·Sözel ve sözel olmayan dilde bozulma ve,
·Tekrarlayıcı/ stereotipi davranışlar.
Bu tarama sonucunda 2-18
yaş arasında132 tane özel eğitime devam
eden bir grup belirlenmiştir. Bu çocuklara tıbbi ve psikolojik testler uygulanmış
ve takibe alınmış. Bu grup sosyal davranış yönünden; uygun sosyal davranış
gösteren 58 çocuk, uygunsuz olarak sosyal davranış gösteren 74 çocuk gözlenmiştir.
Bu iki grup arasında yaş farkı gözlenmemesine rağmen, erkekler daha sık
sosyal olarak sorun göstermekteydi.
Araştırıcılar
bu gruplara daha ileri analiz yaptıklarında; sosyal iletişim bozukluğu olan
gruptaki çocukların tekrarlayıcı stereotipi davranışlar gösterdiği ve
hemen hemen hepsinde dil ve sembolik aktivitelerde yokluk veya anormallik vardı. Bu çalışmada
bu belirtilerin birlikte bulunma olasılığının sık olduğunu gösterdi.Böylece Lorna Wing2in öncü çalışması “üçlü
bozukluk” kavramını ortaya çıkarttı. Üçlü bozuklukta gözlenen tipik davranışsal
özelliklere kısa göz atılırsa:
Sosyal etkileşimde
bozulmalar
:
Soğuk-uzak ( The Aloof group) grup
Sosyal
bozulmanın en yaygın tipidir. Davranış olarak şunları içerebilir:
Diğer insanlar yokmuş gibi
davranma
Göz temasının az veya hiç
olmaması
Konuşulduğunda yanıt
alamama
Aşırı neşe, kızgınlık
veya sıkıntı haricinde boş yüz ifadesi
Kucaklanınca karşılığın
olmaması
Bir şey istendiğinde, uzattığı
nesneden ellerini çekebilir
Kaba veya yıkıcı oyunlar
oynayabilirler fakat oyun bitince soğuk-uzak tarzlarına bürünürler
Kendi dünyalarında yaşıyorlarmış
gibi görünürler.
Pasif Grup
En
az gözlenen grup olup şu özellikleri içerir:
Çocuk sosyal yaklaşımları
kabul eder
Başkalarıyla göz göze
gelebilir
Oyunlara pasif olarak katılır.
Aktif fakat tuhaf (acayip) grup (The active but odd group)
Bu gruptaki çocuklar başkalarına
aktif yaklaşımlarda bulunurlar fakat ilişki tarzları acayip ve tuhaftır.
Şunlar olabilir:
Başkalarının etkinliklerine
dikkat etmezler
Bazen uzun göz temasına karşın
genellikle göz temasları zayıftır
Zorlayınca kucağa gelebilir veya
el sıkabilirler
Aşırı kalıpçı ve aşırı resmi grup (The over-formal,
Stilted group)
Otizmli
çocukların çoğunun ileri yaşlarda bu davranış kalıplarını
kazanırlar. Aşağıdaki davranışları göstermeye meyillidirler:
Aşırı nazik ve resmi
davranma
Dili iyi düzeyde kullanma
Onları gerçekte anlamaksızın
sosyal etkileşim kurallarını sıkı sıkıya uygulamaya çalışma.
İletişimde bozulmalar:
Dili kullanma
Kanner tanı koymada
konuşmanın gecikmesi veya yokluğuna işaret eder. Dili kullanma %20 olguda hiç
olmayabilir. Bunun tersine çok iyi dil kullanımı olan olgularda vardır. Yaygın
konuşma şunlar olabilmektedir:
Konuşulan kelimeleri tekrarlama
(ekolali)
İstediği bir şeyi soruyla
ifade etme örneğin “bir bardak çay isterim” yerine “bir bardak çay ister misin?”
gibi
Cümle kurarken bağlaçları (çünkü,
ve) kullanmama
Gerekenden fazla ayrıntılı
anlatma
Bir kitaptan öğrenmiş aynısını
söylüyormuş gibi sorulan sorulara uzun cevaplar verme
Konuşmayı anlama
Değişkenlik gösteriri.
Bazı ağır olgular ancak bazı cümleleri anlayabilmektedir. Bu alanda şu güçlükler
gözlenebilir:
Birden fazla ismi olan olduğunda karıştırma
Ses benzerliği olan kelimeleri
anlamakta güçlük (meat ile meet gibi)
Mecaz kelimeleri anlamakta güçlük (örneğin
ağır hareket etmek)
Esprileri anlayamama
Ses tonu ve ses kontrol
sorunları
Otizmli bireyler konuşmanın
tarzı ile ilgili sorunlar yaşayabilirler. Bunlar:
·Sesin volumünü ayarlama sorunu (ya bağırarak ya da çok sessizce konuşma)
·Ses mekanik veya monoton olabilir
·Kelimelerin vurgulanmalarında sorunlar yaşayabilir: aşırı
vurgulama gibi
Sözel
olmayan iletişimi kullanma ve anlama
Konuşma insan iletişiminin
yalnızca bir tarzıdır. İletişim ayrıca göz hareketleri, kol ve el
hareketleri, postür değişiklikleri dahil bütün mimik ve jestleri de içerir. Otizmli
bireyler sözel olmayan iletişimi kullanma ve anlama da da sorunlar yaşarlar. Sağırlar
konuşamadıklarında ilave beden konuşma dili öğrenme veya geliştirmelerine
karşın, otistikler ilave iletişim becerileri geliştirmeleri olası değildir.
Düşlemde
(imajinasyon) bozulma
Oyun oynama veya oyun
kurma becerilerinde sorunlar vardır. Öyle ki oyuncak bir kamyonu amacına uygun kullanacağına,
tekerleğini çevirip durabilir. Bazı otistikler oyunları sadece belli kalıp ve sırayla
oynamada ısrarcılardır. Dikkat edildiğinde bu sıraların tekrardan ibaret
olduğu gözlenir. Yaratıcı oyun yetenekleri yoktur.
Diğer insanların
duygularını anlayamaz, onların sevinç veya üzüntülerini paylaşamazlar.
Çoğu otistik çocuk
özel ilgilerinden zevk alırlar.
Tekrarlayıcı
stereotipik aktiviteler
Çoğu otistik
basit-karmaşık yelpazesinde stereotipik davranışlar gösterir.
Basit stereotipilere örnek;
·Farklı yüzeyleri koklama, tatma, dokunma veya vurma
·Çamaşır makinesi gibi mekanik gürültüleri dinleme
·Işığı açıp kapama
·Objeleri çevirme
·Kafa vurma
Basit stereotipiler yetişkinlik
yaşamına kadar sürebilir., daha karmaşık stereotipik davranışlar gösterebilirler:
·sıralı karmaşık vücut hareketleri
·cansız cisimleri belli bir hat üzerinde yerleştirme
·yatma alışkanlıklarına katı olarak uyma
·yemek masasında hep aynı yere oturma
·zincir veya yaprak gibi nesnelere bağlanma, sürekli yanında taşıma
·boya kutusu gibi tuhaf nesneler biriktirme
·zaman tablosu, meteoroloji, tren numaraları gibi şeylere hayranlık duyma
Diğer özellikler
· stereotipik hareketler örneğin; parmakla fiske yapma, kol çevirme, zıplama, kafa
vurma veya parmak uçlarında yürüme
·bazen yürüme veya postürde anormallikler vardır: yürürken uygun tarzda kollarını
sallama veya uygunsuz tarzda kollarını dışarıda tutma.
·Beden eğitimi veya oyunlarda belirgin güçlük çekme özellikle takım
oyunlarında.
Duyusal
uyaranlar cevaplar
Otistik bireyler seslere
ve görsel uyaranlara alışık olunmadık tepkiler oluşturabilirler;
·Otizmli birey yüksek sesli bir gürültüye tepki vermeyebilir fakat bir gıdanın
hazırlanması sırsında oluşan tepki oluşturabilir
·Bazı otistikler dönen cisimlere veya parlak ışıklarda huzursuzluk
duyabilir
·Kokulara veya tatlara veya bazı kumaşlara karşı duyarlı
olabilir. Bazıları ise ağrılara karşı duyarsız olabilir.
·Yeme güçlükleri olabilir. Bazıları sadece renkli gıdaları yemekte
ısrar edebilir.
Uygunsuz
davranışlar
Uygunsuz davranışlar
otistik çocuklarda sık gözlenir.
·Alışık olmadıkları ortamlarda şaşkınlık ve
korku
·Huzursuzluk, yıkıcı veya saldırgan davranışlar olabilir.
·Babaların tutması
·Otistik bireyler yalan söyleyemez veya sır tutamazlar. Kısa biri için kısa
diyebilirler.
OLASI NEDENLERİ
Psikojenik
teori
1960’ların başlarında
bu teori göz önünde tutulurken, şu anda bu teoriden vazgeçilmiştir. Beyin çalışmaları
daha çok biyolojik nedenler üzerine yönelmesine yol açmıştır.
Öyleyse
otizmin nedeni nedir?
Araştırıcılar
otizmin emosyonel nedenlerini dışlayınca, bozukluğun biyolojik orijinli olduğu
belirginleşmiştir. Otizmin biyolojik orijinli olduğunu düşündüren kanıtlar
şunlardır:
1.otizme
sıklıkla nörolojik belirtiler eşlik eder.
2.otizm
sıklıkla diğer öğrenme güçlükleri ile birliktedir.
3.otizme
sıklıkla epilepsi eşlik eder.
4.otizmli
bireylerin anneleri sıklıkla gebelik ve doğumda sorunlar bildirmektedir.
5.Otistik
spektrum bozukluklarla ilişkili viral enfeksiyonlar, metabolik durumlar ve genetik anomalileler
mevcuttur.
Bu teoriyi ileri süren
araştırıcılar tek bir biyolojik sebep gösterememektedirler.Hatta bazı otistikler hiçbir medikal hastalığa
sahip olmamaktadır. Buna karşın otistik bireyleri gruplayarak yaptıkları çalışmalarda
otistik bireylerin normal çocuklara oranla çok daha sık tıbbi bozukluk gösterdiklerine işaret
etmektedirler. Sonuçlar bu çocukların hepsinin altında biyolojik nedenlerin yattığı,
ancak çok az kısmında bir belirlenen sebep gösterilebildiği ifade edilmektedir.
Beyinin
hangi kısımları etkilenmektedir?
Otizmli bireylerin çoğunda
beyin anormallikleri olmasına karşın, bunları klasik görüntüleme tetkikleri ile
görüntülemek mümkün olmamaktadır. BBT ve MRI çalışmalarında beyinin farklı
bölgelerinde anormallikler bazı olgularda gösterilmiştir: Aşağıdaki bölgeler
üzerinde özellikle durulmaktadır:
1.Frontal
lobdaki anormallikler-bu bölge planlama ve kontrolden sorumludur.
2.Limbik
sistemdeki anormallikler-duygusal düzenlemelerden sorumlu beyin bölgesidir.
3.Beyin
sapı ve 4. ventrikül veya beyincikteki anormallikler:-motor koordinasyonu yönetir.
Bütün araştırmaların
sonucu göstermektedir ki otizmli bireylerin çoğunda beyinde anormallik vardır. Beyin araştırmaları
göstermiştir ki; otizmli çocukların %30-50’sinde kanda anormal derecede yüksek
serotonin seviyeleri vardır.
Otizme
sebeb olabilen tıbbi durumlar
:
Bazı otistik çocuklarda
tanımlanan tıbbi durumlar aşağıda sıralanmıştır:
·Genetik durumlar
·Viral enfeksiyonlar
·Metabolik durumlar
·Konjenital anomali sendromları
Genetik
durumlar
Tek ve çift yumurta
ikizlerinde yapılan genetik çalışmalarda; tek yumurta ikizlerinin daha sık
birlikte otistik bozukluk göstermesi otizmin genetik bir yönünün olduğunu düşündürmektedir.
Bazen otizme neden olan nadir gözlenen genetik hastalıklarda vardır:
·Tuberoskleroz
·Frajil-X sendromu
Otizmin
ailesel geçişi var mıdır?
Erkek ve kız kardeşlerin
yaklaşık %2-3’ündede otizm gelişebilir.
Genel populasyona göre 6o kat daha yüksek riske sahiptirler. Otizmin atipik formlarını
yaklaşık görülme oranı ise %3-4.4olup,
bu genel populasyona göre 120kat daha fazladır.
Gebelik
ve doğumdaki güçlükler otizme neden olabilir mi?
Hala sorgulanan
sebeplerden biridir. Doğumdaki güçlükler beyin hasarından sorumlu nedenlerden biridir.
Bununla birlikte doğum ve gebelikte sorun yaşayanların çok küçük bir kısmında
otizm gelişmektedir.
Otizmin
nedeni olarak enfeksiyon
Daha çok viral
enfeksiyonlar suçlanmaktadır:
·Rubella
·Herpes ansefaliti
Otizm
tanısı nasıl konmaktadır?
Otizm tanısı için
tıbbi bir test yoktur. Kesin tanı çocuğun iletişim, davranış ve gelişim
seviyelerinin gözlemine dayalı olmalıdır. Buna karşın bazı tıbbi
durumlar otizm benzeri tablolar oluşturabilmektedir. Bu nedenle olası sebeplerin tıbbi
testlerle ekarte edilmesi gerekir.
Semptomların tanımlandığı
yaş tanı için önemlidir. Tanı sınıflandırmaları bu tanı için
3 yaşın beklenmesini belirtmektedir.
Değerlendirme
süreci
Tanıda 2 temel
prosedür uygulanır:
1.
Zeka,
konuşma, tıbbi ve nörolojik muayenenin uzmanlarca yapılması
2.Gözlem:
evde, okulda, kreşte ve çeşitli ortamlarda sosyal etkileşim ve iletişimin değerlendirilmesi