Gelişim Bilgisi: 04.05.1985 doğumlu, beklenenden 15 gün önce doğmuş, 3300 gr, 47 cm boyunda, 7-30
günler arasında uzamış fizyolojik sarılığı olmuş (ancak kardeşinin
de aynı olmuş). 11 ay anne sütü ile beslenmiş, 6,5 aylıkken ilk dişini çıkarmış,
6,5 aylıkken desteksiz oturmuş, 9 aylıkken emeklemeye, 13 aylıkken yürümeye başlamış.
Aşılama zamanında yapılmış, kızamık aşısı tek 16. Ayda
yapılmış.
Psikososyal Gelişim:
ilk gülümseme ve göz teması 1,5 aylıkken başlamış, 7,5 aylıkken baba... derdi, aileyle oyun tarzında oynama 9 aylıkken olmuş, ilk 2-3 kelimelik cümleleri 15 aylıkken konuşmaya başlamış,
12-15 aylıkken müzik eşliğinde dans edermiş,
TV’de reklamları izlermiş, istekleri yerine getirilmediğinde çok sinirlenirmiş, 15-24. Aylarda sinirli bir görünümü varmış, bazen bağırırmış,
tuvaletini söylemeye başlamış, komşu çocuklarla bahçede oynarmış, 24 aylıkken
bir erkek kardeşi olmuş, 24-36 aylarda sevimli, zeki fakat
sinirli bir çocukmuş, anneye bağımlı imiş, birlikte yatma istekleri olurmuş,
kardeşine her fırsatta vururmuş, 3-4 yaşlarında
küçük şeylerde ajite olurmuş, arkadaşları ile oynamaz olmuş. Bir çocuk
psikiyatristine gitmişler “kötü giden bir şeyler yok” demiş, diğer bir çocuk
psikiyatristi otistik tanısı koymuş. Bu dönemde EEG ve diğer laboratuvar tetkikleri
normalmiş. Konuşmalar sırasında göz teması yokmuş. 4 yaşında; sosyalize olması amacıyla kreşe başlatılmış,
etraftakilere rahatsız edecek derecede bağırınca kreşten geri alınmak zorunda
kalınmış, 5 yaşında; anaokuluna başlanmış
arkadaşlarına uyum sağlayamadığı için geri alınmış. 6 yaşında; ilkokula başlatılmaya çalışılmış,
gitmeyi red etmiş, okuma ve yazmayı kendi kendine öğrenmiş. 7 yaşında; ilkokula yeniden başlatılmış,
onun arkadaşları, özellikle kızlar kendisiyle çok ilgiliymiş ancak o arkadaşlarına
ilgi göstermiyor ve okul kurallarına uymuyormuş, rakamlara ilgisi çok fazlaymış, tarih
verdiğinizde 5-10 saniyede gününü hesaplayabiliyormuş. 8 yaşında;ikinci
sınıfa başlamış, durumunda değişiklik olmamış, yazmıyor ve
yazmaktan hoşlanmıyormuş, ayrılırken güle güle yapmıyor, el sallamıyormuş,
14 aylıktan beri suyu ve yüzmeyi çok sever. 9 yaşında;
Ankara’ya yerleşmişler, 3.sınıfa başlamış, bu arada “yüksek işlevli
yaygın gelişimsel bozukluk” tanısı konmuş ve özel eğitime de başlamış.
10 yaşında; önceki okulu istememesi nedeniyle başka bir okulda 4. Sınıfa
başlamış, eğitim fakültesindeki kişiler çocuğunun normal olduğunu söylemiş,
fakat bu arada okuldan sürekli şikayetler geliyormuş, sınıfta durmuyor, dersi terk
ediyormuş. 11 yaşında; iyileşme olmamış,
sorunlu bir yaz tatili geçirmişler, saldırgan, hareketli ve sıkıntılıymış,
melleretes damla başlanmış fayda görmeyince nörodol damla verilmiş, kısmen fayda görmüş.12 yaşında; ilkokulu büyük güçlüklerle bitirmiş,
ortaokula başlatılmamış, özel eğitime devam etmiş, zaman zaman evden kaçmaları
oluyormuş. 1-2 hafta melleril 25 mg/gün kullanılmış fakat faydalanmamış.
13 yaşında: hareketlilik ve tepkisellik nedeniyle A.Ü otistik merkezi tarafından 200 mg/gün karbamazepin
kullanılmış faydalanmamış, sonrasında nörofren 1 mg/gün başlanmış,
faydalanmış 1 yıl süresince kullanılmış, bir süre etki görmeyince iki katına
çıkarılmış fakat fayda görmemiş, hareketliliğine yönelik metilfenidat başlanmış
fakat ajitasyona neden olunca hemen kesilmiş, bir süre ile klonidin kullanılmış ancak kısmen
fayda görmüş.
14 yaşında: baba tarafından sertralin ve klorpromazin kombinasyonu kullanmış fakat fayda görmemiş.
Sonrasında bir çocuk psikiyatristi huzursuz ve ajite durumunu yatıştırmak için
flufenazin dekonat (prolixin ampul) ve biperiden yapılmış.
15 yaşında; En son olarak olanzapin 10 mg (1x1) + klonozepam başlanmış. Ajite olunca klonozepamı
kesilip propranolol eklenmiş, fakat ajite olmuş
Babanın arkasından Kanada’lı hekimle e-mail aracılıklı
yazışmasına gelen yanıt:.
Joseph E. Huggins’in Yanıtı:
Öyküye dayanarak, 14 yaşındaki oğlunuzun
Asperger Bozukluğu veya Yüksek İşlevli Otizm/YGB olduğu gözleniyor. Anlattığınıza
göre onun anksiyete, ajitasyon, hiperaktivite, labil duygudurum sapmaları (labil mood shifts), kendine
zarar verici davranışlar ve öfke nöbetleri 13 yaşında başlıyor ve bunlarla başa
çıkmaya yönelik tedavi denemeleri yapılıyor.Bütün
bu belirtiler çocuğunuzun çok problemli bir faz olan “asperger sendromu”nun “accelerated neurodegenerative phase”
e girdiğine işaret etmektedir. Bu zor labil faz sırasında, belirsizce hedef semptomlar yönelik
yapılacak girişimler iyi nitelikli kontrol oluşturamaz. Bu gibi zor olgularda “kanıta
dayalı (evidenced-based)”yaklaşım kullanmamak,
yazılan ilaçların şimdiki belirsiz diskontrol durumun oluştuğu yeni bir “anormal beyin kimyası”na
yol açar.
Bunun için daha etkili çözümü %100 kanıta dayalı yaklaşımı uygulamaktır.
Gözlenen ana hedef semptomları tedavi yerine, anormal semptom ve davranışların oluşması
ve devam etmesinde sorumlu olan nörotransmitterleri tanımlamak ve nitelemek ve buna göre yaklaşımlarda
bulunmak doğru olur. Dört nörotransmitter; Adrenalin, noradrenalin, serotonin ve dopamin Asperger/Otizmde
oluşan ve gözlenen anormal davranış karmaşalarından sorumludur. Örneğin adrenalin’in aşırı aktivitesi veya
işlev bozukluğu olduğunda; insomnia, huzursuzluk, huzursuz vücut hareketleri, impulsivite,
acelecilik, “out-of-the blue” epizodik diskontrol gibi anksiyetenin “dışavuran-gözlenebilen”
formları şeklinde belirti ve bulgular görülecekti. Eğer noradrenalin’ de işlev
bozukluğu olsa, anksiyetenin içedönük bulgu ve belirtileri olan insomnia, hoşlanılan
etkinlik ve gıdalara karşı isteksizlik, zihin meşguliyeti ve fiksasyonlar, yüz kızarması,
sersemlik hali, baş ağrısı, uyuşmalar, IBS, kompulsiyon hedefli agresyon vb. görülecekti.
Serotonin işin içine
karışırsa; kronik halsizlik, duygu durumu düzenlemede işlev bozukluğu, insomnia, ağrı,
yakın bellek düzenlemesinde güçlükler gibi belirtiler ön plan çıkacaktı. Son olarak dopamin, söz konusu ise, çok yoğun fiksasyon
ve mental ruminasyonlar, yoğun OKB, geçici kavramsal bozukluk, sanrılar, paranoya ve
halusinasyonlar gibi belirtiler gözlenebilecekti. Biz öncelikle tabloyla ilgili nörotransmitterleri ve önceliklerin
tanımlıyor ve niteliyoruz. Sonrasında kontrol için gerekli selektif ve down-regulasyon veya up
regulasyon yönelikli nörotransmitterleri hedefliyoruz.
Dopamin blokajının aşırı gerekmediği
durumda, Asperger ve otizmli bireylerin çoğunda (%90) olduğu gibi, risperidon gibi atipik nöroleptiği
dikkatlice seçiyor, başlıca noradrenalin&serotonin kökenli davranışları downregüle
etmek için ve daha az boyutta dopamin kökenli olanlara yönelik olarak, çok küçük doz aralığında
(0.25-1.75 mg/gün) “off-label” olarak kullanıyoruz.Dopamin
blokajının aşırı olması durumlarda, örneğin şizofreni ve diğer
psikotik durumların tedavisinde, risperdal dozu 2mg/gün üzerinde olacaktır ve burada noradrenalin&serotonin
reseptörleri de aşırı bloke olacaktır. Bu durumda Asperger bozukluğu ve otistiklerde
, dopamin reseptör blokajı aşırı gerekmediğinden, paradoksal olarak anksiyete, öfke
atakları, duygu durumda dalgalanmalar olacaktır. Tedavide ikinci senaryoda yüksek dopamin blokajı gerekiyorsa,noradrenalin ve serotonin kontrolünü optimize edecek, daha iyi kontrol sağlayacak primer dopamin
blokajı sağlayacak örneğin haloperidol, küçük doz risperidon ile kombine edilmelidir.
Elverişli nöroleptik ilaçların hiçbiri yeterli
olmuyor ise, beta adrenerjikdisfonksiyonun da (dışavuran/gözlenebilen
anksiyete/ajitasyon formu) down regulasyonu da gerekiyorsa, propranolol gibi bir beta bloker eklenmeli,
sedasyonu kontrol için nöroleptiğin dozu artırılmamalıdır.
Yukarıda anlattığım bilgilerin hepsi D&T model kitabında mevcuttur. Bu kitapta sık gözlenen
semptom ve davranışları kontrol etmekte kullanılan ilaçlar için nörotransmitterler ve
P450 izoenzim veri bilgilerini içermektedir.
Şimdi sizin sorularınıza cevaplar:
1.Tanı: Yüksek İşlevli Otizm veya Asperger Bozukluğu (DSM-IV 299 veya 299.80) uygun olduğu
gözleniyor.
2.Risperidon’a karşı Olanzapin: Anksiyete, ajitasyon, öfke atakları ve duygudurum kaymaları gösteren (fakat oldukça
az psikotik belirtileri olabilen) Asperger/Otizm/YGB bireylerin çoğu için, kontrolü sağlamada
risperidon olanzepin’e göre daha üstündür, çünkü risperidon çok potent µ2 noradrenalin & 5:1 serotonin/dopamin blokajı sağlar. Bu ilaçların
ikisinin çalışma düzenekleri aşağıda anlatılmaktadır.
Olanzapin (Zyprexa): Olanzapin aşağıdaki nörotransmitterlere bağlanma affinitesi gösteren atipik nöroleptik
bir ilaçtır. Dopamin (D2)
~ 9.1, Serotonin (5-HT2A) ~ 25, 5-HT2A/D2 ~2.7, Noradrenalin µ1 & µ2~ 2.1 & 0.21, Asetilkolin (muskarinik) m1 ~ 53, Histamin H1~ 14. Risperidon
ile karşılaştırıldığında olanzapin’in güçlü noktaları: tardif diskinezi dahil erken ve geç başlangıçlı ekstrapiramidal yan etkileri daha
az insidansdadır. Risperidona oranlaµ1 & µ2noradrenalin daha orta derecede affinite gösterir. Risperidona oranla daha yüksek derecede
dopamin/serotonin bağlanma oranı mevcuttur. Olanzapin prolaktin üretimini uyarmaz. Negatif yönleri: olanzapin risperidona oranla çok daha zayıf
anksiyolitik özelliği vardır, dalgınlık & sedasyon daha sık oluşturur ve
daha fazla iştah artışı yapar. İştah artış nedeni potent Histamin H1reseptör blokajı yapması nedeniyledir. Olanzapin çok
aşırı kolinerjik-muskarinik m1 reseptör blokajı yapması nedeniyle,ağız kuruluğu, bulanık görme, idrar retansiyonu,
sinüs taşikardisi, bellek disfonksiyonu, dar açlı glokomda presipitan gibi can sıkıcı
kolinerjik yan etkileri vardır. Bu kolinerjik yan etkiler dozla ilişkili olarak artar. Asperger/Otizm/YGB
olgularının çoğu 7.5 mg/gün üzerindeki dozları tolere etmeleri zordur. Oğlunuzda
olanzapin de arzulanan derecede davranış kontrolü sağlayabilmiş olmasına karşın,
düşük doz risperidon daha iyi tedavi seçeneği olacaktır.
Risperidon (Risperdal): olanzapinle karşılaştırıldığında,
küçük dozlarda noradrenalin, serotonin ve dopamin reseptör kontrolü için “off-label” işlev görür. Bu nedenle dozlar konusunda dikkatli olunmalı, 2 mg/gün
< üzerindeki dozlarda zıt etkiler açığa çıkacaktır. Nörotransmitter affinitesi
ve bağlanma özelliklerine dayanarak, 2 mg/gün üzerindeki risperidon serotonin ve noradrenalin reseptörlerinin
hemen hemen %100’ünü bloke eder. Bu tam blokaj durumu normal bazal seviyenin üzerinde, yeni serotonin,
noradrenalin ve dopamin reseptör proliferasyonunu indükler ve bunun sonucu olarak da paradoksal etki oluşturarak; anksiyete, ajitasyon, öfke
patlamaları ve duygudurum değişiklikleri açığa çıkarır. Biz, Asperger/Otizm/YGB
bireylerde, noradrenalin (anksiyete, ajitasyon öfke patlamalar vs.) & serotonin (duygu durum kaymaları,
insomnia, ağrı yakın bellek sorunları vb) kontrolü için, fakat dopamin blokaj özellikleri
olmayan yönüyle risperidonu daha faydalı bulduk. Bu durumiçin günde iki kez 0.25 mg dozlarda başlamalı 0.75-1.5 mg/gün
gibi küçük dozlarda risperidon kullanımı ile sağlanmaktadır. Doz artışı
0.25 mg aralıklarla olmalıdır. Risperidonun toplam dozu 2 mg/günü aşmamalıdır.
Risperidon sırasıyla şu nöroreseptörlere bağlanma affiniteleri gösterir: Dopamin (D2) ~ 33, Serotonin (5-HT2A) ~ 170, 5-HT2A/D2 ~5.1, Noradrenalin µ1 & µ2~ 50 & 1.8, Asetilkolin (muskarinik) m1 ~ 0.009, Histamin H1~ 1.7. bu durum ideal nöroleptiktir anlamına
gelmez, diğerlerine oranla daha iyi işimizi gördüğünü belirtiyoruz. Risperidonun bir eksikliği; muskarinik-kolinerjik blokaj çok çok
az yapmasıdır, bu durum erken ve geç başlangıçlı nöromuskuler yan etkileri (akut
distoni, akatazi, parkinsonizm, tardif diskinezi vs) sıklığını artırabiliyor.
Anacak off-label küçük dozlarda kullanımı bu sıklığı oldukça azaltır.
Fakat bunun bir avantajı şudur ki antikolinerjik yan etkileri sık sık gözlemezsiniz. Risperidonun diğer bir eksikliği diğer çoğu
klasik nöroleptik gibi prolaktin hormon üretimini uyarma yeteneği vardır. Bu erkeklerde empotans
ve orgazm olamama gibi cinsel işlev bozukluklarına, bayanlarda menstrüel anomalilere yol açar.
Devamlı prolaktin yüksekliğiosteoporoz riskini artırır.
Risperidonun üçüncü eksikliği, H1 blokajı
nedeniyle dalgınlık, sedasyonve iştah artışı
yapmasıdır, fakat bunlar olanzapine oranla daha azdır.
Risperidonunsitokrom P450 izoenzim metabolik özelliklerine bakıldığında;
2D6 (P)& 3A4 (M) kullanır. Benadryl (difenhidramin), soğuk
algınlığı tedavisinde kullanılan ilaçların içerisinde de vardır, 2D6 için çok potent inhibitördür.
3.Propranolol kullanmaya devam etmek gerekir mi?Oğlunuzun şimdiki diskontrolü büyük olasılıkla
immatür beta adrenerjik sistem tarafından oluşmaktadır. 100-200 mg/gün doz aralıklarında,
Adrenalin aşırılığına bağlı semptomları (dalgalanan anksiyete,
ajitasyon, yerinde duramama vs) ve epizodik öfke patlamalarını kontrolde endikedir. Beta adrenerjik
sistem genellikle zaman içinde fizyolojik olarak matür hale geleceğinin hatırlanması önemlidir.
Ergenlik yıllarında erişkinliğe geçinceye kadar propranolol güvenle kullanılabilir.
Propranolol bir substrat olarak ; 1A2(P),2D6(W),2C19(P) kullanır, 1A2,3A4(W), 2C19(W) inhibe eder. Diğer ilaçlarla bu nedenle etkileşimi
sıktır, bu nedenle kombinasyonlarda doz ayarını iyi yapmak gerekir.
4.Nöroleptik ilaca ilave olarak, antiepileptik bir ilaç
veya lityum gerekir mi? Konvulziyonların yokluğunda, risperidon (veya
olanzapin)+propranolol dozları optimize edilene dek duygudurum modulasyonu için düşünülmez. Oğlunuz
“atipik hızlı döngülü bipolar” mood modulasyon paterni gösteriyor. Ardı sıra bu
durumun tedavi edilmesi gerekirse, valproik asit tercih
edilmelidir. Mood modulasyonunun bu tipini stabilize etmekte lityum iyi bir seçenek değildir.