|
Rasyonel İlaç Kullanımı veya Akılcı İlaç Kullanımı uygun ilaçların, uygun nedenlerle, uygun zamanda, uygun hastalara, uygun miktarlarda verilmesi olarak tanımlanabilir. İlaç, insanların yararı için, fizyolojik sistemleri veya patolojik durumları değiştirerek tanı koymak veya tedavi etmek üzere kullanılan veya öngörülen bütün maddelerdir. Aslında, ilaçların rasyonel kullanılmalarının mantığı, ilaç tanımının içindeki “insanların yararı için” sözcükleri içinde bulunmaktadır. İlaç kullanımında “akılcı” sözcüğü ile etkin, güvenli, uygun ve düşük maliyetli ilaç kullanımı anlamını yüklemektedir. İlaçların akılcı kullanılmaları, sadece mantıksal bir yaklaşım ile düşünme ve analiz gerektiren bir tümdengelim sürecinden geçtikten sonra mümkün olabilir.
Günümüzde ilaçların akılcı
kullanılmamaları (irrasyonel ilaç kullanımı), gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler
için önemli bir sorun oluşturmaktadır. Çalışmalar reçetelerdeki ilaç
sayısının, her geçen gün artmakta olduğu ve bu ilaçların daha ucuz
alternatiflerinin olmasına rağmen, daha pahalı olanlarının tercih edildiği
gösterilmiştir. Sorunun artarak devam etmesi, acil önlemler alınmasını
gerektirmektedir. T.C. Sağlık Bakanlığı'nın bir raporu, hekimlerin reçete
yazma ve standard tedavi şemalarını uygulamada karşılaştıkları
yetersizliklerin, çağdaş enformasyon teknolojilerinin giderek daha yaygın
kullanılması ile artan kontrol olanakları ve sosyal güvenlik kurumları
sayesinde daha belirgin olarak ortaya çıktığını göstermekte ve Türkiye'de
hekimlik uygulamaları içinde "akılcı ilaç kullanılması" bilincinin
yerleştirilmesi gerekliliğini vurgulamaktadır. İlaçların
irrasyonel kullanımı veya reçete
edilmeleri, bugün bazı tedavilerin etkinliğinin ve güvenirliğinin azalmasına,
hastalıkların tam tedavi edilmeyerek kronik bir seyir almasına, hastaya
sıkıntı ve zarar verir hale gelmesine, hatta gereksiz yere hastaneye yatmalara
neden olmaktadır. Bunun bir sonucu olarak, sağlık hizmetlerinde işgücü kaybı
ortaya çıkmakta ve özellikle maliyetin artmasında önemli bir sorun
oluşturmaktadır. T.C. Sağlık Bakanlığı
verileri dikkate alındığında, Türkiye’de sağlık giderlerindeki ilaç
harcamalarının oranının % 60 olması ve bu oranın gelişmiş ülkelerinkinden 4
kat fazla görülmesi, irrasyonel ilaç kullanımının mali boyutunu gözler önüne
sermektedir. Bu
problemin farkında olan ülkelerde, tıp fakültelerinde temel farmakoloji eğitimine ek olarak akılcı ilaç
kullanılması bilincinin kazandırılmasına ve pratiğe yönelik "Klinik
Farmakoloji ve Farmakoterapi" eğitiminin verilmesi zorunluluğunu ortaya
koymuştur. Örneğin; bu eğitimin uygulanması ile Hollanda’da tedavi
giderlerinde, ilaçla tedavinin oranı % 45 civarlarında iken, bir yıl süreli
eğitim ile bu oranın % 35’e düşmesi bu
düşüncenin doğruluğunu göstermektedir. İrrasyonel
ilaç yazma alışkanlığı, diğer yandan hekimi dış etkenlerden (hasta baskısı,
ilaç endüstrisinin etkileri, örnek temsil eden ve optimum reçeteleme
alışkanlığı olmayan meslektaşların kopya edilmesi, vb.) etkilenmeye açık hale
getirmektedir. İrrasyonel ilaç kullanma davranışı yerleştikten sonra,
hekimlerin reçete yazma alışkanlıkları,
yeni mezunlarca da kopya edilerek, irrasyonel ilaç kullanımı kısır döngü
tamamlanmakta ve problem sürmektedir. Günümüzde tıp eğitimi programında, klinik
farmakoloji dersleri verilmemektedir. Varolan farmakoloji dersleri "ilaç
merkezli" olarak yürütülmektedir. Başvuru kaynakları olarak kullanılan
ders kitapları ise "ilaç merkezli" şekilde hazırlanmıştır.
Farmakoloji dersleri, yaşam boyu
kullanılabilecek rasyonel ilaç seçimi ve becerilerinin öğretilmesinden çok,
ilaçların özelliklerine ilişkin giderek büyüyen bilgi setinin öğrencilere aktarılması
üzerinde yoğunlaşmaktadır. Derslerde daha çok ilaçların endikasyonları ve yan
etkileri anlatılmaktadır. Bu dönemde öğrencilerden hangi tedavinin neden
seçildiğini sorgulamadan, uygulanan tedavileri izlemeleri ve bunları kopya
ederek bu tedavi şemalarını öğrenmeleri gerekmekte ve istenmektedir. Oysa
klinik pratikte tam tersi, yani "hasta merkezli" bir yaklaşım
beklenmektedir. Hastaların yaşı, fiziksel özellikleri, sosyokültürel
özellikleri, meslekleri farklı olmakta ve bu da tedavi seçimini etkilemektedir.
Hastaların kendilerine uygulanacak tedaviyi algılamaları ve tedavinin bir
parçası olmaları gerekmektedir. Bütün bunların nasıl yapılacağı tıp
fakültelerinde öğretilmemekte ve klinik eğitim de
"hastalık-merkezli" olarak, daha çok tanısal kriterler üzerinde
odaklanmaktadır. Halbuki esas rasyonel
olan yaklaşım "hasta merkezli" bir tedavinin seçilmesidir. Hollanda
ilaç ile tedavi maaliyetlerinin yüksek
olması nedeniyle, belirli araştırmalar sonucunda yeni bir klinik farmakoloji
ve farmakoterapi eğitimi modeli oluşturmuş ve uygulamıştır. Bu model, ilaçla
tedavi maaliyetini aşağı çekmiş ve “Rasyonel İlaç Kullanımını” sağlamıştır.
Dünya Sağlık Örgütü, bu modelin başarıya ulaşmasının ardından, pek çok ülkede
rastlanılan bu büyük sorunun önüne geçmek için, 1984 yılından beri rasyonel
ilaç kullanımı eğitimi verilen Groningen Üniversitesi ile işbirliğine girmiş
ve 1995 yılında Farmakoterapi Eğitimi ve Öğretimi İşbirliği Merkezi'ni
kurmuştur . Başta Avrupa Birliği ülkeleri olmak üzere birçok ülke tıp fakültelerine,
Groningen Üniversitesi’ndeki bu eğitim modelini önermektedir. Şu anda
“Groningen Modeli Klinik Farmakoloji ve Farmakoterapi Eğitim Programı"
54 fakülte (örneğin: Harvard Tıp Fakültesi, ABD; Köln Üniversitesi, Almanya;
Amsterdam ve Limburg Üniversitesi, Hollanda; Karolinska Üniversitesi, İsveç;
Tokyo Tıp Fakültesi, Japonya) tarafından uygulanmaktadır.
Ülkemizde ise tıp fakültelerinin %50’e yakın bir kısmı başlamış, geri kalan
kısmı da uygulamak istemesine rağmen çeşitli nedenler ile uygulayamadığı tespit
edilmiştir.
Bu modelinin temeli, rasyonel
ilaç kullanımına ve seçimine dayalıdır. Öğrenciye tıbbi problem çözme ve
tedavi kararlarını analiz etme
becerilerini kazandıran, olgularla pratik uygulamalar yapılabilen,
farmakoterapinin temel prensiplerinin kazandırıldığı bir eğitim modelidir. Bu
eğitim modeli öğrenci merkezli, probleme dayalı, hastaya/kliniğe yönelik ve
en önemlisi bulunduğu topluma yönelik olarak eğitim ve öğretim vermektedir. Probleme dayalı öğrenme (PDÖ), yeni bilgilerin
kazanılması için başlangıç noktası olarak bir problemin ele alındığı ve bu
problemi çözmek için gerekli bilgilerin öğrenilmesinin hedeflendiği
öğrenci-merkezli bir eğitim yöntemidir. Tıp eğitimi özelinde düşünüldüğünde,
PDÖ’deki düşünme süreci, bir problemin çözümüne odaklı olarak başlayan etkili
ve verimli bir klinik sorgulama ile benzerlik göstermektedir. Probleme
dayalı öğrenmede problem çözme amaç değil araçtır; problemi çözebilmek için
gerekli bilgi ve becerilerin fark edilmesi ve kazanılması hedeflenir. 2004-2005 Eğitim ve Öğretim yılında, Gülhane Askeri
Tıp Fakültesi’inde, Rasyonel Farmakoterapi eğitiminin 6.sınıfta 5 gün süreli seçmeli bir staj olarak
uygulanmasına karar verilmiştir. Temel amacı tedavi konusunda beceri kazandırmak olan rasyonel
farmakoterapi eğitiminin sadece 6. Sınıfta ve kısıtlı sürede uygulanması
beceri gelişimi için yeterli olmamakla birlikte, beş yıl süresince öğrenilmiş
teorik bilgi ve tıbbi becerileri bağımsız bir şekilde ve sorumluluk alarak
uygulayabilme durumuna gelmiş hekim adayları için bu eğitim şüphesiz çok
yararlı olacaktır. Kısa bir süre sonra
birinci basamak sağlık hizmetlerinin sunumunda görev alacak hekim
adaylarımızın bu eğitimi alması tedavi
analizlerini ve becerilerini geliştirecektir, destekleyecektir. |
||
|
|
||
|
|
Son güncelleme: 20.05.2005 |
|