ÇOCUKLUK ÇAĞI BOZUKLUKLARININ GENETİĞİ:
GENETİK VE ZEKA II.
Dr. Ayhan CÖNGÖLOĞLU
İnsan
zekasının modern olarak ölçümü; Charles Darwin’in kuzeni olan Sir Francis Galton’un 19.
yüzyılın ikinci yarısında İngiltere’de basit bir teoriden (insanlar bilgileri
duyuları ile edindiklerine göre en zeki insanlar en gelişmiş duyulara sahip olanlar olmalıdır)
bir test geliştirmesiyle başladı. Galton; duyu, motor ve reaksiyon zamanı işlevlerinden
oluşan ve sonuçları tutarlı ve güvenilir olan bir test geliştirdi. Sonuçta 20. yüzyıla
kadar Galton dışındaki insanlar tarafından geliştirilen testler bu karmaşık
yapının değersiz ölçümleri olarak gösterildi.
Binet açılışı
1905 yılında ilk “gerçek” zeka testini basarak yaptı. Binet’in testi; bellek, yargılama
ve sonuç çıkarma fonksiyonlarının sorgulandığı bir çok bölümden oluşmaktaydı
ve genel zeka teorisini temel alıyordu. O, zeka yaşı kavramını tanıtan, karmaşık
insan zekasını ölçebilmek için araştırmacının ölçüm hatalarını
kabul etmeye razı olması gerektiğini ısrarla belirten Galton’un üzerinde durduğu
sözel olmayan becerilerden daha çok lisan üzerine odaklanmıştı. Stanford üniversitesinden,
aynı zamanda “g” (genel bilişsel beceri) ye inanan bir insan olan Lewis Terman,
Binet-Simon ölçeğinin A.B.D.’de standardizasyonunu yapmıştır. 1916 yılında
Stanford-Binet testini yayınladığında zeka testlerinin tartışmasız lideri
olmuş ve yaklaşık son 50 yıla kadar böyle kalmıştır.
A.B.D. de IQ
testlerine etki eden ikinci büyük olay Amerika’nın 1917 yılında birinci dünya savaşına
girişidir. Askere alınan büyük sayılardaki askerlerin kısa süre içinde test
edilmelerinin gerekliliği, gruplara uygulanacak zeka testlerinin geliştirilmesini sağladı.
Army Alfa (Binet benzeri çoktan seçmeli dil becerilerinin testi), ve Army Beta (sözel olmayan bölümlerin
birleştirilmesi ile geliştirilmiştir) İngilizce’yi çok iyi bilmeyen göçmenlerin değerlendirilmesi
için geliştirildi. Son olarak da simülasyonla suçlanan askerler ve grup düzeninde yeterince değerlendirilemeyenler
için bireysel olarak planlanmış olan Ordu Performans Ölçeği, geliştirildi. Savaş sırasında
bu araştırmalardan; IQ testlerinin yetişkinler için kullanılabileceği (yalnızca
çocuklarda değil), bu testlerin geçerli olduğu (yaklaşık iki milyon askerden elde edilen
bilgiler analiz edildi) ve tartışmalara yol açabileceği (savaş zamanı yapılan
bu araştırmalar ırkçılıkve aşağılama
seslerine neden olmuştur) gibi sonuçlarçıkarılmıştır.
Binet,
Terman,ve savaş zamanı psikologları ile 21. yüzyılda ulaştığımız
klinik görüşlerin arasındaki bağlantıyı sağlayan bir adamdır: David
Wechsler. Birici dünya savaşı sırasında bir klinik araştırmacı olan
Wechsler; İngilizce’si zayıf olan insanların eşit olarak değerlendirilmesinin
gerekliliğinin farkındaydı. Onun Wechsler Ölçeği Serileri dünyada IQ testlerinin kralı
olarak saltanat sürmeye devam etmektedir.
Wechsler,
sözel ölçeğini geliştirmek için Stanford-Binet ve Army Alfa teslerinden ve performans ölçeğini
geliştirmek için Army Beta ve Ordu Performans Ölçeğinden bazı bölümleri karıştırarak
kullanmıştır. Onun yaratıcılığı, herkesin sözel ve sözel olmayan
testlerle değerlendirilebileceği düşüncesindeki ısrarından ve tek, geniş çaplı
IQ ya oranla çok skorlu testlerin insan zekasını göstermede daha değerli olmasından
kaynaklanıyordu.
Wechsler;
“g” teorisine katı şekilde inanmasına rağmen IQ testlerini kişiliğin
bir parçasını ölçtüğünü varsayan ve bu testleri psikometrik aygıtlardan çok klinik
araçlar olarak gören ilk ve en başta gelen klinisyen olmuştur. Wechsler testlerini pratik ve
klinik bilgilerini göz önüne alarak geliştirmiş olmasına rağmen onun testleri teori
bazlı ve nörolojik tartışmalara neden olmuştur. Onun sözel IQ (V-IQ) ile performans IQ(P-IQ) arasındaki ayırımı
1950’lerdeki Ralph Reitan’a ait nöropsikolojik teori ve 1960’lardaki Roger Sperry’e ait serebral
özelleştirme teorisi ile ilgiliydi. V-IQ daki kayıplar sol hemisfer hasarı ile ilgiliydi ve P-IQ
daki kayıplar sağ hemisfer hasarı ile birlikte ortaya çıkıyordu.
Hiçbir test
karmaşık zeka alanındaki bütün becerileri ölçmek için yeterli olamamaktadır. Testler
Howard Gardner’inçoklu zeka teorisinde tanımladığı
çeşitli becerilerin sadece bir bölümünü ölçebilmekte ve Robert Sternberg’in triarşik
teorisinin sadece bir bölümünü; yaratıcı veya pratik becerileri değil analitik becerileriyargılayabilmektedir. Bu testler gerçekten zekaya bağlı
insan davranışlarını tanımlayacak becerilerin sadece küçük bir parçasını
ölçebilmektedir. Ancak o ölçümler objektif olarak değerli ve zaman içinde kalıcı olma,
zekanın saygın deneysel ve nöropsikolojik teorileri ile ya teori bazında ya da bireysel olarak
ilişkili olma, okul başarısını öngörmede değerliliği gösterilmiş
olma, öğrenme bozuklukları ve Alzheimer gibi klinik durumlar için tanısal yararı olma,
Wechsler’in daha önce tanımladığı gibi bir insanın kişiliğinin parçalarını
değerlendirmede kullanılan birer klinik araç olma ve IQ, genetiğin çevreyle karşılaştırılması
gibi bir çok gerçek zaman kavramlarını kavramamıza yardımcı olma gibi yetenekleri
vardır.
Bilim
adamlarının, genetik ve çevrenin IQ ve diğer değişkenlere etkilerini araştırırken
kullandıkları en sık yol değişik derecelerde kan bağı olan deneklerin araştırılmasıdır.
Örneğin; eğer genetik IQ üzerinde etkiliyse IQ skorlarının tek yumurta ikizlerinde çift
yumurta ikizlerine oranla, kardeşlerde de kuzenlere oranladaha
fazla korelasyon göstermesi beklenir. Bu toplanan bilgilerin sonuçları hem genetik olarak etkilenmiş
hem de çevresel olarak etkilenmiş bireylerin pozisyonlarını desteklemek için kullanılabilir.
Genetiğin
bir kişinin IQ’sunu etkiliyor olması aşağıdaki sonuçlarla desteklenmektedir:
Monozigot ikizler dizigot ikizlere
oranla daha benzer IQ oranlarına sahiptir.(0.86/0.60)
Öz kardeşlerdeki IQ üvey kardeşlere
oranla daha yüksek korelasyon göstermektedir. (0.47/0.31) kuzenlerde bu oran daha da düşmektedir.
(0.15)
Biyolojik ebeveynler ve onlarla
birlikte yaşayan çocuklardaki korelasyonlar evlat edinilmiş çocuklar ve onlarla yaşayan
üvey ebeveynler arasındaki korelasyonlardan daha yüksektir. (0.42/0.19)
Ters
olarak ta aşağıdaki sonuçlar çevrenin IQ üzerindeki rolünüdesteklemektedir:
Dizigot ikizlerdeki IQ korelasyonları
aynı genetik benzerlik derecesinde olmalarına rağmen kardeşlerden daha yüksektir.
(0.60-0.47)
Birlikte büyüyen akraba olmayan
kardeşler (evlat edinilmiş/doğal veya evlat edinilmiş/ evlat edinilmiş) ayrı
yaşayan biyolojik kardeşlere oranla daha benzer IQ skorlarına sahiptir. (0.32/0.24)
Evlatlık edinen ebeveynler ile
birlikte yaşayan çocuk ile biyolojik ebeveyn ile ayrı yaşayan çocukların
korelasyonları benzer çıkmaktadır. (0.19/0.22)
Birlikte yaşayan kardeşlerin
IQ ları ayrı yaşayan kardeşlerinkine göre daha benzerdir. (0.47/0.24) Aynı
sonuçlar ebeveynle çocuk birlikte yaşarken ve ayrı yaşarken de çıkmaktadır.
(0.42/0.22)
Binlerce örnekten toplanan bilgiler kişinin
IQ sunun belirlenmesinde genetiğin çok önemli olduğunu vurgulamaktadır. Ancak aynı
zamanda çevrenin de büyük önemi olduğu ortaya çıkmaktadır. Bir çok ikiz çalışması
temel alındığında IQ için genetik etki %50 civarındadır ki boy için olan %80
etki kadar yüksek değildir. Zeka ile kilo alımındaki genetik etki benzerlikler
göstermektedir. Şişman insanlar kilo alımı için genetik yatkınlığa
sahipken zayıf insanlar tam tersi yatkınlığa sahiptir. Ancak tüm bireyler için yaşam
tarzı (yeme alışkanlıkları, egzersiz)kilo
alımında önemli etki yapmaktadır. Kilo alımına benzer şekilde IQ
belirlenmesinde de genetik ve çevre birlikte rol oynamaktadır.benzer genetiğe sahip (ebeveyn, kardeş)
insanlar sıklıkla aynı çevreyi paylaşmaktadır.
Genetik araştırmaların etkileyici bir özelliği de, daha önce tartışılmış
olan bütün eski bilgi ve yargılar hakkında yeni bir sayfa açmasıdır. Genetik geçişler
hakkındaki bilgiler büyük ölçüde monozigot ikizlerle dizigot ikizlerin karşılaştırılması
ile elde edilmiştir. Ancak önemli birdeğişken;
plasenta (koryon) etkisigörmemezlikten gelinmiştir.
Monozigot ikizler aynı plasentayı mı paylaşıyorlardı(monokoryonik) yoksa farklı pasentaları mı vardı (dikoryonik)
? Zigot fertilizasyondan sonraki 72 saat içinde bölünürse monozigot ikizler dikoryonik olmakta, eğer
bölünme 4 ila 7 gün arasında iken olursa monokoryonik olmaktadır. Elimizdeki bilgiler; farklı
koryonik etkilere sahip monozigot ikizlerin doğum ağırlığı, kord kanı
kolesterol düzeyleri, erişkin kişilikleri, ve bilişsel fonksiyonları gibi yapısal
farklılıklar gösterdiğine işaret etmektedir. Monozigot ikizlerin yaklaşık
üçte ikisi monokoryoniktir.
Bilişsel farklılıklar, IQ ölçümlerindeki
korelasyonlar koryon etkisinin bir sonucu olabilir. Tablo 1; bu bulguları sözcük dağarcığı
ve block design (2 WAİS alt testi) testlerini kullanarak göstermektedir. yetişkin monozigot ikizler
sözcük dağarcığı testinde koryon etkisinden bağımsız olarak neredeyse aynı
skorları alırken, block design testinde benzerlik sadece monokoryonik ikizlerde devam etmiştir.
Dikoryonik ikizlerin test sonuçları dizigot ikizlerinkinden daha benzer çıkmamıştır.
Bu bulgular Fransa’da 8-12 yaş arasındaki ikizlerden elde edilmiştir.
Kanada ve Fransa hastanelerinden elde edilen bu bulgular (A.B.D.’de koryon
kategorisi genel olarak kayıt edilmiyor) yenidoğanın en erken çevresel etmenlerinin ilerideki
IQ derecesine etki edebileceğini vurgulamaktadır. Anne karnındaki çevresel şartları
farklı olan dikoryonik monozigot ikizler çevresel şartları aynı olanlara göre block
design testinde daha farklı performans göstermişlerdir. Bu sonuçların bilimsel buluşlar
olarak kabul edilebilmesi için eklenecek çalışmalara ihtiyacı vardır. Ancak yine de daha
öncesindeki çalışmalar koryon etkisini kontrol etmede başarısız oldukları
için bu bulgular bilinen bütün kalıtım bilgilerine meydan okumak için insanı kışkırtmaktadır.